Almanya’da ve Türkiye’de yaptığı spor yapılarıyla öne çıkan Mete Arat, ‘formun işlevi izlediği’ bir mimarlık anlayışıyla üretiyor işlerini. Kapalı bir kabuk olarak değil, karmaşık mekan örüntülerini yansıtan açık formlara sahip; binaya hayat veren altyapı sistemlerini de ‘olduğu gibi’ gösteren spor yapıları, matematik esasına dayanan bir mantığın sonucu.

Almanya’da birçok spor tesisi ve kamu binasının mimarı olan Mete Arat, 1971 yılından başlayarak başarılarla dolu bir kariyere sahip. İlk günlerinden beri katıldığı 500’e yakın proje yarışmasında önemli dereceler elde eden Arat, 1991 yılında Stuttgart merkezli ASP mimarlık firmasının ortaklarından biri oldu. Almanya Milli Kütüphanesi (Frankfurt), Leipzig ve Oldenburg’da çok amaçlı spor salonları, Porsche Arena (Stuttgart) kapalı spor salonu ve geçen yıl restore edilip Dünya Kupası maçlarına evsahipliği yapan Gottlieb – Daimler Stadı (Stuttgart) imza attığı projeler arasında. Türkiye’de gerçekleştirdiği son dönem projesi ise Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi olarak bilinen ve toplam 52 bin 647 seyirci kapasitesi, 190 metre eni, 228 metre boyu ile en teknolojik spor komplekslerinden biri olan Türk Telekom Arena. Mete Arat ile Bünyamin Derman’ın ofisinde buluşuyor ve spor mimarisi üzerine merak ettiklerimizi soruyoruz:

Spor yapılarının mimarisinde nasıl bir süreç izliyorsunuz? UEFA, FİFA gibi kurumların bell kriterlere uyma şartı var, öyle değil mi?

Spor yapılarını tasarlarken kompleks birçok fonksiyonu tek tek ele almanız gerekiyor önce. Bir matematik problemi çözmek gibi… Tribünler, oturulacak yerler, açıklıklar, dolaşım, acil durum, yangın merdivenleri, mutfak, servis girişleri… Her şey matematik! Karmaşık iş örüntüleri arasındaki tüm bağlantıları çözümleyip, fonksiyonları tanımladıktan sonra oradan forma ulaşıyorsunuz. Sirkülasyon alanlarında insanların giriş çıkışları bile başlı başına bir matematik problemi. 2000 kişi sadece servis alanında çalışıyor; buna maç sırasında 1000 kişiye çıkan güvenlik personelini ekleyin. UEFA ve FİFA kuralları gibi bazı değişmez kriterlerin de mutlaka yerine getirilmesi zorunlu. Saha ve ölçüleri, tribünlerin yerleşim planı, uluslararası maçlar için gerekli olan hacimler, medya çalışma alanları FİFA tarafından belli kurallara bağlanmıştır. Tüm bu kuralları yerine getirdikten sonra ikincil olarak oraya gelen seyircilerin konfor koşullarını gözetmeniz gerekir.

TT Arena

UEFA’nın belirlediği 9 cm’lik görüş açısı da sanırım bu konfor koşullarından biri. Arena’nın bu açıdan eleştirildiğini hatırlıyorum.

Evet, ama UEFA kuralları 2010 yılında değiştirdi; oysa stadyuma biz çok daha önce başlamıştık. Ancak stadyumu yıkıp yeniden yaparak o kriteri yerine getirebilirdik. Hem kurallara uyan hiçbir stadyum yoktu ki! Ana işlev alanlarının yanında, ikincil olarak süitleri, lounge’ları, restoran ve kulüp mekanları gibi sosyalleşme alanlarını da kurgulamak durumundasınız. Hoparlör sisteminin iyi çalışması, anonsların herkesin duyabileceği şekilde doğru dürüst yapılabilmesi, bunun yanında güvenlik kameralarının merkezi bir noktadan kontrolü gibi çok çeşitli sistemleri barındırıyor içinde. Bunun gibi kompleks yapılarda biliyorsunuz, makine ve elektrik mühendisleriyle işbirliği içinde çalışmanız şart.

Form İşlevi İzler

En büyük kamusal alanlar olarak tarif edilen bu karmaşık yapıların bir özelliği de kentsel çekim merkezi yaratıyor olması. Siz Seyrantepe’de bunu nasıl öngördünüz?

Tabii, biz stadın kentle ve kent insanıyla olan ilişkisini de gözeterek planladık. Seyrantepe projesinde çok farklı ve zorlayıcı bir durum daha var: Arazinin konumu. Statın arazisi engebeli olduğundan birçok gerekli işlevin çözümünün bizi zorladığını söyleyebilirim. Stadın bir tarafı otoban, bir tarafı uçurum… Öte yandan, stadın bir tepe üzerine yerleştiriliyor olması çok güzel bir görüntü de veriyor; bambaşka bir yapıyı da mümkün kılıyor. Gelişmeye açık bir bölge Seyrantepe. Esnek bir tasarımla, geleceğin ihtiyaçların da karşılaması gerekiyor. Stadyum projesinde mesela, Galatasaray bazı locaları sattı veyahut kiraladı, daha da fazla istek var şimdi. Başta müze olarak ya da Lounge Member’s Club olarak öngördüğümüz yerleri şimdi locaya dönüştürmek istiyorlar. İşletmecilerin bu binayı nasıl işleteceğini önceden bilemezsiniz, o yüzden esnek çözümlere gitmekte fayda var. Bundan belki de otuz sene sonra bambaşka yaşam şartları gündemde olacak. O yüzden büyük binaları tasarlarken, form açısından çok iddialı projelere girmek istemiyorum.

Form İşlevi İzler1

Türk Telekom Arena projenizi anlatırken, en küçük detayda bile modern mimarinin tüm gereklerini karşılamayı amaçladığınızı söylüyorsunuz bir söyleşinizde. Bu konuyu biraz açar mısınız?

Seyrantepe’de bilhassa detayları gizleyen değil, onları ortaya çıkaran bir anlayış içinde hareket ettik. Meslekten olmayan biri ilk bakışta belki göremeyebilir ama, stadyumda bütün kuvvetlerin yukarıdan aşağıya nasıl indiğini fiziksel olarak görmeniz mümkün. Gördüğünüz tüm detaylar, statik ve fonksiyon elemanlar. İkisini tek bir noktadan aşağıya indirme şansım vardı, bu projede onu yaptık. Altı metrede bir kolon koymak istemedim, daha büyük açıklıklar elde etmeyi hesaplıyordum. Ortaya çıkan formda konstrüksiyon teknolojisini de olduğu gibi görebilirsiniz. Malzemeyi de kaplamayı değil , tüm doğallığıyla kullanmayı tercih ediyoruz; brüt betonsa brüt beton, çelikse çelik… Konstrüktif elemanların hepsini, havalandırma tesisatı da dahil, tüm yalınlığıyla, olduğu gibi göstermeyi denedik. Binayı bütün damarları ve kemikleriyle, yaşayan bir organizma, teknolojik bir tasarım gibi ifade etmek istedik. Tabii teknoloji deyince sadece strüktürel elemanlar değil, bina otomasyonu, skorbo-ard’ların çalışması, ısınma sistemi, yangın ve panik çıkış donanımları, yangın sırasında duman sızdırmamak için kendiliğinden kapanan kapı sistemleri gibi onlarca donanımın teknolojisi de işin içinde.

Türk Telekom Arena’da Häfele ürünlerinin de kullanıldığını biliyoruz. Özellikle tercih ettiğiniz bir marka mıydı?

Häfele markasını elbette yakından biliyoruz. Benzer projeleri her yerde yaptığmız için bize düşen ne tip ürün kullanılacağını, onun da ne şekilde çalışacağını tarif etmek. Hangi ürünün seçileceği ise yatırımcıya bağlı.

Form İşlevi İzler2

Türk Telekom Arena’nın çatısı açılır kapanır ola-cağı söylenmişti. Son durum nedir?

Seyrantepe projesinde, o zamanki başkan merhum Özhan Canaydın Türkiye’de ilk olması hevesiyle açılıp kapanabilen bir çatı olmasını istemişti. O yüzden tüm strüktür koskoca bir açılır kapanır çatıyı taşıyabilecek şekilde yapılmıştır. Çeşitli firmalardan teklifer alındı, planlar filan her şey hazır durumda. Rüzgar hesaplarını yapan firma sayısı zaten bir elin parmaklarını geçmez, biz de Almanya’daki bir firmaya yaptırdık hesaplarımızı. Avrupa’da ikisi Hollanda’da, ikisi de Almanya’da olmak üzere dört tane çatısı açılır – kapanır stat var. Amster-dam Arena, Arnheim Stadı, Schalke Veltin’s Arena ve Düsseldorf’daki ITU Arena gibi… Seyrantepe stadı, açılır – kapanır çatıya sahip statların uzmanı olan mühendis-lerle beraber planlandı, taşıyıcı sistemi de buna göre yapıldı. Sadece çatının ve taşıyıcı strüktürün maliyeti 10 milyon dolar. Biz buraya getirdik, projeyi tamamladık ama yapıp yapmayacakları yönetimin kararına bağlı.

Stat aydınlatması nı da unutmamak gerek. Bu konuda nelere dikkat ediyorsunuz?

İlk kriterlerinden biri örneğin, oyuncuların gölgelerinin görünmemesi. Bugün televizyon, tribündeki seyircilerinden daha önemli. O maçı beş milyon kişinin seyrettiğini düşünün. Uluslararası maç ise bu 10 milyona çıkıyor. İş öyle bir yere gidiyor ki belki de yakında maçlar bedava izlenebilecek, asıl gelir televizyondan geliyor. Aydınlatma kriterleri de doğal olarak televizyon yayınının şartlarına göre belirleniyor. Aydınlatma ölçüsü başta 1500 lux iken şimdi 2000 lux oldu. Öte yandan ışığın da oyuncuların gözüne gelmemesi, gölge yapmaması şart.

Form İşlevi İzler3

Peki, en beğendiğiniz yapılar hangileri?

Meinhard von Gerkan spor yapılarında çok büyük bir büro zaten. Onlar sadece Almanya’da değil bütün dünyada proje yapıyorlar. Biz bir yerde yarıştık ama sonra belki de haklı olarak onlara verdiler projeyi. Kiev Stadı tam 550 milyon euro’ya mal oldu. Bizim Seyrantepe projemiz ise 130 milyona çıktı. Onun biraz daha büyügü Allianz Arena’nın toplam maliyeti ise 330 milyon. Düşünün ne kadar çok fark var. Bütçe çok önemli bir faktör. Gerkan’ın özellikle Güney Afrika’daki olimpiyatlar için yaptığı stadyumu beğeniyorum. Norman Foster’ın tasarladığı Emirates Stadyumu ise tam bir saçmalık! Şimdi olimpiyat stadını bitirmek üzere, bakalım nasıl olacak. Son zamanlarda kapalı stat konstrüksiyonları yapılmaya başladı, faydası da var belki. Güzel bir manzara varsa her açıdan onu niye görmeyeyim diye düşünürüm ama kapalı binalar da tercih ediliyor.

En son hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?

Trabzonspor için güzel bir stadyum yaptık. Uygulama projesini pahalı bulduklarından bir başkasına yaptırmayı düşünüyorlar sanırım. Bünyamın Derman ile birlikte yürüttüğümüz 212 AVM projesi de sürüyor.