2010 Kış Olimpiyatları için inşa edilen Richmond Olympic Oval, şehrin sembolü olan balıkçıl kuşundan esinlenerek tasarlandı, fakat dikkat çekici mimarisi ve sosyal işlevi sayesinde kendi de şehrin sembolü haline geldi.

2010 yılında Kanada’da yapılan Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunlar, Vancouver ve Richmond’taki çeşitli spor tesislerinde gerçekleşti. Bu tesislerden biri olan Richmond Olympic Oval, uçakla Vancouver’a gelenlerin alçalırken ilk gördükleri ve sıradışı çatısı ile kolayca tanıdıkları bir yapı. Amerikalı mimarlık bürosu Cannon Design’ın tasarladığı yapı, Vancouver’ın bitişiğindeki Richmond şehrinin sosyal ve kültürel hayatına büyük katkı sağlıyor.

Richmond Olympic Oval

Richmond Belediyesi, Olimpiyatlar’a hazırlanmak için Fraser Nehri ile Vancouver Havaalanı arasındaki yaklaşık 130 bin metrekarelik kamu arazisini, bölgede bir sürat pateni pisti ve spor kompleksi yapılması için tahsis etmişti. Bu spor için 400 metrelik kapalı bir buz pisti ve 8.000 kişilik izleyici tribünü gerekiyordu; Olimpiyatlar’ın en büyük 12 yarışması bu salonda gerçekleşecekti. Bu nedenle yapılacak bina çok büyük ve masraflı olacaktı. Öte taraftan ekonomik nedenlerle Olimpiyatlar bittikten sonra da kullanılabilecek, hatta gelişmekte olan bölgeye canlılık kazandıracak bir yapı olması gerekiyordu.

Cannon Design’ın çözümü, dev buz pistini çevreleyen tribünler, sportif alanlar ve hizmet alanlarını tek bir çatı altında birleştiriyordu. Ayrıca proje kapsamında toplam 48 bin metrekarelik bir meydan, park ve katlı otopark da yer alıyordu. Vancouver ile Richmond’ın birbirine bitiştiği bu bölge, gittikçe cazip hale gelen bir yerleşim alanına çok yakın olduğundan, projenin, çevresindeki ticaret ve rekreasyon alanları ile diğer hizmetler için bir nirengi noktası olması amaçlanıyordu.

Richmond Olympic Oval1

Richmond şehrinin simgesi olan balıkçıl kuşu, Richmond Olympic Oval’in tasarımına yön veren dört temadan biri. Binanın çatısını taşıyan kemerler, kuşun eğri boynuna ve kanatlarına gönderme yapıyor. Bu kemerler, binanın dışına da taşarak, kanat şeklinde geniş saçaklar oluşturuyor. Tasarıma yön veren diğer temalar ise akışkanlık, uçuş ve füzyon. Akışkanlık, Fraser Nehri’nin denizle buluştuğu Richmond şehrinin coğrafyasına hakim olan bir kavram. Bu nedenle gerek binanın gerekse çevre düzenlemesinin, biçimsel ve işlevsel bakımdan akışkan olması amaçlanıyor. Uçuş ise ilhamını, insanın buz üzerinde gittikçe hızlanmasına ve kalkmakta olan bir uçağa benzemesine neden olan sürat pateni sporundan alıyor. Füzyon, diğer temaların harmanlanarak Richmond’ın kentsel yaşamına yeni kültürel ve sosyal değerler katılmasını temsil ediyor.

Richmond Olympic Oval, 400 metrelik oval buz pateni pisti çevreleyen dikdörgen bir plana sahip. Dikdörtgenin uzun kenarlarından birinde doğal gün ışığı alan saydam cephe, diğer kenarında çeşitli hizmet alanları yer alıyor. Oval uçlarda tribünler ve taşıyıcı duvarlar var. Tümü pistlere bakan bu mekanları dev kemerlerin taşıdığı yekpare masif bir çatı örtüyor. Binanın çatısını taşıyan kemerler, mekana sıcaklık katmak için yerel bir çam türüyle kaplanmış. Isıtma ve havalandırma tesisatı da kaplamanın altına gizlemiş. Çatının yükünü zemone aktaran kolonlarda, üzeri kuş tüyleri şeklinde kabartmalarıyla süslü masif ahşap kullanılıyor. Tüy deseni, yine balıkçıl kuşunu sembolize etmek için kullanılıyor. Richmond Olympic Oval, gerek çatısında ahşap kullanımı, gerek ahşap detayları nedeniyle ulusal ve uluslararası mimarlık kuruluşundan çok sayıda ödül aldı.

Richmond Olympic Oval2

Geçmişte bir açik hava sporu olan sürat pateni, sıcaklık farklılıkları ve hava koşulları yarışları etkilemeye başladığı için, 1988’deki Calgary Olimpiyatları’ndan itibaren kapalı mekan aktivitesi haline getirildi. Ancak 400 metrelik bir pist gerektiren bu spor için yapılacak tesisler, özellikle sadece Olimpiyatlar gibi dört yılda bir gerçekleştirilen bir etkinlik için yapıldığında çok masraflı oluyordu. Bu nedenle sürat pateni tesislerinin başka kullanımlara da olanak vermesi gerekiyor. Richmond Olympic Oval inşa edilirken, diğer spor dallarının yanı sıra sporcu sağlığı, spor yönetimi, profesyonel antreman gibi sporla ilişkili hizmetlere de ev sahipliği yapması amaçlandı. Ayrıca Olimpiyatlar’dan sonra hızla yeni işlevlerini kazanabilmeliydi.

Richmond Olympic Oval3

Olimpiyatlar’dan sonra binanın zeminindeki pist alanı, sürat pateninin yanı sıra salon atletizimi için de kullanılabilecek 200 metrelik koşu ve 60 metrelik sprint alanlarına bölündü. Ortaki 8 basketbol sahası büyüklüğündeki alan da, çeşitli salon sporları için kullanılıyor. Olimpiyatlar’da anti-doping laboratuvarı olarak kullanılan 15 bin metrekarelik kapalı alan ise yeniden düzenlenerek, farklı yaşlardan kullanıcılar için aletli spor ve fizik tedavi olanağı barındıran 2 bin metrekarelik büyük bir fitness alanı, spor sağlığı merkezi, restoran ve dükkanlara ayrıldı.

Richmond Olympic Oval4

Richmond Oval’in çevre düzenlemesi, çevresindeki üç mekan aracılığıyla kentsel alanla bağlantısını kuruyor: Legacy Meydanı, Waterworks ve Riverside. Meydan, yarışlar ve benzeri etkinliklerde kalabalığın Oval’in doldurup boşaltmasını kolaylaştırıyor. Waterworks, Gümüş LEED Sertifikası’na sahip olan binanın yağmur suyunu toplayarak havalandıran ve yeniden kullanılabilir hale getiren bir havuz ve fıskiye sistemi. Üzerindeki sanat eserleriyle görsel ve kültürel olarak çekici bir mekan işlevi görüyor. Nehrin kenarında konumlanan Riverside ise, çeşitli açık hava aktivitelerinin organize edildiği bir alan. Oval ve çevresindeki bu yeni rekreasyon alanları kente bağlayan görsel ve kültürel elemanlar ise sanat eserleri. Örneğin kuzeydeki istinat duvarında yer alan rölyefler Susan Point’in, havuzu kaplayan yerleştirme Janet Echelman’ın, Hollybridge Kanalı’nın üstündeki köprüde yer alan sanat eserleri ise Buster Simpson’ın çalışmaları.