Kentsel dönüşüm hakkında herkesin söyleyecek bir sözü var. Çokça konuşuluyor ve tartışılıyor. Ekranlardan izlediğimiz olaylı gecekondu yıkımı görüntülerine popülist söylemler eşliğinde pırıl pırıl beton görüntüleri, ışıklı maketler ve bize hiç benzemeyen insanlarıyla bilgisayarda üretilmiş modeller eşlik ediyor. Yüksek vinçler artık kent silüetinin bir parçası. Bir gün yerinde gördüğümüz bir yapının öbür gün etrafı çevriliyor, sonraki gün moloz yığınına dönüşüyor. Bu yap-boz oyununda kentsel dönüşüm bir amaç mı yoksa araç mı? Farklı ülkelerde kentsel dönüşüm uygulamaları nasıl gerçekleşiyor?

Kamuoyunda kentsel dönüşüm yasası olarak bilinen 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un birinci maddesi “afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemeler”[1] ifadesi ile kentsel dönüşümü tanımlıyor. Literatüre baktığımızda ise farklı tanımları bulunmakla beraber “Kentsel dönüşüm, çökme ve bozulma olan veya savaş, doğal afetler gibi tahripler sonucu tekrar geliştirilme ihtiyacında olan kentsel mekanın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşullarını kapsamlı ve bütünleşik yaklaşımlarla iyileştirilmesine yönelik uygulanan strateji ve eylemler bütünüdür.”[2] tanımı, kentsel dönüşüm nedir sorusuna kapsamlı bir cevap veriyor.

Bu tanım ışığında Türkiye’deki kentsel dönüşüm örneklerine bakacak olursak proje sayısı açısından İstanbul başı çekiyor. Kötü yapılaşmanın olduğu alanlardan ziyade arsa bedellerinin yüksek olduğu ve emsalin artırıldığı yerler en çok dönüşüm geçirmekte, Bağdat Caddesi ve Fikirtepe bunun örnekleri arasında. Bu süreç, bir yandan da inşaat sektörünün “ekonominin lokomotifi” gibi bir rol kazanmasına, müteahitlerden dev inşaat şirketlerine evrilen aktörlerin oluşmasına neden oldu.

Farklı Kentsel Dönüşüm Örnekleri

Kentsel dönüşüm Türkiye örneğinde çelişkili bir uygulama olsa da yurtdışında uygulanmış olumlu projelere rastlamak mümkün. Bunların ilki ve en bilineni New York’un Manhattan bölgesinde yer alan High Line Park projesi. Manhattan’ın, emlak değerlerinin oldukça yüksek olduğu bir bölge olması, pek tabii projenin uygulandığı bölgede yaşayan düşük gelir seviyeli insanlar için bir tehdit olarak algılanması kaçınılmaz olsa da dönüşüm fikri belediye tarafından da kabul gördü. Eski bir sanayi bölgesinde olan proje alanında, Friends of the High Line isimli kar amacı gütmeyen oluşum dönüşüm işlevini yitirmiş tren hattı için bir yarışma açtı. Ardından tren hattı ve çevresinin kademeli dönüşümü, yarışma projesinden ikisini baz alarak 2006 yılında başladı. Projenin son aşamasının da uygulanması 2014 yılında gerçekleşti.

19055171722_958b3d03b8_k

18095306624_8966a31ddf_k

Diğer bir örnek ise Hindistan’ın Ladakh bölgesinde 2003 yılında başlayıp 2004 yılında tamamlanan koruma ve yenileme projesi. Projenin en önemli özellikleri çok yoksul bir bölgede uygulanıyor olması, bölgede yaşayanlarla birlikte katılımcı bir süreçle gerçekleşmesi ve bölge halkının yaşam alışkanlıklarına uygun çok küçük düzenlemeler içermesi olarak özetlenebilir.[3] Yaşam şartlarının kötülüğü, tarihi bölgenin köhneleşmeye başlaması, sosyal olarak farklı gruplar arasındaki gerginlikler, geleneksel ekonominin yok olması gibi sebeplerle Tibet Miras Fonu önderliğinde projeye girişilmiş.[4] Bu anlamda, yerleşimcilere yük getirmeyecek, ancak projeden sonra mevcut yerleşimcilerin orada kalabilmelerini de garanti altına alacak ulusal ve uluslararası bir ortaklık kurularak yenileme projesi başlatılmış.[5]

ladakh

Almanya, Südstadt’ın Tübingen mahallesinde uygulanan kentsel dönüşüm projesiyse sorunlu iki alana odaklanan bir süreç. Avrupa Şehir ve Bölge Planlama Ödülü’nü 2002 yılında alan projenin mahalle sakinleriyle beraber yürütülmesi, kentsel işlevlerde bölgeleme yapmaması ve karma kullanıma yönelmesi olumlu anlamda dikkat çekiyor. Proje, yüksek yoğunlukla kolay erişim ve karma sosyal yapı ilkelerini gözeten önemli bir örnek.

tübingen

Bu örnekler, Türkiye için önemli birer emsal olabilir. Kentsel dönüşüm projelerinde çevre halkın haklarının gözetilerek kentteki kullanıcıları da sürece dahil eden ve daha geniş stratejik çerçeveye oturan projelere ihtiyacımız var. Elbette tüm bunlar kent yönetimi ve kent ekonomisi başta olmak üzere bir dizi kavramla da ilişkili.

Kaynaklar:

[1] http://www.csb.gov.tr/
[2] Ercan, M. (2012). Kentsel Dönüşüm. Melih Ersoy (Ed.), Kentsel Planlama Ansiklopedik Sözlük. içinde (sf. 223). İstanbul: Ninova
[3] , [5] Aksümer, G., Ezme, A. (2014). Kentsel Dönüşüm Çıkmazında “İyi Örnek” Arayışları. Güney Mimarlık Dergisi, 15, sf.29-35.
[4] Alexender A. 2007. Towards a Management Plan for the Old Town of Leh. Tibet Heritage Fund Reports.