İnsanın doğayla kurduğu ilişkide yaşanan kırılmaların, kopuşların beden ve zihin sağlığını olumsuz etkilediği yönündeki bulgular, bu ilişkiyi yeniden inşa etmenin önemini ortaya koyuyor. Sağlık yapılarının tasarımında da bu doğrultuda, dönüştürücü adımlar atılıyor.

İnsan sağlığının günümüz yaşam koşulları altında; hızlı kentleşme, yoğun ve ağır çalışma şartları nedeniyle olumsuz etkilendiği gerek sosyal bilimler gerekse tıp alanlarında çok yönlü bir biçimde tartışılıyor. Sağlıklı yaşam alanlarının kurulması için de endüstri öncesi yaşam biçimleri mercek altına alınıyor. İnsanın, bir parçası olduğu doğa ile arasına giren mesafe bu konuda temel bir sorun olarak kabul ediliyor ve yaşam alanları, çalışma ve eğitim ortamları doğayla yeniden bütünleşmeyi öngören biyofilik tasarım anlayışıyla dönüşüyor.

Sağlık yapıları da bu doğrultuda yeni yaklaşımlarla biçimlendiriliyor. Bu ayki dosyamızda doğayla iç içe geçen, iyileşme sürecinin iyi tasarlanmış mekanlar üzerinden hızlandığı ve kolaylaştığı fikriyle biçimlen ve özellikle de tipik birer hastane gibi davranmayan farklı yapıları bir araya getirdik.

Doğal Odak

fsfsfafasf

Kanserle mücadele konusunda İngiltere’nin pek çok yerinde faaliyet gösteren Maggies’s Center’ın Manchester’daki merkezini tasarlayan Norman Foster ise, iyileşme sürecinde doğayı merkeze alan kliniğin genel mimari yaklaşımını sürdürmüş. Ahşap iskelet sistemle kurgulanan yapı, bir sera ve meyve bahçesiyle bir araya geliyor. Üçgen modüller aracılığıyla şekillenen taşıyıcı sistemin ahşap elemanları, geniş cam yüzeylerle birleşiyor ve hem yapıda hem de peyzaj alanında kullanıcıların doğal unsurlarla güçlü bir görsel bağlantı kurmasına aracılık ediyor. Sağlık merkezinden çok bir buluşma noktası gibi işleyen merkezde kütüphane, müşterek bir mutfak ve egzersiz odaları bulunuyor. (Fotoğraflar: Nigel Young)

Işığın Merkezinde

portada_asahimachi_clinic_045

HKL Studio’nun Tokyo’da gerçekleştirdiği klinik özellikle yaşlı nüfusun yoğun olduğu bir bölgede yer alıyor. Genel sağlık sorunlarına hemen yerleşim bölgesi içinde cevap vermek, anında müdahale etmek için kurulan Asahicho Kliniği, içine yerleştiği alanı mümkün olan en verimli biçimde kullanabilmek adına L formunda kurgulanmış. Sağlıklı bir ortamın olmazsa olmazı olan gün ışığını iç mekana yoğun bir şekilde alabilmek için beşik çatılı yapıda kırılmalar oluşturulmuş, hasta mahremiyetinden ödün vermeden ışık çatı yüzeyinin hemen altından alınmış. Yapının merkezine kadar yükselen çatı aynı zamanda kat yüksekliklerinin de fazla ve muayenelerin çok daha ferah olmasını sağlıyor. (Fotoğraflar: Shinkenchikı-sha, Tetsu Hiraga)

Sesin Gücü

hdaksfak

Meksiska’da bulunan Sound of Gaia ise sese dayalı bir terapi merkezi olarak işliyor. Casapublica tasarımda doğal ve yerel malzemeleri kullanıyor. Hem yapının enerji verimliliğini göz önünde bulundurarak hem de terapiler sırasında doğayla bütünleşmenin önemine vurgu yaparak gerçekleştirilen tasarım yeşille bütünleşiyor. Kullanıcıları için özelleşmiş odaları farklı doğrultulara yönlendirerek mahremiyetin de altını çiziyor. (Fotoğraflar: Rafael Gamo)