Serpentine Galeri Pavyonu’nun bu yılki mimarı Smiljan Radic, etrafında yer alan geniş bahçenin hakkını veren bir tasarımın peşine düşmüş ve ince fiberglas çeperle içindeyken de dış mekanın hissedildiği bir pavyonu hayata geçirmiş.

Smiljan Radic’in adına ilk kez, geçtiğimiz Şubat ayında formatına ve içeriğine hayran kaldığım Apartamento dergisinin sayfalarını karıştırırken rastladım. Sıradışı bu Şilili mimar, Santiago’dan 3,5 saatlik mesafede bir orman içinde farklı yapılardan oluşan kendi evini Apartamento sayfalarında anlatırken bu münzevi yaşamın ona sunduğu nimetlerin farkındaydı besbelli. Heykeltıraş eşi Marcela Correa ve iki çocuklarıyla birlikte sürdürdükleri alçakgönüllü yaşamı 18 yıldır sürekli yapıp bozmaktaydılar. Yaklaşık beş hektarlık bir arazi üzerinde mevcut binaları değiştirerek bazen yıkıp yenileyerek ve bunlara farklı mevsimlerde vakit geçirmeleri için yenilerini ekleyerek kendi yaşam alanlarını bir deney laboratuvarına çevirmişler adeta. Doğanın içinde olmanın neler hissettirdiğini ifade ettiği cümlelerinde bir ustalık hissetmiş, bugüne dek adını duymamış olduğum için üzülmüştüm. Her ne kadar ilk başta yeni mimarlar keşfetmeye yönelik merakımın azaldığından endişelendiysem de Radic’in kendi tercihiyle görünmez olduğu ihtimalini de fark ederek biraz rahatlamıştım. Bu ilk tanışıklığın üzerinden birkaç ay geçmedi ki Radic’in adı Londra’daki Serpentine Galeri Pavyonu ile gündeme geldi.

offenabch-1

Pavyon Geleneği
Her yıl Haziran ayında hayata geçirilen ve belirli bir süre için kullanımda olan bu pavyonlar, daha önce Birleşik Krallık’ta hiç yapı inşa etmemiş mimarlar için güzel bir deney alanı olarak işlev görüyor, 2000 yılından beri. İlki Zaha Hadid tarafından tasarlanan pavyonların mimarları arasında Oscar Niemeyer, Peter Zumthor gibi daha ağır topların yanı sıra daha genç kuşaktan Sou Fujimoto ve SANAA da yer aldı. 1965 doğumlu Smiljan Radic de bu ikinci gruba dahil.

Radic bu pavyon geleneğini daha da geçmişe taşımış. Zira projeyi açıkladığı metninde 16. yüzyıldan başlayarak 19. yüzyıla dek çok popüler olan büyük bahçeler içindeki pavyonları göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Bu pavyonların zaman içinde eskiyerek aldıkları şaşırtıcı ve arkaik biçimlerin, strüktürlerin doğa içinde eriyişlerinde ortaya çıkan geçici görünüşlerin peşine düştüğünü söylüyor Radic. Bana bahçenin ortasına yerleştirilmiş bir kayayı anımsatan kütle, Radic’e göre doğa içinde çözünen bir yapı. İlk başta biraz zorlama gibi görünse de üzerine bastığımız toprağın o kayanın aşınmasıyla varlık bulduğunu düşününce Radic’in soyutlaması anlamlı ve anlaşılır bir hale bürünüyor.

offenbach3

İçerdeyken Dışarıda Olmak
Bir dizi kaya üzerine yerleşen organik formlu kütle, incecik ve yarı saydam fiberglasla kaplı. Dışarıdan bakıldığında kapalı ve opak bir strüktür gibi algılansa da içinde günışığı ve Serpentine Bahçesi’ndeki ağaçların gölgeleri hissediliyor ve belirli ağaçları çerçevelemiş açıklıklardan dışarıya bakışlar sunuluyor. Bu durum pavyonun içinde olunduğunda dahi dış mekandaymış hissi veriyor. Birkaç aylığına konuşma, panel gibi çeşitli etkinliklere ve bir kafeye ev sahipliği yapacak olan pavyon, bu özelliğiyle bulunduğu konumun doğal niteliklerini ön plana çıkarıyor.

Offenbach-2014Radic-Pavilion_MG_7348

Hava Tasarımı
Smiljan Radic’in Apartamento’daki söyleşisine geri dönecek olursak orada söz ettiği “havanın tutulması” kavramını bu projede de hissediyoruz. Radic’e göre mimarlık görselliğin ötesinde bir his vermelidir, bunun için de havanın kendisi yapının gerçekleştirilmesi için vazgeçilmez öğelerden biridir. Bu, evin girişinde konumlandırılmış mutfaktan yayılan sıcaklık ya da günışığının içeri süzülürken bıraktığı etki olabilir. Bunun tasarıma dahil edilmesi fikri, incecik bir zar gibi pavyonu saran fiberglas çeperin seçimine yol açmış. Dış ile iç arasındaki bu ince zar, aynı zamanda pavyonun içindeki havanın nasıl olacağını net bir şekilde belirlemiş.

Bugüne dek Serpentine Galeri Pavyonu tasarımını gerçekleştiren ünlü mimarların ardından görece daha az görünür bir karakter olan Smiljan Radic’in gündeme gelmesi ne kadar şaşırtıcı olduysa yarattığı pavyon atmosferi de o kadar ilgi çekmişe benziyor. Doğa içinde yaşamı seçmiş olan Şilili mimarın Londra’nın en geniş parkı Hyde Park içinde konumlanan bu pavyonun tasarımında pek de zorlanmadan kendi bildiği koşulları gündeme getirdiğini görmek heyecan verici.

Smiljan Radic’in Guardian yazarı Olly Wainwright ile söyleşi yaparak pavyonu gezdiği videoyu izlemek isterseniz:

Serpentine Pavilion 2014: Smiljan Radić from Serpentine Galleries on Vimeo.