House of Possibilities,  Kasımpaşa’da Tarlabaşı Bulvarı’na bitişik stadyumun kaldırılmasının ardından oluşan arazide; cezaevini, göçmenlerin ihtiyaç duyabilecekleri mekanları ve toplumun bütününü ilgilendiren kamusal mekanları aynı noktada topluyor. Birbirinden farklı mekanları kent içerisinde ötekileştirmeden, kaynaştırarak bütüncül sunan proje, toplumdaki iletişimsizliğin ve empati yoksunluğunun önüne geçmeyi amaçlıyor.

House of Possibilities, giderek artan ötekileştirme söylemlerinin sorgulanması sonucu, buna çözüm üretmek amacıyla ortaya çıkıyor. Bireylerin toplumdan itilmesini değil, her bir bireyin toplum hafızasının oluşmasındaki rolünü vurgulamak amacıyla kentin merkezinde, hapishane ve kamusal mekanları bütüncül olarak veriyor. Proje, yaklaşık 200 yıldır değişmeyen hapishane sistemine alternatif ararken, göçmenlerin de ihtiyaç duyabileceği mekanları bir arada sağlayarak, hepimizin birbirimize ihtiyacı olduğunu ve çözümün iletişim kurmaktan geçtiğini vurguluyor.

dzz

Her gün kullanabileceğiniz bir yürüyüş rotası bir hapishane binasının içinden geçiyor; pazara, dans kursuna, kütüphaneye gittiğiniz yerin üst katlarında hükümlüler derste öğrenim görüyor, atölyelerde üretim yapıyor. Bu mekanın kişide yarattığı etkide toplumun farklı bireyleri arasındaki bariyerin kaldırılması hedefleniyor. Mekansal hacimlerin bağlılığının yanı sıra kişilerarası bağın da oluşması için zemin hazırlanıyor. Bir arada yapılan etkinliklerle bireyde önyargı ile oluşmuş toplumsal “etiketler” geride bırakılıyor.

Bir prizmanın ortasının oyulması sonucunda ortaya, bütün fonksiyon hacimlerini ilişkilendiren boşluk ortaya çıkıyor. Mekanların tek bir boşluğun çevresinde toplanmasıyla da hapishanenin önyargısı kalkıyor. Zeminden başlayarak üst katlara doğru kamusal, yarı-kamusal ve özel mekanların görülebilir olması iletişim ara yüzünü ve insanları, programları ve etkinlikleri sürekli olarak diyalogda tutuyor. Bu mekanda kişiler, daha önce hikayelerini dinlemediği kişilerle buluşuyor, birbirleri için yapabileceklerini kentin merkezindeki yapıda gerçekleştiriyorlar.

1482222125_imge9

Proje topluma, şehre ve insanlara ait her şeyi barındırırken toplumu birleştiriyor; gönüllüleri, öğrencileri, göçmenleri ve hükümlüleri buluşturuyor. Kişilerin; beraber üretimle, diyalogla, etkinlikle ve sağduyulu beraberlikleriyle toplumsal anlaşmazlıkları yenebileceğini gösteriyor. İnsanları düşünmeye iterek, başka bir gerçekliğin mümkün olabileceğini göstermeyi hedefliyor.

Mimari tasarımlar, hayatlarımızı geçirdiğimiz alanları kurgularken, toplumun yapısında, bireylerin yaşam kalitesinde belirleyici role sahip. Mimari öneri, belli normları sorgulayarak herkesi eleştirel bakış açısına sahip olmaya davet ediyor.

Proje: Ege Acar – İstanbul Bilgi Üniversitesi