Studio Octopi 120 yıl kullanıldıktan sonra atıl hale gelen Berkshire’daki Bradfield Koleji’nin amfi tiyatrosunu yeniledi. Öğrencilerin Antik Yunan tragedyalarını sahneledikleri tiyatro, eski yapıdan kalma ana niteliklerin korunmasıyla ve hafif eklentilerle hayata geçmiş.

Mimarlığın medyadaki ifadesini daha somut ve ağır örneklerle sergilediği bir dönemi ardımızda bırakıyor olabiliriz. Kütle oyunları ve form arayışlarıyla ağırlaşan mimarlığın hafifleme vakti geliyor sanki. Zira Studio Octopi’nin Bradfield Koleji için tasarladığı amfi tiyatro kendini kütleleriyle değil, mekan deneyimiyle ortaya koyan bir mimarlık arayışında.

Kireç Ocağından Yunan Tragedyalarına

1890’da İngiltere Berkshire’da terk edilmiş bir kireç ocağının yerine yerleştirilen amfi tiyatro, o günden 2009’a dek Bradfield Koleji’nin Antik Yunan temsillerine ev sahipliği yapıyordu. 2009’da güvenlik nedenleriyle kapatılan tiyatro, kısa sürede enkaz haline dönüştü ve yaklaşık üç yıl boyunca atıl olarak kaldı. 2011’de işe koyulan Studio Octopi, amfi tiyatronun doğa içindeki bu bakir görünüşüne sadık kalan ancak ziyaretçi deneyimini iyileştiren bir öneri üzerinde yoğunlaştı.

Bradfield_Greek_Theatre_by_Studio_Octopi_dezeen_ss_5

120 Yıllık Döngü

120 yıl kullanıldıktan sonra onarım gerektiren bu alan için mimarların önerisi de yine aynı zaman dilimi kadar yani en az 120 yıllık bir süreçte işlev görebilecek bir yapı olmuş. Bunu sağlamak adına alana iki yeni bina eklemişler. Bunlardan ilki Antik Yunan tiyatrolarından bildiğimiz bir “skene”. Sahnenin ardında konumlanan bu yapı, kostüm odalarıyla geçici sahneler için giriş çıkışları sağlıyor. Sedir ağacıyla kaplı yapı, sürme kapıların da aynı malzemeden yapılması sayesinde doğa içinde eriyor ve kendini çok belli etmeden rolünü üstleniyor.

Yeni yapılardan ikincisiyse sahne aydınlatması için kurulan bir kontrol kulübesi. Sedir ağacıyla kontrast oluşturacak ve modern teknolojisini açığa vuracak şekilde galvanize çelikten kurulan bu yapı, üst kottaki yürüyüş yolundan konsol çıkarak iyice belirgin bir görünüm kazanıyor.

Sabitler ve Yeniler

Öğrencilerin Antik Yunan tragedyaları sahnelediği bu alanı kendi programına yabancılaştırmadan yenilemeyi amaçlayan mimarlar, yarım daire şeklindeki ve seyircilerin taşlar üzerinde konumlandıkları 1000 kişilik oturma düzenine hiç müdahale etmemişler. Öte yandan tasarlanan yeni girişle ve üst kottan sahnenin üzerine doğru konsol çıkan platformlarla mekana hafif eklentiler yapılmış. Mimarların “agora” metaforuna başvurarak tasarladıkları üst kattaki yürüyüş yolu, tiyatronun çevresini 270 derecelik bir açıyla dönerek alanın kamusal yüzünü oluşturuyor. Bu yürüyüş yolundan sahneye doğru konsol çıkan galvanize metal bileşenlerse aşağıdaki yekpare oturma alanlarıyla kontrast yaratıyor.

Oturma alanlarına erişimi sağlayan beş ayrı merdiven sirkülasyonun kolaylıkla çözülmesini sağlıyor. Her bir basamağın alt yüzeyine yerleştirilen şerit LED aydınlatmalar sayesinde merdiven geceleri havada uçuyormuş gibi görünerek dramatik peyzaja katılıyor.

Studio Octopi’nin tekrar hayata geçirdiği bu kolej tiyatrosu, az müdahaleyle etkili çözümlerin, hafif mimari önerilerle etkileyici mekansal deneyimlerin olabileceğinin kanıtı adeta. Galvanize çelik platformun içinden göğe yükselen ağaç gövdesinin dramatik görünümü, Antigone’un sahnelendiği bu amfi tiyatroya birebir uyuyor.

 

Yazı. Hülya Ertaş

Fotoğraflar: © Studio Octopi