Eylemlerin ve mekanların birbirini bitimsizce dönüştürmesi ile belli bir zaman içinde kabul edilmiş yapı tipolojileri, güncel durumlara göre kaçınılmaz olarak yeniden şekilleniyor. Genç nesillerin yaşam biçimlerinde ve kemikleşmiş eğitim anlayışındaki değişim ise, “etkileşim”i mimarinin eğitim yapılarındaki odağı haline getiriyor.

Eğitimde öğrenenler ve öğretenler arasındaki net ayrımın sorgulandığı, herkesin bir arada ve birbirinden öğrenerek çoğaldığı bir anlayışın kabul edilmesiyle mekanlar, yeniden organize oluyor. Eğitim yapıları birliktelikleri, sosyal ve bilişsel etkileşimleri mümkün kılmanın da ötesinde, tetikleyecek alanlarla donatılıyor. Bu da geleneksel kapalı birimlerin ortadan kalkmasının, yapıların sosyal alanlar etrafında örgütlenmesinin önünü açıyor. Bu dosyada, birbirinden farklı yaklaşımlarla tasarlanmış eğitim yapılarını bir araya getirdik; hepsinde ortak bir payda olarak öne çıkan özgürleşme ve etkileşim temalarını vurguladık.

Sosyal Ağlar

O'Donnell & Tuomey Architects

O’Donnell + Tuomey Architects tasarımı öğrenci merkezi ise Londra Ekonomi ve Siyasal Bilimler Okulu’nun kent merkezindeki kampüsünün bir parçası olarak yükseliyor. Öğrencilerin birbiriyle olan bağını güçlendiren önemli bir odak noktası olarak bina, mimarisiyle de buna olanak tanıyacak bir alanlar açıyor. Tasarım, kentsel dolaşım ağlarını binanın içine taşıyarak görsel ve fiziksel bağlantıları devam ettiriyor. Yapının tuğla yüzeyleri, bu görsel bağlantıyı sağlamak üzere kırılıp şeffaf yüzeylere yer açıyor; Japon yapbozları gibi karmaşık bir set meydana getiriyor. Gençlikle özdeşleşen dinamik kurgu, işlevin mimariye yansıması konusunda iyi bir örnek sunuyor.

Dinamik Güncelleme

LREI School, NYC

Geleneksel bir eğitim yapısının günün ihtiyaçlarına cevap veremeyerek yenilenmesine örnek olan Little Red Elisabeth Irwin projesi, New York’ta kökleri 1912’ye uzanan okulu kampüs benzeri bir biçime sokuyor. Orijinal tuğla yapıya çelik ve cam eklenerek dönüştürülen yapıda, kapalı mekanları öğrencilerin çok daha etkin oldukları, özgürce hareket edebildikleri, duvarları yaratıcılıklarını kullanarak sanatsal yüzeylere dönüştürdükleri alanlar haline getirecek düzenlemeler ve açık toplanma alanlarını mümkün kılan ekler uygulanmış. Andrew Bartle Architects ofisinin gerçekleştirdiği projede kırmızı renkli çelik ekler, mekandaki canlılığı görsel da olarak tetikliyor.

Sürekliliğin Formu

Arkitekturskolan, Tham & Videgård

Bağlamı net bir biçimde okuyarak tarihi dokuyla birlikte var olan ve dairesel formuyla bu birlikteliği sürekli kılıp yücelten Stockholm Kraliyet Teknoloji Enstitüsü Mimarlık Fakültesi binası, bu anlamda eskinin içinde kendine has çizgilere sahip olmayı da başarıyor. Tham & Videgård Arkitekter, yapının cephesinde kullandığı korten çelik ve camlar ile birliktelik üzerinden kurduğu anlayışı devam ettirmiş. Merkezi bir avlu etrafında, binanın formunu zeminden çatıdaki terasa kadar izleyen dolaşım aksı, yapıdaki sürekliliği sağlayan en temel dinamik. İç mekandaki kıvrımlı duvarlar, akışkanlığı vurgularken yer yer iki kat yüksekliğini bulan hacimler çalışma ve toplanma alanlarını çeşitlendiriyor.