Mimarlık dünyası geçtiğimiz ay çok değerli bir ismi kaybetti. Ünlü Alman mimar ve strüktür mühendisi Frei Otto, 9 Mart’ta yaşamını yitirdi. Ölümünün ardından, mimarlık alanında yaptığı katkılar ve yenilikçi anlayışıyla, Münih Stadyumu için tasarladığı çatı strüktürü için 2015 Pritzker Ödülü’nün sahibi oldu.

1925 yılında Almanya’da doğan Otto, 1943 yılında mimarlık eğitimi almak için üniversiteye başvurdu, ancak II. Dünya Savaşı için askere çağırıldı. Askerliği sırasında pilotluk eğitimi almasına rağmen 1944 yılında Kara Kuvvetlerine katıldı. Savaş sırasında esir düşen Otto, Fransa’da iki yıl boyunca savaş kampında tutsak olarak tutuldu. Bu süre boyunca bulunduğu kampta mimar olarak çalıştı, elindeki kısıtlı imkanlarla tasarımlar geliştirdi.

Savaş sonrasında 1948 yılında Berlin Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimine devam etti. Otto, profesyonel yaşamı boyunca, Almanya’nın Nasyonal Sosyalist mimarlık anlayışının ağır, kolonlu, taş yapılarının aksine hafif, doğaya dönük, demokratik, düşük maliyetli yapılar tasarladı.

Yenilikçi mimarlığa adanmış bir ömür

1954 yılında Berlin Üniversite’sinde “The Suspended Roof, Form and Structure” (Asılı Çatılar, Form ve Strüktür) adlı, pek çok dile de çevrilen tez çalışmasıyla inşaat mühendisliği doktorasını tamamladı. Ardından çadır imalatçısı Peter Stromeyer ile birlikte çalışmaya başladı. Bu sırada, Almanya’nın Kassel kentinde Bundesgartenschau (Federal Bahçe Sergisi) için üç ayrı geçici strüktürden oluşan hafif üst örtüyü tasarladı. Doğayla uyum içinde olan bu strüktür ona ulusal ün kazandırdı.

Frei Otto çalışmalarını doğa bilimcilerden filozoflara, mühendislerden sanatçılara, çeşitli disiplinlerden pek çok uzmanla birlikte yürüttü. Asma germe sistemler ve hafif çatılar konusunda dünyaca tanınmış bir mimar olan Otto, yenilikçi yaklaşımıyla pek çok mimara da öncülük etti. Germe sistemler ve dokuma çatı örtülerinin yanında grid hücreler, bambu ve ahşap kafesler gibi pek çok malzeme ve yapı sistemiyle ilgili çalışmalar da yürüttü. Havayı, strüktürel bir eleman olarak kullanarak yapı sektöründe çok önemli bir adım attı.

1964 – 1991 yılları arasında Stuttgart Üniversitesi’nde profesörlük de yapan Otto yaptığı tüm araştırma ve çalışmaları diğer tüm mimarlar için erişilebilir kıldı. Her zaman mimarlar ve uzmanlar arasındaki paylaşım ve işbirliğinin önemini vurguladı. Yaptığı bütün çalışmaları da bu işbirlikleri çerçevesinde gerçekleştirdi.

Kanada’da gerçekleştirilen 1967 Expo’su için Rolf Gutbrod ile birlikte Alman Pavyonu’nu tasarladılar. Asma germe sistem ile tasarladıkları bu yapay peyzaj ile birincilik ödülü alan ikilinin projesi Expo’da en çok ses getiren tasarım oldu. Düzensiz plana ve farklı yüksekliklere sahip geniş bir membran, modüler çelik platformların üzerini tamamen örtmekteydi.

Frei Otto’nun tasarımlarında maketlerin yeri hep çok önemli oldu. Tasarladığı her yapının öncelikle maketini yapan mimar, böylece kullandığı malzemelerin nasıl çalıştığını gözlemleme fırsatı buldu. Tasarımlarında bilgisayar ortamında yapılan hesaplamalardan daha çok, maketler üzerinde yaptığı denemeler yol gösterici oldu.

Ödül getiren mimari yaklaşım

1979 yılından bu yana her sene Hyatt Vakfı, yetenekleriyle ve sorumluluk bilinciyle mimarlığa ve insanlığa katkı sağlayan mimarları onurlandırmak adına Pritzker Ödülünü dağıtıyor. Ödülün bu yılki sahibi ise yenilikçi yaklaşımı ve araştırmalarıyla mimarlık adına çok önemli katkılar sağlayan ve kendinden sonraki mimarlar için de büyük ilham kaynağı olan Alman mimar Frei Otto oldu.

Jüri Otto ile ilgili “Frei Otto hayatı boyunca yaratıcı ve daha önce görülmemiş alanlar ve yapılar üretti, aynı zamanda yapı bilgisine katkıda bulundu. Onun mimarlığa olan derin etkisi yalnızca tasarladığı formlarda değil, gerçekleştirdiği araştırma ve yenilikler sayesinde açtığı yollarda bulunuyor. Mimarlık alanında sadece yetenekli olduğu söylenemez, aynı zamanda mimarlığa cömert katkıları mevcut.” diyerek ödülü kendisine layık gördüklerini açıkladı.

Ödül haberini ölümünden hemen önce alan Otto ise: “Pritzker Ödülü’nü aldığım için çok mutluyum, jüriye ve Pritzker ailesine teşekkürlerimi sunuyorum. Bu ödülü kazanmak için hiçbir şey yapmadım. Mimarlık dürtüm, özellikle doğal afetlerin ve felaketlerin ardından, yoksul insanlar için yeni tip binalar tasarlamaktı. Öyleyse benim için bu ödülü kazanmaktan daha iyi ne olabilir? Geriye ne kadar zamanım kaldıysa, bugüne kadar yaptığım şeyi, yani insanlığa yardım etmeyi sürdüreceğim. Karşınızda gerçekten mutlu bir adam var.” dedi.

Mimara Pritzker Ödülü’nü getiren Münih Olimpik Stadyumu, Otto’nun en çok bilinen tasarımlardan biri. 1972 yılında Günther Behnisch ile birlikte tasarladığı çatı örtüsü, aslında stadın olimpiyatlardan sonra yıkılacağı öngörülerek tasarlandı; ancak bir başyapıta dönüşen yapı, yoğun protestoların ardından ayakta kalabildi. 58 sütun üzerinde yükselen çatı 74.800 metrekarelik bir alanı kaplıyor.

Mimar, çalışmalarıyla hayatı boyunca Pritzker Ödülü’nün yanı sıra pek çok başka ödüle de layık görüldü. Bu ödüller arasında 1997 Wolf Ödülü, 2005 yılında RIBA’nın altın madalyası ve 2006 yılında Japonya Sanat Derneği tarafından verilen Praemium Imperiale Mimarlık Ödülü yer alıyor.