Tek tipleşmiş mekanlar ve insanlar üreten günümüz sistemine karşı bir eleştiri niteliğindeki konut denemesi; kişinin, kimliğin, hafızanın tasarım sürecinin bir parçası olabileceğini gösteriyor.

Yaşadığımız mekanlar hafızamızı oluşturan aynı zamanda da hafızamızla şekillendiği fikriyle ortaya konan proje, değişen hafızanın yapılı çevre üzerindeki etkilerini araştırıyor. İçinde yaşadığımız çevre oldukça sabit; değişimin imkansızlaştırıldığı, kalıplar içinde yaşamayı empoze eden bir sistemden daha fazlasını üretemiyor. Ancak İstanbul’daki şehir hayatıyla kıyaslandığında şehre bu kadar yakın ama bir o kadar da uzak olan Büyükada’da bu sistem sayfiye hayatının getirdiği açılmalarla, dönemsel olarak değişen dönüşen insan, mekan ve kullanım gibi parametrelerle ve yapılı çevrenin doğayı göz ardı etmeden onunla birlikte şekillenmesiyle bir ölçüde kırılıyor. Bu anlamda Ada’nın öğretilen sisteme karşı gelmesi, hafıza ve kimlik üzerinden tanımlanabilecek yeni bir konut denemesine olanak sağlıyor.

3

Proje sürecinde adada belirlenen üç farklı konutun strüktürleri üzerinde üst üste çakıştırmalar yapılmış ve çakıştırmalarda ortaya çıkan ara mekanlarla, bu mekanları yaratan eşikler kataloglanmış. Bu eşik üretimi, konut denemesinde mekanları ve mekanlar arası geçişleri oluşturmak için kullanılmış; mekan, odalar ve kapılar yerine eşikler üzerinden tanımlanarak sabit bir sistem yerine serbest ve birbiri içine akan kamusal-özel alan geçişleri yaratılmış. Mevcut sistemdeki sokak ve ev ilişkisinde kamusal ve özel alanlar arasındaki keskin geçişler yok edilerek iç-dış ilişkisi birbiri içerisine geçirilmiş. Sonuç üretim de kişinin işgaline, dolayısıyla da kimlik ve hafızasına dayalı olarak tanımlanan bir konut denemesi ortaya çıkarmış.

2

Proje: Buse Özçelik – İstanbul Teknik Üniversitesi