Häfele uzmanlığı ve teknolojisiyle üretilen sağlık endüstrisine özel donanımlar

14 Ekim 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Hafele'den Haberler, Ürün tanıtımı

Häfele mühendisleri, donanım, teknoloji ve malzeme deneyimlerini, bugün “insan odaklı” bir anlayışla tasarlanan sağlık yapılarının da hizmetine sunuyor. Yüksek sirkülasyonu ve karmaşık işlevleri olan mekanlar arasında iş akışını kolaylaştıran sistemler, hastaların olduğu kadar, personelin ve ziyaretçinin de yaşam kalitesini yükseltiyor. Donanımlar çağdaş hastanelerin yüksek güvenlik, hijyen ve verimlilik gereksinimlerini karşılarken, organizasyonu kolaylaştıran ürünler ergonomik çalışma ortamları yaratıyor.

Hastanelere önerilen tüm donanımlar ve ürünler, sağlık yapılarının gereksinimleri göz önüne alınarak geliştiriliyor. Yangına dayanımlı kapı donanımları, hastanelerde odalar arası ısı, hava ve ses izolasyonu sağlayan kapı altı giyotinleri, röntgen odaları ve tanı merkezlerine özel kilit sistemleri, aydınlatma çözümleri, doktor odaları ve danışma bankolarının ergonomisini artıran ürünler, refakatçi yatağı ve modüler çekmece sistemi bu örnekler arasında yer alıyor.

hafele13

Doktor odaları ve danışma bankoları için monitör taşıyıcısı
LCD monitör taşıyıcısı Ellipta, polikliniklerde doktor odalarına ve danışma bankolarına uygun ergonomik çalışma ortamı yaratıyor. Ofis masalarında yüzde kırk oranında alandan tasarruf sağlayan Ellipta’nın özel yaylı sistemi sayesinde tek bir dokunuşla monitörün yeri değiştirilebildiğinden, hep aynı açıda oturmaktan kaynaklanan boyun ve sırt ağrıları da son buluyor. Bir adaptör sayesinde her Ellipta ayağına 2 monitör bağlanabiliyor. Ayrıca Ellipta’nın çalışma masasına kelepçelenen masaüstü priz ve iletişim paneline istenilen sayıda monitör bağlanabiliyor.
hafele-22

Dirsek yardımıyla bile açılan kapı kolları
Rozet içine entegre edilmiş, sarkmayı önleyici mekanizmalarıyla, paslanmaz çelik malzemeden üretilen kapı kolları, kapının dirsek yardımıyla bile rahat açılmasını sağlıyor. Özellikle hastanelerde kullanılan yangına dayanımlı kapılar için üretilen kapı kolları, özel normlara göre test edilmiş ve sertifikalandırılmış.
hafele31

Dolap içi aydınlatma sistemleri
Aydınlatma sistemleri, gardırop açıldığında içindekilerin daha kolay ayırt edilebilmesini sağlıyor. Özellikle hastane odalarında ihtiyaç duyulan farklı seçeneklere sahip ışıklı askı boruları, hem askı hem de aydınlatma işlevini üstleniyor. Sensörlü olarak da kullanılan dolap içi aydınlatma sistemleri günde ortalama 3 saat çalışma ile 30 yıl ömre sahip.

Hastanelere özel kilit
Bu kilit, özellikle tamamen kapatılması gereken kapılar (örneğin röntgen odaları, tanı merkezleri, kayıt stüdyoları) için son derece işlevsel bir ürün. Kilit üzerinde yan yana bulunan iki ayrı barel deliği, iki ayrı yarım barel kullanımına; iki ayrı kol mili yuvası da, tek taraflı kol bağlantı mili yardımıyla 2 ayrı kapı kolu kullanımına olanak sağlıyor. Bu iki yarım barel ve tek taraflı kol sayesinde, bir taraftan diğer tarafa ses ve ışın geçişi de önlenmiş oluyor.

hafele-41

Hastanelerde yalıtım için, kapı altı giyotini
Hastanelerde odalar arası ısı, hava ve ses izolasyonunu sağlayan kapı altı giyotinleri, kapı kapandığında otomatik olarak kapı ile zemin arasındaki boşluğun kapatılmasını sağlayarak hava geçişini ve yangın durumunda hayati tehlike yaratan dumanın içeri girmesini engelliyor. Kapı kanadının altına açılan bir derze monte edilen kapı altı giyotinleri, bu sayede zemindeki eğikliği bile kapatarak güvenli kullanım sunuyor.
hafele-51

Refakatçi yatağı Belitec
Uzaktan kumandalı yataklı koltuk özelliği ile Belitec, hastanelerde refakatçiler için ideal kullanım olanağı sağlıyor. Özel mekanizması sayesinde uzaktan kumandayla açılıp kapanarak konforlu bir atmosfer yaratıyor. Ayrıca kumandada bulunan tek bir düğme ile dolabı yatağa çeviren ve daha sonra tekrar dolap görünüme döndüren sistem sayesinde kullanıldığı alanda ferahlık yaratıyor.

Modüler ve işlevsel bir çekmece sistemi
Modüler bir çekmece sistemi olan Pharma – Org, özellikle eczanelerde ve hastanelerde organizasyonu kolaylaştırarak sınırlı alanların daha efektif kullanılmasına olanak veriyor. İşlevselliğiyle ön plana çıkan bu sistem aranan ürünün hızla bulunabilmesini sağlayarak tasarruflu bir depolama çözümü sunuyor.

Küçük parçaların saklanması ve daha sonra hızlıca bulunabilmesini sağlayan sistemin montaj ve planlaması da basit. Farklı yükseklik seçenekleri ve dört çeşit çekmece derinliği bulunuyor. Çekmecelerin taşıma kapasitesi 25 kg. Mekanın tasarımına göre kullanılan çekmeceler ahşap, cam, kumaş, metal ya da plastikten üretilmiş klapelerle donatılabiliyor ve yine tasarıma ve kullanım amacına uygun, etiketlemeye olanak sağlayan mobilya kulplarıyla da bir bütünlük sağlanıyor.

Etiketler: , , , , , | İlk yorumu siz yapın »

Deneyselliği ve teknolojiyi yücelten bir tasarım çizgisi: Zoom Tpu

11 Eylül 2009 | Yazar: Benan Kapucu | Konu: Söyleşi, Tasarım

hafele31

Mağaza, kongre-sergi sarayı ve turizm yapılarından sonra, son dönemde çalışmalarını sağlık endüstrisinde yoğunlaştıran zoom tpu, teknolojinin yeni olanaklarına açık bir mimarlık anlayışına sahip. Firmanın kurucu ortakları atilla kuzu ve levent çırpıcı, iç mekan tasarımlarında biyomimik yapıları ve fraktal formları ustaca kullanıyor; firmalar için geliştirdikleri ürün konseptlerinde geleceğin teknolojisine yer açıyor.

Zoom TPU, son dönemde hastane, ilaç firmalarının ofisleri gibi sağlık sektörüne yönelik projeleriyle gündemde olan bir mimarlık şirketi. Acıbadem hastaneleriyle çözüm ortağı gibi çalışan Zoom TPU, Memorial, Florence Nightingale hastanelerinin de mekan konsepti ve uygulamalarını gerçekleştirdi. Acıbadem Bağdat Polikliniği ile 2005 yılında uluslararası bir ödül kazanan mimarlık şirketi, Atilla Kuzu ve Levent Çırpıcı ortaklığında 1994 yılından beri çalışmalarını sürdürüyor. Atilla Kuzu, mobilya tasarımlarıyla da tanınan bir tasarımcı. Japonya’da ve Türkiye’de birçok ödül kazanan Taklamakan oturma birimi, XYZ kitaplık (üstte) ve Barringer sehpa gibi… Kuzu ve Çırpıcı ile olan sohbetimiz, Zoom’un deneysel tasarım çizgisi ve sağlık sektöründeki işlerine odaklanıyor.

Zoom Mimarlık’ın temel tasarım yaklaşımından söz eder misiniz?
Atilla Kuzu – Zoom Mimarlık’ın temel yaklaşımı, çağdaş ve modern bir çizgi… Teknolojinin geldiği nokta ne ise, biz her tür projeye -hastane, ev ya da ürün tasarımı- o teknolojik gelişmeleri aktarmalıyız. Ürün tasarımında çoğunlukla, alışkanlıklardan, koşullanmalardan olsa gerek, teknolojinin geldiği noktayı tam olarak yansıtamıyoruz. Evde kullanacağınız bir koltukta, bir uçak koltuğu ya da bir araba koltuğunda olduğu gibi günün teknolojisini entegre etmeyi nedense hiç düşünemiyoruz. Ergonomik ayarları, evinizdeki koltuğa da yüklemeniz gerekir aslında. Şu aralar bir firma için özel bir koltuk tasarımı üzerine çalışıyoruz. İstiyoruz ki kullanıcı televizyon izlerken DVD’sini de koysun, oradan kumanda etsin…. Tabii, böyle bir ürün tasarlamaya kalkıştığınızda, üretici firma teknolojik desteği bu işten anlayan başka firmadan almak zorunda.Bu bağlantıları da kurmamız gerekiyor.

hafele15

Geçmişle değil, bugünle ilgilisiniz öyle mi?
AK- Geçmişe öykünmek bizim işimiz değil, ama ister istemez özümüze ait izler ortaya çıkıyor. Çünkü biz bu topraklar üzerinde yaşıyoruz. Öte yandan geçmişte üretilenlerin bağlamı, koşulları ait olduğu zamanla ve dönemle bağlantılı. O yüzden, geçmişten yola çıkmak bir yanılgı bence.

İşvereni nasıl yönlendiriyorsunuz?
Levent Çırpıcı- İşvereni yönlendirmede ve tasarım sürecinde ilk olarak aktarılanları doğru anlamayı önemsiyoruz. Sonrasında, mekânın verilerini, işin süresi ve işverenin beklentileri ile buluşması için çalışmalarımızı başlatıyoruz. Ancak öyle mekânlar oluyor ki tasarım sürecinde bize ortak oluyor, öyle işverenlerimiz oluyor ki tasarımda etkili olmak ısrarında olabiliyorlar. Biz ne olursa olsun, işverene işin gereksinimlerini, olması gerekenleri güncel endişelerden uzak kurgumuzla sunarak paylaşıyoruz. Ancak dayanılmaz bütçesel unsurlar ya da işin süresi nedeniyle konsepti tamamen ya da kısmen değiştirerek sonuçlandırıyoruz.

Son dönemde sağlık yapılarına odaklandığınız görüyoruz. İşlerinizde, tematik bir yaklaşım olduğunu söyleyebilir miyiz?
AK- Evet, ama tümünde değil. Bursa’daki Acıbadem’de ahşap ağırlıklı bir dekorasyona gidilmesi nedeniyle orada belli bir tema üzerine odaklandığımızı söyleyemem. Bursa’daki polikliniğin geleneksel olması beklendiği için çok başka bir yaklaşım sergiledik. Ahşabın yoğun kullanıldığı polikliniğin iç mekanlarında biyolojik dokuları lobide ve belli noktalarda, yatayda bant olarak dekorasyona yükledik. Öte yandan, International Hospital projesi ise tamamen deneyseldi.

Acıbadem Maslak projesinde tema daha belirgindir. Maslak’ta zemin döşemesinde ve tavan kaplamasında üç boyutlu dokular ortaya çıktı. Elipsoid formları alıp tavanda kimi noktalarda kraterleştirdik. Bundan sonraki projelerimizde fraktal formlara daha ağırlık vermeyi düşünüyoruz. Fraktal yaklaşımlar, var oluş, yaradılış, insan DNA’sının çözümlenmiş olması tasarıma da girmeye başladı. Gelecekte, özellikle de mimaride ve ürün tasarımında organik formları çok göreceğimizi düşünüyorum. Bilgisayar programları kimi formları yakalamamızı kolaylaştırıyor.

hafele14

Acıbadem Maslak projesinde yarışma projesini olduğu gibi uygulayabildiniz mi?
LÇ- Maslak için sunduğumuz projede, epital doku hücresinden yola çıkan bir konsept geliştirmiştik. Hatta cam giriş saçağını biz, aynı o hücre yapısına öykünür formda çizdik. Açık arayla yarışmayı aldık; çıkış noktası ve felsefesiyle güzel bir proje oldu. Sonra uygulamaya geçince biraz aza indirgenmeye başladı. Bizim düşündüğümüz, lobide kabuk halinde oturma üniteleri vardı. Yuvarlak, kendi mahremiyeti olan… Duvarda dokular oluşturduğumuz lobi, baştaki projeye biraz daha yakın. Kayar sistemler, bambu, yaprak gibi doğal dokuları iç mekanda da kullanmaya çalıştık.

hafele22

Hastanenin iç mekan tasarımında, ‘iletişim’ de esas öyle değil mi?
AK-
Hastane, öncelikle hastanın moralinin yüksek tutulması gereken bir yapı. Biz hastaneleri iyi bir aydınlatma, hemşire bankosu, karşılama bankosu, aydınlatması ve bildirişimiyle “moral yükseltme alanları” olarak düzenlemeye başladık. Cihazların olduğu bölümlere de aslında daha fazla itina gösterilmesi gerektiğini anladık. Kemoterapi, radyoloji bölümlerinde hastanın kendini özel hissedeceği alanlar yaratmaya çalıştık. Pediatri kliniğinde daha renkli daha karikatürize desenler kullandık; balıkları izleyebilecekleri, projeksiyonlu havuzlar yaptık.

hafele24

Hasta odalarını nasıl düzenliyorsunuz?
Hasta odaları zaten başlı başına özel. Orada önemli olan hasta, dolayısıyla yattığı alanın başucunu ve etrafını bir kabuğa almayı düşündük. Medikal gazların geldiği başucu ünitelerini özel olarak tasarladık. Bu noktada, hasta yatağının da çok büyük bir önemi var. Amerika’da Harvard Medical’in düzenlediği bir seminere katılmıştık. Hasta başında doktora ayrılan bir taburenin hastanın psikolojisi açısından, doktorun onunla beraber olduğu duygusunu vermesi açısından çok etkili olduğunu öğrendik. Acıbadem Maslak’ta bunu aynen uyguladık. Doktor ayakta durup üstten bakarak değil, taburede aynı seviyede oturarak hastayla yakından igilenecek. Işığın kullanımı çok önemli. Hastanın yatağından zor kalkıyor bile olsa, pencereden gün ışığını görüp tekrar yatmasının, psikolojik rahatlama açısından önemli olduğu söyleniyor.

Kısıklı Patoloji Laboratuvarı’nın tasarım kriterlerinden söz eder misiniz?
LÇ- Kök hücre üretim amaçlı bu tesiste bir doku hücresinin büyütülmüş halini döşemelere ve görsel duvarlara yansıttık. Mekanları birleştirici niteliğinde olan ve sirkülasyonu sağlayan ana koridoru, deney tüpü çıkışlı eğrisel bir kesitle çözerek diğer mekânlara geçişi bu atmosferden sağladık.

Sağlık endüstrisindeki gelişmeler mimariye ve tasarıma nasıl yansıyor?
LÇ- Hastanede son trend diye bir son noktanın olamayacağını söyleyebiliriz. Tıptaki gelişmeler çok hızlı ve çok çeşitli olarak sürüyor, bu çeşitliliği takip etmek neredeyse olanaksız. Ancak şunu söyleyebiliriz, hastanelerde sağlıkla ilgili tedirgin edici unsurlardan uzakta, tam bir tedavi kalitesi dışında, hastane bütününde iyileştirici bir çevre oluşturulması belirleyici bir hedef olarak görülmeli.
İnsanın medikal alanlardaki hareket ve psikolojileri eskiye nazaran çok derinlikli olarak ele alınıyor. Tamamen bu verilere göre renk, desen, form çalışmaları hazırlanarak iş sonlandırılıyor.

Hangi hastane projeleri var sırada?
AK- Acıbadem Fulya hastanesinin şantiyesi sürüyor. Bodrum hastanesi projesi bir sene ertelenmişti ama her an başlayabilir. Memorial, Florence Nightingale hastaneleriyle de çalıştık.

Ürün tasarımı konusunda yeni çalışmalarınız var mı?
AK- B&T firmasına sehpa tasarımı verdik. Bir Japon firmasına beş ürün verdim, prototipleri yapılacak ve muhtemelen üretilecek. 888 için çalışmalarımız var; mobilya tasarımına teknolojiyi entegre etmeye çalıştığımızı söylemiştim başta. 888’in tasarımları da bu projenin içinde. Beni oldukça heyecanlandıran projeler içinde olduğumu söyleyebilirim. 2010 ürün tasarımı açısından hareketli olacak gibi görünüyor.

hafele13

Röportaj: Benan Kapucu – Portre: Mustafa Nurdoğdu

Etiketler: , , , , , | İlk yorumu siz yapın »

Sağlık endüstrisi iyileştirici, insan odaklı ve sürdürülebilir tasarım

9 Eylül 2009 | Yazar: eceariburun | Konu: Mimari, Tasarım

hastane-mimarisi2

Sağlık endüstrisi yapıları, birbiriyle ilişkisi olan farklı işlevlere sahip mekanlarıyla, “karmaşık yapılar” kapsamında yer alıyor. Medikal planlamaya göre, mekanların birbiri ile olan ilişkilerinin doğru olarak kurgulandığı, deneyimler yoluyla insanda “iyileşme” sürecini hızlandıran iç tasarım kurgusu ve sürdürülebilirlik tasarımın öncelikleri arasında. Bugün sağlık endüstrisinin mimari ve iç mekan tasarımını insan deneyimini esas alan yaklaşım, belirliyor.

Sağlık endüstrisi yapıları şüphesiz hayatımızın en önemli ve kritik anlarını yaşarken bizleri konuk eden mekânlar arasında gelir. Doğum, ölüm, beklenen ya da beklenmeyen tüm fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklarda geçirdiğimiz hassas süreç, bunları yaşadığımız mekânlarla etkileşerek topyekûn bir deneyim olarak özdeşleşir. Bu mekânlarda yaşadığımız deneyim sunulan tıbbi tedavinin etkisini arttırmakta ya da azaltmakta etkili olabilir. Sunulan tedavinin medikal kalitesinin yanı sıra içinde bulunduğumuz ortam ve atmosfer de bu deneyimin kalitesini algılamamızda etken olur: Koku, renk, ses, ışık gibi değişkenler iç mekânların kontrol edilebilir öğeleri arasında gelir ve algımızı doğrudan etkilerler. Yaşadığımız deneyime olan etkisiyle iç mekân tasarımları sağlık sektöründe vazgeçilmez bir bileşen ve kalite arttırıcı (ya da azaltıcı) bir unsur olarak karşımıza çıkar. Sağlık yapılarının biçimlendirilmesindeki tasarım kriterleri güncel eğilimler, teknolojik olanaklar ve kullanılan malzemelerle yakından ilgilidir.

Özellikle son dönemde akademik ve pratik çevrelerde gündemde olan ‘Servis Tasarımı’ konusu, hem sağlık sektörü iç mekân tasarımlarına hem de bu mekânlar dâhilinde verilen hizmetlerin kesintisiz akışına yönelik çalışmalar içerir. Tedavi ortamı, hastane atmosferi gibi tanımlamaların şekillenmesinin aslında ‘sağlık’ kelimesinin kültürel izdüşümü ile doğrudan ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin son dönemde iç mekân tasarım öğeleri ile öne çıkan sağlık yapılarını incelediğimizde ‘tedavi ve konfor’ işbirliğindeki küresel standartlaşmanın ağır bastığını görmekle beraber; çeşitli kültürel algı farklılıklarının ortaya çıkardığı bazı ince ayrımların etkisini de yadsıyamayız. Özellikle Batı kültüründe bir süredir hüküm süren baskın tutuma göre sağlık kavramı ‘gençlik’, ‘güçlülük’, ve hatta ‘ihtişam’ ile ilişkilendiriliyor; bu düşüncenin sonucu olarak sağlık merkezleri de adeta lüks otel ya da tatil köyü formatında tasarlanıyor.

Genel olarak hastanın tedavi süresince kendini özel ve önemli hissetmesi, mahremiyetinin korunması, konforunun sağlanması gibi olumlu ve iyileştirici etkenlerin yer aldığı bu ortamlarda bazen ters algılamalar da doğabiliyor: Rahatlık ve konfor algısının, medikal tedavinin önüne geçmesi istenmeyen bir durumdur. Kişi, nihayetinde ‘ev ortamındaki rahatlığı’ deneyimlemek için değil, sağlığına kavuşmak için o mekânda bulunur ve bu da ciddi bir hayati süreçtir. Bu sebeple sağlık sektöründeki mekan tasarımlarında öncelikli olarak işlevsellik, erişim kolaylığı, hijyenik ortam ve eşyalar, dayanıklı ve bakımı kolay malzemeler tercih edilmelidir. Kullanılan renk, doku, aydınlatma, iklimlendirme ve diğer bitirmelerle oluşturulan konfor ve güven hissi, hasta ve yakınları için olduğu kadar personel için de kurgulanmalıdır.

Sağlık endüstrisi yapıları içerdiği karmaşık işlevlere sahip mekânlarıyla detaylı bir planlama gerektirir: Ameliyathane, muayene odaları, gözlem ve tanı odaları, hasta ve doktor odalarının yanı sıra lobi, yemekhane ve kafeterya, bekleme alanları, ayrıca çamaşırhane, oda servisi hatta alışveriş mekânları, eğitim, toplantı ve konferans etkinlikleri yine bu mekânlar dâhilinde konumlandırılabilir. Bu mekânların yerleşimi, birbiri ile olan ilişkileri dikkatli bir iş akış planı ile oluşturulmalıdır. Azami ve asgari alan ihtiyaçları, yoğun kullanımda olan alanların konumu, günışığının mekanlara etkisi ve diğer pek çok kriter önemle değerlendirilmeli ve uluslararası standartlara uyulmalıdır.
hastane-mimarisi

İdeal olarak; sağlık yapılarında kullanılan malzemelerin seçiminde en önem verilmesi gereken nokta malzemenin ‘hijyenikliği’ yani sağlığa uygunluğudur. Steril alanlarda taban, tavan ve duvar kaplamaları anti bakteriyel, anti statik, temizliği ve bakımı kolay, yanmayan ya da yangına karşı korumalı, zararlı madde salımı olmayan dayanıklı malzemeler tercih edilmelidir. Havlı malzemeler (halı vb.) toz ve akarları hapsetmesi nedeniyle uygun bir seçim olmayıp, tekstil ürünlerindeki (örtü, perde, nevresim, önlük, koltuk ve kanepe kaplamaları) seçimler yine bu kriterleri karşılamalıdır.

Hasta yatakları başta olmak üzere, refakatçi mobilyaları, bekleme üniteleri, karşılama bankosu gibi mobilyalar geniş hareket alanlarına olanak sağlayacak şekilde yerleştirilmeli ve güvenlik kurallarına uygun tasarlanmalıdır. Hizmet alacak kişilerin hasta olduğunun unutulmaması; bu kişilerin kullanım kolaylığı ve rahatlığının göz önünde bulundurulması mobilya tasarımında dikkate alınmalıdır. Hastanın yatağı, uzanma, dik oturma vb. hareketlere olanak sağlamalı ve kumandaları hastanın erişimi dâhilinde olmalıdır. Ayrıca günışığından faydalanabilmek, yatılan yerden hoş ve iç açıcı manzara görebilmenin de iyileşme sürecini olumlu etkilediği biliniyor.

Bu mekânlarda kullanılan renk, doku, ses yalıtımı ve iklimlendirme konuları yine tasarımcının özenli kararlarını gerektirir. Dingin renkler, temiz hava, sessiz ve huzurlu bir ortam psikolojik olarak hasta ve yakınlarının yaşadığı deneyimin kalitesini yükseltmede etkin rol oynar. Keza hizmet veren personelin de aidiyet duygusu, hizmet kalitesi ve memnuniyeti içinde bulunduğu çevre ile ilişkilidir. Bu yüzden genellikle sağlık merkezlerinde kan, hüzün, sonbahar çağrışımlı renklerden uzak durulur ve mavi, yeşil, turuncu, mor gibi dinlendirici ve moral yükseltici renklerin açık tonlarından seçimler yapılır.

Ortak alanlarda ve hasta odalarında iklimlendirme ve nem gibi fiziksel değişkenlerin denetim altına alınmış olması ve ihtiyaca göre hasta veya yakınları tarafından anında müdahale edilebilmesi iç mekân tasarımında önemli bir etkendir. Bahsi geçen tüm mekanlarda steril hava kalitesini oluşturmak ve koruyabilmek için HEPA (High Efficiency Particle Absorber) veya dengi filtreler kullanılması gerekir. Daha ileri teknik seviyede, tasarımcının iç ve dış basınç alanlarını dikkate alarak mekân akışlarını konumlandırması da sorumlulukları arasında gelmelidir. Kapılar, geçişler gibi fiziki engeller veya hava perdeleri gibi görünmez engeller sayesinde mekanlar arasındaki steril hava akışları kontrol edilebilir.

Son olarak, herhangi bir iç / dış mekân tasarlarken olduğu gibi, sağlık sektörüne yönelik yapı, iç mekân, mobilya ya da ürün tasarlayan bir tasarımcının mutlaka dikkat etmesi gereken konu ‘sürdürülebilirlik’ kavramıdır. Amaç hiçbir zaman daha lüks veya daha ihtişamlı hastaneler tasarlamak değildir; amaç insana ve çevreye duyarlı tasarımlar ile hayat kalitesini yükseltebilmektir. Geri dönüşümü kolay, insan ve çevre sağlığına duyarlı, yerel olarak elde edilebilen malzemeler tercih etmek her tasarımcının birincil görevidir. Bir mekândaki ince ayrıntılar tasarımcının esas imzasıdır, sözgelimi tutunma ve tırmanma için yatağa eklenen barlar, ya da yataktan kalkmadan doktor / hemşireler ile kurulabilen görsel bağlantı bu mekânlara değer katar.

Yazar:İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Öğretim Görevlisi Ece Arıburun

Etiketler: , , | İlk yorumu siz yapın »