Letonya’nın Rēzekne kentinde inşa edilecek olan kültür merkezinin tasarımı için açılan yarışmayı SAALS ekibi kazanmıştı. Rēzekne kalesinin yanında inşa edilen yapının kırıklı çatısı, tarihi kaleyi gören manzara noktalarına göre kırılıyor ve iç mekanda seyir alanları oluşturuyor.

Zeimuls Kültür Merkezi, Rēzekne’deki gençler ve çocuklar için yenilikçi ve yaratıcı bir mekan sunmak için tasarlanmış. Projenin asıl amacı ise şehir dışına eğitim için giden gençlerin, eğitimlerini bitirip şehre geri döndükleri zaman Rēzekne’nin gelişimi için çalışmalarını teşvik etmek. Bu bağlamda gençlerin kendilerine motivasyon kaynağı olabilecek bir mekanda çalışmaları tasarımın esas amacını oluşturmuş.

Tasarımcılar Rasa Kalnina ve Maris Krumins, yapıyı tasarlarken Rēzekne’de halkın inandığı bir efsaneden yola çıkmış. Efsaneye göre hala tarihi kalenin altındaki bir mağarada yaşayan Kral’ın kızı Roze, kendisini yeniden dünyaya getirecek birisini bekliyor. Ancak aynı zamanda bir büyücü geliyor ve toprağı yerinden kaldırıyor. Rēzekne’de büyüyen her çocuğun akıllı ve özel olması için toprağın üzerinde boş alanlar bırakıyor. Bu alanlara ise kalemler saplıyor. Sonrasında ise genç çocuklar yeteneklerini göstermek için tepeye tırmanıyor.

Kırıklı Yeşil Çatı
Zeimuls Kültür Merkezi, tarihi kalenin etrafındaki toprağın yüzeyden ayrılıp kırıklar oluşturmasıyla şekilleniyor. Yeşil toprak yüzey, bina üzerinde farklı kotlardaki çatılara dönüşüyor. Bu çatılar ise kırıklı formlarıyla birbirleri üzerinde camekanlı açıklıklar yaratıyor. Böylece yapı, manzaradan istifade edebildiği gibi gün ışığını doğal yollardan iç mekanına da aksettirebiliyor.

Şehrin dramatik peyzajı ve ortaçağ dönemine ait yapıları, kentin turistler tarafından tercih edilmesini sağlıyor. Mimarlar şehrin karakteristik kimliğini yapıya aktardıklarını ve yapının, alanın kendisi olduğunu belirtiyor. Yapının strüktürü brüt betondan oluşurken beton, cephelerde boyanarak farklı bir görünüm kazanıyor.

Çatının formu çocuklar üzerinde güvenliğe yönelik olumlu bir algı uyandırırken gün ışığının iç mekanlara ulaşması içinse boşluklar yaratıyor. Zemin katta tasarlanan iç avlu, cepheden uzakta konumlanan etkinlik odalarının ferah ve aydınlık mekanlara dönüşmesini sağlıyor. Dış mekan düzenlenmesi ise binanın cephe formuyla aynı şekilde tasarlanmış. Yapı 6000 metrekarelik büyük bir alana sahip olmasına rağmen kentin küçük tarihi binalarını iç mekanların tasarımında yansıtıyor.

Fotoğraflar: © Jevgenij Nikitin, Janis Mickevics ve Ingus Bajars