Uzak bir coğrafyanın ülkesi olan Avustralya, dünyanın geri kalanından ‘izole’ oluşu sayesinde kendine özgü bir tasarım kültürü geliştirmiş. Küreselleşen dünyayla bütünleşmeye çalışırken, sürdürülebilir ve yeşil tasarım ilkelerinin izini sürmek ise bu ülke tasarımcılarının doğasında’ var.

Dünya yüzünde, yaşadığımız bölgeye en uzak ülkelerden biri Avustralya. Bir ada ve bir kıta olan Avustralya, bu sebeple en yakın komşusundan da deniz yoluyla ayrılıyor. Böylesi bir coğrafi izolasyon, bir yandan Avustralya’nın kendine özgü bir kültür geliştirmesine, diğer yandan da dünyayla bütünleşmek ve “oyunda ben de varım” diyebilmek için daha hızlı koşmasına neden oluyor. Bu sayıda, Avustralya’nın, tasarımda sürdürülebilirlik ve çevrecilik prensiplerine dayanan tasarım anlayışını ve çağdaş Avustralyalı tasarımcıları ele alıyoruz.

Avustralya kıtası keşfedildikten sonra İngiliz egemenliğinde ilk koloniler 18. yüzyılda kurulmaya başladı. 20. yüzyılın başına kadar her türlü mobilya ya İngiltere’den geliyordu ya da İngiltere’den gelen mobilyaların tarzında benzerleri yapılıyordu. Arts & Crafts ekolü, Avustralyalı yerel mobilya üreticileri üzerinde etkili oldu. 1900 ile 1920 yılları arasında Avustralyalı mobilya üreticileri malzemenin ve işçiliğin estetik olarak öne çıkarıldığı mobilyalar üretti fakat yerel ağaç türlerinin yanı sıra Avrupa’dan da çam ya da İngiliz meşesi gibi ahşap ürünlerini ithal etmeleri gerekiyordu.

Avustralya Tasarımı1

Modernizm ve İskandinav tarzı mobilyalar, Avustralya’da çok beğeniliyordu. Bunun pratik bir sebebi de vardı. Çünkü masif ahşaba heykelsi biçimler vermek ve ahşabın dokusunu gizlemeden ortaya koymak, yerel meşe ve tik ağacı kullanıldığında çok başarılı sonuçlar veriyordu. 1950’lerden sonra İskandinav tarzı mobilyalar Avustralya’da o kadar çok rağbet görüyordu ki, bazı üreticiler el yapımı olmayan modellerinde “el yapımı” hissi veren ve ahşabın doğal güzelliğini ortaya çıkaran yöntemler kullanmaya başladı.

20. yüzyılın ortasında kurulan küçük ya da orta ölçekli mobilya firmaları, 1970’lerin sonlarına doğru ya uluslararası büyük şirketler tarafından satın alındı ya da ithal ürünlerdeki vergiler nedeniyle işlerini sürdüremedi. Bu dönemde Avustralyalılar fabrika üretimi, birbirine benzer mobilyaları daha uygun fiyata alabiliyordu fakat özgün ve yerel parçalar bulmak zor ve pahalıydı. 1980’lerde tasarımcılar mobilya işine dahil olmaya başladı. Avustralya’nın yetenekli tasarımcıları vardı, ayrıca bilgisayar destekli tasarım ve globalleşme de Avustralya’yı izole konumundan çıkarmaya başlamıştı. Avustralyalı tasarımcılar mobilya ve aydınlatma ürünleri tasarımlarını uluslararası firmalara kabul ettirmeyi başardılar ve böylece gözler Avustralya’ya çevrildi. Marc Newson, uluslararası şirketlerle çalısan ve büyük beğeni toplayan Avustralyalı tasarımcılar arasında en çok tanınanıdır.

Avustralya Tasarımı2

Avustralya’da 1970’lerden sonra gelişen tasarımcı-üretici geleneği, günümüzde hala sürüyor. Avustralya’da mimarlar ve iç mimarlar mobilya tasarım hizmeti de veriyor, tasarladıkları mobilyaların üretimini de yapıyorlar. Aynı zamanda tasarımcı olan kurucusunun adını taşıyan küçük ve orta ölçekli mobilya firmalarının çoğu ise yerel ölçekte üretim yapıyor. El yapımı eşyalara çok değer verilen Avustralya’da tasarımcı-üretici firmalar da ürünlerine değer katan bir özellik olara el işçiliğini öne çıkarıyor. Son yıllarda küresel ısınma ve kaynakların azalması nedeniyle endüstriyel üretimin gündemindeki doğal kaynakları koruma, çevreye duyarlı olma ve sürdürülebilirlik, topraklarının büyük bir bölümü çöl olan Avustralyalıların gündeminde daha da önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle tasarımcılar ve üreticiler, çevreye duyarlı, yerel malzeme ve iş gücü ile üretilmiş, dönüştürülebilir ve karbon ayak izi mümkün olduğunca düşük ürünler yapma çabasında. Mobilya Endüstrisi Farkındalık Kampanyası’nın temel amacı tüketiciyi çevreci ürünlere yöneltmek ol­masa da, “yeşil” olmak, “Avustralya yapı­mı” olmanın doğal sonucu haline gelmiş.

Avustralya’nın tasarım sahnesinde yeni malzemeleri cesurca deneyen, sürdürüle­bilirlik ilkesini içselleştirmiş birçok yaratıcı tasarımcı yer alıyor. Resim ve baskı sanat­ları eğitiminin ardından Royal Melbourne Institute of Technology’de endüstri ürün­leri tasarımı okuyan Marc Pascal, Avustral­ya’nın en kayda değer tasarımcılarından biri. Ağırlıklı olarak aydınlatma elemanla­rı tasarlayan Pascal, çağdaş mekanlara uy­gun, dekoratif ama aynı zamanda heykelsi çalışmalarıyla tanınıyor. Melbourne’deki tasarım stüdyosu aynı zamanda bir ima­lathane. Tasarımlarının tümünde el yapı­mı veya elde boyama teknikleri kullanıyor.

1977’de Arjantin’de dogan Alexander Lo­terzstain, 19 yaşında Avustralya’ya geldi. Queensland Sanat Okulu’nu bitiren Lo­terzstain, öğrencilik hayatından bu yana çeşitli tasarım ödülleri kazandı, sergiler açtı. IDEE-Sputnik, Planex, SIGG, COVO, Ufl, Escofet ve S&G gibi markalar için tasarım yapıyor ve kendi markası olan Derlot ile mobilya, obje ve iç mekan ta­sarımı çalışmalarını sürdürüyor. “Iyi ta­sarımın ölümsüz olduğuna ama dünya üzerinde ölümsüz olmaması gerektiğine” inanan Kent Gration, sürdürülebilir ve çevreci mobilya tasarımında bambu kul­lanan Wambamboo markasının kurucu­su. Günlük hayatta kullanılabilecek pek çok şey için kolayca dönüştürülebilir bir malzeme olan bambunun çubuk halinden lamine plaka haline kadar farklı her türün­den bir çözüm üretebiliyor. Genç tasarımcı Campbell Boyer, sürdürülebilirlik ve işlev­sellik teması üzerine kurulu markası Spore’de mobilya ve endüstri ürünleri tasarlıyor ve üretiyor. Campbell’ın tasarımlarında malzeme seçiminden işleve, her konuda kullanıcıyı çevre­sini düşünmeye yönlendiren detaylar var. Genç yaşta mobilya tasarımı ve üretimi konusunda çalışmaya başlayan Laura McCusker, Sturt Ahşap Okulu’nda (Sturt School for Wood) marangozluk eğitimi aldı. Avustralya’da çeşitli tasarım ödülleri kazanan McCusker, 2009’da Vitra Design Mu­seum’un davetlisi olarak Fransa’daki Domaine de Boisbuchet atölye çalışmasına katıldı. Yerel ve uluslararası basında sıkça yer alan Laura McCus­ker’’ın tasarımlarında ahşabın çağdaş formlarda yorumu göze çarpıyor. Melbourne’lü tasarımcı Troy Backhouse, kendi markası olan t-bac çatısı altında mobilya, aydınlatma, ürün ve iç mekan ta­sarımı yapıyor. Kaligrafi ve tabelacılık konusunda da eğitimli olan Backhouse, tasarımlarında yeni malzemeleri kullanma ve süsleme konusunda ol­dukça cesur davranıyor.