17 Haziran 2011 | Yazar: Benan Kapucu | Konu: Söyleşi

90’lı yıllardan sonra Türkiye’de mobilyanın gelişiminden ve dönüşümünden bahsedecek olduğumuzda, ilk akla gelen isimlerden biri Tanju Özelgin. Ona göre iyi bir mobilya tasarlamanın yüz kefeli bir teraziyi dengede tutmaktan farkı yok. Ürünü tasarlarken tüm yaratıcı süreç, mobilyanın yaşamdaki senaryosu baştan yazılarak, ‘taammüden’ kurgulanıyor. Röportajımızdan iki gün sonra DesignTurkey Üstün Tasarım ödülü alan, Birim için tasarladığı TO berjerinde olduğu gibi…
Yıllardır Nurus, Birim Mobilya, Derin ve B&T gibi Türkiye’nin önemli markaları için ezberimizi bozan mobilyalar yaratan Tanju Özelgin, mobilya tasarlarken geleceğin yaşam biçimlerine dair belli bir öngörü geliştirmenin ve stratejiyi belirlerken günün kodlarının iyi analiz edilmesinin şart olduğunu düşünüyor. Derin markası için Bülend Özden, Mehmet Ermiyagil, Arif Özden ile birlikte
tasarladıkları ilk koleksiyonun bugün güncelliğini koruyor olması o dönemde doğru bir vizyon ortaya koyduklarını da kanıtlıyor.
90’ların sonunda Derin ve Nurus’ için tasarladığınız mobilyalar, arklı kıpırdanmaların da olacağını müjdeliyordu. O dönemden
biraz bahseder misiniz?
Nurus’un ürettiği ‘To’, geleceğin çalışma kültürünü temsil eden belki de ilk toplantı birimi. Ama bu ürünü tasarlamadan önce de iç mekan tasarımını yaptığım bütün ofislerde, çalışma masasının dışında mekanın başka bir noktasında yöneticiyle konuğun karşılıklı sohbet edebileceği bir alan kurguluyordum. ‘To’ serisinin küçük bir seti gibiydi yaptığım işler. Tasarım süreci daha endüstriye dönük ilerledi Nurus’ta. Derin ile daha tanımlı bir alanda işler üretiyorduk. Koleksiyona başlamamız da ilginç bir hikayedir. Ürünlerimin olduğu yılbaşı kartları hazırlardım o zaman. Bir buçuk sene sonra biryerde karşılaştık Aziz (Sarıyer) Bey’le. Çantasından ona gönderdiğim kartı çıkardı ve beraber çalışmak istediğini söyledi. 1998 sonu gibi başladık, sene boyunca akşam yemeklerinde, uzun uzun sohbetler ettik, günlerce konuştuk…Tam da eğilimlerin, yaşam biçimlerinin değiştiği, dönüştüğü bir döneme denk gelmiştir o ilk koleksiyon. Hibrid bir koleksiyondur, çünkü koleksiyona başladığımızda bütün dünyada ‘ev-ofis’ kavramı yaygınlaşmaya başlamıştı. Öyle olunca mobilyalar -biraz cinsiyet değiştirdi diyelim- yani ‘yarı ev yarı ofis’ durumuna geldi. Arif (Özden), Bülend (Özden), Mehmet (Ermiyagil) ve benim koleksiyon için yaptıklarımızın ‘cinsiyetini’ tanımlayan da o oldu. Ne ofis mobilyası gibi tam ‘oturaklı’ ne de tümüyle ‘evcimen’.

Böylece yeni nesil mobilyanın ilk adımları da atılmış oldu. Peki, başka hangi koşullar yönlendiriyordu sizi?
Üretim olanakları bizi yönlendiriyordu. O zaman İtalya’nın bütçesi milyon euro’luk firmalarıyla yarışacak durumumuz yoktu. Seri üretimin dışında, basit üretim teknikleriyle üretilen ama belli bir ‘zeka’ içeren işlere yöneldik. Depolama birimlerinde, kanepelerde, masalarda hep bu çizgiyi izledik. 2000’de lansmanı yapılan ilk koleksiyonda, ta 1996’da tasarladığım fiber malzemeden yaptığım dolabım da vardı. O yıllarda mobilya üretiminden ayrışmamızın nedeni, belki de bir değişimin ortasına denk gelmiş olmamız.
Gruptaki tasarımcılar olarak bunu becerebildiğimizi sanıyorum. Birim Mobilya’ya olan işbirliğimiz biraz daha farklı gelişti. Ben uygulama projeleri yaparken mekana özel mobilyalar da tasarlıyordum. Birim bunlardan birkaçını kendi koleksiyonuna katmak istedi; ben de o mobilyaların türevlerini tasarladım onlar için. Arkasından ADesign Week’te ödül alan Cube serisi geldi. B&T’ye gelince, önce koleksiyonlarına verdiğim tek bir ürünle (Boxer) başladım onlarla çalışmaya. Dört beş yıl sonra tümüyle yeni bir koleksiyon hazırlamak istediklerini söylediler. Pazarı belliydi, fabrikanın olanakları var, yatırım gücü de var… Böyle bir proje gelince, yapabileceklerimiz konusunda çok ciddi çalıştım; pazar analizleri, iletişim dilinin nasıl kurgulanacağı gibi mobilyanın tarifini 0 noktasından yapan kapsamlı bir dosya hazırladım. Ama kendilerini hazır hissetmeyince brief’i edit edip başka bir koleksiyon ortaya çıkardık.
Mobilya sektöründe rekabet koşulları daha farklı, artık küresel pazarı düşünmek zorundayız. Bu mobilyalara nasıl yansıyor?
Şimdi o dönemden farklı olarak tasarımlarımızda Derin’de yaptığımız ‘konforsuzluğun’ ötesine geçmeye çalışıyoruz çünkü rekabet koşulları değişti. Dünya standartlarında bir ürün ortaya koymak gerekiyor; kapsamlı bir brief üretmeye gelince işin tasarımcıya kalmaması gerek. Firmalar brief hazırlarken, genelde zaten var olanın tespitini yapıyor oysa pazar analizleriyle, geribildirimleri ve eğilimleri anlamak gerekiyor önce. Birim’e tasarladığım şu koltuk mesela (ödül alan TO berjeri kastederek) tek bir strüktür ve giydirilen kılıflardan oluşuyor. Her eve, her tarza uyabilir, günün modalarına göre değiştirilebilir.
Mobilyanın yaşamımızda nasıl yer alacağını hayal edip ona göre tasarlıyorsunuz, öyle mi?
Bu ürün nerelere gidecekse, o noktadan geri dönüp ürüne bütün o özellikleri tatbik etmeye uğraşıyorum. Yanlış yapılan bir şeyi tekrarlamaktansa, ta başından en doğru hikayeyi yazmak gerekiyor. Bazen biri tutuyor bir hata yapıyor ve bu hata büyüyor, büyüyor ve bütün dünyaya yayılıyor. Hatayı yapan büyükler olunca üstelik, herkes o hatayı tekrar etmeye başlıyor. Piyasa baskısı da tasarım sürecine bir yön veriyor elbette. Sonuçta, içimizden geldiği gibi yapamayız, seri üretimden büyük adetlerden bahsediyoruz. Belli maliyetler içinde yaratıcılığımızı geliştirmeye mecburuz.Yaşam tarzları da on yılda bir değişiyor. Tasarımcı da bunu izleyerek, müşteri taleplerinden geri bildirimleri alarak, ihtiyaçları önceden hisseder aslında.

Türkiye’de mobilya sektörü inanılmaz bir potansiyele sahip ama arge konusunda yeterli bir noktada olduğumuzu söyleyebilir miyiz?
Türkiye’de sadece mobilya sektöründe değil, her sektörde müthiş bir enerji kaybı var. Gerçekten çok iyi firmalar var ama onlar daçok az. Koca koca firmalarda verimsizlik, halkla ilişkilere dökülen gereksiz tonlarca para var. Türkiye’nin en önemli ihtiyaçlarından biri doğru dürüst bir çek-yat bence. O kadar niteliksiz üretimler yapılıyor ki başlı başına bir sorun. Bana fırsat verilse herkesin evine girecek bir çek-yat tasarlamak isterdim. ‘Tasarım’ derken üreticilerin de tüketicilerin de tasarım medyasının da kafası çok karışık.
Tasarım sanki ‘havalı, süslü, püslü bir şey’ gibi algılanıyor. Oysa tasarım, ürüne gitmek için taammüden yapılan bir iş, bir süreç.Geri dönüşüm, verimlilik, paketleme, fiyat kalite performansı, yenilikçilik gibi yüz kefenin yüzünün de dengede olması gerektiği bir durum. Bazen malzeme lojistiği ürünü başka bir yere getiriyor, bazen ergonomi kriterleri, bazen fiyatı…
Häfele teknolojisi tasarım sürecinin neresinde ve sizi nasıl yönlendiriyor?
Bütün ekip arkadaşlarımdan beklentim, bütün Häfele kataloğunun ezberlerinde olması. Detay çözümlerinin karşılığının hep zihnimizde olması lazım. Zaten tasarım yaparken detaylar yeterli değilse, yeniliklere bakarak ürünler üzerinde revizyon yaptığım da oluyor. Mobilyada kullanılmayan endüstriyel ürünler de kullanıyorum bazen. Seramik derz malzemesini, profil
olarak kullanmıştım mesela. Bazen yaratıcı süreç, sizi bambaşka yerlere de götürebiliyor.
Etiketler: Birim Mobilya, hafele, mobilya, Nurus, Tanju Özelgin | İlk yorumu siz yapın »
14 Haziran 2011 | Yazar: Gateway | Konu: Genç Proje

İçmimarlık öğrencisi Emrecan Bozokalfa, gardırop-kitaplığının kapaklarında Hafele’nin yelpaze menteşesiyle çözüme gitmiş.

Adının İstanbul’un fetih yılı 1453’ten alan proje, özellikle alan kazanımı gerektiren genç odaları için düşünülmüş. Mobilya, gençlerin hem giysilerini depolayabilecekleri bir gardırop hem de kitap ve kırtasiye malzemeleri için bir kitaplık işlevini görüyor. Kitaplığın açılı kapaklara sahip versiyonunda, Hafele ürün gamında yer alan yelpaze menteşe ile çözüme gidilmiş. Mobilyada taşıyıcı ayaka olarak öngörülen silindirler de İstanbul’un fethi sırasında gemilerin kaydırıldığı kızaklara bir gönderme yapıyor.

1989 yılında İstanbul’da doğan Emrecan Bozokalfa, halen Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İçmimarlık Bölümü’nde öğrenimini sürdürüyor.

Etiketler: 1453, Emrecan Bozokalfa, gardırop, hafele, kitaplık, mobilya | İlk yorumu siz yapın »
12 Temmuz 2010 | Yazar: Aysel Bozan Yılmaz | Konu: Dekorasyon Fikirleri
Büyük ve düzenli bir ev, hepimizin ortak hayali; tabii şartların elverdiği ölçüde. Şu an için büyük bir eve sahip olmanız mümkün olmayabilir; ama bu düzenli bir ev hayalinden de vazgeçmeniz anlamına gelmiyor. Mekanın küçüklüğüne rağmen fonksiyonel, pratik bir tasarım ve ergonomik ürünlerle içinizi geniş tutabilecek, dekoratif bir mekan elde edebilirsiniz. Ayrıca yapacağınız ufak dokunuşlarla mekanı daha geniş ve ferah da gösterebilirsiniz.
Bir alanın birden fazla işe yaramasını istiyorsanız, büyük parça mobilyaları küçük parçalarla tamamlayıp daha fonksiyonel bir alan yaratabilirsiniz. Mesela, misafirlerinizi yuvarlak bir masa etrafında ağırlayacaksanız, kullanılmadığı zamanlarda küçültülerek bir konsol görevi de görebilecek bir yemek odası takımı alın. Aynı şekilde katlanabilen sandalyeleri tercih ederek, ekstraları dolap içlerinde veya balkonunuzda saklayabilirsiniz.
Gömme dolaplar hemen hemen hiç yer kaplamamalarına rağmen çok geniş saklama alanı yaratırlar ve bu da küçük bir ev için mükemmel bir özelliktir. Oturma odanızdaki gömme kitaplığa birden fazla görev verebilirsiniz: Sadece kitapları veya bibloları koymak yerine mini bar görevini de gömme kitaplığınız üstlenebilir.
Daha geniş ve rahat salonlar-odalar için, her şeyden önce açık renkleri tercih etmelisiniz. Duvarlarınızı daha sade ve açık renklere boyamalısınız. Duvardan duvara halı kaplatmakta sorunlarınıza çözüm olabilir çünkü bu sayede kesintisiz bir algı yaratmış olursunuz.
Farklı alanları belirgin şekilde ayırmak önemlidir ama bitişik odalar arasında bazı açıklıklar olması hepsinin daha büyük görünmesini sağlar. Tıka basa dolu mutfağınızı, yemek odasından tamamen ayırmak yerine büyük bir geçiş alanı ile bu iki mekanı birbirine bağlayabilirsiniz. Yine aynı şekilde, ofisinizi camlı bir kapıyla oturma odasına bağlayarak, iki odanın da aynı ışığı almasını ve hatta tasarıma göre aynı manzarayı görmesini de sağlayabilirsiniz.
Aksesuar seçimi mekânın büyüklüğüne göre yapılmalıdır. Örneğin büyük mekanlar yaratmak istiyorsanız büyük çerçeveler kullanmak yerine küçük ama fazla sayıda çerçeveler kullanarak alanın derinliğini arttırabilirsiniz. Koltuk takımlarında küçük olan salonunuza doğru orantılı parçalar seçmek yararınıza olacaktır. Ayrıca çok parçalı seçenekler kullanmaktan kesinlikle uzak durun, zigon sehpalar, büfeler gibi parçalar sizin için çok uygun değildir.
Stüdyo tipi bir evde yaşıyorsanız ve yaşam alanınızın bir köşesi aynı zamanda yatak odanızsa, dört kenarı dikmeli bir yatak tam size göre. Dikmelerine şık perdeler asarak uyku ve dinlenme alanınızı dilediğiniz gibi ayırabilirsiniz. Ayrıca perdelerini kapatarak yatak bölümünü oturma alanından kolayca gizleyebilirsiniz. Açık renkte perdeler mekanı daha ferah gösterir.Odalarınızdaki perdeleri duvarın en üst noktasına yerleştirin(Örneğin kartonpiyerin hemen altına). Perdeleri yüksek bir yere asmak kumaşın özgürce sallanmasına izin verir ve gözleri yukarı çeker. Ayrıca dikey kartonpiyerler odanızda daha fazla hacim illüzyonu yaratır.
Havlu ve nevresim takımlarınız için yatak altına kaydırılabilen tekerlekli çekmece ve kutular işinize yarayabilir. Ancak bunların kapaklı olanlarından tercih ederseniz eşyanızı temiz tutmuş olursunuz. Ayakkabılarınız için kapaklı ayakkabı kutularını kullanabilirsiniz. Özellikle çizme kutularına birden fazla ayakkabı sığabiliyor. Tüm kutularınız aynı renk olursa daha dekoratif durabilir. Evinizin hiç ummadığınız bir köşesinde nefis bir depolama alanı keşfedebilirsiniz. Bir nişin içine raflar asmak; koridor kapısının üzerine kapaklı bir dolap monte etmek, merdiven kenarlarında göme kitaplıklar oluşturmak gibi.
Duvarlara asacağınız açık raf üniteleri kitap, dergi, kutu ve aksesuarlarınız için en uygun çözüm. Montajı kolay olanlarından seçerseniz zaman içinde ihtiyaçlarınıza göre yerlerini siz de değiştirebilir ya da ilave rafları kendiniz de asabilirsiniz. Raflarınızı daha verimli kullanmak için raf bölücüler ve dosyalıklar kullanırsanız dağınıklığı da önlersiniz. Değişik ve lokal aydınlatmalar mekanda çeşitlilik hissi uyandırır. Çalışma köşesinde bir aydınlatma, oturma köşesinde ayrı bir aydınlatma, oturduğunuz kanepe yanında bir lambader; tek mekanda farklı kullanım şekilleri yaratarak ferahlık ve genişlik hissi verecektir. Ayrı ayrı aydınlattığınız her yer farklı karakter olarak karşınıza çıkacaktır.
Zeminde parke kullanıyorsanız; açık meşe, kayın gibi açık ahşap tonlarını, mermer ya da seramik kullanıyorsanız; krem rengi tonları tercih etmemiz ve duvarlarınızı, kırık beyaz ve fildişi gibi beyazın tonlarında boyamanız mekanı hem büyütür hem de mekana ferah bir görüntü sağlar. Zeminde seramik ya da mermer karo kullanıyorsanız; mekanı her zaman daha geniş göstereceğinden küçük ebattaki karoları tercih etmelisiniz.
Aynalar ve cam bölmeler, stratejik olarak yerleştirildiğinde, alanı daha geniş göstermeye yarar. Hatta aynanızı yansıtmasını istediğiniz alan ve objelere göre yerleştirirseniz odanıza ferahlık yanında çok hoş da bir hava katabilirsiniz. Büyük aynalar yanında küçük aynalarda özellikle objelerin yansıtılması konusunda çok stratejiktirler. Örneğin oturma odasındaki gömme kitaplığın yanına yerleştireceğiniz küçük bir ayna buraya yerleştirmiş olduğunuz biblo, bardak vb hoşunuza giden görüntüleri ikiye katlayabilir.
Büyük camlar güneş ışığının duvarlardan yansımasını sağlar ve en korkunç odayı bile aydınlatır. Banyo ya da yatak odası gibi mahremiyet gereken alanlarda, güneş ışığının içeriye dolmasına izin verecek şekilde, kolayca ayarlanabilir perdeler yerleştirin. Örneğin yatak odanızda, pencerelerden gelen ışık mafsallı panjurlarla azaltılabilir. Güneşin sıcak ışıklarından korunmak için onları kapalı tutabilir ya da güneş ışığı almak için hepsini açabilirsiniz. Oturma alanınızı genişletmek için, eğer varsa, dış alanlardan faydalanabilirsiniz.
Müzik CD’leriniz ve DVD’lerinizi darmadağınık, kendi hallerinde bırakmaktansa şık bir kutu sepet ya da rafı depolama çözümü olarak deneyebilirsiniz. Raf sistemini tercih ediyorsanız üzerini ağzına kadar doldurmak, mekanı olduğundan dağınık gösterir. CD’leri raflara, DVD’leri kutulara koymak gibi bir paylaştırma biçimi işinizi kolaylaştırabilir. Tamamen farklı duvar renkleri ya da döşemeler seçmeden bir odayı diğerinden ayırın. Yemek odasında kullanabileceğiniz döşemenin dama tahtası deseni, hem mutfakla arada tanımlayıcı bir alan yaratılmasına hem de fazla yer kaplamayan bir halı gibi gözükmesine yarayabilir. Oturma odasını yemek odasından ayırmak için duvarlara desen çalışması yapabilirsiniz; Benzer tonlarda, örneğin biri düz, biri fitilli dokunun kullanılması, mekanlarını tanımlamanın yanında zengin bir görüntü de sağlar. Bu tonlar hem birleştirici bir etki yapar, hem de mekanlarda bir süreklilik havası vererek hissedilen toplam hacmi arttırır. Renk kurallarından biri de açık tonların ileriye doğru gidip odayı daha geniş göstermesi, koyu renklerin ise geriye giderek alanı daraltmasıdır. Mutfağınızda havadar beyaz dolaplarla ferah bir görüntü sağlayabilir, aynı etkiyi yatak odanızda beyaz nevresimlerle verebilirsiniz.

Mutfakta asma dolaplar kullanmak dağınıklığa bir son vermenize yardımcı olur. Bu dolapların altına takacağınız şık kancalara kahve fincanlarınızı asabilirsiniz. Ayrıca duvara asılan giysi askılarını da fincan asmak için kullanabilirsiniz. Tekerlekli mutfak sepetlerinin sadece mutfaklara hapsolan bir eşya olduğunu düşünmeyin. Banyonuzda da alandan kazanma fırsatı vererek dağınıklığı ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Hatta bu sepetleri çalışma odanızda bile kullanabilirsiniz. Kırtasiye malzemelerinizi ve diğer ıvır zıvırlarınızı sepetlere yerleştirerek aradığınız her şeyi bir arada bulabilirsiniz. Çalışma masanız için sepetinizin renk ve tarzına uygun kalemlik ve dosyalıklar da seçerek odada bütünlük yaratabilirsiniz. Böylece gözünüzü yoran her şeyden kurtulmuş olursunuz.
Gardırop içlerinin de bir düzene ihtiyacı olduğunu unutmayın. Yani sadece her şeyi bir dolaba tıkmakla iş bitmiyor. Yazlık ya da kışlıkları kaldırmak için odanız müsait değilse tek dolap içinde asansör askı sistemi ile bunu çözümleyebilirsiniz. Kutular, kemer ve kravat bölücüler, ayakkabı askıları ve hareketli raf sistemleri kullanışlı çözüm önerileri olabilir.Avlu, balkon, kış bahçesi gibi mekanlar, çok fazla masraf çıkarmadan, kullanılabilir alanı çok fazla arttırır. Veranda içerideki bir odanın tüm konforunu sağlayabilir: Böcekleri uzakta tutmak için perdeler, kızgın güneşten koruma sağlamak için bir tente veya rahatınızı sağlayacak sıcak ve davetkar mobilyalar.
Karanlık bir holünüz varsa; tavan ve koridorlara loş ışıklar yerleştirebilir ya da ayarlanabilir anahtar takarak gece boyunca düşük ayarda kullanabileceğiniz bir aydınlatma oluşturabilirsiniz. Karanlık köşelere spot ışıkları takabilirsiniz.
Etiketler: masa donanımı, mobilya, mobilya donanımları, raf taşıyıcı | 2 Yorum yapılmış »
25 Haziran 2010 | Yazar: Selmin Ünver Eser | Konu: Dekorasyon Fikirleri
Değişen mevsim her geçen gün giysilerimize yansımakla kalmayıp evlerimizde de kendini hissettiriyor. Yaz mevsimiyle birlikte gardırobunuzun yanı sıra evinizin de çok renkli bir yeniliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız sizin için araştırdığımız püf noktaları ile evinizi baştan yaratmaya hazır olun. İşte, evini mevsime ve trendlere uygun bir hale getirmek isteyenlere renkli ipuçları…
Yeni mevsimde evin her alanı için farklı trendlerden ve kültürlerden söz etmek mümkün. 2010 yazında etnik öğelerin etkisinin hissedildiği ev dekorasyonunda çok uzak coğrafyalarda bile Güney Fransa, Fas, Hawaii ya da Yunan etkilerine rastlıyoruz. Bu temaları böylesine popüler kılan ise yaza, güneşe ve denize ait olmaları. Geçmiş yılların dekorasyon çizgilerinin yeniden karşımıza çıktığı ve minimalizmin etkisinin iyice zayıfladığı 2010 yaz dekorasyonunda, canlı renkler evlere ağırlığını koyarken hızlı bir geriye dönüş eğiliminin de görüldüğü bir gerçek. Bu sezonda da 70’lerin plastik objeleri yine evlerimizin başköşesini kapmakla kalmayıp doğal malzemeler, ahşap aksesuarlar ve pastel renkler ile kusursuz bir birliktelik sergiliyor. Duvar rengi olarak kese kağıdı tonları, bej ve açık kahverenginin ön planda olduğu yaz evlerinde, farklı odaları renkli duvar kağıtları ile kaplamak da uzun ömürlü ve kolay temizlenebilen seçenekler arasında yer alıyor. Sezonun tarzını yakalayacak en büyük püf noktası ise eski ve yeni eşyaları bir arada kullanarak eşya sayısını mümkün olduğunca aza indirgemek.
Salon
Mobilyalarda değişik geometrik şekillerin ve tek renkli kaplamaların çok moda olduğu yeni sezonda büyük minderli, geniş ve uzun kanepelerde açık renkler hala sıklıkla tercih ediliyor. Yaz mevsimine uygun canlı renkleri bir arada kullanmak evinize ve size iyi gelecektir. Modüler tasarımları ile farklı kombinasyonlar yaratmanın mümkün olduğu L koltuklar da, yine pastel tonlardaki aydınlatma ve floral desenlerde kaplanmış yastık gibi aksesuarlarla yaz mevsimini yaşam alanınıza taşıyacak ana öğeler arasında yer alıyor. Bol detaylı, aksesuarlı ve rengarenk yaz dekorasyonunda iç mekanlarda sıklıkla karşılaştığımız retro tarzdaki küçük aksesuarlar ile salonunuza hareket katabilir, bütçenizin sınırlarını aşmadan evinizi eğlenceli, neşeli ve enerjik bir ortama dönüştürebilirsiniz. Sezonun lolipop görünümünü andıran rengarenk pleksiler ise son yılların vazgeçilmezleri arasındaki yerini koruyor. Siz de şeffaf bir sandalye veya transparan bir gazetelik ile evinizin en neşeli köşesini oluşturabilirsiniz. Geçen yaz kıyafetlerimizi ele geçiren puantiye deseni ise bu yaz kimi zaman bir yastık kılıfını giydirirken kimi zaman yuvarlak bir puf bazen de duvara asılacak ayna setleri halinde kendini fark ettiren detaylar arasında yer alıyor.
Oturma odası
Her evin en konforlu köşeleri arasında ön sırada yerini alan oturma odaları günün büyük bir kısmının ve özellikle televizyon karşısında geçirilen saatlerin vazgeçilmez mekanı arasında dikkat çekiyor. Fonksiyonelliği ile bir evin olmazsa olmazı haline gelen televizyon ünitelerinin, kusursuz rahatlığı karşısında içine gömüleceğiniz tv kanepeleri ile yarıştığı oturma odanızda yaz koleksiyonlarının cıvıltısını taşıyan ipek kadife yer yastıkları ve koltuk şalları, floral desenlerinin yanı sıra mavi, yeşil, turkuvaz ve fuşya gibi renkleri ile de bu yıl çok moda. Kanepenizin eskiyen yüzünü yenilemek için ise kese kağıdı rengindeki ham ketenler ile doğal elyaf ve lifli kumaşlar yeni sezonun gözdelerinden.
Mutfak
Mutfağınızdaki yenilenme rüzgarına doğallığı ile her sezonun gözdesi olan keten perdeler ile başlayabilirsiniz. Yaz sezonuna uygun olarak diktirebileceğiniz veya artık yapı marketlerde bile dikilmiş olarak bulabilmenin mümkün olduğu keten perdeler her yıl sandığınızdan çıkacak olan değişimin ilk adımı. Perdelerinizle benzer tonlarda dikilmiş olan sandalye minderlerinizi ise sakladığınız yerden çıkartmayı unutmayın. Çocuklarınız için hazırlanmış meyve sepetleri ve pencerenizin önünü neşelendirecek olan renkli saksılar içerisindeki yaz çiçekleri de mutfağınızı hareketlendirecek detaylardan.

Banyo
Genellikle banyoların istediğimiz kadar geniş olmadığından şikayet ederiz. Son yıllarda banyonun her metrekaresinin değerlendirilmesine yönelik tasarımlar yapılırken köşelerin ve kolon yanlarının kullanım alanına dahil edilmesi için yeniden tasarlanan armatürler, küvet ve lavabolar da asimetrik şekiller ağırlıkta. Ana malzeme olarak tercih edilen materyallerin başında gelen ahşap, her malzeme ile kolaylıkla uyum sağlayabiliyor. Diş fırçalığı, sabunluk, havluluk ve tuvalet kağıtlığı gibi aksesuarlarda çoğunlukla buzlu cam ve gümüş veya altın gibi malzemeler ile karşılaşsak da yaz mevsiminde olduğumuz şu günlerde metalin soğukluğunu sıra dışı renk kombinasyonları ile de kırmak mümkün. Eğer banyonuzun dekorasyonu ile ilgili çok büyük değişimler sizin için mümkün değilse sezonun popüler desenlerini kullanarak kendi kullanım alanınızı oluşturabilirsiniz. Bu sezonun kumaşlarında sıklıkla görülen horoz, zeytin, ayçiçeği, üzüm ve lavanta desenlerini büyük bir hasır sepetin içerisinde kullanarak hem günlük banyo eşyalarınızı ve bakım malzemelerinizi bir arada toplamış hem de doğallığı yakalayarak sizi yansıtan rahat, zarif ve özgün bir stil yaratmış olursunuz. Size yazı anımsatan bol çiçekli seramik banyo takımları, birbirinden renkli el havluları ve aromaterapik yağlar ise yaz bakımınızı tamamlayıcı unsurlar olduğu kadar banyonuzun görüntüsüne de neşe katacak.

Çocuk odası
Pastel tonlar; huzur verici, sakin ortamlar yaratmayı sağlar. Günümüzde sıklıkla tercih edilen materyallerden olan doğal malzemeler ile ahşabın akla getirdiği renk olan yeşil ve mavi, sezonun en çok tercih edilen renkleri arasında çocuk odalarındaki yerini alıyor. Eğer çocuğunuzun odasını yeşile veya maviye boyamak istemiyorsanız mobilya veya yatak örtüsü üzerinde kullanabileceğiniz yastıklarda veya çocuğunuzun oyuncaklarını yerleştirmek için bir marangoza yaptırabileceğiniz oyuncak kutularında da aynı tonları kullanabilir, üzerini sevdiği karakterlerin sticker’ları ile süsleyebilirsiniz.
Bahçe, balkon ve teras
Doğal malzemelerden yapılmış objeler özellikle bahçeli, müstakil evlere çok yakışıyor. Hasır sepetler, hasır koltuklar, ahşap sandalyeler, vazolar, küllükler yazlık evlerde olduğu kadar, evde doğallık ve rahatlık isteyen şehir insanlarının da tercihi. Cilasız bile kullanılan ahşap bahçe mobilyalarına bu yıl metal veya cam malzemeler eşlik ediyor. Şezlonglar ve daybed’ler yine bahçe, balkon ve teraslarınızın en konforlu köşelerini oluşturacak dış mekan mobilyaları arasında yer alıyor. Bahçeniz yoksa balkonunuza alacağınız bu tarz bir masa ve sandalye takımı veya küçük ahşap objelerle de deniz kıyısında bir yazlık etkisi yaratabilirsiniz. Sofra dekorlarında peçeteden Amerikan servisine kadar kullanılabilen keten ve bambu gibi doğal malzemeleri de sıkça göreceğiniz yeni sezonda bahçenizi, balkonunuzu veya terasınızı renkli yer ve iskemle minderleri ve kağıttan fenerler ile tamamlamayı unutmayın.
Etiketler: ev dekorasyonu, mobilya, modüller tasarım, yaz dekorasyonu | İlk yorumu siz yapın »
26 Ekim 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Ürün tanıtımı
Mobilya endüstrisine yenilikçi fikirleriyle öncülük etmeyi sürdüren Häfele, devrim niteliğinde kayar mekanizma sistemi Mobilus ile mekan algılarını alt üst ediyor; iç mekan tasarımında sınırsız ‘hareket’ olanağını ve ‘özgür alanları’ gündeme getiriyor.

plan1
Hareket kabiliyeti, mobilyanın işlevselliğini artırırken mekanlarda kullanıcıya ek depolama alanı kazandırır. Häfele’nin yenilikçi kayar mekanizması, ‘ağır yüklerin çok hafif bir dokunuşla en iyi biçimde kaydırılması’ fikrinden yola çıkarak geliştirildi. Yüksek ve ağır dolapların içlerindeki eşyayla birlikte çok az güç sarf ederek, sıra dışı bir yöntemle kaydırılabilmesini mümkün kılan ve mobilyaları ‘harekete geçiren’ Mobilus ile yaşam alanlarının daha verimli ve değişken biçimde kullanıldığı, tasarım odaklı mekan konseptleri geliştirilebiliyor: İki ya da üç dolap arka arkaya yerleştirilerek mekan derinliği daha iyi değerlendirilebiliyor; kimi mekanlarda gerektiğinde dolapların yatay eksende dönmesi ya da iki taraflı kullanılması da sağlanabiliyor. Bu kayar sistem teknolojisiyle, döner ve kaydırılabilir mağaza sergilemeleri, yatak odalarında gardırobun ardı sıra yerleştirilmesi ya da duvara monte kayar raflar gibi daha önce benzeri olmayan yaratıcı çözümlere ulaşmak mümkün.

Mobilus Kayar Mekanizma
Koridor tipi alanlarda, yan yana konan dolapların bu mekanizma sayesinde gerektiğinde iki yana kaydırılabilmesiyle yeni geçiş alanları oluşturulabiliyor ya da iki bölümlü dolaplarla her yönde optimum kullanım alanı elde edilebiliyor. Ağır mobilyaların ‘hareketlenmesi’, alanların çok daha verimli kullanıldığı özel ve genel kullanıma açık ortamlarda, tümüyle yeni ve ‘değişken’ mekan ve mobilya fikirlerine sınırsız özgürlük getiriyor.

Plan-2
Dolap üzerine monte edilen bilyeli raylar, basitçe zemine ya da duvara monte edilen taşıyıcı raylar üzerinde hareket ediyor. Kayar mekanizmayı süpürgelik içine gizlemek de mümkün. Hassas işçilikle üretilmiş parçalar, korozyona karşı dayanıklı olduğu için tozlu ya da ıslak mekanlarda da kullanılabiliyor. Häfele’nin yeni kayar mekanizmasını oluşturan taşıyıcı ve bilyeli rayların her biri 600 kg’ye kadar yük taşıyabiliyor. Uzun ömürlü bir kullanımı olan Mobilus kayar mekanizması, sadece 24-33 mm gibi son derece az bir yükseklik içinde çözümlenebiliyor.
Plan 1. Dolapların iki yana kaydırılabilmesini sağlayan Mobilus sayesinde, ek depolama alanı kazanılıyor.
Plan 2. Bu iki örnek plan, hareketli mobilyalarla ne kadar çok alan kazanılabildiğini gösteriyor. Akıllıca bir planlama ile Mobilus kayar mekanizma ile yüzde 36 oranında ek depolama alanı kazanılabiliyor. Üstelik her dolaba her zaman kolaylıkla ulaşılabiliyor. Bir mekanın Mobilus’un sağladığı bu avantaja ulaşabilmesi için 10 kat daha büyük olması gerekiyor.
Etiketler: aksesuar, depolama, dolap, donanım, hafele, kayar mekanizma, mobilus, mobilya | İlk yorumu siz yapın »
14 Eylül 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Hafele'den Haberler
Mobilya donanımları konusunda uzman olan Häfele ve Kesseböhmer, 01 Eylül 2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, kalkar kapak makas donanımları ve kayar kapak sistemleri üretiminde sektör lideri olan Huwil KFT’yi (Budapeşte), Titus International’dan devraldı. Häfele ve Kesseböhmer bu amaçla Huwil KFT’yi yönetmek üzere ortak bir firma kurarak yeni bir işbirliğine de imza attı.
Huwil gibi alanında lider bir markayı bünyesine katmasıyla marka gücünü pekiştiren Häfele, mevcut dağıtım kanalları ve iş süreçleriyle Huwil ürünlerini sunmaya devam ediyor. Bu yeni işbirliğinin sinerjisi ile birlikte, çalıştığı iş ortaklarına ve müşterilerine bu alanda çok daha güçlü bir hizmet sunmayı ve kazanç sağlamayı hedefliyor.
Häfele firması, güçlü uluslararası satış organizasyonu, tedarik, ürün geliştirme ve üretim konusunda üstün yetkinliğe sahip. Yeni iş modeli sayesinde, Huwil müşterileri de Häfele’nin genişletilmiş ürün yelpazesi, finansal olarak iyi değerlendirilmiş tedarikçi ve üretim ortakları sayesinde kazanç sağlamış olacak.
Mobilya donanımları pazarında mevcut ve başarılı olan ürün paleti geliştirilerek Huwil’in kalkar kapak makas donanımları ve kayar kapı sistemlerine Häfele’nin çatısı altında sağlam bir gelecek sağlanmış oluyor.
Etiketler: donanım, hafele, Huwil, iş birliği, Kesseböhmer, Mimari, mobilya, satın alma, Titus International | İlk yorumu siz yapın »
4 Eylül 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Ürün tanıtımı
Petek/hafif paneller için standart bir tanım bulunmamaktadır ancak sektörde genellikle 500 kg/m3 ve altındaki panellere bu ad verilir. Mobilya üretimi ve iç dekorasyonda petek panel kullanımının ilk örnekleri, hafif olmaları sebebiyle, 1950 ve 1960’lı yıllarda imal edilen karavan, yat ve uçaklarda yapılan özel uygulamalarda görülüyor. Örneğin Airbus A380’in iç dekorasyonu petek panellerden üretilmiştir. Endüstriyel mobilya üretiminde ise, özellikle çerçeveli petek paneller, ham maddelerdeki azalma ve ahşap fiyatlarındaki artış sebebiyle ilk olarak İKEA tarafından 1982 yılında paket mobilya üretiminde kullanılmaya başlandı.
Neden Petek Paneller?
Sektörde petek panel kullanımının yaygınlaşmasıyla ilgili aşağıdaki nedenlerden bahsedilebilir:
• Mobilya pazarında taşınabilir, evde kurulabilir düşük fiyatlı modüler mobilyalara olan talebin artmasıyla birlikte gelen yapısal değişim.
• İyi bilinen mobilya üreticilerinin tasarımlarına getirmiş olduğu yeniliklerle 30 ile 70 mm arası kalın paneller ile üretilmiş mobilyaların önem kazanması ve kabul görmesi.
• Hammaddede yaşanan azalma, yakıt fiyatlarının artması ve yaşam maliyetlerinin yükselmesiyle doğru orantılı olarak üreticilerin yeni kaynak alanlarına yönelmeleri.
Petek Panel Kullanımının Avantajları…
Petek panel kullanımı üreticiye aşağıdaki 4 ana avantajı sağlar :
• Petek panellerin maliyeti, sunta ile mukayese edildiğinde; ± 25 mm ve üzeri kalınlıklar söz konusu olduğu zaman petek panellerin daha ekonomik olduğu görüldü.
• Fabrika içi harekette avantaj sağlarken araçlarda da daha düşük yakıt tüketimine yol açıyor.
• Paketlenen malzemenin ağırlığındaki düşüş, kullanılan paketleme malzemesinin maliyetini ve miktarını düşürüyor.
• Petek panel kullanımı mobilya üreticilerinin yeni fikirler üretmesini tetikliyor. Örneğin bu tip panelleri “Yüksek Teknoloji” ürünü olarak tanıtmak mümkün. Petek panel bağlantıları seçiminde önemli kıstaslar…
• Petek panellerde kullanılacak donanımların maliyet, montaj, güçlü bağlantı konularında hedeflere cevap veriyor olması gerekir.
• Maliyet açısından diğer geleneksel donanımlar ile mukayese edildiğinde aralarında fiyat uçurumlarının olmaması gerekir.
• Montaj konusunda da, donanımların, mobilya üretiminde halihazırda kullanılan geleneksel üretim metodları ile uygulanabilir olması gerekir.
• Donanımın dayanımı ve bağlantının gücü, kullanılan petek panelin karşılayabileceği gerilim miktarı ile orantılı olması gerekir.
• Yeni bağlantı çözümleri boyut olarak mümkün olduğunca küçük olmalıdır.
Etiketler: mobilya, petek panel kullanımı | İlk yorumu siz yapın »
1 Eylül 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Hafele'den Haberler
Mobilya, kapı aksesuar ve donanımları alanında 100 bin farklı üründen oluşan geniş ürün yelpazesi ile sektörün lider markalarından Häfele’nin Antalya Mağazası, şehrin imalat alanında kalbi sayılan Akdeniz Sanayi Sitesi’nde, yeni iş ortaklarıyla buluşmak üzere, 27 Ağustos 2009’da kapılarını açtı.
2007 yılından bu yana İstanbul Dudullu, Çağlayan, İkitelli, İnegöl, Bursa, Eskişehir, Kayseri, Ankara, İzmir ve Kıbrıs Häfele mağazalarının ardından, Häfele Türkiye perakende zincirinin yeni bir halkası olarak bu yıl hayata geçirilen Ahmet Tuna yönetimindeki Häfele Antalya Mağazası, barındırdığı zengin ürün çeşidi ile tüketiciye sınırsız hizmet sunmaya hazır.
Dekorasyonu tamamlanan Häfele Antalya, ürün çeşitlerinin yanı sıra stokları, mağaza tasarımı ve alanlarında tecrübeli personeliyle toplamda 375 m2’lik ferah teşhir alanında son derece konforlu alışveriş imkanı sağlıyor.
Ürün çeşidi içerisinde bulunan her farklı ürün için farklı stant tasarımları oluşturulan Häfele Antalya Mağazası’nda ofis ekipmanlarından mağaza donanımlarına, mutfak ve banyo aksesuarlarından gardırop askılarına, kayar-katlanır kapak ve stor sistemlerinden otomatik kapı sistemlerine kadar birçok çeşidi aynı anda bulmak mümkün olacak.
Ahmet Tuna, “Häfele, mobilya üretiminde ve mimari projelerde, tasarımlarıyla kendini sürekli yenileyen bir kurum, Türkiye’de mobilya, kapı aksesuarları ve donanımı alanında franchise sistemiyle hizmet veren bu çapta kurumsal yapılar yok. Häfele’nin, markanın kendisi, insan kaynağı ve donanımıyla çok yakında Türkiye’de mobilya üretimi, iç mimarlık ve proje bürolarına hizmet veren tek kurum olacağına inanıyorum” diyor.
Häfele Türkiye Genel Müdürü Hilmi Uytun: “Antalya, Türkiye turizminin kalbi durumunda. Gerek projelerden gerekse son tüketicilerden gelen yoğun baskı üzerine Antalya’daki mağaza yatırımını öne çektik ve hızlandırdık. Ev dekorasyonlarından otel projelerine kadar tüm projelerde mağazamızda iddialı hizmet vermeye çalışacağız” diyor.
Etiketler: aksesuar, antalya, donanım, hafele, Hilmi Uytun, iç mimarlık, Mimari, mobilya, yeni mağaza | İlk yorumu siz yapın »
17 Ağustos 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Hafele'den Haberler, Ürün tanıtımı
Mobilya ve mimari donanım sektöründe 100 binin üzerinde üründen oluşan geniş yelpazeye sahip Häfele Türkiye, küçük mutfaklara da yüksek performans kazandırıyor. Özellikle metrekaresi küçük mutfaklarda fırın için ayrılan alanın, aynı zamanda küçük bir depolama alanı olarak kullanılmasını sağlıyor. Böylece yer kaplayan ve dağınıklığa sebep olan gündelik malzemeler ortadan kaldırılmış ve alandan kazanım sağlanmış oluyor.

Hafele Fırın Altlarına Çekmece Üniteleri
Alan değerlendirmenin ideal yolu: “Fırın altlarına çekmece ünitesi”
Fırın altındaki atıl alanın kazanılmasını sağlayan çekmece sistemi, Häfele’nin mutfaklardaki en küçük alanın bile değerlendirmek için geliştirdiği benzersiz çözümlerden biri. Pratik, suya dayanıklı malzemelerle üretilen çekmece üniteleri, gerektiğinde kilitleme mekanizmasıyla da kullanılabiliyor.
Özellikle dar kullanım alanı olan mutfaklar için önemli bir avantaj sağlayan çekmece sistemi, fırın gereçlerini saklamak için ideal bir çözüm sunuyor. Çekmece sistemi, kek kalıplarından peçetelere, ızgara teli, maşa ve şiş gibi mangal malzemelerinden Amerikan servislere kadar pek çok malzeme ve gerecin yerleştirilebileceği bir alan oluşturuyor.
Mamalar için ideal depolama alanı
Evinde evcil dostları olanlar bilir, mamalar için özel bir alan ayırmak küçük metrekareli yaşama mekanlarında neredeyse imkansızdır. Bu nedenle evcil hayvan mamalarının saklanması için de yaratıcı bir çözüm olan fırın altı çekmece sistemi, mama kaplarının yerini değiştirmeden saklamak, kaplarda kalan yiyeceklerin toz vb koşullardan etkilenmesini önlemek için ideal bir depolama alanı yaratıyor.

Hafele Fırın Altlarına Çekmece Üniteleri
Etiketler: çekmece ünitesi, donanım, fırın, Hafele Türkiye, Mimari, mobilya, mutfak, yeni ürün | İlk yorumu siz yapın »
31 Temmuz 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Ürün tanıtımı

Mobilya ve mimari donanım sektöründe 100 binin üzerinde üründen oluşan geniş yelpazeye sahip Häfele Türkiye, uluslararası bir marka olan Fennel’in hem estetik hem işlevsel stor sistemleriyle “yaza merhaba” diyor.
Deniz mavisi, ormanların yeşil tonları, gecenin laciverdi, güneş sarısı ya da günbatımının turuncusuyla renklenen stor sistemleri, yaşam alanlarına yazın enerjisini ve coşkusunu taşıyor. Renklerin olumlu enerjisiyle yüklenirken, mekanların işlevselliğini artıran stor sistemleri, yaz aylarında birlikte geçirilen anların mutluluğunu ve tatil neşesini evlere de yansıtıyor.
Yazlık evlerde, yerden tasarruf
Yer kaplayan kapılar gerektirmeyen stor sistemleri, bu yönüyle özellikle daha dar kullanım alanı olan yazlık evler için önemli bir avantaj kazandırıyor. Örneğin dairesel dolaplarda kullanılan açılı stor sistemleri, mutfakları oturma odalarından ayırmak için ideal bir çözüm sunuyor. Dolabın bir yüzüne mutfak malzemeleri, diğer yüzüne televizyon ya da müzik seti gibi elektrikli aletler yerleştirilebiliyor.
45, 60 ve 90 cm genişliğinde üretilen stor sistemleri Häfele Türkiye stoklarından anında teslim edilebildiği gibi farklı ölçüler ve renk seçenekleri için özel üretim yapılabiliyor. Özellikle genç ve çocuk odalarına renk ve canlılık katan yeşil, turuncu, mavi, sarı ve kırmızı renkli stor sistemleri siparişe özel olarak üretiliyor.
Mutfaklarda yaz renklerinin enerjisi
Stor sistemlerinin profilleri, farklı tasarım ve zevke uygun olarak değişen genişliklerde ve montaja hazır modüller halinde teslim ediliyor. Gümüş renkli metalik ve alüminyum renk seçenekleriyle sunulan stor sistemlerine ek olarak, mutfaklarda ankastre ürünlere uyumlu olması için tasarlanan paslanmaz çelik renkte stor seçeneği de Häfele ürün çeşidi içerisinde bir ilk olarak yerini alıyor.
Fennel’in geliştirdiği bir diğer yenilik ise yeni mutfak dolapları tasarımlarında kullanılan lake kapaklarla uyumlu, krem, kırmızı ve siyah renkli parlak stor sistemleri. Estetik görüntüleriyle dikkat çeken bu ürünleri de Häfele Türkiye stoklarından temin etmek mümkün.
Banyolara özel stor çözümleri
Häfele’nin farklı tasarım ve zevke uygun stor sistemleri banyolarda da kullanım kolaylığı sağlıyor. Minimalist anlayışta ama işlevsellik özelliği de ön planda tutularak tasarlanan Fennel banyo sistemleri sayesinde, banyolarda deterjan, sabun, kişisel bakım ürünleri ya da temizlik malzemelerini belli bir düzen içinde saklanırken, renk çeşitliliğiyle bütünsel bir estetik elde edilebiliyor.
Yaşam alanlarında yeni trendler, modern çizgiler
Oturma ve yatak odalarına özel tasarlanan stor sistemleri düzen ve estetik görünümü bir arada sunuyor. Kulpsuz formu ve modern çizgileriyle son trendleri yansıtan; işlevselliğiyle de işleri kolaylaştıran stor sistemleri dolap içindeki eşyaları özenle gizliyor.
Etiketler: banyo, basın bülteni, dolap, donanım, Fennel, hafele, mobilya, mutfak, stor sistemleri, Tasarım | İlk yorumu siz yapın »