Sergen Şehitoğlu’nun Cubbyhole sergisi, modernizmin günlük hayatlarımız üzerindeki daraltıcı, kopartıcı ve hapsedici etkisini vurguluyor.

Adını hücre ya da odacık anlamına gelen “cubbyhole” sözcüğünden alan sergi, Sergen Şehitoğlu’nun ilk kez ziyaretçiyle buluşacak üretimlerinden oluşuyor. Modernizmin idealist vizyonu üzerine temellendirilmiş günlük hayatlarımızın, ideallerin aksine ne kadar daraltıcı, kopartıcı ve hapsedici olduğunun altını çizen seri, özellikle büyük kentlerde modern şehir hayatının insana dayattığı hayat biçimlerini çok katmanlı imgelere dönüştürüyor.

Evlerimizden çıkıp klimalı arabalara biniyor, plazalardaki ofislerimize geçiyor; kendimizi eğlendirmek ya da sosyalleşmek için de alışveriş merkezlerinde zaman geçiriyoruz. Sergi de bir kapalı kutudan diğerine sürüklendiğimiz girdabın aslında kapitalizmin ve modernizmin bizi kontrol etmek için yarattığı bir kurgu olduğu fikri üzerine kuruluyor. Kurallarını kabul ettiğimiz bu hayatın doğamıza aykırılığı seride özellikle altı çizilen nokta olmuş.

Kurt Vonnegut’un “Buraya, yeryüzüne avare avare dolaşmak için geldik. Sana bundan farklı bir şey söyleyen olursa aldırma.” sözünden yola çıkan Şehitoğlu da serideki fotoğraflarında insanların birbirinden ve doğadan kopartıldığı, yalnızlaşmış bireyin izini sürüyor. Dijital manipülasyon olmadan, tekrarlanan yatay ve dikey çizgilerle yarattığı kaleydoskopik imgeler, hapsedilmiş bireyi fotoğraflarında tekrar ve tekrar hapsediyor.

Şehitoğlu’nun sergisi 11 Kasım’a kadar Sanatorium’da ziyaret edilebilir.