Mimarlığı daha iyi hayatlar kurmak için bir araç olarak gören Anna Heringer, katılımcı süreçlerin etkin olduğu ve yerel unsurların dahil edildiği bir mimarlık anlayışı güdüyor. Çalışmalarını yoğun olarak Bangladeş’te yürüten mimar, tasarladığı METI Okul projesiyle 2007 yılında Ağa Han Ödülü’nün sahibi oldu.

Yerellik ve sosyal sürdürülebilirlik üzerine söylenecek sözler, 1977 doğumlu Anna Heringer’ın mimari çalışmalarıyla aynı kulvarda yürüyor. Heringer, mimarlığın yerel ekonomiyi destekleyen, sosyal bağları kuvvetlendiren yönünü ön plana çıkarıyor.

Gençliğinde yaklaşık bir yılını Bangladeş’te geçiren mimar, burada Dipshikha adlı sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak çalışma fırsatı yakalamış. Bu süreçte edindiği tecrübelerle aldığı eğitimi harmanlayan Alman mimar, daha sonraki çalışmalarını da Bangladeş üzerinde yoğunlaştırdı.

Projelerinin ve çalışmalarının ardında yatan fikir, mimarlığın sınırlarını toplumsallıktan yana kullanmaya dayanıyor. Heringer’a göre mimarlar, ortaya koydukları mimari projelerle mekan kurgulamaktan öte toplumu bir araya getirmek, sosyal bağları kuvvetlendirmek ve güven aşılamak gibi roller üstleniyor. Dünyanın ve toplumların sürdürülebilirliği konusu tam da bu doğrultuda Heringer tasarımlarının merkezine yerleşiyor. Heringer’ın projelerinde yapının tasarımı, yapım tekniği, malzemeleri bir yana, yapının çevresiyle ve kullanıcılarıyla kurduğu ilişki, sosyokültürel bağlamı önem kazanıyor.

METI Okulu

Heringer’ın mimarlık ideolojisiyle birlikte şekillenen, 2004 yılında diploma projesi olarak tasarladığı METI – El Yapımı Okul, kendisine 2007 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü getirdi. Proje, Bangladeş’in dünyanın en yoğun nüfuslu bölgelerinden olan Rudrapur’da yer alıyor. Katılımcı süreçle tasarlanan METI Okulu, yerel unsurları çağdaş tasarım anlayışıyla yoğurmuş. Yerel halkın tasarım ve yapım süreçlerine dahil olmasıyla mimarlar, yerel yapım tekniklerini öğrenirken bölge halkı da çağdaş tekniklerle daha dayanıklı yapılar inşa etme konusunda bilgilenmiş.

1267632100-metischool-004-kurt-hoerbst

Öte yandan proje, bireysel öğrenme süreçlerinin farklılığını da göz önüne alarak tasarlanmış. Bu doğrultuda yapı içinde birbirinden farklı mekanlar ve derslikler kurgulanmış. Ana yapı malzemesi olarak sıkıştırılmış toprak ve bambunun kullanıldığı proje, sürdürülebilir tasarım anlayışıyla yerel ekonomiye katkı sağlıyor ve yenilikçi çözüm yolları sunuyor.

1267632108-metischool-005-kurt-hoerbst

Projenin ardından Heringer, Rudrapur’da deneyimlediği bu tasarım biçimini sürdürdü ve geliştirdi. Dünyanın farklı yerlerinde atölye çalışmaları geçekleştirdi ve bilgilerini yeni mimar adaylarına aktarabilmek adına üniversitelerde konuk eğitmen olarak görev aldı. Makaleleri pek çok mimarlık dergisinde yayınlanan Anna Heringer, 2010’dan bu yana UNESCO Chair programında onur üyesi olarak yer alıyor.