Yaratıcı portreler, Häfele takvimi için yine bir araya geldi

29 Kasım 2010 | Yazar: Gateway | Konu: Tasarım

Häfele, sadece mobilya ve kapı donanımları alanında gerçekleştirdiği yenilikçi buluşlarıyla değil, her yıl yaptığı takvimlerle de yeni bir gündem yaratıyor.

2010 yılında ilk kez gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören takvim projesi artık gelenekselleşiyor. Farklı sektörler için tasarladıkları ürünlerle Türkiye’de olduğu kadar, dünyada da önemli başarılar kazanan tasarımcılar, Hafele’nin 2011 takvim projesinde yaratıcılıklarını farklı biçimde harekete geçirdi ve yine esprili ve ilham veren fotoğraf kareleri ortaya çıktı.

Häfele takviminde yer alan 12 siyah-beyaz fotoğraf karesinde, ürünler kendi gerçekliğinden koparak tasarımcıların elinde tümüyle yeni çağrışımlar, farklı anlamlar yüklendi. Takvimde bu yıl, Alp Nuhoğlu, Alper Böler, Demirden ekibinden Demir Obuz ve Nil Deniz, Defne Koz, Derin Sarıyer, Gamze Güven, Gülnur Özdağlar, Hakan Gencol, Meriç Kara, Orhan Irmak, Tamer Nakışçı ve Umit Altun gibi başarılı işleri ve aldıkları ödüllerle öne çıkan endüstriyel tasarımcılar yer alıyor. Mobilya, ambalaj, takı, yapı gereçleri gibi birçok farklı sektör için tasarladıkları ürünlerle gündemde olan bu isimler, bu kez 12 karede, 12 ayrı öykünün kahramanları olarak boy gösteriyor.

Takvimde, Mustafa Nurdoğdu imzasını taşıyan siyah-beyaz karelerin her biri, sürprizli bir oyun gibi kurgulandı. Häfele’nin ürün ailesinde yer alan mobilya kulpları, kapı kolları ve menteşeleri, gardırop aksesuarları, banyo ve mutfak aksesuarları, ofis donanımları, bağlantı elemanları da teatral bir gösteriye dönüşen kurguda yepyeni bir işlev üstleniyor: Derin Sarıyer’ın pozu, James Bond’un hafızalara kazınan ünlü duruşuna bir gönderme yapıyor; Orhan Irmak kule tipi priz kutusuyla adeta dans ediyor; mobilya kulplarıyla kostümlerini tamamlayan Demir Obuz ve Nil Deniz grotesk bir tiyatro sahnesinden fırlamış gibi görünüyor; Tamer Nakışçı ise jonglörlük yeteneğini kullanarak mobilya tekerleklerini bu kez elleriyle ‘havada’ döndürüyor. Bir başka karede kapı menteşesi, adeta ‘kelebek hafifliğinde’ Gamze Güven’in şapkasına konuveriyor. Fotoğraflar çekilirken, tasarımcılardan o anda içlerinden geldiği gibi oyun oynar gibi ürünlerle diyalog kurmaları istendi. Urünü eline alanlar onu yakından bilen, uygulayan tasarımcılar olunca hem muzip hem de tasarımcıların bilinmeyen bir yönünü yansıtan farklı fotoğraflar ortaya çıkmış oldu.

Geçen yılın takvimine de tasarımcıların hep dile getirdiği gibi, buluşçu yenilikleri ve detay çözümleriyle ‘hayal edilenleri gerçeğe dönüştüren’ Häfele, yıllardır mimar ve tasarımcıların çözüm ortağı gibi çalışıyor. Referans kitap olarak üniversite kütüphanelerine giren Häfele kataloğu da ayrıca onların eğitim süreçlerinde önemli bir rol üstleniyor. Takvim projesi çözüm ortaklığından çok bir boyut içeren bu ilişkiyi, benzersiz bir yolla geniş bir kitleye ulaştırmış oluyor.

Häfele, tasarım gücünü ve yenilikçi imajını vurgulayan takvimlerinde her yıl yaratıcı disiplinlerin farklı yüzlerine yer vermeyi; tasarım ve mimarlık dünyasında ses getirecek yepyeni projeler üretmeyi hedefliyor.


Etiketler: , , , , , , , , , , , | İlk yorumu siz yapın »

Meriç Kara ve Nature in a Kit

24 Eylül 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Tasarım

Meriç Kara Lozan’dakiTasarım ve GüncelUygulamalar Müzesi’ndeki, “yapay dünyada doğal tasarım çelişkilerini keşfe çıkan” Nature in a Kit sergisine katılımcı olarak davet edildi. Meriç Kara, Frank O. Gehry, Ron Arad, Andrea Branzi ve Bouroullec Brothers gibi dünya çapında tanınmış isimlerin yanında projelerini sunacak. Kara’nın yeni projeleri ilerlemeye devam ederken, Fabrica’da bulunduğu dönemlerde yaptığı çalışmalar da yeni izleyicilere ulaşıyor. Sergilenen projeler “Blockcrack” ve “Shirtvase” evcilleştirilmiş doğayı kabul etmenin sürprizli yollarını gösteriyorlar.
www.merickara.com

hafele30

Anish Kapoor’un Memory “zihinsel heykeli” Guggenheim’da
Guggenheim Vakfı’nın sanatı destekleme programının 14. projesi olan Anish Kapoor: Memory geniş vizyonu ve derin estetiğiyle tanınan sanatçıyla yapılan ilk çalışma niteliğinde. Anish Kapoor’un dehası, iki farklı sergileme senaryosuyla bütünleşen, mekana uygun eserler üretme becerisinde gizli. Memory bulunduğu galeri mekanına sıkı sıkıya yerleştirilmiş. Cor-Ten kabuğu sadece sekiz milimetre kalınlığında, geçici ve anıtsal olmayan bir form öneriyor. Heykel, galerinin duvarlarının, tavandan zemine uzanan sınırlarından zarifçe sıyrılarak ortaya çıkıyor.

Girişi engelliyor olması, izleyiciye eser üzerinde düşünmeye zorluyor; hafizalarında kalan görüntülerin parçalarını bir araya getirerek eserin bütünlüğünü tahmin etmelerini sağlıyor. Böylece, görmenin dışında daha fazla çaba sağlamaları isteniyor. Kapoor bunu “zihinsel heykel” yaratma süreci olarak tanımlıyor. Birer katılımcıya dönüşen sergi izleyicileri, kendi varlıklarının mekandaki yeri konusunda da bilinçlenmiş oluyor.
www.guggenheim.org


Etiketler: , , , | İlk yorumu siz yapın »