New York’taki High Line parkının James Corner Field Operations ve Diller Scofidio + Renfro işbirliğiyle tasarlanan üçüncü ve son bölümü açıldı. 16 yıldır süregelen High Line restorasyon projesi sonunda tamamlandı.

High Line aslen New York’taki et işleme ve paketleme bölgesine et taşımak için kullanılan bir tren yoluydu. Zemin kotundan yüksek bir seviyede inşa edilen High Line, yaklaşık iki buçuk kilometre uzunluğunda, binaların içinden ya da arasından geçen bir ray hattı. İlk başlarda yoğun olarak kullanılan bu hat, 1970’lerde giderek azalan bir sıklıkta kullanılmış. 1980 yılında son kez yapılan yük taşıma seferinin ardından High Line, terk edilmiş bir ray sistemi olarak kalmış. Et taşıma seferlerinin sona ermesiyle ray hattında farklı bir işlevselliğin oluştuğu söylenebilir. İçinden geçtiği yapılı çevre grafiti ile dolarken High Line, çöplerin biriktiği, yerden yüksek ve çizgisel bir koridora dönüşmüş. Öte yandan öncekinden farklılaşan işlevselliği, doğa için önemli bir boşluk yarattığı için raylar arasında öncül bitkiler kendiliğinden tohumlanınca arılar ve kuşlar gelmeye başlamış. Böylece flora ve faunası olan doğal bir ortam meydana gelmiş.

high-line1

Raylardan Kent Parkına
Chelsea’de yaşayan ve High Line’a komşu olan Joshua David ve Robert Hammond, tren raylarını halkın kullanımına uygun hale getirmek ve mevcut bir mekansal organizasyonu kamusal bir alana dönüştürmek için 1999 yılında kar amacı gütmeyen bir kurum olan Friends of the High Line’ı kurmuşlar. Organizasyon girişiminin temeli, Paris’teki Promenade Plantée dönüşüm örneğine dayanıyor aslında. Benzer şekilde bir tren yolunun yeşil bir alana dönüşümü olan Promenade Plantée, 1993 yılında halkın kullanımına açılmış. Bu bağlamda, kentte izleri olan eski bir yapının, yeniden tanımlanması ve kent içinde nefes aldıran bir koridora dönüştürülmesi için çalışan Friends of the High Line, belediyeyi ikna ederek restorasyon sürecini başlatmıştı. Peyzaj mimarlığı ekibi James Corner Field Operations, mimarlar Diller Scofidio+Renfro ve bitkilendirme tasarımcısı Piet Oudolf’un birlikte tasarladığı proje üç etaptan oluşuyor. İlk etabı 2009 yılında açılan High Line, zaman zaman tartışmalı bir süreç de yaşamış olsa üçüncü etabını tamamladı.

high-line-plants

Üçüncü Etap
James Corner Field Operations ve Diller Scofidio + Renfro, geçtiğimiz sene üçüncü etabın görsellerini yayınlamıştı. High Line projesinin genel karakterinde rayların bir hatırlatıcı olarak yeniden kullanımı ile boşluklardan kendine yer bulan bitkiler görülüyor. Bu bağlamda raylar ve ahşap yürüme yolunun arasından fışkıran küçük boyutlu bitkiler böylece üçüncü etapta da devam ettirilmiş. High Line, yürümek, dinlenmek, şehre farklı bir yükseklikten dahil olmak ve çizgisel bir park deneyimini yaşamak için iyi bir örnek. Silikonla kaplanan tren yolu kirişlerinin bir kısmı, çocuklar için oyun alanı olarak kullanılıyor. Gözlem noktalarının da olması ile turistik olarak da ilgi çekici olan park, binaların içinden de geçerek eğlenceli bir yürüyüş yolu sunuyor.

play-area2

Yabani Estetik
İki yıl önce açılan ikinci etapta ziyaretçiler için oturma alanları, kır çiçekleri ve ahşap bir patika bulunuyordu. Bütün etapların tamamlanması ile birlikte iki buçuk kilometrelik yeşil bir kent koridoru kullanıma açılmış oldu. Yerden filizlenmiş gibi duran cılız bitkiler, bankların üzerindeki saksılar, piknik masaları ve çalışma mekanları parkın samimi karakterini oluşturuyor. Kullanılan bitkiler aslında terk edilmiş tren raylarında çıkan öncü bitkilere benziyor. Bu bitkiler kırsaldaki doğal dokuyu hatırlattığı için yabani bir estetik fikri ile bitki tasarımı gerçekleştirilmiş.

High Line’ın ses getiren bir proje olmasının nedeni belki de kent sakinlerine az rastlanan bir yeşil koridor sunması. Restorasyon sürecinin başlatıcısının kent sakinleri olması da High Line’ın özgün bir noktada durmasını sağlıyor.

Fotoğraflar: © Iwan Baan