1954 yılından bugüne pek çok önemli yapının tasarımını gerçekleştirmiş Tekeli Sisa Mimarlık’ın ortakları Dilgün Saklar ve Mehmet Emin Çakırkaya ile ofisin kuruluş ve kurumsallaşma sürecini, mimari tasarımda detay çözümlerini ve ağırlıklı olarak betonarme yapı tasarımlarının gerçekleştirildiği mimarlık ortamında çelik yapı tasarımlarının yerini konuştuk.

 

Türkiye’de mimarlık ofisi yapılanmaları daha çok kişiler üzerinden gelişirken Tekeli Sisa Mimarlık’ta kurumsal bir yapılanma söz konusu. Ortak olma sürecinizi ve bunun şirket karakterinde yarattığı değişiklikleri anlatabilir misiniz?

 

Yenileme, işlev değişikliği projeleri gerçekleştirdiniz mi hiç ya da sizin projelerinizde işlev değişikliği yaşandı mı?

 

Mimarlık okurken kurduğunuz hayallerinize baktığınızda bugünkü konumunuz hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Tekeli Sisa Mimarlık modernist dönemde kurumlaşmış bir ofis olduğu için bütünden parçaya ve parçadan bütüne gidip gelen bütüncül bir tasarım yaklaşımı var. Bunun içinde detay da kabuk kadar önemli. Detayı nasıl çözüyorsunuz?

 

Beton dökmeyi seven bir toplum olduğumuz için çelik yapılar çok fazla uygulanmıyor ama bu anlamda siz sayıca daha fazla çelik yapı tasarımı gerçekleştirmiş bir ofissiniz. Müşteriyi ikna etmede ve uygulama esnasında doğru mühendislik ekipleriyle çalışmak konusunda zorlanıyor musunuz? Çelik yapı yapmak çok mu zor gerçekten?