Londra’daki ofis, cephesine boydan boya eklemlenen turuncu plastik bir tünele sahip. Ofis bloğu José Selgas and Lucía Cano tarafından tasarlanmış.

Shoreditch’de eski halı fabrikasının yakınında konumlanan Second Home isimli ofis, birçok küçük şirket için ortak bir çalışma alanı sağlıyor. Tasarımda ışığı geçiren akrilik duvarlardan, sayısı bini geçen bitkilerden ve “uçan-masa”dan faydalanılmış.

Second-Home-by-SelgasCano_dezeen_784_0

Plastik turuncu koridor
İki katlı binanın ön tarafında kantin restoran bulunuyor. Restoran tasarımı ofis çalışanlarının tanışmasını ve fikir alış verişi yapmasını sağlıyor. Tasarımda aynı zamanda resmi olmayan çalışma alanı olarak da kullanılabilen Richard Rogers’ın River Cafe’sinden etkilenilmiş.

Ana oturma alanı turuncu tünelin içinde çözülmüş. Turuncu tünel mimarlar tarafından “sera” olarak tanımlanıyor. Parlak kavisli bir bank ile birbirleriyle uyumsuz sandalyeler oturma elemanı olarak kullanılıyor.

Second-Home-by-SelgasCano_dezeen_784_6

Uçan masa
Tünelin arka kısmında film gösterimleri, müzik performansları, seminerler, şirket toplantıları ve atölyeler için de kullanılabilecek çok amaçlı bir alan mevcut. Odanın çalışma kolaylığını artırmak için büyük, U şeklinde bir toplantı masası kullanılmış. Masa kullanılmadığı zaman tavana vinçle çekiliyor. Masanın dengesinin artması için ayakları vidalanabiliyor.

Akriliğin etkin kullanımı ve şeffaflık
Ofisler iki kata yayılmış durumda ve hepsi kabarcık şeklindeki plastik, ayırıcı elemanlarla sınırlandırılmış. Böylece binanın her yönüne, sokak cephesinden arkasına kadar sınırsız bakış sağlanmış.

Second-Home-by-SelgasCano_dezeen_784_5

Mimarlar yapıyı şeffaf ağaçlık tünel olarak nitelendiriyor. Bu kavramı ve görsel ilişkiyi güçlendirmek için yapının cephesine de ekstra cam eklemişler. Arka duvarı açıp, pervaz seviyelerini masa seviyesine kadar indirmişler. Böylece komşularla olan ilişki artırılmış.

Bazı eğrisel camların çevrelediği alanlarda dört ya da beş kişilik küçük çalışma alanları oluşturulmuş. Bunun yanı sıra bazı alanlarda ise yirmi kişilik çalışma ortamı bulunuyor. Bu kapalı alanların bazıları iki kat yüksekliğinde çözümlenmiş. Alanların hepsinde akriliğin yalıtım özelliği sayesinde ses yalıtımı sağlanmış.

Selgas malzemeyi şöyle açıklıyor: “Malzemenin yumuşaklığını ve akustik için çok iyi olduğunu da biliyorduk. Cam değil, plastik. Böylece hareket edebilir ve sesi soğurulabiliyor. İnsanlar bu mekandayken gerçekten hiçbir şey duymazsınız. Aynı zamanda sahip olabileceğiniz en şeffaf malzeme.”

Second-Home-by-SelgasCano_dezeen_784_4

Sandalye çeşitliliği çalışma alanlarında da devam ediyor. Binada toplamda 600 farklı sandalye tipi tercih edilmiş. Benzer bir çeşitlilik aydınlatma elemanlarında da göze çarpıyor. Yeşil bitkiler her ofisin köşelerinde, yüzeylerin bitimine yerleştirilmiş. Bir “Bitki hastanesi” sağlıksız bitkilere bakılması için avluda konumlandırılmış. Hiçbir ofisin kendi mutfağı yok, ama çalışanlar kantindeki ücretsiz kahveden yararlanabiliyor.

Koridorların tavan yüksekliği havalandırma kanallarını ve diğer servislerin izlerini örtmek için odalardan daha alçak. Diğer taraftan bu durum, çalışma alanlarındaki açıklık duygusunu pekiştiriyor.

Fotoğraflar: © Iwan Baan