<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hafele Gateway</title>
	<atom:link href="http://www.hafelegateway.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hafelegateway.com</link>
	<description>Hafele Türkiye</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 14:14:42 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>California Design: Livingin A Modern Way</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/california-design-livingin-a-moder-way/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/california-design-livingin-a-moder-way/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 14:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Benan Kapucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2238</guid>
		<description><![CDATA[
The Los Angeles Country Museum of Art (LACMA) California Design, 1930-1935: “Living in a Modern Way” modern Kaliforniya’nın yüzyılın ortalarında ülkenin materyal kültürünün şekillenmesinde anahtar rol oynayan tasarım denemelerini bir araya getiren ilk kapsamlı sergi niteliğinde. 
LACMA’nın küratörleri Wendy Kaplan ve Bobby Tigerman’in düzenlediği California Design sergisi,  mobilya, tekstil, moda, grafik ve endüstriyel tasarım, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-14.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-14.jpg" alt="" title="hafele-1" width="425" height="314" class="aligncenter size-full wp-image-2241" /></a></p>
<p>The Los Angeles Country Museum of Art (LACMA) California Design, 1930-1935: “Living in a Modern Way” modern Kaliforniya’nın yüzyılın ortalarında ülkenin materyal kültürünün şekillenmesinde anahtar rol oynayan tasarım denemelerini bir araya getiren ilk kapsamlı sergi niteliğinde. </p>
<p>LACMA’nın küratörleri Wendy Kaplan ve Bobby Tigerman’in düzenlediği California Design sergisi,  mobilya, tekstil, moda, grafik ve endüstriyel tasarım, seramik, mücevher, mimari çizim ve filmlerin olduğu 350 objenin yanı sıra Charles ve Ray Eames’e ait evden birebir oluşturulan mekan tasarımlarını kapsıyor.  “ Kaliforniya’nın 1945 yılından sonra tasarım inovasyonunun dünya merkezi olduğunu düşünürsek, bu kapsamda bir çalışmanın ilk kez yapılıyor olması şaşırtıcı aslında. Eames’ler, Richard Neutra ve Rudi Gernreich gibi bilinen figürlerin işlerini  yeni bir bağlamda sunuyoruz” diyor Wendy Kaplan. Bobby Tigerman ise ekliyor, “Aynı zamanda, Kaliforniya tasarımındakilit rol oynamış ama bilinmeyen tasarımcıları da gündeme getiriyoruz.”</p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-23.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-23.jpg" alt="" title="hafele-2" width="261" height="350" class="aligncenter size-full wp-image-2244" /></a></p>
<p>Kaliforniya 20.yüzyılın önemli bir kısmında Amerika’da iyi yaşamın sembolü olmuştur. 1945’ten sonra,  Büyük Bunalım döneminin yoksunluk yıllarının ardından  varlıklı bir nüfusun oluşması, savaş zamanının  ürünleri kısıtlaması Amerika’yı mimari ve mobilyanın gelişme merkezine dönüştürdü. Bu sergi, Kaliforniya’da bir zamanların demokratik ütopyasının materyal kültüre nasıl evrildiğini de gözler önüne seriyor. www.lacma.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/california-design-livingin-a-moder-way/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Michael Wallraff ve Dikey Kamusal Alan</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/michael-wallraff-ve-dikey-kamusal-alan/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/michael-wallraff-ve-dikey-kamusal-alan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 15:19:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gateway</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Michael Wallraff]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2233</guid>
		<description><![CDATA[
Viyanalı mimar Michael Wallraff’ın MAK Müzesi’nde sergilenen kentsel planlamaya dair gelecek vizyonları, yatay kent gelişiminin alışılmış ve gerçekçi senaryolarından tümüyle farklı bir yaklaşım içeriyor.
Uzmanlığını kentsel dokuda dikey alanların kullanımıyla ilgili derinleştiren Michael Wallraff, yoğun nüfusu olan kentsel strüktürlerde yer alan açık kamusal alanlarda sosyal etkileşimin yeni boyutlarını araştırıyor. MAK’ın ilk kez davet ettiği Wallraff, bireysel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-22.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-22.jpg" alt="" title="hafele-2" width="425" height="300" class="aligncenter size-full wp-image-2236" /></a></p>
<p>Viyanalı mimar Michael Wallraff’ın MAK Müzesi’nde sergilenen kentsel planlamaya dair gelecek vizyonları, yatay kent gelişiminin alışılmış ve gerçekçi senaryolarından tümüyle farklı bir yaklaşım içeriyor.</p>
<p>Uzmanlığını kentsel dokuda dikey alanların kullanımıyla ilgili derinleştiren Michael Wallraff, yoğun nüfusu olan kentsel strüktürlerde yer alan açık kamusal alanlarda sosyal etkileşimin yeni boyutlarını araştırıyor. MAK’ın ilk kez davet ettiği Wallraff, bireysel sergisinde kavramsal çalışmalarını ve fikirlerini sergiliyor. Viyanalı mimarın MAK Gallery için geliştirdiği düzensiz strüktür, dikey kamusal alanında geliştirdiği teorileri somutlaştıran bir araç işlevini üstleniyor.</p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-13.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-13.jpg" alt="" title="hafele-1" width="425" height="287" class="aligncenter size-full wp-image-2235" /></a></p>
<p>Mobilite ve ekoloji alanlarındaki dönüşümler gibi bugünün teknolojisine ait gelişmelerden yola çıkan Wallraff, kenti yaratıcı potansiyeli olan dinamik bir strüktür olarak yorumluyor. 1960’ların mobiliteye ve esnekliğe odaklanan arkitektonik mega strüktürleri gibi avangart kentsel planlama fikirlerinden başlayarak, var olan kentsel yapı içinde dikey kaynakları keşfediyor ve gelecekteki kent planlamasına yönelik yeni senaryolar geliştiriyor. www.mak.at</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/michael-wallraff-ve-dikey-kamusal-alan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Riverside Müzesi Tarihe Uzanan Bir Köprü</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/riverside-muzesi-tarihe-uzanan-bir-kopru/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/riverside-muzesi-tarihe-uzanan-bir-kopru/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 15:56:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gateway</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Riverside Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zaha Hadid Architects]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2226</guid>
		<description><![CDATA[
İskoçya Glasgow’da yeni açılan Zaha Hadid Architects tasarımı Riverside Müzesi, kimliğini kendi bağlamından alıyor; Clyde ve Glasgow kentinin tarihsel geçmişini yansıtan özgün bir mirasın temsilcisi. Kelvin’in Clyde ile buluştuğu noktada konumlanan müzenin tasarımı nehrin kıvrımlarını takip ediyor ve birinden ötekine geçişlerle, kentin nehirle kurduğu dinamik ilişkiyi sembolize ediyor. 
Müze, tarihsel anlamı olan bir konumda,  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-12.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-12.jpg" alt="" title="hafele-1" width="425" height="290" class="aligncenter size-full wp-image-2228" /></a></p>
<p>İskoçya Glasgow’da yeni açılan Zaha Hadid Architects tasarımı Riverside Müzesi, kimliğini kendi bağlamından alıyor; Clyde ve Glasgow kentinin tarihsel geçmişini yansıtan özgün bir mirasın temsilcisi. Kelvin’in Clyde ile buluştuğu noktada konumlanan müzenin tasarımı nehrin kıvrımlarını takip ediyor ve birinden ötekine geçişlerle, kentin nehirle kurduğu dinamik ilişkiyi sembolize ediyor. </p>
<p>Müze, tarihsel anlamı olan bir konumda,  bulunduğu çevreye doğru genişleyen ve daha güçlü ilişkilerle bağlantı kurabilecek bir mimari formda tasarlanmış. İki ucundan kente açılan bina, tünele benzeyen formuyla kent ile Clyde arasındaki bağlantıyı somutlaştırıyor. Tünel formundaki yapı mimariyi dış bağlamından ve çevreden koparıyor ve  izleyici sergiler dünyasına ulaşan bir yol rotası çiziyor. Mü¬zenin içinden geçen yürüyüş yolu, kent ve nehir arasında ‘aracılık’ işlevi üstleniyor; bu anlamda bina, sergi düzenine ve konseptine bağlı olarak sızdırmaz, dış çevreye tümüyle kapalı ya da geçirgen bir yapıya dönüşebiliyor. Bununla birlikte, hem sembolik hem işlevsel açıdan açık ve akıcı  bir mimari dile sahip müzenin konumu, sadece Glasgow’un tarihiyle değil, geleceğiyle de de güçlü bir bağ kuruyor.</p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-21.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-21.jpg" alt="" title="hafele-2" width="425" height="218" class="aligncenter size-full wp-image-2231" /></a></p>
<p>Zaha Hadid projesini şu sözlerle ifade ediyor:  “Biz mimariden başlayarak geleceğin imkanlarını araştırırız, kentleri oluşturan kültürel temelleri inceleriz. Müze projesi, müze ile içinde sergilenenler arasında bütünsellik ilişkisi kurmaya ve böylelikle ziyaretçilerde heyecan yaratmaya odaklanıyor. Tasarım, geometrik karmaşıklık, yapısal ustalık ve malzemenin özgünlüğünü birleştiriyor. Böylelikle Glasgow’un zengin mühendislik gelenekleri yansıtırken, bir yaratıcılık merkezi olarak kentin geleceğinin belirlen¬mesinde rol oynayacaktır.” www.zaha-hadid.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/riverside-muzesi-tarihe-uzanan-bir-kopru/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşlevsel &#8211; Şiirsel Mimar: Eduardo Souto De Mouro</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/islevsel-siirsel-mimar-eduardo-souto-de-mouro/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/islevsel-siirsel-mimar-eduardo-souto-de-mouro/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2012 09:16:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>meltem cansever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2219</guid>
		<description><![CDATA[
Pritzker’den söz edilirken, bıktırıcı bir klişe olsa da, bu ödülün kapsamı ve önemi bakımından karşılaştırılacağı tek muadil olduğu için her yıl tüm yayınlarda hep Nobel’e referans verilir. 1979’da Jay A. Pritzker ve eşi Cindy Pritzker de ödülü tesis ederlerken böyle yapmışlardı. Hyatt otellerinin sahipleri olarak mimarlığın aileleri için ne kadar hayati bir alan olduğundan dem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-11.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-11.jpg" alt="" title="hafele-1" width="425" height="218" class="aligncenter size-full wp-image-2222" /></a></p>
<p>Pritzker’den söz edilirken, bıktırıcı bir klişe olsa da, bu ödülün kapsamı ve önemi bakımından karşılaştırılacağı tek muadil olduğu için her yıl tüm yayınlarda hep Nobel’e referans verilir. 1979’da Jay A. Pritzker ve eşi Cindy Pritzker de ödülü tesis ederlerken böyle yapmışlardı. Hyatt otellerinin sahipleri olarak mimarlığın aileleri için ne kadar hayati bir alan olduğundan dem vuran çift, Nobel’in kapsamı içinde mimarlığın olmadığını, kendilerinin bu açığı kapatacaklarını söylüyorlardı. Gerçekten de bu ilk adımla, 35 yıldır mimarlık camiasının en prestijli ödülü olmayı sürdüren benzersiz bir onurlandırma yöntemi yaratmış oldular.</p>
<p>Milliyet, ırk, köken ya da ideoloji ayrımı yapılmaksızın verilen ödül 100.000 dolar ve 1987’den bu yana, mimarlığı formüle eden Vitrivius’tan esinlenilerek üzerinde Latince Firmitas (Sağlamlık), Utilitas (İşe Yararlık) ve Venustas (Zarafet) sözcükleri kazılı bronz madalyadan oluşuyor. O yıla dek madalya yerine Henry Moore imzalı heykeller veriliyordu.</p>
<p>Her yıl, insanlığa ve inşa edilmiş çevreye mimarlık sanatı aracılığıyla istikrarlı ve anlamlı katkılarda bulunmuş, “yetenek, vizyon ve sorumluluk” sahibi, yaşayan bir mimarı onurlandırmayı amaçlayan Pritzker Ödülü, dünyanın her tarafından kamu kuruluşları veya kişiler tarafından gösterilen adaylar arasından seçilen bir mimara, uluslararası bir jüri tarafından gizli oylamayla veriliyor. Tek bir yapı değil, mimarın kariyeri boyunca yaptığı işler ölçüt alınıyor. </p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-2.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-2.jpg" alt="" title="hafele-2" width="425" height="298" class="aligncenter size-full wp-image-2224" /></a></p>
<p>Bu özelliğiyle pek de işin henüz başlarındaki mimarlara yönelik olmadığı düşünülebilecek ödülü şimdiye dek alan en genç kişi, ipi 1994 tarihinde 50 yaşındayken göğüsleyen Fransız Christian de Portzamparc oldu. Zaha Hadid daha geçen yıla dek madalyaya ulaşan tek kadın mimardı ki, 2010 ödülünün sahibi Sanaa mimarlık bürosundan Kazuyo Sejima “kraliçe”ye ortak geldi. Ülkelere baktığımızda ise ABD sekiz ödülle başta, Japonya ve İngiltere dört ödülle onu izliyorlar. Bu yıl da Portekiz, Eduardo Souta de Moura ile 1992’deki Alvaro Siza’nın ardından ikinci mimarının başarısını yaşamış oldu. </p>
<p>Pritkzer’in bir özelliği, ödül törenlerinin her yıl başka bir ülkede, mimari özellikleriyle öne çıkan, çoğunlukla tarihi bir yapıda gerçekleştirilmesi. Şimdiye dek Türkiye’den ödüllü bir mimar çıkmamış olsa da 2006’da tören, Dolmabahçe Sarayı’nda yer aldı. 2011 ödül töreni ise Washington DC’de 1932-1934 arasında inşa edilmiş Andrew W. Mellon Oditoryumu’nda yapılıyor. Federal Triangle diye bilinen dokuz ofis binasından oluşan büyük kompleksin parçası olan oditoryum  dünyanın en etkileyici salonlarından biri olarak kabul ediliyor. Yapı San Francisco’lu mimar Arthur Brown tarafından tasarlanmış. </p>
<p>2011 Pritkzer Ödülü’nün sahibi Eduardo Souto de Moura 1952 yılında Portekiz’de, Porto’da doğdu. Henüz 60’ında olmayan mimar, aslında göreli olarak genç Pritzker’lilerden biri. Babası doktor olan Souto de Moura kariyerine heykeltıraş olmak üzere başladıysa da sanat okulundan mezun olmadan önce mimarlığa geçiş yaptı. Yapılarındaki güçlü plastik duygusunun kaynağında belki bu heykel deneyiminin rolü vardır: Gerçekten de Souto de Moura yapılarında akıl, işlevsel kaygılar, kusursuz tekniğin yanı sıra sanat yapıtlarında görülecek türden bir şiirsellik var. Üstelik ince işçiliği heykel yapım sürecini akla getiriyor. Mimarlığın bir diğer özelliğine, akılcılık ve işlevselliğine daha uygun olduğunu söylüyor. </p>
<p>Portekizli mimar, ‘80’li yıllarda, kariyerinin başındayken, gündemdeki postmodernist rüzgârlara hiç kapılmamasıyla, çağına uygun olmamakla damgalanıyordu. Çalışma yaşamı boyunca, 2007’de İstanbul’a geldiğinde de olduğu gibi, sıklıkla Mies van der Rohe’ye olan hayranlığını dile getirdi. Ama yapılarında hemen fark edilen özgünlük, onu yalnızca bir Mies izleyicisi modernist olarak etiketlemenin de mümkün olmadığını gösteriyor. Souto de Moura yalınlıkla ihtişam, işlevsellikle sanatsallık gibi karşıt kavramları birleştirmeyi başarmasıyla sınıflandırmalara pek uymayacak bir mimari kişilik. 2011 Pritkzer jürisinin başkanı Lord Palumbo “Mies van der Rohe’nin, bin yıllık bir taşı kullanırken ya da ultramodern bir detaydan esinlenirken kendine duyduğu güvene Souto de Moura’da rastlıyoruz” diye belirtirken Mies’in mimar üzerindeki etkisinin stilden daha çok cesaret, geniş perspektif, farklı vizyon gibi kavramlara dayandığını belirtiyordu.</p>
<p>Dünyanın en prestijli ödülüne sahip olmasının temelinde öncelikle özgün imzası olsa da Eduardo Souto de Moura ince işçiliğiyle de övgü toplayan bir mimar. Malzemeye özel bir ilgi duyduğu, birçok yapısında açıkça gözüküyor. </p>
<p>1980 yılında mezun olan Souta de Moura, okurken Portekiz’in ilk Pritzker ödü¬lünü almış Alvaro Siza’nın ofisinde çalıştı. Okuldan çıkar çıkmaz kazandığı yarışma sayesinde aldığı Casa des Artes kültür merkezi projesi sayesinde kendi şirketini kurdu. İlk yıllarda kendi ülkesinde alçakgönüllü konutlar tasarladı; daha sonra ise İtalya, İspanya, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde alışveriş merkezleri, okullar ve sanat galerileri de gerçekleştirdi. </p>
<p>1990’da Porto Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde profesör olan Portekizli mimar Cenova’dan Paris Belleville’e, Harvard’dan Dublin’e Zürih’e çeşitli üniversitelerde ders veriyor ve sık sık uluslararası seminerlere katılıyor. Bu yoğun gidiş-gelişlerde başta Herzog de Meuron ve Aldo Rossi gibi birçok meslektaşıyla ufuk açıcı dostluklar kuruyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/islevsel-siirsel-mimar-eduardo-souto-de-mouro/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasarımın Öncüleri 2012 Takviminde</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/tasarimin-onculeri-2012-takviminde/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/tasarimin-onculeri-2012-takviminde/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2012 15:25:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gateway</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[2012 takvim]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Nalça]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Bakova]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Ünal]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Tuna]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Yalım Özkaraoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Bülend Özden]]></category>
		<category><![CDATA[Burçak Madran]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Akan]]></category>
		<category><![CDATA[hafele]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice Çoban]]></category>
		<category><![CDATA[kapı donanımları]]></category>
		<category><![CDATA[Koray Özgen]]></category>
		<category><![CDATA[mobilya donanımları]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Öncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2211</guid>
		<description><![CDATA[
Mobilya ve kapı donanımları alanında gerçekleştirdiği buluşlarıyla inovatif mobilya üretimine yön veren Häfele’nin takvimi de her yıl yeni bir yaratıcılık gösterisine sahne oluyor. Merakla beklenen ve beğeniyle izlenen takvimin yeni yüzleri, bu yıl yine tasarım dünyasından.
Häfele 2012 takviminde Akın Nalça, Ali Bakova, Burçak Madran, Bülend Özden, Erdem Akan, Hatice Çoban Armağan-Murat Armağan, Koray Özgen, Ömer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-1.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2012/01/hafele-1.jpg" alt="" title="hafele-1" width="425" height="412" class="aligncenter size-full wp-image-2212" /></a></p>
<p>Mobilya ve kapı donanımları alanında gerçekleştirdiği buluşlarıyla inovatif mobilya üretimine yön veren Häfele’nin takvimi de her yıl yeni bir yaratıcılık gösterisine sahne oluyor. Merakla beklenen ve beğeniyle izlenen takvimin yeni yüzleri, bu yıl yine tasarım dünyasından.</p>
<p>Häfele 2012 takviminde Akın Nalça, Ali Bakova, Burçak Madran, Bülend Özden, Erdem Akan, Hatice Çoban Armağan-Murat Armağan, Koray Özgen, Ömer Ünal, Özlem Tuna, Özlem Yalım Özkaraoğlu, Pınar Öncel ve Seyman Çay-Melih Gürleyik (MG Design) gibi kendi uzmanlık alanlarında başarılı işleriyle bilinen isimler konuk oluyor.</p>
<p>Mustafa Nurdoğdu imzalı siyah-beyaz fotoğraf karelerinde tasarımcılar, yaratıcı zihinlerini harekete geçirerek Häfele ürünlerine farklı anlamlar yüklüyorlar. Çağı etkileyen düşünürlerden, pskiyatrist Carl Gustav Jung’un da ilham verdiği gibi: “Yeni bir şeyin yaratılması usa vurma yoluyla değil, içeriden bir gereksinimden gelen oyun içgüdüsüyle gerçekleşir. Yaratıcı zihin, sevdiği nesnelerle oyun oynar.” Kapı plakaları, banyo lavabosu ve armatürü, aydınlatma sistemi, kapı kolu, ölçü aletleri, mobilya askıları, dolap içi aksesuarı, mutfak kiler sistemi gibi Häfele ürünleri, düş dünyasından kopup gelen şaşırtıcı imgelere dönüşüyor karelerde: Işıklı askı borusu Ömer Ünal’ın elinde Yıldız Savaşları’nın savaşçısı Jedi’ın keskin ışın kılıcına dönüşüyor; Maxifix bağlantı elemanları, nadide bir takı gibi mücevher tasarımcısı Özlem Tuna’nın boynunu süslüyor. Mobilya askıları adeta canlanıyor ve Erdem Akan’ın küçük ‘takım arkadaşla¬rı’ olarak ona ‘ilham veriyor’. Müze tasarımcısı Burçak Madran’ı saran ‘yılankavi’ aydınlatmalar, tanrıların gazabına uğrayan güzeller güzeli Medusa’nın yılanlı saçından kopup gelmiş gibi… Ölçü aletleri Seyman Çay- Melih Gürleyik ekibi ve Akın Nalça’nın dramatik karelerinde ‘standart, denge ve ölçü’ kavramlarını sembolize ediyor. Lavabonun güçlü ve yalın çizgilerine gönderme yapan Özlem Yalım Özkaraoğlu, tel rafın somutlaştırdığı aura’sıyla Bülend Özden, güçlerini ‘birleştiren’ Hatice Çoban Armağan ve Murat Armağan, kobraya meydan okuyan Koray Özgen ve bizi “iç sesimizi dinlemeye davet eden’ Pınar Öncel de bu oyuna kendi anlatımlarıyla katılıyor. Kapı kol¬larından boynuzlarıyla fantastik bir portre çizen Ali Bakova, takvim projesini şu sözlerle değerlendiriyor: “Biz tasarımcılar, canlı renklerin ve fütüristik çizgilerin dünyasına aitmişiz gibi algılanırız genelde. Bu sayede, siyah beyaz gibi iki rengin tonlarında gezen fantastik bir sahnede, yaratıcılığımızın yeni bir boyutunu, oyun gücümüzü yansıtma fırsatı bulabildik. Benim için farklı ve eğlenceli bir deneyim olduğunu da söyleyebilirim.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/tasarimin-onculeri-2012-takviminde/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüzgara Karşı Mimarlık</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/ruzgara-karsi-mimarlik/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/ruzgara-karsi-mimarlik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 15:36:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Benan Kapucu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genç Proje]]></category>
		<category><![CDATA[çağdaş mimari]]></category>
		<category><![CDATA[emre arolat]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Avcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[mimarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Nevzat Sayın]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Tanyeli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2200</guid>
		<description><![CDATA[
Gökhan Avcıoğlu, mesleki kariyerini mimarlığa yenilikçi kavramlar getirmeye; projeler ve fikirler yoluyla yeni mekansal deneyimler üretmeye adamış bir isim. İstanbul-New York hattında konumlanan Global Architectural Development (GAD) mimarlık şirketiyle 1994 yılından beri çağdaş mimari, şehircilik, bilgisayar programları, tüketici alışkanlıkları ve karakterleri, projelere bütünsel yaklaşım gibi konulara kafa yoruyor. Mevzuatı sorgulayan, mimarların yapmaktansa bazen yapmama özgürlüğü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-5.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-5.jpg" alt="" title="hafele-5" width="425" height="422" class="aligncenter size-full wp-image-2217" /></a></p>
<p>Gökhan Avcıoğlu, mesleki kariyerini mimarlığa yenilikçi kavramlar getirmeye; projeler ve fikirler yoluyla yeni mekansal deneyimler üretmeye adamış bir isim. İstanbul-New York hattında konumlanan Global Architectural Development (GAD) mimarlık şirketiyle 1994 yılından beri çağdaş mimari, şehircilik, bilgisayar programları, tüketici alışkanlıkları ve karakterleri, projelere bütünsel yaklaşım gibi konulara kafa yoruyor. Mevzuatı sorgulayan, mimarların yapmaktansa bazen yapmama özgürlüğü olması gerektiğini de savunan mimar, bugüne dek hep bildik kalıpların dışında bir mimarlık rotası çizdi.</p>
<p>Mimarlık eleştirmeni Uğur Tanyeli’nin Nevzat Sayın, Emre Arolat, Han Tümertekin ve Murat Tabanlıoğlu ile birlikte ‘Türk Beşleri’ diye tanımladığı grubun temsilcilerinden biri Gökhan Avcıoğlu. 1980’den sonra metropolleşme atılımıyla birlikte daha rafine bir metropol mimarlığı talep eden yeni müşteri profilini iyi analiz eden ‘Türk Beşleri’ Tanyeli’nin deyimiyle, “gençliklerinin de verdiği esneklikle, güncel beklentileri ve dünya ‘ahvalini’ kendilerinden yaşlı olanlardan daha iyi kavradıklarını” gösterdiler. Avcıoğlu, mesleğinin ilk günlerinde olduğu gibi bugün de kalıpların dışına çıkan sorgulayan, sınırlarını ve kurallarını yeniden belirleyen bir mimarlık şirketini yönetiyor. Senede iki kez yayımlanan Global Architecture Development Times gazetesinden de projelerinin arkaplanındaki düşünsel süreci; maddi ve bürokratik süreçlerin dışında geliştirdikleri konsept projeleri izlemek mümkün.  Mimarın yazıları, projeleri, röportajları ve makaleleri BBC ve Channel 4’da, Wallpaper, Surface, A+U, Blueprint gibi dergilerde, World Houses Now, Atlas of Contemporary Architecture, Modern Interiors Cool Restaurants in Istanbul gibi  kitaplarda, New York Post ve Washington Post gibi birçok gazetede de yayınlandı. İstanbul Sıraselviler Changa Restaurant, One&amp;Ortaköy, İstinye Park Hillside City Club, Esma Sultan Yalısı, NLF, MLTP, Kuum gibi pek çok önemli projeye imza atan mimar, Borusan Müzik Evi, Autopia, Beşiktaş Balıkpazarı ve TGRTRS konutlarıyla ödüller de aldı. Bodrum ve İstanbul başta olmak üzere, birçok konut projesini yürütüyor. Nişantaşı’ndaki bir Vedat Tek apartmanında yer alan ofisinde rüzgara karşı mimarlık yapan Gökhan Avcıoğlu ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi,  önce konut mimarisinin masaya yatırılmasıyla başlıyor:</p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-31.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-31.jpg" alt="" title="hafele-3" width="425" height="256" class="aligncenter size-full wp-image-2205" /></a></p>
<p><strong>Kentlerin konut üretiminden başlayarakgiderek benzeştiği bir dönemdeyiz. Siz bu ortamı nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong><br />
Konut konusunda Türkiye’de özellikle son yıllarda yaşadığımız bir sorun var, öncelikle oradan başlayalım. Bu topraklarda 2500 yıldır, belki de daha uzun zamandan beri dünyanın çoğu yerinde olduğu gibi  insanlar kendi evlerini kendi yapıyordu. Konut, “yuva”ydı. Şimdi konut denen şey yuva mı yoksa sadece mal mı, kavramlar karıştı birbirine. İnsanlar bir evi alırken, ileride nasıl satabileceğini, ne kadar değer kazanacağını konuşuyor artık. Bu da işi samimi olmaktan çıkarıyor. Benim tarihçi büyüklerim, Umberto Eco ve Alpaslan Ataman konut projelerini mimarlık kapsamından çıkarmamız gerektiğini söyler. Konut, 19. yüzyılın sonuna kadar şehirleşmenin en önemli unsuruydu ama bugün henüz geçerli değil.</p>
<p><strong>Konut işi mimarların değil, yatırımcıların elinde. Sorunun kaynağı budur belki de</strong><br />
Yatırımcılardan öte aslında masummuş gibi görünen alıcılar, sorunun kaynağı. ‘Topraktan girme’, ‘toprak sahibi’ gibi yeni yeni kelimeler karşımıza çıkmaya başladı. Toprağın, üstündeki binadan çok daha fazla değer ettiği bir ortam var. Konum, mimarinin önüne geçti, bu da aslında mimariyi engelliyor. Halbuki kentlerin asıl kalıcı unsuru binaların şekli, şemali, duruşu&#8230;</p>
<p><strong>Konutlar benzeştikçe kentler de birbirine benziyor; yerel kimliklerini kaybediyor&#8230;</strong><br />
Bugünün kimliği de bu:  ‘Kimliksizlik’&#8230; Ya da ‘evrensellik’ kibar adıyla. Dolayısıyla buradan mantıklı bir sonuç çıkarmak zor. Biz de yapıyoruz bu tür projeler ve yaptığımız konutları bir şekilde hep şehre entegre etmeye, gelecekteki yaşamı da öngörmeye çalışıyoruz. En azından bizimle çalışan yatırımcıların, toprak sahiplerinin amacı üretilenlerin ömrünün nasıl daha uzun olabileceği, zaman içinde sadece maddi açıdan değil de yapısal gerekçelerle nasıl değer kazanacağı yönünde. İstanbul gibi kentlerde, insanların bir semtte oturma süreleri maksimum 10 yıl. Bunün güzel adı “dinamik”, öteki adı “kaos”&#8230; Trafik, okulların yeri, işyerinin konumu, yerleşimde o kadar belirleyici ki&#8230; Ben bu gibi sorunlar yüzünden İstanbul’dan ziyade Bodrum’da proje yapmayı tercih ediyorum.Tek katlı iki katlı üç katlı konutlar açısından Bodrum daha imkanlı&#8230;</p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-4.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-4.jpg" alt="" title="hafele-4" width="425" height="292" class="aligncenter size-full wp-image-2207" /></a></p>
<p><strong>Akıllı evlerle ilgili ABD’de araştırma yaptığınızı ve bu projenizi hayata geçirmeyi planladığınızı biliyoruz. Bu konuyu biraz açar mısınız? </strong><br />
Benim ‘akıllı evler’den kastettiğim şu aslında: Türkiye gibi ülkelerde öncelikle altyapıyı oluşturup sonra imara açıp onun üzerinde bölgeye göre, nüfusa göre kararlar verip yönetme, kendi kendine yeten binalar oluşturmak, alt yapıyı yürütmek zor. Akıllı evler, ‘kendi kendine yeten binalar’ demek. Yağmur suyunu toplayan kendi ihtiyaçlarına kullanan, kendi foseptiği olan ve doğal yöntemlerle kanalizasyonu sağlayan, kalın duvarlar kullanıldığı için izolasyonu da gerektirmeyen evler&#8230;.  Yeşil mimari, ‘akıllı evler’ deyince fazla elektronik, fazla bilgi gerektiren yapılarmış  gibi görünüyor ama bundan 20 yıl önceki evler zaten ekolojikti ve ‘akıllı’ydı. Benim önermem, geçmişin yapı kültüründe ‘akıllı ev’ anlayışının zaten var olduğu üzerine&#8230; Bir ev, güneş enerjisi kullanarak kendi elektriğini üretebilir, yağmur suyunu toplayabilir, alt yapısı kendi içinde çözümlenebilir. Bunlar zor şeyler değil. Bana göre 20. yüzyıl ütopyası işleri biraz karıştırdı. Hiç bitmeyen bir enerji üzerinden, herkese refah ve mutluluk geleceğini vaat etti, olmadı. Benim söylemek istediğim şey, hem çöp üretip hem de onunla ne yapacağını bilemeyen çaresiz bir 21. yüzyıl olmaktansa, bunları değerlendiren bir 21. yüzyıla adım atmak. Bu noktada, her ülkeye çok iş düşüyor. 21. yüzyılda ana üründen daha çok atık var; ana düşünceden daha çok yan enfeksiyon var. Bir sürü komplikasyonu olan ilaçlar gibi&#8230; İnsanlar olmadık yerde doğal dengeyi bozan bir sürü şey yaptı. Şimdi 20. yüzyılın başındaki bazı tartışmalar anlamsız kalıyor. Bilim kurgu filmleri, kılıkları bugün bize nasıl komik geliyorsa, öngöremediğimiz bir gelecek için tasarlamak da komik.</p>
<p><strong>Peki, konut mimarisi konusunda mimarlara nasıl bir sorumluluk düşüyor?</strong><br />
Mimarların bu konuda hiçbir dahli yok. Kentle ilgili kararları kim olduğunu bilmediğimiz birtakım şehir planlamacıları yönetiyor, bir tarikat gibi&#8230;  İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’dan kaçan  mimarların başlattığı bir sistem&#8230; Türkiye şehirciliği ve mimarlığı neden dört katlı apartman tipolojisi üzerine kurulu, onu anlamıyorum. Zaman zaman sorduğumda “Türkiye’de alt yapıya verecek para olmadığı için orta yoğunlukta bir yapı tipi seçildi” gibi bir yanıt alıyorum. Çekme mesafeleri, saçak boyları, balkon ebadı gibi tamamen matematiğe dayalı ya da otomobil mantığına göre belirlenmiş, nereden kaynaklandığı bilinmeyen rakamlar var.  İnsanın ve mimarinin olmadığı bir planlama olabilir mi? Ben bunlara göre inşa etmek zorunda değilim ki&#8230; O yüzden ben zaman zaman ve özellikle Bodrum’da konut projesi yapmayı tercih ediyorum. Bir katlı, iki katlı istediğiniz boyutlarda çalışabiliyorsunuz. Daha zor gibi görünüyor ama mimari değeri olan işler çıkıyor ortaya. Sonuçta konut mimarisindeki  sorunların müsebbibi de mimarlar değil, kesinlikle şehircilerdir. Bugüne dek yaptığım bütün projeler şehir plancılarına rağmen yapılmış projelerdir. Bu bir savaş. Sürdürülebilir bir gelecek için önce şehircilikle ilgili kararların değişmesi lazım. Arsanın büyüklüğüne göre bina kurulduğu için yapının oran, kütle, balkon ilişkisi de birbirine karışıyor. Eskiden ağaç, taş gibi doğal malzemeler kullanılıyor, ölçek ve oranlar da buradan çıkıyordu. Modern mimaride malzeme sonsuzluğu olduğu için şimdi ortaya çıkan şeyler  de mimari değil. Bunu anlamam nihayet 25 yıllık kariyerimle oldu. Yeni başlayanların halini siz düşünün.</p>
<p><strong>Yenilikçi bir mimar olarak Häfele markası ve ürünleriyle ilgili düşünceleriniz de bizim için önemli</strong><br />
Dayanıklı ürünler ve bize güven veriyor. Häfele daha çok Amerika’daki projelerimizde kurtarıcı oldu doğrusunu söylemek gerekirse. Malzemelerin çoğu alıştığımız Avrupa standartlarında çünkü. Türkiye ne kadar olsa Avrupa standartlarında, ölçülerden, metrik sistemden başlayarak. Amerikalılara ise güven vermez o incelikler; konfor alışkanlıkları çok farklı. Amerikalılar biraz tutucu, marangozlar alıştıkları dört beş tane detayla idare ediyor ama onlar da yeni yeni Häfele’yi keşfetmeye başladı. Carlos Scarpa’yı bilirsiniz. Tüm her ölçeklerde her çözümü kendi üreten bir mimardı ama onun en büyük başarısı o ince detaylara dikkat çekmesi oldu. Çok sorunlu ve karmaşık buldukları için ince yapıya girmeyen, menteşe çeşitlerini bile bilmeyen mimarlar var. Bugün Häfele onlar için zevk alacakları bir çözüm ortağı bir okul olacaktır. Sorun çıkaran detaylar ve ürünler var; bir de Häfele gibi sorunları sorun olmaktan çıkaran ürünler var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/ruzgara-karsi-mimarlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çağdaş Konut Mimarisi</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/cagdas-konut-mimarisi/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/cagdas-konut-mimarisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2011 15:48:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>denizayseyazicioglu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Çağdaş mimarlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2192</guid>
		<description><![CDATA[
Çağdaş mimarlık, 19. yüzyıl Eklektisist mimarlığına karşı özgün yaratımı önemseyen bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştı. Endüstri devrimi sonucunda, bilim, teknik ve endüstrinin gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan bu yeni düşünce akımı eski biçimlerin kopyaları yerine özgün tasarıma dayanıyordu. İyi bir yapı, estetik çekicilik kadar kullanım amacına uygun niteliklere de sahip olmalıydı. Çağdaş mimarlık anlayışının 1851 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-3.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-3.jpg" alt="" title="hafele-3" width="425" height="237" class="aligncenter size-full wp-image-2198" /></a><br />
Çağdaş mimarlık, 19. yüzyıl Eklektisist mimarlığına karşı özgün yaratımı önemseyen bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştı. Endüstri devrimi sonucunda, bilim, teknik ve endüstrinin gelişmesine paralel olarak ortaya çıkan bu yeni düşünce akımı eski biçimlerin kopyaları yerine özgün tasarıma dayanıyordu. İyi bir yapı, estetik çekicilik kadar kullanım amacına uygun niteliklere de sahip olmalıydı. Çağdaş mimarlık anlayışının 1851 yılında Paxton tarafından yapılmış olan Crystal Palace ile başladığı kabul edilir. Bunun nedeni, 70 bin metre karelik bir alanı kaplayan standart elemanların oluşturduğu binanın, demirle camın kaynaştığı ilk önemli fabrikasyon olmasıdır. Bu mimarlık anlayışı II. Dünya Savaşı sonrasında, Tadao Ando, Mario Botta, Gottfried Böhm, Arthur Dyson, Pei Cobb Freed, Reinhard Gieselmann, Arata Isozaki, Oscar Niemeyer, Kenzo Tange ve Ilmo Valjakka gibi meşhur tasarımcıların yaptıkları eserlerle pekişir ve sıradışı yaşam anlayışlarının ortaya çıkmasına neden olur.</p>
<p>Günümüzde ise yeni malzemeler ve yapım teknikleri sayesinde çağdaş mimarlık yeniden biçimlenmeye ve değişmeye başladı.  2008 yılında İngiltere’ nin Suffolk köyü yakınlarında inşa edilen Balancing Barn, mimarlık dili açısından farklı bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Yöresel ahır mimarisinden yola çıkılarak oluşturulmuş dikdörtgen biçimindeki tatil evi, Hollandalı MVRDV mimarlık şirketinin tasarım anlayışıyla, geçmişin formlarından yola çıkılarak çağdaş eserler ortaya konulabileceğini gösteriyor. Balancing Barn evinde, adının da çağrıştırdığı gibi (dengede duran ahır) 30 m uzunluğunda ve dikdörtgen formundaki kütle,  araziye lineer şekilde 15 m’ lik yarısı havada kalacak biçimde oturtularak orta kısmındaki beton çekirdekle dengelenmiş. Yapının konstrüksiyonunu güçlendirmek için toprağın üzerinde kalan bölümünde, havada duran kısma oranla daha ağır malzemeler kullanma çözümüne gidilmiş. Bu farklı strüktür, gelen konukların doğayı ilk olarak zemin seviyesinde deneyimlemelerini de sağlıyor. Evin cephesini ve çatısını örten parlak metal kaplamalar ise bulunduğu peyzajın yeşil dokuyu yansıtarak dinlendirici ve heyecan verici bir etki uyandırıyor. MVRDV, Balancing Barn evinin tasarımında  sürdürülebilirlik ilkesini esas alarak binanın yalıtımı ve ısıtma-havalandırma sistemi enerjinin etkin olarak kullanılabileceği biçimde kurgulamış.</p>
<p> <a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-1.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-1.jpg" alt="" title="hafele-1" width="425" height="292" class="aligncenter size-full wp-image-2195" /></a></p>
<p>MVRDV,  içeriye girer girmez mutfak ve büyük bir yemek odasıyla başlayan bir iç mekan kurgusuna yönelmiş. Ardından banyo ve tuvaletleri olan dört adet ebebeyn yatak odasına geçiliyor. Plana göre tam ortada, yatak odalarının gizlediği merdiven ise arka bahçeye erişimi sağlıyor. Binanın konsol çalışan kısmının cephe, tavan ve tabanında cam yüzeyleri olan büyük bir yaşam alanı konumlandırılmış. Cam yüzeyler binanın doğayla bağlantısını kuran yapı elemanları olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca aynı mekan içerisindeki şömine, yağmurlu günlerde dört elementi birden deneyimleme olanağı sunuyor. İç mekan tasarımında kullanılan mobilyalarda konfor ve şıklık çok yüksek standartlarda tutulmuş. Yüzeylerde ise ağırlıklı olarak ahşap doğal rengiyle bırakılmış, ancak mobilya ve aksesuarlarda dikkat çekici canlı renkler kullanmaya özen gösterilmiş.</p>
<p>Çağdaş mimari konut tasarımlarının güzel örneklerinden biri de Hudson Nehri kıyısından. Ispanyol mimar Campo Baeza’nın tasarladığı Olnick Spanu House, New York Garrison’ da bir ormanın içinde,  Hudson Nehri’ nin muhteşem manzarasını kucaklıyor. Mimar, bölgenin etkileyici doğal güzelliğinden esin alarak binayı manzarayı gözlemlemeyi sağlayacak bir platform gibi hayal etmiş ve mümkün olduğunca çok cam cephe kullanarak iç mekanla doğal çevre arasında bütünlük sağlamaya çalışmış. İki katlı ve dikdörtgen planlı olan binanın zemin katı brüt beton bırakılarak bulunduğu çevreyle tezat yaratması istenmiş. Yatak odaları ve banyolar bu katta konumlanmış;  orta kısımda ise ana geçişi sağlayan ve bahçeyle bağlantı kuran bir antre düşünülmüş.</p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-2.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/12/hafele-2.jpg" alt="" title="hafele-2" width="425" height="316" class="aligncenter size-full wp-image-2197" /></a></p>
<p>37 m. uzunluğunda, 16,5 m. genişliğinde ve 3,65 m. yüksekliğinde devasa bir kutu görünümünde olan binanın toprakla ilişkisi beton duvarlarla sağlanmış. Beton burada binaya daha güçlü bir görünüm kazandırabilmek amacıyla tercih edilmiş. Manzaranın dört bir taraftan rahatlıkla gözlemlenebildiği ve aynı zamanda zemin katın çatısı olan platform biçimindeki alan, güneş ve yağmurdan korunmak amacıyla travertenle kaplanmış. Bu platformun üzerinde 10 adet silindirik çelik sütun tarafından taşınan 30 m uzunluğunda, 12 m genişliğinde ve  2,75 m yüksekliğinde bir kat daha bulunuyor. Birinci katın üzerindeki örtü ise dört taraftan taşarak güneş kontrolü sağlayan saçaklara dönüşmüş. Bu katta çelik sütunlar dışarıda bırakılmış ve bütün cephe cam yapılarak iç mekanda daha fazla saydamlık ve yalınlık hissi yaratılmaya çalışılmış. Mekanın içerisinde ise tavana kadar değmeyen iki beyaz kutu biçiminde merdiven ve servis alanları bulunuyor. Orta bölüm yaşam ve yemek yeme alanı olarak planlanmış, mutfak havuza bakan tarafta çözümlenmiş.</p>
<p>Almanya’ nın kuzey batısında yer alan Münsterland şehrinde 2000 yılında inşaa edilmiş olan Haus Voss da farklı bir çağdaş mimari örneği olarak karşımıza çıkıyor. Alman mimarlık şirketi Leon Wohlage Wernik’in konut olarak tasarladığı bu bina, iki katlı basit bir kutudan oluşuyor ve yüksek duvarlı avlusu, iç mekanla dış mekan arasında bir dizi görsel katman yaratıyor. Dış duvarlardaki pence¬reler ve kapılar öncelikle iç avludaki korunaklı çevreyi, ardından da dışarıdaki peyzajı algılamayı sağlıyor.</p>
<p>Mimar, konutun tasarımındaki ana fikri dışa açıklık ve içe dönüklük, kapalılık ve geçirgenlik arasında zıtlık kurulması olarak tanımlıyor. İncelikle düşünülmüş malzemeler ve kaplamaların kullanılması da bu fikri güçlendiriyor. Örneğin, dış kabuğu oluşturan beton yüzey üzerindeki kalıpların bıraktığı izler sayesinde binanın cephesi ağaçların sürekli gölgelerinin düştüğü bir tuvale dönüşmüş. Kullanılan malzemelerdeki uyum, precast beton yer döşemeleri ve koyu gri alüminyumdan yapılmış pencere doğramaları konutun tasarım fikrini destekleyecek biçimde binanın tümünde zıtlıklar yaratıyor. İç mekandaki katlanmış çelikten tek kollu merdiven ise iki katı birbirine bağlayan mimari eleman olarak ön plana çıkıyor.Dekorasyonda duvar işleri yalın bir biçimde bırakılmış, tavanlar beyaza boyalı, zeminler ise venge parke kaplanmış.</p>
<p>Çağdaş konut tasarımının önemli örneklerinden bir diğeri de 1999 yılında Çin’ in kuzeybatısında Quinlin Dağı’nın eteğindeki vadiye inşa edilmiş olan Father’s House dur. Çinli mimarlık şirketi M.A.D.A spam  imzasını taşıyan konutun betonarme taşıyıcı sistemi, dereden gelen yerel taşlardan örülmüş duvar dolguları ve bambu panellerden yapılmış tavanlar ve kepenklerle bir bütünlük oluşturuyor. Duvarların yapımında kullanılan dere taşları iki yıl boyunca yöredeki köylüler tarafından toplanarak renklerine göre ayrılmış, böylece her bir dolgu panelinin kendine özgü bir renge sahip olması sağlanmış.</p>
<p>Father’s House projesinde binanın taşıyıcı sistemini oluşturan tüm kiriş ve kolonlar aynı boyutta inşa edilmiş; yapı sistemi ise dört farklı duvar tipi üzerine kurulmuş. Arazinin çevresindeki istinat duvarı yöresel tarzda örülmüş. Çevre duvarında taşlar her iki yönde de çıplak bırakılarak duvar strüktürüne çimento ve bağlantı çubuklarıyla sabitlenmeleri sağlanmış. İç duvarlarda ise beton kalıplarında kullanılan yerel bambu paneller vernikli olarak uygulanmış. Duvarlardaki açıklıkların tümü zeminden tavana, metal çerçeveli pencereler olarak düzenlenmiş. Avluya bakan tarafta hareketli bambu kepenklerle korunan ve istendiğinde tamamen açılabilen pencereler bulunuyor. İki seviyede düzenlenmiş olan bu konutun plan düzenlemesi mutfak, yemek ve oturma mekanları zemin katta; yatak odaları ve banyo ise üst katta olacak biçimde çözümlenmiş.</p>
<p>Sidney’in güneyindeki Saddleback Dağı’nın güney yamacında 2010 yılında inşa edilmiş olan Ian Moore Architects eseri Rose House ise tüm yönlerde heyecan verici bir manzaraya sahip bir bina. Mimar, manzaranın bina içerisinden mümkün olan en geniş açıyla görülebilmesi için kütleyi, kuzey-güney doğrultulu bir sırtı merkezine alacak şekilde eğime paralel olarak konumlandırmış. Geçiş de cephe bu yönde olacak şekilde planlanmış. Ayrıca manzaraya daha da çok hakim olmak için ortak yaşam mekanları binanın merkezine yerleştirilerek servis birimleri dış kabuktan daha içeride çözümlenmiş. Konutun dikdörtgen planı servis birimlerinin ayırdığı üç eşit bölümden oluşuyor. Planın merkezinde bulunan mutfak, oturma ve yemek alanlarının her iki yanında, birinde ebeveyn yatak odası, banyo ve giyinme alanları, diğerinde ise çocuklar için iki yatak odası ve bu odaların kendine özel banyoları olacak biçimde bölümlenmelere gidilmiş. Her iki uzun cephede bina boyunca devam eden verandalar ise yapının cam cephelerini koruyan güneş kontrol elemanları gibi çalışıyor. Ortak yaşam mekanının çevresindeki sürülerek tamamen açılan pencereler sayesinde doğal havalandırma sağlanmış. Evin uzun cephesi boyunca yerleştirilen iki virendel kirişinden oluşan hafif çelik strüktür, depo odalarını barındıran ve yapının bütünü için ana bağlayıcı eleman olarak görev yapan iki betonarme bloğun üstüne yerleştirilmiş. Kirişlerin binanın doğu ve batı yönlerinde çıkma yapması hafif strüktürü daha algılanır hale getiriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/cagdas-konut-mimarisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Retrospektif Kenneth Grange</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/retrospektif-kenneth-grange/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/retrospektif-kenneth-grange/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 15:48:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mugehizal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasarım]]></category>
		<category><![CDATA[Kenneth Grange]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2186</guid>
		<description><![CDATA[
İngiltere’nin önde gelen ürün tasarımcılarından olan Kenneth Grange, 50 yıllık kariyerinde günlük hayatımızı şekillendiren pek çok tanıdık ve ikonik ürünlerin yaratıcısı. Kodak kamera, İngiliz Demir yollarının hızlı treni, Intercity 125’in silueti, Kenwood mikserleri, Parker kalemleri ve Londra Taksisi’nin bilinen tasarımlarından sadece birkaçı.
James Irvine ve Jasper Morrison tarafından tasarlanan sergi; Birleşik Krallık’ta Kenneth Grange’in eserlerini, tasarımdaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/11/hafele-2.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/11/hafele-2.jpg" alt="" title="hafele-2" width="425" height="417" class="aligncenter size-full wp-image-2190" /></a></p>
<p>İngiltere’nin önde gelen ürün tasarımcılarından olan Kenneth Grange, 50 yıllık kariyerinde günlük hayatımızı şekillendiren pek çok tanıdık ve ikonik ürünlerin yaratıcısı. Kodak kamera, İngiliz Demir yollarının hızlı treni, Intercity 125’in silueti, Kenwood mikserleri, Parker kalemleri ve Londra Taksisi’nin bilinen tasarımlarından sadece birkaçı.</p>
<p>James Irvine ve Jasper Morrison tarafından tasarlanan sergi; Birleşik Krallık’ta Kenneth Grange’in eserlerini, tasarımdaki yolculuğunu ve İngiltere’nin modern yüzünün gelişimindeki rolünü anlatan ilk retrospektif . 1960 ve 70’lerde Grange çok sayıda ev ürünleri tasarladı. Kenwood mikseri evde pasta yapımında bir devrim niteliğindeydi; sonrasında üretilen mikserler için de bir standart haline geldi.  Wilkinson Swords için jiletler, Ronson için çakmaklar, Parker için kalemler tasarladı; her tasarımı yeni malzeme ve teknolojileri  destekledi. 1968’de Grange İngiliz Demiryolları için hızlı tren Intercity 125 treninin ikonik iç mekanını ve dış kabuğunu tasarladı. Grange aynı yıl, taşınabilir ve ucuz kameralarda çığır açan Kodak instamatik kamerayı ve sonrasında Kodak cep instamatik kamerasını geliştirdi. İskandinav, Alman ve İtalyan tasarımının form ve işlevinden etkilenen Grange’in zarif ve işlevsel tasarımları modern estetik anlayışı, eşsiz stili ve eve ait değerleri birleştirerek sadece ticari başarı değil, aynı zamanda kullanması keyifli ürünler yaratıyor. </p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/11/hafele-1.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/11/hafele-1.jpg" alt="" title="hafele-1" width="274" height="350" class="aligncenter size-full wp-image-2189" /></a></p>
<p>90lardan itibaren, Grange, şehir hayatının vazgeçilmez parçası olan ürünlere hayat verdi. Londra siyah taksisinin yeniden tasarlanması, 1998’deki Taksi TX1, Krallık Postanesi için yerel posta kutuları; bu örnekler ve daha niceleri özellikle Ingilizlerin kent yaşamını şekillendiriyor. Grange bugün, Anglepoise, mobilya tasarımcısı Hitch Melius ve modacı Margaret Howell gibi isimlerle çalışmalarını sürdürüyor.  Hala tasarım topluluğunun merkezinde olarak aynı zamanda Royal College of Art’da ders vermeye ve genç tasarımcılara destek olmaya devam ediyor.<br />
www.designmuseum.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/retrospektif-kenneth-grange/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Postmodernizm: Stil ve Yıkım</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/postmodernizm-stil-ve-yikim/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/postmodernizm-stil-ve-yikim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Oct 2011 14:50:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mugehizal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2178</guid>
		<description><![CDATA[Post modernizm ne demek ya da bu terim nasıl doğdu? Victoria and Albert Museum’da 8 Ocak 2012’ye dek sürecek olan “Post Modernism: Style and Subversion / Post Modenizm: Stil ve Yıkım” sergisi,  1970 ve 80’lere odaklanarak bu gibi sorulara eğiliyor. 
Mimaride Post Modernizm akımına dair fikirler ilk olarak eski binalara yeni bir bakış açısıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/10/gateway-12.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/10/gateway-12.jpg" alt="" title="gateway-1" width="310" height="350" class="aligncenter size-full wp-image-2180" /></a>Post modernizm ne demek ya da bu terim nasıl doğdu? Victoria and Albert Museum’da 8 Ocak 2012’ye dek sürecek olan “Post Modernism: Style and Subversion / Post Modenizm: Stil ve Yıkım” sergisi,  1970 ve 80’lere odaklanarak bu gibi sorulara eğiliyor. </p>
<p>Mimaride Post Modernizm akımına dair fikirler ilk olarak eski binalara yeni bir bakış açısıyla bakılması ve modernizm akımının minimalizm konseptinin çekilmesiyle ortaya çıktı. Bu fikirler, mobilya ve grafik gibi diğer tasarım alanlarını da etkilemeye başladı. Tasarım, 1980’de, hız, aşırılık ve şöhretin anahtar kelime oldukları ve zamanın mottosu haline geldiği dönemin parlayan yıldızı oldu.</p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/10/gateway-22.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/10/gateway-22.jpg" alt="" title="gateway-2" width="425" height="363" class="aligncenter size-full wp-image-2182" /></a></p>
<p>V&#038;A’da sonbaharda başlayan sergi, tüm zamanların en tartışmalı sanat ve tasarım trendlerinden olan post modernizmi ele alarak; 1970 ve 80’lerin sanat, tasarım ve mimarisi üzerine yapılan ilk derinlemesine araştırma olma özelliğini taşıyor.  Sergi, saflık ve basitliğin yerini alan bol renkli, cesur desenlerin, yapay görünen yüzeylerin; tarihten alıntılamalar, parodi ve nüktelerin hüküm sürdüğü, her şeyin ötesinde tasarımda yeni bir özgürlük anlayışını savunan, modernizmin ortodoksisine meydan okuyan radikal fikirleri keşfe çıkıyor. Pek çok modernist, stili kendi ütopik vizyonlarının bir yan ürünü olarak görürken, post modernistler için stil her şeydir.  </p>
<p>Postmodernizm: Stil ve Subversion 1970 – 1990, stilin sadece bir görünüş olmaktan çıkıp bir “tavır” meselesi haline geldiği zamanlara geri dönerek, sanat ve tasarımın her türünden 250’nin üze¬rinde eseri bir araya getiriyor. Bu eserler içinde Studio Alchymia ve Memphis gibi İtalyan kolektiflerinin yıkıcı tasarımları, Peter Saville ile Neville Brody’nin grafikleri, Philip Johnson’ın AT&#038;T (1978) binası da dahil olmak üzere mimari modeller ve veriler, Robert Rauschenberg ve Andy Warhol’un resimleri,  Jeff Koons’ un kusursuz demirden Louis XIV büstü (1986),  David Byrne’ın “Stop Making Sense” belgeselinde giydiği dev takım da dahil olduğu performans kostümleri, film ve müzik videoları yer alıyor. Sergi, zamanın müziği olan Rave, New Wave, Hip Hop ve grafiti sanatı gibi post modernizmin popüler parçalarına da yer veriyor. www.vam.ac.uk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/postmodernizm-stil-ve-yikim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kontrplak: Malzeme, İşleme, Biçim</title>
		<link>http://www.hafelegateway.com/kontrplak-malzeme-isleme-bicim/</link>
		<comments>http://www.hafelegateway.com/kontrplak-malzeme-isleme-bicim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2011 14:09:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mugehizal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hafelegateway.com/?p=2172</guid>
		<description><![CDATA[
MoMA (Modern Sanat Müzesi) The Philip Johnson Mimari ve Tasarım Galerisi, üçüncü katta yer alan “Plywood: Material, Process, Form / Kontrplak:  Malzeme, Biçim” sergisine ev sahipliği yapıyor. 
1948 yılında yayımlanan Popüler Bilim dergisi, kontrplağı ilk kez “bir ahşap ve yapıştırıcı dilimi” olarak tanımlamıştı. Güçlü, hafif, dayanıklı ve organik görünümü sayesinde, 20. yüzyıl tasarımcılarına, kitlesel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/10/gateway-21.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/10/gateway-21.jpg" alt="" title="gateway-2" width="425" height="157" class="aligncenter size-full wp-image-2176" /></a></p>
<p>MoMA (Modern Sanat Müzesi) The Philip Johnson Mimari ve Tasarım Galerisi, üçüncü katta yer alan “Plywood: Material, Process, Form / Kontrplak:  Malzeme, Biçim” sergisine ev sahipliği yapıyor. </p>
<p>1948 yılında yayımlanan Popüler Bilim dergisi, kontrplağı ilk kez “bir ahşap ve yapıştırıcı dilimi” olarak tanımlamıştı. Güçlü, hafif, dayanıklı ve organik görünümü sayesinde, 20. yüzyıl tasarımcılarına, kitlesel pazar için endüstriyel olarak üretilebilen modern formlar yaratma imkanı sağladı. Havacılıktan prefabrik mimariye ve mobilyalara kadar her alanda yer bulan kontrplak, inovasyonun örnek malzemesi oldu. 1920’lerde kontrplak, işlevsel, seri üretim ve modern hayata uyan radikal yeni formlar yaratmakla ilgilenen avangart mimar ve tasarımcıların tercih ettiği bir malzemeydi. 1930 ve 40’lara gelindiğinde, aralarında Alvar Aalto (Finlandiya), Gerald Summers (İngiltere) ve Charles ve Ray Eames’in bulunduğu (ABD) tasarımcılar pratiklik ve estetiği birleştirmek gibi ortak bir amaçla kendilerini kontrplağa adadılar.  Alüminyum ve plastik gibi kontrplağın gelişimi askeri uygulamalar sayesinde patladı. Özellikle 2. Dünya Savaşı sırasında, yeni yapıştırıcı ve lamine ürünleri askeri barakaların, saldırı botlarının, planörlerin ve bombardıman uçaklarının – İngiltere’nin ünlü Havilland Mosquito (Ahşap Mucize) de dahil olmak üzere &#8211; yapımı için geliştirildiğinde savaş yıllarının mucizevi malzemesiydi.</p>
<p><a href="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/10/gateway-11.jpg"><img src="http://www.hafelegateway.com/wp-content/uploads/2011/10/gateway-11.jpg" alt="" title="gateway-1" width="425" height="213" class="aligncenter size-full wp-image-2174" /></a></p>
<p>MoMA’nın Philip  Jonhson Mimari ve Tasarım Gale-risi’ndeki enstalasyon, 1930’lardan 50’lere kadar  kontrplakın sunduğu avantajları göz önüne seren modern tasarımlardan örnekler barındırıyor. Belge niteliğindeki fotoğraflar kontrplağın tasarım ve üretim sürecine ışık tutuyor. Alvar Aalto, Charles ve Ray Eames, Eero Saarinen ve Arne Jacobsen imzalı ikonik mobilyalar Tapio Wirkkala plakları (1951) ve prefabrik bir evin mimari modeli olan Sori Yanagi’nin Butterfly sandalyesiyle yan yana duruyor. Enstalasyon  Juliet Kinchin ve Aidan O’Connor imzasını taşıyor. www.moma.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hafelegateway.com/kontrplak-malzeme-isleme-bicim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

