CUBE&DOT SINIRLARI ZORLAYAN SERAMİKLER

20 Ocak 2011 | Yazar: Gateway | Konu: Tasarım

Tamer Nakışçı, Kale Grubu için alışıldık tasarımlardan her yönüyle çok farklı, bireyin sunulmuş olanla sınırlı kalmadığı, kendini özgürce ifade edebileceği bir koleksiyon olan Cube&Dot serisini tasarladı.

Koleksiyonunu anlatırken, “Tasarımın ruhunu bütün banyoya yansıtan seramik, vitrifiye ve banyo mobilyası tasarımları gerçekleştirdik” diyen Nakışçı, yalınlığı korurken, tasarım ve üretim teknolojileri açısından sınırları zorlayan, akılcı ve çarpıcı çözümler getirmiş. Çağımıza ait dijitalleşme ve kişiselleştirme akımını vurgulayan yepyeni bir tarzın ifadesi olan Cube & Dot, bireyin sunulmuş olanla sınırlı kalmadığı, kendini özgürce ifade edebileceği bir enstrümana dönüşüyor. Dijital çağın getirdiği etkileşim, seramikle de buluşuyor. Üç boyutlu küp algısı yaratan ‘Cube’ serisi ezberleri bozuyor, içimizdeki yaratıcılığı keşfederek aklımızın sınırlarını ve olasılıkları zorlamamıza neden oluyor. Sonsuz sayıda olasılıklar, her ortamda bambaşka bir dünya yaratıyor.

Beyaz ve siyah renklerde üretilen ‘Dot’ ise ‘sessiz bir boşluk ve boşluğun ortasına dijital bir dokunuş’ gibi algılanıyor. Değişimin, dönüşümün başladığı nokta ya da suya düşen bir damla gibi. Başka bir boyuta açılan, baktıkça bizi içine çeken bir kapı. “Cube&Dot Koleksiyonu ile amacımız sadece banyo ve seramik dünyasında yeni bir şeyler söylemek değil, bu ürünü kullanacak olan mimarların ve son kullanıcıların neler söyleyeceklerini, onların elinde bu ürünün nasıl şekillendiğini, yaratıcılıklarının onları nerelere götürdüğünü görmek” diyen Tamer Nakışçı, Cube&Dot’un koleksiyonunun yaratıcı serüveninin ona kendi kişiselliğini katan kullanıcılarla birlikte gelişmeye devam edeceğini söylüyor. www.tamernakisci.com


Etiketler: , , , | İlk yorumu siz yapın »

Doğu ile Batı’nın İzleri ‘Atilla’ Koleksiyonunda

11 Ağustos 2010 | Yazar: Gateway | Konu: Tasarım

Conde House’un Atilla Kuzu’nun tasarımlarından oluşan Atilla koleksiyonu bir yandan Asya kültürünün keskin dokunuşlarını; diğer taraftan ise Avrupa tasarım öğelerini aynı potada buluşturuyor.

Conde House’un ‘Tasarım detayda gizlidir’ mesajı el sanatının ince dokunuşları ve seçkin malzemelerle üretilen ürünler yoluyla gösteriliyor. Uç uca dizilerek işleme tabi tutulmuş ahşap yüzeyler ve birleşim yerleri özellikle vurgulanan ahşap mafsallar bu anlayışı yansıtan iki güzel örnek. Vernikli öğelerle birlikte geleneksel ve modern trendlerin kontrastı ise heyecan verici bir etki yaratıyor. Seride, TV, video ve ses sistemleri için açık şekilde tasarlanmış paneller de bulunuyor. Oturma gruplarında tasarım, malzeme ve işlevsellik uyum içinde buluşuyor. Tekli koltukları çevreleyen ahşap şeritler adeta kendi tasarımını oluştururken, yüzeylerin işlenme sürecinde tercih edilen yüksek kalitede tasarımlara ayrı bir duruş kazandırıyor. Kanepede ise, tamamen kanepeye yerleştirilebilen ve her iki tarafı da kullanılabilen yastıklar dikkat çekiyor.

Barringer ile birlikte Atilla Kuzu tasarımının yarattığı atmosfer tıpkı Kuzu’nun kökeni olan Batı ve Doğu arasındaki İstanbul gibi her iki kültürün izlerini yansıtıyor. Conde House ve Koblenz yakınındaki tarihi manastır Besselich’te oluşturulan teşhir odasının yeni yüzlerinin oluşturulmasında, Peter Maly’nin başarılı TOSAI koleksiyonunun yanı sıra bir Conde House klasiği Ippongi (tek bir kütükten oluşturulmuş) ve Twist serisi kullanılıyor. www.zoom.com.tr


Etiketler: , , , | İlk yorumu siz yapın »

Mezzo Terra Mezzo Mare

5 Ekim 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Tasarım

hafele1
BMS, ilk kez Milano Triennale Design Museum’da sergilenen “Mezzo terra Mezzo mare” Enstalasyonu’nu İstanbul’a getirdi. Love Dıfference – Akdenizler Arası Politika İçin Sanat Akımı çalışmalarını desteklemek amacıyla, Alias, Michelangelo Pistoletto ve Juan E. Sandoval işbirliği ile gerçekleştirilen “Mezzo terra Mezzo mare” (Kara ve Deniz Arasında) Enstalasyonu, İstanbul Desıgn Weekend kapsamında, BMS’nin Etiler mağazasında sergilendi.

Proje, bir “deniz, sanat ve tasarım” hikâyesi. İtalyan mobilya tasarım şirketi Alias ve Sanatçı Michelangelo Pistoletto gibi iki yaratıcı ilk kez, eşsiz bir projede güçlerini birleştirdiler. Michelangelo Pistoletto ile Sanatçı Juan E. Sandoval, Riccardo Blumer’in Alias için tasarladığı laleggera koleksiyonundan 248 sandalyeyi altı farklı denize boyadı. Su kenarına konumlanmış yarısı suda yarısı karada laleggera sandalyeler, altı denizle ilişkisi olan jeo-kültürel farklılıkları vurgulamak için değişik renklerde el ile boyandı: Farklı kültürler arasındaki entegrasyonun bir sembolü olan Akdeniz, Baltık Denizi, Karayip Denizi, Çin Denizi, Karadeniz ve Kızıldeniz bir araya geldi.

BMS’nin Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Işık sergiyi “Geçmiş ve gelecek arasında Akdeniz tasarımları’ denince İstanbul, akla gelen ilk dünya şehirlerinden biri. ‘Mezzo Terra Mezzo Mare” gibi jeo-kültürel farklılıkların sembolü bir enstalasyonu İtalya’dan sonra ilk kez Türkiye’ye getirdiğimiz için çok mutluyum. İstanbul’un, sanat ve tasarım buluşmalarıyla sürekli bir arada olması gerektiğini, bunu hak ettiğini ve ileride daha büyük ilgi göreceğini düşünüyorum” sözleriyle ifade etti.

hafele2

Pistoletto’nun projesinde ‘laleggera’ çağdaş bir klasik olmanın ötesinde, doğal bir kanvas görevi üstleniyor. Pistoletto’nun hayal dünyasında bu kült sandalye, deniz kenarında bir kayanın üstündeki çocuklar gibi üzerine oturup ayaklarımızı suya sokacağımız bir objedir; suyun diğer kıyısında ise benzer fakat farklı kültürden biri aynı denize ayaklarını sokar. Sanat ve tasarımı birleştiren bu proje bizi farklı kültürel kıyılarda oturmaya davet ediyor. Toprak ve su arasında sınırı oluşturan bu sandalyeler geleceğe yönelik olumlu duygular hissetmemize yol açıyor.

Projeden elde edilen gelir, kâr amacı gütmeyen “Love Difference, Akdenizler Arası Politika ve Kültürler Arası Diyalog Sanat Akımı” Organizasyonu’nun 2009-10 etkinliklerini desteklemek için kullanılacak.


Etiketler: , , | İlk yorumu siz yapın »