Danimarkalı tasarımcılar Jonas Edvard ve Nikolaj Steenfatt, Terroir Projesi kapsamında tamamen doğal malzemeler kullanarak sürdürülebilir özellikte mobilyalar tasarlamış. İkilinin ürettiği sandalye ve avize serisi deniz yosunu ve kağıt kullanılarak oluşturulmuş.

Terroir Projesi, bir ürün ve onun hammaddesi arasındaki kültürel ve jeolojik bağlantıyı ortaya koymak ve hammaddeyle ilgili bilgiyle mirası geliştirmek adına ortaya konmuş. Bu doğrultuda Danimarkalı tasarımcılar Jonas Edvard ve Nikolaj Steenfatt, Danimarka kıyılarında bulunan deniz yosununu ve geri dönüşüm kağıtlarını harmanlayarak yeni bir malzeme elde etmişler.

Deniz yosunları, Danimarka’nın 8000 kilometrelik kıyılarından toplandıktan sonra asılarak kurutulmuş, öğütülmüş, ardından pişirilerek tutkal kıvamına getirilmiş. Bu karışıma geri dönüşüm kağıtları da eklenince dayanıklı, sert ve sürdürülebilir bir malzeme elde edilmiş.

yosun4

Tasarımcı Edvard: “Sandalyeleri gören insanların tepkisi sandalyeleri koklamak oluyor.” diyerek herkesin, hiçbir işe yaramadığını düşündüğü bir şeyin böyle kullanılmasından dolayı şaşırdığını ifade ediyor. Alglerin ne kadar dayanıklı olduğu pek bilinmediği için malzemenin karışımında yapıştırıcı olduğu düşünülse de, sadece yosun ve kağıt karışımı, sandalyeye oturan kişinin ağırlığını taşıyacak kadar sağlam. Malzemenin rengi ise yosunun cinsine göre koyu kahverengiden açık yeşile kadar değişiklik gösteriyor.

Sandalye ve avizelerin tasarımı da malzemenin orijinal içeriğini ortaya koymuş. Doğal, organik ve hatta kusurlu bir güzellik belirmiş. Yosunun gerek şekli, gerek rengi gerekse kokusuyla bir bütün olarak algılanması istenmiş. Tasarımcılar doğada bol miktarda bulunan yosunu, daha önce hiç düşünülmemiş, yeni bir teknik ve yeni bir formda kullanmışlar.

yosun5

Yosunun bünyesinde bulunan bol miktarda tuz da bu malzeme karışımının bozulmasını önlüyor ve yangın dayanımını artıyor. Malzeme gerektiğinde tamamen parçalanarak yeniden kullanabiliyor ve geri dönüştürülebiliyor. İçerdiği yüksek oranda nitrojen, iyot, magnezyum ve kalsiyum sayesinde doğal gübre olarak da kullanılabiliyor.

Fotoğraflar: © Emil Thomsen-Schmidt