Avustralyalı Biasol: Design Studio’nun tasarladığı Jüri Kafe (Jury Cafe) eski bir hapishane yapısının dönüştürüldüğü alanda bulunuyor.

Kafe, açık renk ahşap yapı ve bu yapının oluşturduğu dokunun uçuk pastel tonlarında renklendirilmesiyle tasarlanmış. Mevcut çevrenin geçmişinden kurtulan ve içeride yeni bir hayat hissi oluşturan bir kafe olması istenmiş.

Melbourne’un dışındaki Pentridge Hapishanesi, Pentridge alışveriş ve konut alanına dönüştürülmüş. Bu bölgede yaşayanların sosyalleşme ihtiyacını karşılamak üzere Biasol: Design Studio Jüri Kafe’yi tasarlamış. Yapının geçmişine referans vermek adınaysa proje Jüri Kafe olarak adlandırılmış.

Kafe 475 metrekarelik bir alandan oluşuyor ve hapishanenin taş duvarlarının çevrelediği alanın içinde kalıyor. Tasarımcılar çıplak beton alanı kontrplak kalıplarla kaplamışlar. Kalıpların önüne pastel renkli ahşap dikmeler, dikmelerin arasına da çaprazlar eklemişler. Dikmelerin arası monokrom ve yine pastel tonlarında renklendirilmiş.

Stüdyo kurucusu Jean-Pierre Biasol şöyle belirtiyor: “Tasarımda kafenin hem karanlık geçmişine saygı duymak istedik hem de müşteriler için yeni hayatı kafenin içine yaymayı amaçladık.” Saygı konusu bazı fikirlerle oynama imkanı sağlamış. Bu fikirler de koyu mavi renkli duvarlarla parlak renkler ve açık renkli ahşaplar arasında bir zıtlık yaratmış.

Üçgenlerin Neşesi
Ahşap çerçeve sistemi üçgenlerden oluşan bir doku yaratıyor. Bu çerçeve sistemi duvarlar, tavan ve tezgah boyunca devam ediyor. Bu üçgensel alanların içinde kalan kısımlar siyah, beyaz, pembe ve mavi renklerde boyanmış. Ahşap çerçeve sistemi tavana asılmış. Asma tavan strüktüründeki bazı ahşapların siyaha boyanması düzensiz bir doku algısı yaratıyor. Biasol, strüktürün oyuncu bir etkisi olduğunu söylüyor. Bu bağlamda strüktür, mekana hayatı tekrar sokarken, mekanın karanlık geçmişinden kurtulup devam edebilmesini ve geleceğin eğlenceli hissine kavuşmasını sağlıyor.

Kırmızı Kablolar
Bud Collection’a ait kan kırmızısı kablolarla asılı aydınlatma sistemi, Plumen ürünleri olan heykelimsi ampullerle tamamlanmış. Bu aydınlatma, L şeklindeki ahşap tezgahın üzerine asılmış.

Masaların üzerindeki parlak renkli kabloların uzunluğunun azaltılması için, kablolar ahşap tavan sisteminin dikmelerine sarılmış. Diğer kablolar ise, duvardaki ahşap takozların etrafına sarılmış ve bir duvar aydınlatması oluşturulmuş. Duvardaki bu kırmızı kablolarda da ahşap strüktürdeki dokuyu görebiliyoruz. Son olarak bu kırmızı izler, kafe için tasarlanan tezgahın arkasındaki büyük ahşap logonun arkasında görülüyor.

Logonun mekanla bütünleşmesi
Uçuk ahşaptan tasarlanmış logodaki harflerin iç kısımları boşaltılmış, böylece arkadaki çıplak beton duvar görülebiliyor. Kırmızı kablo harflerin arasına gevşek bir şekilde asılmış ve logo daha da dikkat çekici hale gelmiş. Malzeme bütünlüğü mekanın diğer yerlerinde olduğu gibi logoda da kendini hissettiriyor. Hemen bu logonun altına ince bir raf yerleştirilmiş. Rafta, kahve çekirdeklerinin saklandığı kahverengi kağıt paketler ve yeşil yapraklı saksı bitkileri konumlandırılmış. Servis tezgahının yanındaki betonarme kolon için ahşap bir çerçeve sistemi oluşturulmuş. Bu sistemde raflar bulunuyor ve Pop Plant tarafından tasarlanan saksılardaki yeşil bitkiler buralara yerleştirilmiş. Stüdyo tarafından tasarlanan basit kontrplaktan oluşan masa ve tabureler kafenin cam kenarında boydan boya sıralanmış.

Fotoğraf: © Martina Gemmola