Ahşap terziliği gibi şaşırtıcı bir yöntem ile uygulaması gerçekleştirilen Bespoke sandalyelerin tasarımı, Färg & Blanche ait. Kontrplakların dikişle birbirine tutturulmasından oluşan bir seri sandalye ağır işlerde kullanılan dikiş makineleri ile üretiliyor.

Ürünün öyküsü atölyelerindeki makinelerle çeşitli deneyler yapmayı seven İsveçli Fredrik Färg ve Fransız Emma Marga Blanche’ın kendilerine yılbaşı hediyesi olarak aldıkları sanayi tipi dikiş makinesini kullanmalarıyla başlıyor. Tasarımcılar dikiş makinesiyle ahşabın bu şekilde dikilebildiğini fark edince çeşitli kalınlık ve yoğunluktaki ahşaplarla deneyler yaparak makinenin sınırlarını zorlamışlar. Bir yıldan daha uzun bir süre boyunca çalışarak ahşap ve iplik çeşitleri, detaylar ve farklı parametreler üzerine kafa yormuşlar.

bespoke-dolap

Kısa Film İçin Deneysel Tasarımlar
“Longing to Fly, Longing to Fall” isimli bir sanat filmi üzerine çalışan yönetmen Erika Janunger, Färg & Blanche ile iletişime geçerek kısa filminde yer alacak mobilyaları tasarlamalarını istemiş. Tasarımcılar da deneysel bir proje gerçekleştirme fırsatını değerlendirmek adına dikiş makinesiyle geliştirdikleri yönteme başvurmuş ve bu yolla hayata geçen ilk mobilyalarını üretmişler. Her denemede daha ince ahşap kullanarak sürdürdükleri bir süreç sonucunda da ortaya Bespoke sandalye çıkmış.

bespoke7

Üretim Süreci
Bespoke sandalyenin parçaları kullanılmadan önce buhar ile ısıtılıp bükülüyor ve ardından dikiliyor. Tıpkı takım elbise ceketi diker gibi altı farklı parça sırt kısmını oluşturmak için birleştiriliyor. Öncelikli olarak ofis sandalyesi olarak düşünülen Bespoke sandalye yemek odası gibi özel mekanlarda da kullanılabiliyor.

Bespoke deneyiminin ardından yeni sandalye tasarımları, koltuk, kitaplık, dolap gibi çeşitli mobilyaları da dikişle üreten ve farklı ahşap katmanlarını üst üste getirerek doku denemeleri yapan ekibin çalışmaları ilk kez şubat ayında Stockholm Mobilya Fuarı’nda sergilendi.

bespoke-chair

Haute Couture Mobilyacılık
Färg & Blanche el işçiliği ve sanayiyi birleştiren bu fikri Haute Couture mobilyacılık olarak tanımlıyorlar. Ahşabın yanı sıra deri malzemeleri de kullanarak çeşitli denemeler gerçekleştiriyorlar. Tasarımcılar, dokuma ile oldukça uzun zamandır ilgilendiklerini belirtiyorlar. Dokumanın verdiği olanakların çok çeşitli olması sebebiyle bu yöntemi strüktür kurma, kalıp oluşturma, biçim dönüştürme gibi üretimler için kullanıyorlar. Moda ile her zaman ilgilendiğini fakat dikiş üzerine bir eğitim almadığını söyleyen Fredrik Färg marangozluk bilgisine sahip bir tasarımcı. Bu sebeple ahşap ve dikiş makinası ile çalışırken zorlanmadığını, oldukça eğlendiğini belirtiyor.

Şimdiye dek bu yöntemle ürettikleri mobilya koleksiyonları “Ahşap katmanlı koltuk”, “Bespoke sandalye”, “Siyah katmanlı dolap” ve “Cep dolap” olarak dört tipten oluşuyor. Ahşap katmanlı koltuk ve siyah katmanlı dolap, ağaçların büyüme halkalarından ilham alarak şekillenmiş. Büyüme halkalarını taklit eden katmanlaşma, özel şekillendirme sayesinde koltuk ve dolap olarak kullanılabiliyor. Cep dolap ise modüler bir dolap sistemi olarak tasarlanmış. Dolap kapaklarının dışına dikilen deri ceplere dergi gibi eşyalar yerleştirilebiliyor.

Nesnelerin arkasındaki hikayeye ve değere giderek önem verilen bir dönemde el işçiliğiyle üretilen tasarımların değerli olacağı aşikar. Bu açıdan bakınca Bespoke da sanayi tipi dikiş makinesiyle el işçiliğinin bir arada kullanıldığı yenilikçi bir tasarım.

Fotoğraflar:  © Färg & Blanche

WOOD TAILORING by FÄRG & BLANCHE from FÄRG & BLANCHE on Vimeo.