İskoçya Glasgow’da yeni açılan Zaha Hadid Architects tasarımı Riverside Müzesi, kimliğini kendi bağlamından alıyor; Clyde ve Glasgow kentinin tarihsel geçmişini yansıtan özgün bir mirasın temsilcisi. Kelvin’in Clyde ile buluştuğu noktada konumlanan müzenin tasarımı nehrin kıvrımlarını takip ediyor ve birinden ötekine geçişlerle, kentin nehirle kurduğu dinamik ilişkiyi sembolize ediyor.

Müze, tarihsel anlamı olan bir konumda, bulunduğu çevreye doğru genişleyen ve daha güçlü ilişkilerle bağlantı kurabilecek bir mimari formda tasarlanmış. İki ucundan kente açılan bina, tünele benzeyen formuyla kent ile Clyde arasındaki bağlantıyı somutlaştırıyor. Tünel formundaki yapı mimariyi dış bağlamından ve çevreden koparıyor ve izleyici sergiler dünyasına ulaşan bir yol rotası çiziyor. Mü¬zenin içinden geçen yürüyüş yolu, kent ve nehir arasında ‘aracılık’ işlevi üstleniyor; bu anlamda bina, sergi düzenine ve konseptine bağlı olarak sızdırmaz, dış çevreye tümüyle kapalı ya da geçirgen bir yapıya dönüşebiliyor. Bununla birlikte, hem sembolik hem işlevsel açıdan açık ve akıcı bir mimari dile sahip müzenin konumu, sadece Glasgow’un tarihiyle değil, geleceğiyle de de güçlü bir bağ kuruyor.

Zaha Hadid projesini şu sözlerle ifade ediyor: “Biz mimariden başlayarak geleceğin imkanlarını araştırırız, kentleri oluşturan kültürel temelleri inceleriz. Müze projesi, müze ile içinde sergilenenler arasında bütünsellik ilişkisi kurmaya ve böylelikle ziyaretçilerde heyecan yaratmaya odaklanıyor. Tasarım, geometrik karmaşıklık, yapısal ustalık ve malzemenin özgünlüğünü birleştiriyor. Böylelikle Glasgow’un zengin mühendislik gelenekleri yansıtırken, bir yaratıcılık merkezi olarak kentin geleceğinin belirlen¬mesinde rol oynayacaktır.” www.zaha-hadid.com