Türkiye Pavyonu, Venedik Bienali’nin iki ana mekanından biri olan Arsenale’de 5 Haziran Perşembe günü uluslararası mimarlık dünyasına tanıtıldı. Murat Tabanlıoğlu küratörlüğü ve Pelin Derviş’in proje koordinatörlüğünde gerçekleşen Places of Memory (Hafıza Mekanları) projesi bienal için tahsis edilen 20 yıllık uzun süreli mekandaki ilk proje oldu.

Bienalin “Absorbing Modernity: 1914-2014” temasını bireysel algı ve deneyimler üzerinden ele alan Places of Memory projesi, Taksim-Salıpazarı, Bâb-ı Âli ve Büyükdere Caddesi gibi İstanbul’daki üç bölgeye odaklanıyor. Sergi ekibi Ali Taptık, Alper Derinboğaz, Candaş Şişman, Metehan Özcan ve Serkan Taycan’ın bireysel yaklaşımlarını ortaya koyduğu sergi alanı, üç bölümde kurgulanıyordu. Birinci bölümde, Derinboğaz’ın topoğrafyasından toplumsal değerlere Büyükdere’deki dönüşümün izlerini sürdüğü üç boyutlu maketleri ve  Serkan Taycan’ın Agoraphobia adını verdiği, İstanbul’un farklı bölgelerinden kamusal hafızanın yoğunlaşma noktası meydan fotoğrafları yer alıyor.

Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu

İkinci bölümde ise Metehan Özcan’ın hem kişisel deneyime hem de belirli bir bağlam içinde binanın hafızasını sorguladığı Hukukçular Sitesi fotoğrafları ve Ali Taptık’ın farklı ölçeklerdeki kentsel alanları imgelerle bir araya getirdiği fotoğrafları karşılıklı sergileniyor.

Orta aksta yer alan koridorda ise Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme sürecinin en önemli yapılarından biri olan AKM’nin panlama, inşaat ve işleyişindeki iniş v çıkışlar anlatılıyor. Serginin müziği “mekanı hissetmemizi sağlayan farklı hisler ve duyular vardır” diyerek farklı ses kaynağından kaydettiği sesleri bütünsel bir akış içerisinde sunan ses tasarımcısı Candaş Şişman’a ait.

Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu

Türkiye Pavyonu, atölye çalışmaları ve Places of Memory kitabına destek veren firmalardan biri de Häfele oldu. Serginin küratörü Murat Tabanlıoğlu, Häfele ile olan iş birliğinin bienalin ana teması açısından da çok anlamlı olduğunu ifade ediyor. “Projeye destek verecek olan sponsorların bir şekilde de bizim hayatımızla ilgisi olması da önemliydi. Pencereleri, kapıları, cepheleri, koridorları, duvarları, yani mimarinin tüm esas parçalarını birleştirenin arkasında bir hırdavatçılık var. Häfele de bence dünyada bunu en önemli şekilde, profesyonelce yapıyor. Örneğin, kapının sadece üzerindeki yüzey değil, onun nasıl çalıştığı, kapıyı nasıl açtığınız, nasıl kilitlediğiniz çok önemli. Kapıdan başlayarak, bir binanın her tarafında bence Häfele var.”

23 Kasım’a kadar devam edecek bienalde, Rem Koolhaas küratörlüğünde gerçekleştirilen “Fundamentals” başlıklı ana serginin yanı sıra ülke pavyonları da yer alıyor.

Fotoğraflar: © İKSV