27 Eylül 2011 | Yazar: Gateway | Konu: Etkinlik

ZOW 2011 İstanbul Dekorasyon, Mobilya ve Tasarım Fuarı, 15-18 Eylül 2011 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen ZOW İstanbul’da, estetik ve işlevsel tasarımlara sahip aksesuvarlar yerli ve yabancı ziyaretçilerin ve sektör temsilcilerinin beğenisine sunuldu.
Fuar kapsamında 16 ve 17 Eylül’de düzenlenen seminerlerde “Yenilenen dünyada tasarımı donatan ekipmanlar” teması çerçevesinde mobilya sektörünün sorunları, tasarımın kaliteye etkisi, Türkiye’de tasarımın sorunları, yeni nesil materyaller, endüstri ve tasarım işbirliği ile tasarımın geleceği konuşuldu.
Seminerlerin açılışını yeni nesil materyalleri tanıtarak yapan Yılmaz Zenger, tasarım eğitimi süresince öğrencilerin malzeme konusunda yeterince bilgi edinemediğini ifade etti. Endüstri ürünleri tasarımcılarının çağdaş malzemeleri tanımasının son derece önemli ve gerekli olduğuna vurgu yapan Zenger, tasarım ve bilim arasında bilgi köprüsü kurmak üzere kurulan Material ConneXion’ın tasarımcıların yeni malzemeler hakkında ihtiyacı olan her türlü bilgiyi sağlayarak fark yarattığını anlattı.
Yılmaz Zenger, günümüzde endüstrinin hep daha hafif ama daha güçlü ürünler elde etme amacı içinde olduğunu söyleyerek “gelecekte en yaygın kullanılacak malzeme hava olacak. Herhangi bir malzemeyi havayla şişirerek ona form vermek mümkün. Ayrıca metaller dahil olmak üzere pek çok maddenin yapısı içinde hava kabarcıklarını hapsederek o malzemeyi çok daha hafif ve sağlam yapabilirsiniz” dedi. Sunumuna hava aracılığıyla güçlendirilmiş paneller, süngerler, metal ve cam malzemelerden örnekler vererek devam eden Zenger, tasarımcılara yeni malzemelerle çalışırken yol gösterecek en önemli şeyin “akıl yürütme” olduğunu anlattı. Zenger, sunumunu “Tasarım, matematik tabanlı bir eylemdir. Akıl yürütme, sorun çözmeye yarar. Tasarım da bir problem çözme eylemidir ve bu nedenle akıl yürütmeyi biliyorsanız, tasarımda başarılı olursunuz” diyerek tamamladı.
Tasarım öğrencilerinin büyük ilgi gösterdiği seminerlerin ikinci gününde Yılmaz Zenger, tasarımın geleceğine yönelik vizyonunu ortaya koyan bir konuşma yaptı. Tasarımcının daha iyiye ulaşmak için daima sorular sorması gerektiğini vurgulayan Zenger, günümüzde tasarımın yeni boyutunun ilişkilendirme olduğuna dikkat çekti: “Tasarımcı, malzemenin çevresiyle ve bileşenleriyle ilişkilerini hayal etmelidir. Tasarım sürecinde daima ilişkileri hayal etmelisiniz. Tasarım sadece form aramak değildir. Görünenle tatmin olmayın, görünenin arkasındakini arayın. Tasarım, görünenin arkasındakini görmektir.”
ZOW Essential Seminer Programı kapsamında Häfele Türkiye Genel Müdürü Hilmi Uytun’un moderatörlüğünü yaptığı “Kaliteli Üretimin İhracata Etkisi” başlıklı panele MOBSAD Kurucu Başkanı Nuri Gürcan, MUDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Zeki İyibaş, MOSDER Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Güleç ve MOBDER Başkan Yardımcısı Kadri Çoklar konuşmacı olarak katıldı. Sektörde kalitenin farklı algılanması ve ortak bir kalite anlayışı getirilmesi gerektiği konusunda hemfikir olan konuşmacılar, kaliteyi arttırmanın sektöre ve ülke ekonomisine ne şekilde katkı sağlayacağı konusunda görüşlerini dile getirdiler. MOBSAD Kurucu Başkanı Nuri Gürcan sektörde kaliteyi sağlamak için yer ve tesis gibi sorunlara ortak çözümler aranması gerektiğini vurgularken, MUDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Zeki İyibaş kalitenin tüketici bilinçlendikçe talep edilen bir özellik haline geleceğini söyledi. MOSDER Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Güleç, kalitenin göreceli değil, standarlarla belirlenen bir kavram olabilmesi için belgelenmesinin önemini vurgulayarak Ekim 2011’de mobilya alanında bağımsız bir test laboratuvarının hizmete gireceğini müjdeledi. MOBDER Başkan Yardımcısı Kadri Çoklar ise kaliteli ürün için kalifiye elemanlara ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, üniversite-sanayi işbirliğinin artması gerektiğini ifade etti.
Panelin ikinci bölümünde “ortaklaşa rekabet” kavramı çerçevesinde sektörün nasıl büyüyebileceği ve ihracatın arttırılabileceği konuşuldu. Bu bölümde söz alan MOBSAD Kurucu Başkanı Nuri Gürcan, sektörde çıraklık sisteminin ortadan kalktığını ve üniversite düzeyinde eğitim görmüş elemanların pratik bilgilerinin yetersiz olduğunu ifade ederek verimlilik arttırıcı yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. MUDER Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Zeki İyibaş ise Türkiye’de mobilya sektörünün büyüme potansiyeli olduğunu ancak yetırımların yetersiz kaldığını anlattı. MOSDER Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Güleç, 61 ilde mobilya üretimi konusunda teşvik verildiğini ve ülkenin her yerinde mobilya konusunda iş kurmanın mümkün olduğunu söyleyerek, sektörün istihdamı arttırıcı potansiyeline vurgu yaptı. Nitelikli iş gücü yetiştirme konusunda Bursa’daki otomotiv lisesinin başarısını ornek veren Güleç “İnegöl’de işsizlik negatif durumdadır. Mobilya sektörü istihdam dostu ve katma değeri yüksektir. Bu nedenle mobilya sektörünün büyümesiyle Türkiye zenginleşecektir” dedi. MOBDER Başkan Yardımcısı Kadri Çoklar, İtalya’da mobilya sektöründe yan sanayinin örgütlü ve standartlara uygun çalıştığını örnek göstererek , Türkiye’nin “Çin fiyatlarıyla Avrupa kalitesinde mal üreten ülke” olarak algılanmasının önüne geçmek gerektiğini söyledi.
Panelin son bölümünde, 2023 yılında mobilya sektörünün 6 milyar Dolar’lık ihracat gerçekleştirmesi hedefi masaya yatırıldı. Konuşmacılar, ülke büyümesinin ihracata yeterince yansımadığına dikkat çekerek, uluslararası alanda Türk Mobilyası Haftası gibi tanıtıcı etkinlikler, iyi tasarım ve standartlara uygunluk gibi kalite ve imaj arttırıcı çalışmalarla ihracatın arttırılabileceği konusundaki görüşlerini sundular.

Sektörün önde gelen isimlerinin mobilya sektörünün sorunlarını tartıştığı “Sektör Konuşuyor” paneli, tasarım, üretim ve pazar konusunda somut sorunların dile getirildiği bir oturum niteliğindeydi. Moderatör Adnan Serbest, sektördeki yükselişin umut verici olduğunu ve inovasyonla pek çok sorunun üstesinden gelinebileceğine inandığını dile getirdi: “Hızlı üretim yapabiliyoruz, tasarımlarımız var ve kalite süreçlerine sahibiz. Yakın gelecekte markalarımız adına öyküler ortaya koymamız gerekiyor”.
Yataş Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Altop, mobilya sektörünün emek yoğun bir sektör olduğunu; kalite, tasarım ve mal teslim süresi bakımından yurt dışında olumlu bir imajı bulunduğunu ifade etti . Sektörde 61.000 firmada çalışan 350.000 kişi olduğunu hatırlatan Altop, tasarım sayesinde markalaşma ve kalite artışı olacağını öngördü. Türkiye’de mobilya sektörünün geleceğinden umutlu olduğunu söyleyen Altop “ 75 milyon nüfusumuz var, %60’ı 30 yaşın altında. Gençlere ev ve ev eşyası lazım. Bu, mobilya sektörü için büyük bir potansiyeldir” dedi.
Bürotime Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Tosunoğlu ise, markasının tasarımla büyüdüğünü ve pazar başarısı elde ettiğini anlatarak okullarla işbirliği yapmanın ve fuarlarda etkili tanıtım çalışmalarının uluslararası başarılarını pekiştirdiğini söyledi. Sektörde üretim kalitesi kadar marka olmanın ve fark yaratmanın önemli olduğunu vurgulayan Tosunoğlu “Ticari başarı için fuarlar önemlidir. Tasarımlarınızı, vizyonunuzu anlatmanız için fuarlar en doğru ortamı sunar” dedi.
Panelin sonunda söz alan Yavuz Altop, “Pazarda ciddi bir rekabet var. Kaliteli ürün üretebilen, tasarım yapabilen ve sunumu iyi olan markalar yoluna devam edecek. Rekabet, sektöre kalite ve fiyat indirimi getirecek. Bizler, kalite ve tasarım olmadan ne iç ne de dış pazara hitap edemeyiz” diyerek sözlerini tamamladı.
Etiketler: seminer, Zow İstanbul | İlk yorumu siz yapın »
11 Temmuz 2011 | Yazar: Gateway | Konu: Etkinlik

Dış Ticaret Müsteşarlığı koordinatörlüğü, Türkiye İhracatçılar Meclisi işbirliği, Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri organizatörlüğü ve İstanbul İhracatçı Birlikleri, Ege İhracatçı Birlikleri ile Akdeniz İhracatçı Birlikleri’nin katkısıyla düzenlenen Häfele’ninde sponsorlarından biri olduğu 4.Ulusal Mobilya Tasarım Yarışması’nda bu yıl 27 ayrı ödül verildi.

Türkiye’nin gelecekte üreteceği, kullanacağı ve ihraç edeceği ev mobilyası, mutfak ve banyo mobilyası, ofis mobilyası kategorilerinde düzenlenen yarışmaya profesyonel tasarımcılar, uygulayıcılar ve lisans öğrencilerinin yanı sıra ilk ve orta öğretim öğrencileri de katıldı. Geleceğin tasarımcılarını yaratıcı çözümlere teşvik etmek amacını güden bu kategori, bu yıl da mobilya sektörünün gelişimine ışık tutacak değişik tasarımları bu alana çekti. Prof. Önder Küçükerman, Reşit Soley, Aziz Sarıyer, Jan Nahum, Mustafa Toner, Memduh Şen, Kaan Dericioğlu, Fatih Kıral, Ahmet Kaleli ve Didem Çapa’nın jüri üyeliğini üstlendiği yarışmada İhracatçı Birlikleri Büyük Ödülleri ile birlikte 27 ayrı ödül verildi. Sponsorları arasında Häfele’nin de olduğu yarışmada ödül alan projeler; 3-6 Mart 2011 tarihleri arasında i-deco Fuarı’nda, 7-11 Mart 2011 tarihleri arasında ise İstanbul’da Dış Ticaret Kompleksi’nde sergilendi. www.designforexport.org
Etiketler: banya mobilyası, hafele, i-deco Fuarı, mutfak mobilyası | 1 Yorum yapılmış »
10 Haziran 2011 | Yazar: Gateway | Konu: Etkinlik
21_21 Design Sight tasarım gale¬risinde, Şubat’ta başlayan sergi sayesinde Japonya ve İtalya’dan iki büyük ustanın, Shiro Kuramata (1934-1991) ve Ettore Sottsass (1917-2007)’ın işleri biraraya geliyor.
Modernizmle biçimlenen ve kariyerlerinde yolları kesişen iki isim sergide tasarımları yoluyla diyalog kuruyor. Batı Avrupa’nın düşünsel akımlarından beslenen Ettore Sottsass ve Japon estetik anlayışının temsilcisi Shiro Kuramata’nın güzellik arayışları, aralarındaki dostluğun temellerini de oluşturur; her ikisi de kendi ifadeleriyle yaratımın yeni olanaklarını keşfetmeyi sürdürürler. İfade biçimleri farklı olsa da her iki usta da işlerinde işlevselliği yücelterek, insanların hayatına sürpriz ve eğlence katan objeler ve mobilyalar üretmeye çalıştılar. Sergide Shiro Kuramata’nın 1980’den sonra yarattığı yirmisi Ettore Sottsass’ın son yıllarda yaptığı çizimlere dayanan daha önce görülmemiş değerli Kachinai sanat eserleri de yer alıyor. Amerikan yerlilerinin doğaüstü varlıklarını sembolize eden Kachinai bebekleri, insanın hayal gücünü harekete geçiren varlıklar olarak tasvir ediliyor. Kachinai bebeklerinden esinlenen Kuramata’nın tasarımları materyalizm kavramını yeniden gözden geçirmeye zorlarken sergi, bizi iki tasarımcının işleri yoluyla hayal gücünün sınırsızlığını keşfe çağırıyor. Ettore Sottsass’ın tasarımları ise 1980’lerden sonra ekonomik büyümenin durakladığı dönemde Sottsass gibi genç tasarımcı ve mimarların öncülüğünde gelişen; o dönemin mimarlık ve tasarım anlayışını derinden etkileyen Memphis eserlerinden oluşuyor. Tasarım editörü Yasuko Seki’nin küratörlüğünde düzenlenen sergi, estetiği zaman ve mekanın ötesine taşınan Shiro Kuramata’yı ve onun esin aldığı mimar, tasarımcı, şair ve fotoğrafçı, Memphis akımının öncüsü Terazzo tasarım dergisinin editörü Ettore Sottsass’ı genç nesil mimar ve tasarımcılara tanıştırmayı amaçlıyor. www.2121designsight.jpg
Etiketler: İtalya, Ettore Sottsass, Japonya, Shiro Kuramata | İlk yorumu siz yapın »
1 Ocak 2011 | Yazar: Gateway | Konu: Etkinlik

Design Museum’da İngiliz mimar John Pawson’un tüm işlerini ve gelecek projelerini kapsayan Plain Space: John Pawson sergisi sürüyor. Sıklıkla ‘minimalist’ sıfatı yakıştırılan mimar, titizlikle yürüttüğü tasarım süreciyle tanınıyor. Mimari unsurları azaltarak ve yeniden kurgulayarak mimarlığını yaratıyor; görsel yalınlığa ve basitliğe sahip ama bir o kadar da görkemli yapıtlar ortaya koyuyor.
Plain Space sergisi Pawson’un 1980’lerin başından bugüne kariyeri boyunca gerçekleştirdiği Kraliyet Botanik Bahçesi’ndeki Sackler Geçidi, Çek Cumhuriyeti’ndeki Our Lady of Novy Dvur Manastırı ve Calvin Klein’in New York’taki ikonik mağazası gibi projelerinin yanı sıra bitmiş ve sürmekte olan projelerini de içeriyor. Serginin odağında Pawson’un tasarladığı işinin doğrudan ve bütünüyle deneyimlenmesini sağlayan tam ölçekli bir mekan tasarımı yer alıyor. Böylece bu projeyle, Design Museum ilk kez 1:1 ölçekli bir mimari enstalasyonu da müze içinde uygulamış oluyor.

Birçok farklı medyanın kullanıldığı sergi Pawson’un kariyeri boyunca yaptığı projeleri keşfe çağırıyor. Özel hazırlanan büyük ölçekte fotoğraflarla Pawson’un mimarisine gerçeğe yakın bir manzara içinde görüntülüyor. İsveç’teki Baron Evi ve Pawson’un Londra’daki kendi evi gibi farklı binalarından alınmış taş, broz, ahşap ve metal gibi gerçek mimari öğeler, onun malzemeyi nasıl bir duyarlılıkla ele aldığını gösteriyor. Tasarım ve yapım süreci aynı zamanda fotoğraflar, modeler, prototipler ve halen inşaatı süren Treviso İtalya’daki özel bir ev dahil birçok projeyle ilgili röportajlar eşliğinde sunuluyor. Karl Lagerfield’in ve yazar Bruce Chatwin’in mektupları gibi Pawson’un özel arşivinden alınan kişisel eşyalar da sergilenenler arasında.Alison Morris’in yazdığı John Pawson Plain Space, serginin açılmasıyla birlikte Phaidon Press tarafından yayımlandı. Sergi, 30 Ocak 2011’e kadar Design Museum’da izlenebilir. www.designmuseum.org
Etiketler: Desing Museum, John Pawson, Plain Space | İlk yorumu siz yapın »
5 Kasım 2010 | Yazar: Gateway | Konu: Etkinlik
Şehir ve tasarım eksenindeki en önemli uluslararası etkinliklerden olan İstanbul Design Week 2010, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ve dDf’inorganizasyonuyla, 29Eylül-03 Ekim tarihleri arasında, Türkiye’den ve dünyadan 45 ünlü tasarımcının eserlerine ev sahipliği yaptı. Tasarımın yeni merkezi İstanbul’un, dünya şehirleriyle ilişkisi, gençlik enerjisi, dinamik kent kimliği ve yaratıcılığı tetikleyen çeşitliliğiyle dünyaya açıldığı İstanbul Design Week, bir hafta boyunca şehirde farklı bir heyecan yarattı.
Hafta boyunca, İstanbul Design Week kapsamında Avrupa Kültür Programı’nın desteklediği Human Cities Festivali’nin yanısıra Çağdaş Japon Tasarımından 100 Eser, Michael Young Studio, Laurent Ney ‘Shaping Forces’, Design for Life, Kitchen Ecology, Kale Tasarım’ın ‘Şeffaflık’ sergisi ve Cooperative Project’in ‘Morphing Archetypes’ sergileri izlendi.
Konferans programında ise Karim Rashid, Massimilliano Fuksas, Giovanni Cecceralli, Tom Tjaarda, Ron Nabarro, Sudhir Sharma, Laurent Ney’ Eva Ziegler ve Isao Hosoe gibi isimler yera alıyordu. Tasarım haftasının atölye çalışmaları arasında Karsan ve Hexagon Studio sponsorluğuyla gerçekleşen ‘Geleceğin İstanbul Taksisi’ projesi, ‘Good 50×70’ afiş tasarım sergisi ve iKEDi projeleri yer alıyordu. 1 hafta boyunca organize edilen ‘Geleceğin İstanbul Taksisi’ atölye çalışması, Eski Galata Köprüsü’nün yanına kurulan deniz üstü platformda gerçekleştirildi. Atölye çalışmasına yurt içi ve yurt dışındaki üniversitelerin uçak mühendisliği, endüstriyel tasarım, iç mimarlık ve mimarlık bölümü öğrencileri katıldı.
‘Biz de İstanbulluyuz’ sloganıyla yönetmenliğini Güney Afrikalı kukla tasarımcısı Roger Titley ve 2009 Linz Avrupa Kültür Başkenti Sahne Sanatları Direktörü Airan Berg’in yürüttüğü iKEDi ise geniş katılımlı sokak atölyelerinden oluşuyordu. Good Design afiş tasarımları sergisinde öğrenciler tasarladıkları 50×70 posterlere, İstanbul’un çok kültürlülüğünü yansıtmaları, tasarımları yoluyla bu şehrin sosyal ilerleyişini dünyanın diğer önde gelen şehirleriyle kıyaslayabilecekleri bir platform oluşturuyordu.
Etiketler: İstanbul Design Week 2010, Etkinlik, Human Cities Festivali | İlk yorumu siz yapın »
8 Mart 2010 | Yazar: Nahide Mutlu | Konu: Etkinlik
New York’taki The Metropolitan Opera, geçtiğimiz günlerde yeni gösterisi ile izleyici karşısına çıktığında, sahnenin yıldızları sadece opera sanatçıları değildi. Verdi’nin ünlü operası Attila bu kez sahnede biraz farklı görünüyordu, çünkü sahne dekorları iki usta mimarın, kostümler ise usta bir moda tasarımcısının eseriydi. Pritzker ödüllü mimarlar Herzog & de Meuron, Attila’nın sahne dekorlarını, moda devi Prada’nın tasarımcısı Miuccia Prada ise kostümlerini tasarlamıştı.
19. yüzyılda İtalyan besteci Verdi tarafından yazılan Attila operası, Hun İmparatoru Attila’nın Roma İmparatorluğu topraklarını ele geçirmesini ve Romalı bir kadın olan Odabella’ya olan aşkını anlatıyor. Savaş sonrası yıkılan Aquileia şehrinde başlayan öykü, ileride Venedik olarak bilinecek şehrin kurulduğu bataklık bölgede devam ediyor. Attila’nın The Metroplitan Opera’daki birinci perdesi Aquileia’nın yıkıntılarını temsil eden beton ve molozların set olarak kullanıldığı bir dekor içinde sahneleniyor. Gösterinin orman ve bataklıkta geçen sahneleri ise çok daha soyut bir mekansal düzenlemeye sahip. Yeşil yapraklarla kaplı dev bir yüzeyin içinde açılan delikler ormanlık alanı ve Attila’nın karargahını temsil ediyor. Kostümlerde kullanılan deri ve metal malzemeler eski çağları çağrıştırmakla birlikte, son derece modern kesimlere ve günümüz detaylarına sahip.

Kendileri de birer sanatçı olduklarından, mimarların güzel sanatlara yakın oldukları bilinen bir gerçek. Zaman zaman sanat için tasarlanmış bazı mimari yapıların, içinde barındırdıkları yapıtlardan daha ünlü olduğunu, adından daha çok söz ettirdiğini de görüyoruz. Farklı sanat dallarının bu şekilde biraraya gelmesi, sanatçılar arasında gizli de olsa bir rekabete zemin hazırlar. Attila’nın yönetmeni Riccardo Muti, bu kez böyle olmadığını, tamamen eserin ruhunu ortaya koymaya yönelik bir biçimde çalıştıklarını anlatıyor. Mimar Jacques Herzog ise 19. yüzyıl operalarının ortak özelliği olan görkemli dekorlar yerine karakterlere ve öyküye odaklandıklarını anlatıyor ve “Verdi’nin eserinde olabildiğince doğal halleriyle anlatmaya çalıştığı öğelere -harabe şehir, göl, orman ve karanlık- sadık kalan bir yaklaşım sergiledik. De Meuron’a göre bunları betimlemek, operanın “psikolojik katmanları” denen şeyi ifade etmenin en iyi yoluydu. Attila, tarihte eski bir imparatorluğun yıkıldığı ve harabelerinden yepyeni bir şeyin doğduğu bir zamanı anlatıyor. Tüm dengelerin bozulduğu ve belirsizliğin hakim olduğu, bugün bizim hiç yaşamadığımız bir durum bu” diyor.
Attila operası hakkında ayrıntılı bilgi için buraya, sahne tasarımı hakkındaki video için buraya tıklayabilirsiniz.
Etiketler: Attila, Miuccia Prada, The Metropolitan Opera | İlk yorumu siz yapın »
3 Mart 2010 | Yazar: Gateway | Konu: Etkinlik
Victoria & Albert Museum’da 8 Aralık 2009 – 11 Nisan 2010 tarihleri arasında düzenlenen Decode: Digital Design Sensations sergisi, ekran esaslı en küçük grafiklerden büyük ölçekte etkileşimli enstalasyonlara, dijital ve etkileşimli tasarımda son gelişmeleri gözler önüne seriyor.
Daniel Brown, Golan Levin, Daniel Rozin, Troika ve Karsten Schmidt, dünyaca bilinen sanatçıların ve tasarımcıların katılımıyla gerçekleşen sergi hem var olan hem de sadece sergiye özel tasarlanan işleri biraraya getiriyor. Sergi, V&A ve hareketli görüntü ve etkileşimli sanatlarda yenilikçiliği öne çıkaran bir modern sanat organizasyonu olan onedotzero işbirliğiyle gerçekleşmiş
Üç ayrı temada gerçekleşen serginin Code bölümünde, bilgisayar kodlarıya yaratılan akıcı ve sürekli değişen işler sergileniyor. Interactivity bölümünde izleyicinin doğrudan katıldığı ve eserlerin bir parçasına dönüştüğü çalışmalar, Network ise yeni tip sosyal etkileşime ve kendini ifade etme araçlarına olanak veren gelişmiş teknolojilerin ve inn dijital izdüşümlerine odaklanıyor. www.vam.co.uk
Etiketler: Decode Digital Design Sensations sergisi, Victoria & Albert Museum | İlk yorumu siz yapın »