Çağdaş mimarlığın önemli temsilcilerinden Massimiliano Fuksas, yaklaşık 50 yıllık kariyeri boyunca dünyanın çeşitli yerlerinde pek çok yapıya imza attı. Çalışmalarını eşi Doriana Mandrelli ile birlikte yürüten Fuksas, mimarlığın yaşamı geliştirmesi gerektiğini savunuyor.

1969’da Roma’da La Sapienza Üniversite’sini bitirmeden ofisini kuran Fuksas’ın mimari üretimleri ölçek bağlamında geniş bir çerçeveye oturuyor. Bu anlamda Fuksas, ölçek değiştirmenin perspektifi kaybetmemek adına önemini vurguluyor. 1967’de Roma’da kurduğu ofisi giderek genişleten ve eşi Doriana Mandrelli ile ortaklık kuran Fuksas, daha sonraları adını uluslararası mecralara taşıdı. Paris’te, Viyana’da, Frankfurt ve Shenzhen’de peşi sıra ofisler açtı.

Fuksas, 1990’lı yılların ortasına doğru gelindiğinde mimari araştırmalarını kent üzerinde yoğunlaştırdı. Kentsel sorunlar hakkında kapsamlı çalışmalar yürüttü. Uluslararası Venedik Bienali’nin 2000 yılındaki küratörü seçilen Fuksas, bienalin temasını da yine kentsel bir bağlama yerleştirdi. “Less Aesthetics, More Ethics” başlığıyla açılan bienal, mimarlığı tekil yapılar üzerinden konuşmak yerine, mesleki pratiği kentsel bir boyutta ele almanın kapılarını aralıyordu. 1990’lı yıllarda kentsel büyümenin hızının iyiden iyiye artması, bazı sorunları da beraberinde getirdiği için Fuksas, bienali kentsel dinamikleri ve dönüşümleri analiz etmek için bir “laboratuvar” olarak değerlendirdi.

Zenith-Strasbourg-1

Fuksas Fransa’nın Strasburg kentinde tasarladığı Zenith Müzik Salonu’nun, gelecekte kentin önemli bir yapı taşı olarak işlemesini öngörüyor. Tasarımda birbirinden farklı programların modüler ve dengeli bir şekilde bir araya getirilmesi üzerine bir senaryo kurgulanmış. Yapının strüktürüyse bir bütün olarak ele alınmış. Cephede kullanılan eliptik metal çerçeve ve onun üzerini katlanarak ve birbiri üzerine binerek kapatan turuncu renkli membran yapıya dinamik bir kimlik kazandırıyor.

65024889927324710c34a4439e4e2bde

Shenzhen Bao’an Havalimanında ise parametrik tasarım yöntemlerini kullanmış. Rüzgardan ve deniz canlılarından esinlenerek tasarlanan yapı organik bir forma sahip. Yapının çift cidarlı çeperi bal peteği örüntüsüyle kurgulanmış. Bal peteğindeki boşluklardan içeri günışığı sızıyor. Üç katlı havalimanının her bir katı geliş, gidiş ve servisler olmak üzere farklı işlevlere göre ayrılmış. Tüp şeklinde uzanan yapının kanatlarıysa hareket hissini kuvvetlendiriyor. Tasarımda kullanılan bal peteği dokusu iç mekana da yansıtılmış.

P1C

Fuksas’ın Tel Aviv’de tasarladığı Peres Barış Evi ise sosyal ve kültürel değerleri mimariyle yorumluyor. Beton ve camdan oluşturulan strüktür, deniz ve toprak arasında görsel geçiş sağlıyor. Yatay çizgilerin hakim olduğu cephe iç mekanda ışık oyunları yaratıyor. İç mekanda da devam eden cephe düzeni mekandaki katmanları okutuyor. Kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan yapıda aynı zamanda bir kütüphane de yer alıyor. Kamusal yapı, barış fikrini nesilden nesile aktarmak üzerine kurulu bir yaklaşımla tasarlanmış.

Massimiliano Fuksas, kariyeri boyunca pek çok ödülün sahibi oldu ve çeşitli mimarlık okullarında atölye çalışmalarına devam ediyor.