Terk edilmiş endüstriyel mekanlar son on yıldır Avrupa’da ve tüm dünyada sergi mekanı, kültür merkezi gibi işlevler kazanarak kentsel alanların ve kullanım çeşitliliğinin sürdürülebilirliğini sağlayan bir model olarak işliyor. Eskiden maden ocağı olarak kullanılan yapının mekansal organizasyonu, boyutu ve kullanım çeşitliliği mimarlara ilham vermiş.

Hırvatistan’ın Istria bölgesinde önceden kömür madeni arazisi olan Labin’de yer alan yapı, dönüştürülerek Labin Kent Kütüphanesi olarak kullanılmaya başladı. Yerel maden ocağı ve maden endüstrisi 1980′li yıllarda kapatılmış fakat yer üstünde kalan yapılar endüstriyel miras olarak kabul edildiği için korunmuş. Yeni bir kamusal alan ve kültürel program merkezi oluşturmak için Labin madeninin bulunduğu alanı yeniden aktifleştirme fikri 2005 yılındaki Berlage Enstitüsü’nün bir projesi olan “Hırvat Takımadalarındaki Yeni Deniz Fenerleri” ile gelişmiş. Binaların kent kütüphanesi ve multimedya merkezi olarak kullanılması için açılan yarışma neticesinde Ivana Žalac, Margita Grubiša, Igor Presečan ve Damir Gamulin’in tasarlamış olduğu proje uygulanmış.

public-library-in-labin-skroz_portada-3

Bütün maden bölgesini kapsayan, önemli bir kentsel kamusal mekan yaratmak üzere tasarımın ana fikri geliştirilmiş. Mekanın önceki kullanımına önemli bir referans olduğu düşünüldüğü için eskiden madene girişi sağlayan Šoht isimli heykelsi platform korunmuş ve görünürlüğü artacak şekilde planlanmış.

Maden Karakterinin Sürekliliği
Kütüphanenin iç tasarımındaki temel fikir ise mevcut maden karakterini koruyarak mekana dahil olmaya dayanıyor. Bu sebeple iç mekan boyunca çeşitli bölgelerde eski yapı elemanları ve malzemeler görülebiliyor. Mermer duvarlar ile eski yer döşemeleri korunmuş ve Mermer Salon isimli odadaki cam tuğla tavan tamir edilmiş. Lobideki ve servis odalarındaki borular ve duvar kaplamaları da bölüm bölüm korunmuş. Dönüşüm sonrası kitapların ve yönetim ofislerinin bulunduğu kısım olan Mermer Salon eskiden işçilerin madene indikleri giriş olarak kullanılıyormuş. Mermer salonun çok geniş bir mekan olması ve doğal ışık alan yapısı mekan dönüşümünde korunan önemli öğeler olmuş. Kütüphane kullanıcısının mekanın büyüklüğünü algılaması ve ışıktan faydalanması yönünde tasarım ilerlemiş. Duvar, mobilya, raf, zemin renklerinde beyazımsı açık renkler kullanılmış.

Kitap rafları pencelerin çevreleyen mekana baktığı duvar aralarına yerleşmiş. Mekanın daha kullanışlı ve erişilebilir olması için kütüphane çeperine kadar zemin yükseltilerek okuma alanları, çocukların kullandığı mekanlar, araştırma odaları oluşturulmuş.

cafe

Renk Paleti
Kütüphanedeki kolon, cam tuğla tavan, pencere ve kapı gibi yapısal elemanlar gridal bir sistem üzerinde bulunuyor. Giriş salonu geri kalan bütün alanların beyaz renklerini dengelemek üzere koyu renklere sahip. Bu kısım servis odalarına, internet merkezine, merdivenlere ve konferans odalarına bağlanıyor. Mimarlar, renklerdeki bu zıtlığın maden endüstrisine referans verdiğini belirtiyor. Önceleri madencilerin banyo olarak kullandığı alana giden ana koridorda “Madencilerin Hafızası” isimli bir oda bulunuyor. Bu oda kalın kauçuk bir perde ile ayrılmış ve madencilerin yeraltındaki hayatını anlatan arşivlenmiş videolar su ekranına yansıtılıyor. Madencilerin eskiden kullanıyor olduğu banyo ise düz yeşil seramik duvar kaplaması ile döşenmiş.

public-library-in-labin-skroz_portada-6
Mekana yapılan en büyük müdahale yeni bir zemin düzleminin eklenmesi olmuş. Bu eklentinin neredeyse farklı bir vücuttan gelmiş bir parça gibi algılanmasını istedikleri için çelik kutu gibi tasarlamışlar. Çelik taşıyıcılar ile metal zemin ve tavan oluşturulmuş.

Projenin bir sonraki aşamasında madencilerin daha önceden kullandığı banyoya Multimedya Salonu’nun eklenmesi tasarlanıyor.

Yazı: Güzin Öztok
Fotoğraflar: © Ivan Dorotić