Spora mimarlık ekibinin tasarladığı Budapeşte’deki ikiz metro istasyonu, dekonstrüktif resimleri çağrıştıran iç mekan yapısı ile ilgi uyandırıcı bir proje.

Macaristan’da çalışan mimarlık ekibi Spora Architects, Budapeşte’de şehrin yeraltı ray sisteminin bir kısmını kapsayan iki metro istasyonunu tasarladı. İnşaatı çok yeni tamamlanan metro istasyonları, şehrin geleneksel mimarlığından farklılaşan, kendine özgü bir iç mekana sahip. Tuna nehri yatağına çok yakın bir konumda bulunan iki istasyon tam da bu sebeple Budapeşte’nin en önemli altyapı projesi olmuş. Öte yandan güneydeki Budin bölgesi ile şehir merkezi olan Peşte’yi birbirine bağlamak için geliştiren yedi kilometrelik metro hattının diğer on adet istasyonu ise henüz inşaat aşamasında ve açılan iki metro istasyonunun etkileyici iç tasarımı, projenin heyecan verici içeriğinden bir parça sunuyor.

spora-architects-budapest-metro-stations-fovam-ter-szent-gellert-ter-designboom-06-818x545

Brutalist Mimarlık
Spora ekibi, yüksek kalitede gerçekleştirilen mimarlık faaliyetlerinin, şehir halkını kamusal ulaşım araçlarının kullanımına yönlendireceğini düşünmüş. Bu sebeple şehrin bütün tarihi etkilerinden ve mimari özelliklerinden farklılaşan bir yeraltı dünyası hayal etmişler. Bu sebeple betonarme kirişlerin kurduğu brutalist bir iç mekan tasarlanmış. Öte yandan çok katlı istasyon yapısının aynı zamanda tarihi şehir merkezine açılan bir kapı gibi olması da istenmiş. Brutalist bir mekandan tarihi ve organik şehir yapısına geçiş sağlayan istasyonlar, malzeme ve kullanıcı algısının değişimiyle bu görevi üstleniyor gibi gözüküyor. Sokak seviyesindeki metro girişinin de betonarme bir yapıdan inşa edilmesi sayesinde istasyonun ve şehrin birbirinden ayrılan dokusu ortaya çıkmış.

spora-architects-budapest-metro-stations-fovam-ter-szent-gellert-ter-designboom-01-818x545

Görünen Kirişler
Her iki yeraltı hacmi de betonarme kirişler ile desteklenmiş ve kirişler özellikle görünür bırakılmış. Bu sebeple ortaya çıkan sert ve çizgisel kiriş görüntüsü, dekonstrüktif resimlerdeki mekansallığı anımsatıyor. Aydınlatma, kirişlerin izine benzer şekilde konumlandırıldığı ve çizgisel olduğu için de bu etki artmış görünüyor.

Ulaşım ağının önemli bir bağlantı noktasını oluşturan Fövám istasyonuna tramvay, otobüs, özel araç ve gemi trafiğinin düğüm noktasında yer alıyor. Szent Gellért istasyonu ise 36 metrelik derinliği ile metro hattının en derin yapısı olmuş.

Fotoğraflar: © Tamas Bujnovszky