İstanbul-Kartal sahil yoluna yakın, Park 156 Hotel içinde yer alan Park’s Restaurant, dönemin ruhunu yansıtan doku ve renkleri ve ‘iş öğle yemeği’ konseptiyle bu noktada yeni bir çekim merkezi yaratıyor. 1960’larda Ankaralıların gözde yazlık mekanı Hotel Erdim tesisleri, yöneticisi Ali Erdim’in tutkulu merakı ve Sinan Erul’un mimari dokunuşuyla güncel ihtiyaçları karşılayan modern bir yüze sahip olmuş.

1965 yılında Dr. Erdim Tesisleri adıyla restoran ve plaj binası olarak yapılan orijinal yapı, büyük bir bahçe içinde 3 adet 2 katlı blokta yer alan 52 oda, resepsiyon ve sosyal binadan oluşuyor. Sahile yatay paralelde yerleşen sosyal bina, 1 teras, 2 kat ve 1 bodrum katını içeriyor; giriş katı ise yüksek tavanıyla görkemli bir görünüme sahip. Otel ve restoranın mimari proje ve uygulamasının ekip liderliğini yürüten Sinan Erul, yapıda güçlendirme çalışmaları tamamlanmış ve kaba inşaat durumundayken projeyi üstlenmiş. Erul, projede orijinal mekanın planına ve nostaljik ruhuna uygun bir iş çıkarmaya özen göstermiş. “Uygulamada yapısal olarak bizi çok zorlasa da mekandaki tüm tavanları ufak restorasyonlarla koruduk” diyor mimar ve ekliyor: “Korurken de bazı ışık oyunlarıyla günümüzden de bir şeyler katmak istedik. Uygulamada yaşadığımız en büyük problemi binanın yalıtımında yaşadık. Güçlendirme yapılmış bu eski binada yalıtımı sağlamak ve buna bağlı olarak çevre düzenlemesini otele entegre etmek çok meşakkatli olsa da ortaya çıkan iş, bu emeğe değdi.” Mimar, restoran mekanının tavanlarını eski haliyle korumak istediği için iklimlendirme sistemini görünür bırakmayı, mekandan statik ısıtmayı kaldırıp günümüz teknolojisi olan VRV sistem kullanmayı tercih etmiş.

Nostaljik ve Denize Nazır1

Restoranın bulunduğu bina, cephe ve cevre düzenlemesi olarak da genel konsepte uygun, yalın ve 70’lerin ruhunu yansıtacak biçimde tasarlanmış. “Mekanın bize sağladığı yeşil alanları en iyi şekilde kullanarak hem otel görselini hem adalar görselini bozmamaya çalıştık” diyen Sinan Erul, fotoğraflardan da referans alarak otelin ve restoranın nostaljik ruhunu korumaya çalışmış. “Deniz” konsepti mekanın her noktasında hissedilebiliyor: “Konsept aslında orijinalinde var olan karakteri, modernize edip, güncel ihtiyaçlara uyarlamak, otel sakinlerine mutluluk veren bir ortam hazırlama projesiydi.” Binanın bu bölümü, teras ve kapalı restoran, kahvaltı hizmeti de veren bar-restoran ve toplantı odalarını kapsıyor. Yaz-kış hizmet veren teras restoranda, yerden tavana kadar uzanan cephe ve yarısı cam çatı gerektiğinde açılabilecek biçimde tasarlanmış. “Mekanın balkon bölümlerini koruyarak açılır büyük doğramalarımız sayesinde yaz aylarında mekanı bir dış mekan hissiyle büyüttük. Gerek açık teras da olsun gerek kapalı restoran bölümünde olsun ses izolasyonuna çok önem verdik ve bor elementi karışımı özel bir ses izolasyon malzemesi kullanarak yalıtımı sağladık.”

80 kişilik bir lounge bar ise mavi ve yeşil renkler ile meşe ağacının baskın olduğu, tümüyle açık mekanlardan oluşuyor. Orijinal planda var olan geometrik desenler, karşılama ve bar mekanlarında da karşımıza çıkıyor. Endirekt aydınlatmayla ışıklandırılan mekan gün boyu ferah bir lokasyonda hizmet verecek şekilde düşünülmüş. Açık alan ise beyaz rengin hakim olduğu, bir seyir terası. Terasta tam ortaya yerleştirilen ağaç merkezi vurgulamalara ve uzun karşılayıcı görkemli bar ile ilişki içinde. Ağacın etrafında oturmalar ve lounge yer almakta. Selçuklu motiflerinin karakteristik deseni bar bölümünde de tekrar ediyor.

Alt katta, Türk çinileri ile bezenmiş tuvalet ve vestiyeri kapsayan etkileyici bir sepere bölüm karşımıza çıkıyor. Holden restorana girişte solda açık büfe, kav ve lounge yer alıyor; ahşap seperasyonla ayrılmış özel yemek odası ve yine turkuaz çinilerle bezenmiş bir bar yer alıyor. Barın 1 kot çözümlenen oturma alanındaki tüm mobilyalar ve avizeler Erul Mimarlık tasarımı. Dört tarafı boydan boya cam ile çevrili mekan, merkezi planlamaya sahip.

“Mekanın ruhunda nostalji var ama çok yeni bir yüze sahip.”

“Eski dekorasyondan aldığımız Selçuklu motifleri, ahşap paravan ve turkuvaz banyo çinileri otantizm getiriyor. Ahşap ve mermeri de sıcak malzemeler olduğu için seçtik. Detaylarla bizzat ilgilendim ama seçimleri mimarıma bıraktım. Çekmece rayları, menteşeler, kilit sistemlerinin hepsi Häfele ürünü. Alman disipliniyle yetişen uzmanlarınız sayesinde verdiğim siparişi adım adım takip edebiliyorum. Hangi firmada bulabilirsiniz ki bu hizmeti! Bu bana gerçekten güven veriyor. “

Nostaljik ve Denize Nazır

“Dr. Erdim Turistik Tesisleri, Türkiye’nin Dünya Bankası’ndan kredilenmiş ilk turistik tesisiydi. 1965-66 senelerinde devletin ilanla yabancı turizmci aradığı devirde, Ankaralıların geldiği bir sayfiye mekanıydı burası, 1991’e kadar da böyle kullanıldı. O dönemin ilklerinden olan bir tatil yeri. Binanın önündeki dolgu alanı ve sahil şeridi kültür merkezi yapıldıktan sonra yapıldı. 2010 gibi başladık inşaatına, şubat gibi bitirmiş olduk. 800-900 metrekaresi kapalı 1200 metrekarelik alan üzerine kurulu. Sabiha Gökçen havalimanının yapılmasıyla beraber Anadolu yakası da yeni bir merkez olmaya başladı. O yüzden biz de tesisleri yenilerken “şehir oteli” konsepti oluşturmanın daha doğru olacağını düşündük. Geniş bahçesini korumaya özen gösterdik, o yüzden hâlâ yazlık havasını yakalamanız mümkün bu tesiste. İnsanlar, temiz havada dolaşabiliyorlar, otele mahkum olmuyorlar. Park’s Restaurant’ı ise ‘smart casual’ diye tabir edebileceğimiz, mönüsünden aksesuarına iş öğle yemeklerine özel bir restoran olarak konumlandırdık. Konuklarımızın rahat bir mekanda, denize nazır keyifli bir deneyim sunmayı amaçladım.12 kişilik özel yemek salonu bile açık, ortamı ferahlatıyor, rahatlatıyor. Kademeli bir girişten sonra ulaşılan yemek salonunun ortasında, çok hoş bir bistro havası yaşanabiliyor. Diğer masalarla çok ilintili ,ayrıca yan tarafında bir kademe aşağıda rahat bir oturma düzeni var, keyfi paylaşmak için… Onun önünde daha hoş kendi aralarında yemek yemek isteyen, değişik hissiyatları muhafaza eden bir salon yarattık. Kısacası açık ve akıcı mekanlarda, servis, oturma, bar ve farklı yeme düzenleriyle farklı keyif alanları yaratmaya çalıştık.”