Kariyeri boyunca 85 projeye imza atan, Habitat 67 projesiyle tanıdığımız Moshe Safdie, mimarlığın her zaman insancıl, yerine özgü ve topluma karşı sorumlu olması gerektiğini savunuyor. Mezuniyetinden sonra Louis Kahn’ın yanında çalışmaya başlayan Safdie, ilerleyen yıllarda tasarımlarıyla özellikle Asya ve Orta Doğu’da yeni ekonomilerin yaratılmasına yardımcı olacaktı.

Teorisyen, mimar ve eğitimci Moshe Safdie, kendisini en çok tanıdığımız Habitat 67 projesinin ilk tohumlarını yüksek lisans teziyle atmıştı. Çoğunlukla Asya ve Orta Doğu’da çalışan 1938 doğumlu Safdie, mimarlık öğrenimini Montreal’deki McGill Üniversitesi’nde gördü. Daha sonra ise Louis Kahn’ın Philadelphia ofisinde çalıştı. 1963’te Montreal 67 Expo fuarının çevre düzenleme çalışmalarına katıldı. Bu sergideyse üzerine düşündüğü Habitat 67 adlı konut yerleşimini tasarlamakla görevlendirilmişti.

Montreal_-_QC_-_Habitat67

Safdie’nin 1000 birimden oluşan Habitat 67 projesi uygulama sırasında dramatik bir şekilde 158 konuta düşmüş ve ucuz, prefabrik konut yaratmadaki devrimsel amacını yitirmiş olsa da bütün dünyanın dikkatini çekmeyi başarmıştı. Yine de proje, modernizmin yeşil alanlarla bağını güçlendirmesi ve banliyö alanlarını etkilemesi açısından büyük bir başarı katetmişti. Habitat 67’nin banliyölerdeki tek aileli konutlarıyla apartman yerleşimlerini radikal bir şekilde birleştirmesi ve “düzensiz” şekilde bir araya gelen beton modülleriyle Safdie, plan aşamasında bir tepeye konumlanmış İtalyan kasabalarını düşünürken sonuç proje New Mexico’nun Taos Pueblo yerleşimlerini andırıyordu. Her ne olursa olsun, o zaman henüz 29 yaşında olan Safdie’nin Habitat 67’si felsefi altyapısıyla başarılı bir ütopyaydı. Bugünlerde Safdie’nin tasarım ofisi elinde Habitat 67’den ilham alan iki adet proje daha bulunduruyor: Golden Dream Bay ve Sky Habitat.

stringio

Yere Özgü Tasarımlar

Moshe Safdie tasarımlarında insan ölçeğine indirgenmiş modernizm, yerel içerikle kendi mimari felsefesini birleştirme yolunda gidiyordu ki onun bu anlayışı özellikle Asya ve Orta Doğu’da hızla gelişen ekonomiler yarattı. Kamusal gerçekliğin biçimlenmesi, öneri olarak mimari, mekan, inşa edilebilirlik, yapı sorumluluğu, insancıl mega ölçekleri kendisine ana prensipler olarak belirledi. İstanbul’da gerçekleştirilen 2005 Dünya Mimarlık Kongresi’ndeyse Safdie düşüncelerini şöyle özetliyordu: “Mimari eserler bulundukları alanların doğal bir uzantısı olarak tasarlanmalı, bulundukları kentsel veya kırsal, tarihi veya modern dokuya duyarlı, hizmet edecekleri topluma sorumlu olmalı.” Aynı konuşmada mimar, giderek artan mega projelerin her şeyden önce çevreye duyarlı olması gerektiğini ve insanları bir araya gelmeye teşvik etmesi gerektiğini vurguluyor. Tasarımlarında gelenekselliği önemli bir girdi olarak kabul eden Safdie; Singapur’daki Marina Bay Hotel ve Air Hub projesinde Feng Shui’den etkilenmişti.

marina-bay-sands-singapore_vthfb.T0

Konut tasarımlarının yanı sıra Moshe Safdie, pek çok kültür yapısı da inşa etmişti: Kanada Ulusal Müzesi, Khalsa Mirası Anıtı, Skirball Kültür Merkezi. Önemli kültür yapılarından biri de Amerika’nın Arkansas eyaletinde yer alan Bentonville şehri için tasarladığı Crystal Bridges Museum of American Art yapısı. Az katlı pavyonların yansıtıcı su elemanı etrafında konumlandırıldığı proje, alana özgü tasarlanmıştı. Skirball Kültür Merkezi’ni gezdikten sonra verdiği bir röportajda “Alandan bağımsız olarak tasarım yapamam. İlişkiyi görmem gerek.” diyordu Moshe, nitekim bu tasarım mottosu bütün tasarımları için geçerliydi. Kariyeri boyunca 85 proje tamamlayan, Kanada Mimarlar Enstitüsü’nden aldığı Altın Madalya gibi pek çok ödülü bulunan Moshe Safdie, Otomobilden Sonra Şehir, Kudüs: Geçmişin Geleceği, Form ve Amaç gibi birçok kitap da yazdı.