28 Ocak 2011 | Yazar: Eren Başağan | Konu: Tasarım
Günde 100 binden fazla yolcu taşıyan Canada Line, Vancouver’ın en işlek güzergahı olan kuzey- güney koridorunda hizmet veriyor ve kent merkezini Vancouver Uluslararası Havaalanı’na bağlıyor. Kamu ve özel sektör işbirliğiyle hayata geçen 19 kilometre uzunluğundaki hafif raylı sistemin güvenlik ve görme konforunu önemseyen aydınlatma tasarımı Total Lighting Solutions imzasını taşıyor.
Mimarlık, altın çağlarından birini yaşıyor. Dünyanın dört bir yanı, yerin yedi kat altı, yedi kat üstü, birbirinden ilginç, birbirinden karmaşık, farklı yapılarla dolu. Özellikle kamusal mekanlar; ister yönetime, ister eğitime, ister eğlenceye, isterse ulaşıma hizmet etsinler, sanki mimarinin sanatsal yanını ortaya çıkarmak için düzenlenen bir şenlikte yarışır gibiler. Kim kazanırsa kazansın, yarışın her daim galibi aydınlatma oluyor. Çünkü mimarlık, anlamını ışıkta buluyor. İşte ışığın, yani aydınlatmanın son kazandığı yarışlardan biri, Kanada nın Vancouver kenti hafif raylı ulaşım sistemi.
Kamu ve özel sektör işbirliğiyle hayata geçen 19 kilometre uzunluğundaki Canada Line projesinde, farklı mimari anlayışlara sahip 16 istasyonun aydınlatma tasarımı, Total Lighting Solutions imzasını taşıyor.

Kamusal alanın aydınlatma tasarımı, mimari dil açısından kendi aralarında farklılaşan ama işlevleri açısından yakın ilişkide olan mekânlar arasında görsel geçişi de sağlıyor. İstasyonların farklı mimarilerine görsel bütünlük kazandırırken, kullanıcıların doğru yönelimini çözmüş; aşırı aydınlatmadan kaçınma, gün ışığı sensörlerinden yararlanma ve kullanılmayan periyotlarda ışığın kapanmasını programlama yoluyla enerji kazanımı da elde ederek sorumlu kamusal harcama örneklerinden birini ortaya koymuş.
Total Lighting Solutions’ın aydınlatma tasarımıyla, yıllık toplam enerji harcamalarından 1,5 milyon kilo-vat saat kazanım sağlanarak 120 bin dolarlık bir kar elde edilmiş. Tüm sistem için sınırlı bir aydınlatma elemanı dağarcığı ve tekrarlanan örüntülere dayalı bir konsept geliştirilmiş. LED’ler de dâhil olmak üzere bütün sistemde beşten fazla farklı lamba kullanılmamış; aydınlatma elemanlarının çoğu kısa aralıklarla yerleştirilen çizgisel floresanlardan oluşuyor. Güvenlik ve görme rahatlığının öncelikli olduğu aydınlatma kurgusunda, ışık kaynakları ardı sıra tekrarlanan düzenli örüntülerle yerleştirilmiş.
Yol bulma ve yolcu akışını iyileştirmek amacıyla bir istasyondaki tüm aydınlatmalar, hareketin yönüne göre konumlandırılmış. Koridorlar ve geçiş alanlarındaki ışık hattının işlevlerinden biri de, yolcuların istasyondan tren platformuna girişini kolaylaştırmak. Her lokasyondaki ışığın birleşik örüntüsü, istasyondakilerin yön duygusunu güçlendirecek şekilde düşünülmüş: Gişelerin başladığı yerlerde çift sıra çizgisel floresan sarkıtlar; dikey sirkülasyon alanları üzerinde bir dizi sarkıt aydınlatma elemanı; platform tavanlarında dolaylı aydınlatma, platform kenarlarının üzerinde ve karşı duvar boyunca ise ışıktan bir çizgi kurgulanmış. Total Lighting Solutions bu proje için Peerless Lighting üretimi özel bir aydınlatmadan yararlanmış. Elektronik ayarlı, yüksek performanslı T8 lambaları, yüzde 23 oranında doğrudan ışıkla yaya yolunu, yüzde 77 oranında dolaylı ışıkla platform alanını aydınlatıyor.
16 istasyonun mimari biçim farklılıklarını güçlendirmek amacıyla, yalın çizgilere sahip ya da tümüyle gizli aydınlatmalar tercih edilmiş. Seçilen aydınlatma elemanlarının boyut ve biçimleri kolonlar, tirizler ve tavan elemanlarının ortak aralıklarıyla da bağlantı kuruyor. Sonuçta bu ödüllü projede ortaya istasyonların mimarisine tam anlamıyla uyumlu güçlü, sade bir aydınlatma tasarımı çıkmış.
Etiketler: aydınlatma tasarımı, Canada Line, Total Lighting Solutions, Vancouver Uluslararası Havaalanı | İlk yorumu siz yapın »
19 Temmuz 2010 | Yazar: Eren Başağan | Konu: Mimari
Kazakistan’ın başkenti Astana’nın zorlu ikliminde bir “vaha” olarak hayat bulan dünyanın en yüksek gergili yapısı Han Çadırı, en sonunda kapılarını açtı. 100 bin metrekare genişliği, 150 metre yüksekliği ve elips yüzeyi ile Astana göklerinin en yüksek noktasına ulaşan Han Çadırı, farklı strüktürüyle yeni başkentin kuzey bitiş aksında yerini aldı.
Foster & Partners’ın tasarladığı Han Çadırı, bütün yıl boyunca rahat iklim koşulları sunan korunaklı bir muhafaza içinde Astanalılar’a büyük ve yepyeni bir kentsel, kültürel ve toplumsal mekân sağlıyor. Yapı, yıllar boyunca kullanılabilecek, yaşayan bir halk merkezi konseptine sahip.
Kazakistan’ın sert hava koşullarına meydan okuyabilmesi için Han Çadırı’nın dış yüzeyi ETFE adında bir malzeme ile kaplanmış. Yazın aşırı sıcak, kışın ise aşırı soğuk hava koşullarından iç mekanı koruyan ve aynı zamanda doğal ışığın içeriyi tam anlamıyla aydınlatmasına olanak sağlayan bu malzeme, 150 metre yüksekliği ve geniş çadır şeklindeki kablo ağı ile 3 direkten meydana gelen yapıya örtülmüş. Transparan özelliği, kentin ve arkasındaki bozkırların etkileyici manzarasını da yapının önemli bir parçası haline getirmiş. Isı kontrolü ve malzemenin iç yüzeyine verilen doğrudan sıcak hava dalgalarıyla kışın buzlanmanın önüne geçilirken, yazın da güneş ışınlarını önleyen varak katmanlarıyla korunuyor.
Yapının yüksekliği boyunca kamusal alanlar ve yeşil vahalarla dalgalanan sarmal teraslarıyla gerçek anlamda bir vaha yaratılmış. Sonuçta tasarımla mükemmel bir şekilde örtüşen dış aydınlatmanın tropik su parkından yeşilliklere doğru akan ve dalga havuzları, nehir ve şelaleyi aydınlattığı masalsı bir yapı ortaya çıkmış. Yapının çekirdeğinde segilerin düzenlenmesi, çeşitli farklı programların yapılabilmesi için kültürel bir merkez olarak tasarlanmış geniş ve işlevsel açıdan esnek bir alan bulunuyor. Bu giriş bölümünün hemen üstünde dünyanın en ünlü markalarını barındıran alışveriş mekânları ve sinema, kafe gibi kamusal eğlence alanları yer alıyor. Bir hipermarketin de yer aldığı Han Çadırı’nda 40 bin metrekarelik ticaret alanı bulunuyor.
Spa, wellness merkezi ve fitness alanları ile çocuk oyun alanları ve bu devasa eğlence merkezini eşsiz bir mimari deneyime dönüştüren yapay nehir ise sarmal yapının bir üst bölümünde konuşlanmış. Bu alanları gökyüzüne doğru, park ve minigolf alanı, denizi aratmayan devasa havuz ve plaj bölümü, botanik park, yunus havuzu, restaurantlar, konser ve parti alanları, disko ve bir güverte gibi tasarlanmış manzara platformu izliyor. Han Çadırı’nın en önemli özelliklerinden birini, günlük yaşamın tüm ihtiyaçlarına cevap veren ve hayatı daha eğlenceli kılan hobi ve aktivite merkezlerinin 30 bin metrekarelik bir alanda konumlandırılması oluşturuyor.
Projenin Adı: Han Çadırı Eğlence Merkezi
Konum: Kazakistan- Astana
Proje Tarihi: 2006-2010
Mimar: Foster&Partners
Yardımcı Mimarlar: Linea Tusavul Architecture, Gültekin Mimarlık
Danışmanlar: Buro Happold, Charles Funke Ortaklığı, Claude Engle , Alkaş Danışmanlık, İstanbul Teknik Üniversitesi, Mechanical -Vemeks Mühendislik Ltd, Electrical – Hb Teknik, Montage Services , Özün Proje Ltd + Arce , Samko, Vector-Foiltec
Etiketler: Astana, Han Çadırı, Han Çadırı Eğlence Merkezi, Kazakistan, Linea Tusavul Architecture, proje | İlk yorumu siz yapın »
7 Mayıs 2010 | Yazar: Eren Başağan | Konu: Mimari
Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne (EPFL) kampüsünde yerini alan Rolex Öğrenim Merkezi, Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa’nın mimarlık şirketi SANAA’nın sıra dışı mimari tasarımlarının son örneklerinden biri. 21. yüzyılda öğrenmenin ve bilimsel etkileşimin yeni biçimlerine göre tasarlanan merkez, radikal ve son derece deneysel bir bina olarak karşımıza çıkıyor.
EPFL kampüsünün yeni odağında yer alan bina, 88 bin metrekarelik bir alana yayılan süreğen bir strüktüre sahip. Çatı ve zeminin birbirine daima paralel gittiği dikdörtgen bir planı olmasına karşın nazikçe dalgalanan bir biçimde tasarlanması, yapıya organik bir biçim kazandırıyor. Bina birkaç görsel destekle, insanları bütün yönlerden merkezi girişe çeken açık alanın altında bir boşluk bırakılarak yere hafifçe dokunacak biçimde oturtulmuş.
Rolex Öğrenim Merkezi’nin içinde tasarımın dalgalı yapısı tarafından biçimlendirilen tepeler, vadiler ve platolar oluşturularak, binanın köşeleri görünmez kılınmış; mekânlar arasındaki bölünme de bu eğimlerle sağlanmış. Yapıda bir mekânla diğer bir mekân arasında hiçbir görsel bariyer bulunmuyor. Merdivenlerin yerini ise hafif rampa ve teraslar alıyor. Böylece farklı işlevlere sahip alanlar, açıkça ama duvarlarla bölünmeksizin bir diğerine yol veriyor. Ziyaretçiler, hafif dönemeçler, yokuşlar, kıvrımlar, dalgalar arasında geziniyor ya da gündelik asansör mantığında ama özel olarak tasarlanmış zarif şeffaf kutulardan oluşan “yatay asansör”lerden biriyle etrafı dolaşıyorlar.
Sosyal alanlar ve etkileyici bir oditoryuma sahip olan merkez, yükseklik farklarıyla yaratılan akustik açıdan ayrı, sessiz, sakin bölümler de sunuyor. Sınırlardan, bariyerlerden bağımsız olarak tanımlanan yapıda, yalnızca camdan hücreler ve duvarlı “baloncuklar”, küçük grupların bir araya gelmesi ve birlikte çalışması için bölmeler oluşturuyor.
Topografya, binanın esnek, açık planına stürüktürden kaynaklanan farklı büyüklüklerdeki boşluklarla sıra dışı bir akışkanlık kazandırmış. Bu boşluklar, camla kaplanarak yumuşak bir şekilde daireselleşen bir dizi terasa dönüşmüş. Sosyal alanları oluşturan teraslar, dışarıyla içeri arasında görsel bir bağ da sağlıyorlar. Yapının yüksek kısımlarından ziyaretçiler, yalnız kampüs alanını değil, Cenevre Gölü’nü ve Alp Dağları’nı da izleyebiliyor.
Rolex Öğrenim Merkezi’nde; 500 bin cilt ve 860 oturma ünitesini kapsayan Multimedya Kütüphane, 600 kişilik Çok Amaçlı Salon “Forum Rolex, 53 kişilik oturma ünitesi ve dış mekânıyla kafe-bar, 128 kişilik oturma ünitesi ve dış mekânıyla yemek alanı, ayrıca 80 kişilik restoran, Kariyer Merkezi, kütüphane görevlilerinin ofisleri, EPFL değerli kitap koleksiyonunu içeren bir bölüm, Öğrenci Birliği Ofisi (AGEPoly), Mezunlar Birliği Ofisi (A3), Eğitim Bilimi Araştırma Ofisi (CRAFT), Basım Yayın Ofisi (PPUR), banka (Credit Suisse), kitapçı (Lafontaine) ve 500 kişilik park alanı yer alıyor.
Bugün ve gelecekte binanın pek çok farklı biçimde kullanılmasına olanak sağlayacak bir esnekliğe sahip olan tasarımıyla Rolex Öğrenim Merkezi, insanların ziyaret etmek isteyecekleri bir mekan, bir nirengi noktası olarak ortaya çıkıyor. Bütün birlik ve çeşitliliğiyle Merkez, SANAA’nın proje yarışmasını kazandığı duyurulduğunda Kazuyo Sejima’nın söylediği gibi “sımsıcak bir kamusal alan” sunuyor.
Projenin Adı : Rolex Öğrenim Merkezi
Projenin Yeri: EPFL (Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne)
Proje Başlama- Bitiş Tarihi: 2007-2009
Açılış Tarihi: Şubat 2010
İnşaat Maliyeti: 110 Milyon İsviçre Frangı
İşveren: EPFL (Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne)
Proje Yöneticileri: Patrick Aebischer (EPFL Başkanı), Francis-Luc Perret (EPFL Planlama ve Lojistik Bölümü Başkan Yardımcısı), Vincent Joliat (Proje Yöneticisi)
Mimari Tasarım: SANAA- Kazuyo Sejima/ Ryue Nishizawa Yumiko Yamada, Rikiya Yamamoto, Osamu Kato, Naoto Noguchi, Mizuko Kaji, Takayuki Hasegawa,Louis-Antoine Grego
Arsa alanı: 88.000 m²
Taban Alanı: 20.200 m²
Kat Alanı: 37.000 m²
Kat Adedi: 2 (1 Bodrum kat ve 1 Zemin kat)
Müteahhitlik Hizmetleri: Losinger Construction SA (Bussigny, İsviçre)
Proje Yönetimi: Botta Management Group AG (Baar, İsviçre), Charles R. Botta (Başkan, CEO), Pierre Eller (Proje Müdürü)
Yerel Mimarlık Ofisi: Architram SA (Renens, İsviçre)
İnşaat Mühendisliği: B+G Ingenieure Bollinger ve Grohmann GmbH (Frankfurt am Main, Almanya), Walther Mory Maier Bauingenieure AG (Münchenstein, İsviçre), BG Ingénieurs Conseils SA (Lozan, İsviçre), Losinger İnşaat SA (Bussigny, İsviçre)
Mekanik Mühendisliği: Enerconom AG, HVAC Engineer (Bern, İsviçre)- Rolf Moser
Elektrik Mühendisliği: Scherler Ingénieurs-Conseils SA (Lozan, İsviçre)-Jacques Mühlestein
Cephe Danışmanlığı: Emmer Pfenninger Partner AG (Münchenstein, İsviçre)-Steffi Neubert
Akustik Danışmanlığı: EcoAcoustique SA (Lozan, İsviçre)-Victor Desarnaulds
SANAA ARCHITECTURE
Japon mimarlık firması SANAA (Sejima ve Nishizawa ve Ortakları), 1995 yılında Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa tarafından kuruldu. SANAA, başta Japonya olmak üzere, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda, İsviçre, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde birçok projeyi hayata geçirdi. Özellikle Nagano Japonya’daki O-Museum, Almere Hollanda’daki Stadstheater Almere “De Kunstlinie”, Kanazawa Japonya’daki 21. Yüzyıl Çağdaş Sanat Müzesi, Toledo ABD’deki Toledo Müzesi Cam Sanat Pavyonu, Essen Almanya’daki Zollverein School ve New York’taki New Museum gibi projeleriyle SANAA, Japon estetiğinin zarafeti ile alçakgönüllü, berrak ve sade ancak bir o kadar da görkemli tasarımlarıyla mimarlık dünyasına adlarını yazdırdılar. Mart 2010’da firmanın kurucuları Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa, mimarlık alanındaki en prestijli ödül olarak kabul edilen Pritzker Mimarlık Ödülü’nü kazandılar.
www.rolexlearningcenter.ch
Etiketler: Rolex Öğrenim Merkezi | İlk yorumu siz yapın »