2008 Olimpiyat Oyunları öncesinde açılışı yapılan Başkent Pekin Uluslararası Havaalanı Terminal 3 projesi Pekin’e, çağımızın en ünlü mimarlardan biri tarafından tasarlanmış muhteşem bir karşılama mekanının yanı sıra dünyanın en büyük binasına ev sahipliği yapma onurunu da kazandırdı.

2008 yılında Pekin’de düzenlenen Olimpiyat Oyunları öncesinde şehrin artacak hava trafiğini karşılaması ve ülkenin uluslararası konuklara konuksever yüzünün gösterilmesi için 2003’te bir tasarım yarışması gerçekleştirildi. Aşamalı olarak büyütülmesi planlanan Başkent Pekin Uluslararası Havaalanı’na eklenecek yeni terminaller ve kullanımdaki terminalleri birleştiren Terminal 3 binası için Foster + Partners mimarlık bürosunun tasarımı seçilmişti.

Binanın tasarım ve uygulaması 4 yıl gibi kısa bir zamanda tamamlandı ve 2008 Olimpiyat Oyunları öncesinde açılışı gerçekleştirildi. Bu proje Pekin’e, yaşayan en ünlü mimarlardan biri tarafından tasarlanmış muhteşem bir binanın yanı sıra dünyanın en büyük binasına ev sahipliği yapma onurunu da kazandırdı.

Dünyanın en büyük binası ve en gelişmiş havaalanı ünvanını kazanan Başkent Pekin Uluslararası Havaalanı Terminal 3 binası, kullanıcılarına benzersiz bir yolculuk deneyimi sunmayı hedefliyor. Sadece teknolojik bakımdan değil, operasyonel kolaylık, yolcu konforu, sürdürülebilirlik ve doğal gün ışığı kullanımı bakımından benzersiz olduğunu söylemek mümkün.

Projenin tasarımında kültürün, coğrafyanın ve 29. Olimpiyat Oyunları’nın belirleyici rolü olduğunu mimar Norman Foster şöyle anlatıyor: “Bu bina bağlamından doğdu. Çin kültüründeki mekan duygusuyla eşsiz bir biçimde iletişim kuruyor ve ülkeye girişi simgeliyor. Bu, ejderhayı andıran biçimiyle, altın sarısından kırmızıya uzanan yelpazede geleneksel Çin renklerinin kullanımıyla ve yükselen çatısındaki dramatik ifadeyle anlatılıyor. Merkezi aks boyunca ilerlediğinizde, sağlı sollu sıralanan kırmızı kolonlar dizisi de bir Çin tapınağını çağrıştırıyor.” Havaalanının 2008’de Pekin üzerinden Çin’e giriş yapan sporcu ve konuklar için muhteşem bir karşılama mekânı olması amaçlanıyordı. Bu nedenle kesitte kükreyen bir ejderhanın ağzını anımsatan aerodinamik çatısı ve planda mitolojik yılansı ejderhaları anımsatan uzun biçimiyle sembolizm yüklü bir yapı tasarlandı. Kırmızı, turuncu ve sarının cesurca kullanıldığı iç mekânlar geleneksel Çin renklerini çağrıştırırken, altın rengi çatı Yasak Şehir’e gönderme yapıyor.

Doğu pisti ile ileride inşa edilecek üçüncü pist arasında konumlanan Terminal 3 ve Kara Nakliye Merkezi çoğunluğu kapalı olmak üzere yaklaşık 1.3 milyon metrekare alana yayılıyor. 1 milyon metrekare sınırını aşan ilk bina olarak Başkent Pekin Uluslararası Havaalanı Terminal 3’ün 2020’ye kadar yılda 50 milyon yolcuya hizmet verebilmesi hedefleniyor. Yapının modern hava taşımacılığının karmaşık sorunlarına çözüm getirmesi, yüksek hizmet standartlarına cevap vermesi ve mekânsal ferahlık sunması tasarımın temel kriterleridir. Havaalanını kullanan yolcuların terminalde yollarını kolayca bulmaları ve hoş bir karşılama deneyimi yaşamaları da isteniyordu. Foster + Partners tarafından sunulan çözümde T3A, B ve C adı verilen üç parça, basit ve simetrik bir şema üzerinde birleşip her iki uca doğru açılarak gidiş ve geliş terminali olarak hizmet veriyor. T3A karşılama terminali ve iç hatlar, T3B dış hatlar terminali olarak kullanılıyor. Yapının merkezinde T3C (iç hatlar) bölümü yer alıyor. Binanın kuzeyden güneye uzunluğu üç buçuk kilometre olmasına rağmen üç parça arasındaki görsel bağ, açık asma kat seviyesi ile zemini birleştiren görsel bağlantı gibi güçlü elemanlarla sağlanmış. Yapının tüm bölümleri doğal ışıkla aydınlatılıyor ve saydam cephe ve çatı pencereleri de iç mekân, dış mekan ve gökyüzü arasında görsel bütünlük sağlıyor. Merkezi aks yapının dış uçlarına doğru devam eden ve geleneksel Çin tapınaklarını çağrıştıran kırmızı kolonlarla belirginleştiriliyor.

Terminale ana yoldan ya da Kara Nakliye Merkezi’nden gelen yolcular, kucaklamak için açılmış kolları çağrıştıran eğrisel bir taşıyıcı kirişin biçimlendirdiği girişle sembolik olarak karşılanıyor. Geliş ve gidiş bölümleri ayrı katlarda yer alıyor. Geleneksel havaalanı şeması T3B’de tersine çevrilip ve geliş üst kata alınarak Pekin’e gelen yolcuların bu dramatik mekanı en iyi noktadan görmesi amaçlanmış. Terminalleri birleştiren dev çatı, doğal ışık almak ve yolcuların yönlerini kolayca bulabilmesi için yer yer çatı pencereleriyle bölündü. Binanın tamamında T3B’nin ucundaki sarıdan başlayan ve T3A’nın girişinde kırmızıyla biten 16 farklı renk tonu kullanılıyor. Bu yolla işlevleri farklı mekanlar birbirinden kolayca ayrılıyor ve renkler bina içinde bir yol bulma sistemi olarak görev yapıyor. Sarıdan kırmızıya giden renk paleti binanın çatısındaki eğrisellik algısını arttıracak şekilde kuzeyden güneye geliş ve gidiş salonlarının tavanlarında da kullanılıyor. T3A ve T3B terminalleri arasında yataydaki mesafeyi kat etmek için yolcular saatte 80 km. hıza ulaşabilen APM (Automated People Mover – mini metro) kullanıyor. Böylece yapıyı uçtan uca kat etmek sadece 2 dakika sürüyor. APM’e gidiş katından kolayca ulaşılabiliyor. Yeşillendirilmiş ve gün ışığı alacak biçimde şeffaf olarak düzenlenmiş bu yol boyunca yolcular terminalleri ve çevrelerini görebiliyor ve yönlerini bulmaları kolaylaşıyor. Foster, insan ölçeğinden bu kadar uzak bir projede dengeyi nasıl koruduklarını şöyle anlatıyor: “Pekin, ölçek ile şeffaflık arasındaki diyaloğu başka bir boyuta taşıyor. Biçimindeki eğrilik, dışarıdaki uçakları görmenizi sağlayan ve sizi bina boyunca kendine çeken manzarayla yerden göğe doğru, tanımlı bir hareketi vurguluyor. Havaalanının avlusuna geldiğinizde, hemen uçakları ve pistleri görebiliyorsunuz. Daima elemanların ve bağlamın farkında olabiliyorsunuz. Binanın neresinde olduğunuzun önemi yok, ilişki orada.” Uzay kafes sistemi ile oluşturulan çatı, renkli kaplama ve ışıklandırma yardımıyla görsellik kazanıyor. Çatı, yapıyı baştan başa kat ederken merkeze doğru yükselerek katedrali andıran bir iç mekân yaratıyor; terminallere yaklaştığı noktalarda ise tekrar alçalarak daha özel, tanımlı alanlar yaratarak işleve vurgu yapıyor. Kaplamaları destekleyen çatı kirişleri, çatıda renklerin kırmızıdan sarıya doğru değişerek ilerlediği sisteme uyuyor. Perde duvar sisteminde kullanılan fazladan bölmelerle mümkün olduğunca şeffaflık sağlanarak, giydirme cephenin mümkün olan her noktadan görünmesi sağlanıyor.

Sabah güneşinden maksimum ısı enerjisi toplamayı amaçlayan güneydoğuya bakan çatı pencereleri, enerji tüketimini en aza indiren entegre ısıtma-havalandırma sistemi gibi pek çok pasif çevre tasarım konsepti sayesinde Başkent Pekin Uluslararası Havaalanı Terminal 3 binası dün¬yanın en sürdürülebilir yapılarından biri kabul ediliyor. Dağınık yerleşmiş birçok bina yerine, iletişim ve yapısal kolaylık nedeniyle tek bir çatı altına toplanan fonksiyonlar daha az alan kullanılıyor. Yapısal bakımdan ele alınacak olursa, tasarımı yerel malzeme kullanımı, işlevsellik, yerel işçilik kullanımı ve maliyetleri düşürme açısından istenenleri yerine getiren bir tasarıma sahip. Norman Foster, projenin kısa zamanda sıkı bir ekip çalışmasıyla tamamlandığını anlatıyor: “Pekin Havaalanı projesi çok hızlı ilerledi. Yarışmayı kazandığımız 2003 Kasım’ının ortasında bildirildi ve aynı ayın sonunda Londra’daki ekibimizden 38 kişiyi görevlendirdik. Pekin’de de 11 kişilik bir ofis kurduk.

Takip eden dört ay içinde ekibimiz 2.500’den fazla çizimi tamamlamıştı. İnşaat süresince 50.000 kişinin şantiyede aynı anda çalıştığı zamanlar oldu. Bu projenin tasarımı ve inşası Heathrow Havaalanı Terminal 5’in organize edilme ve kamuoyuna sunulma süresinden bile kısa zamanda, 4 yıldan biraz fazla bir sürede tamamlandı.” Projenin kısa zamanda tamamlanmasında nitelikten çok organizasyonun önemli olduğunu söyleyen Foster “Bu projenin en harika bölümü elimizdeki kaynakların niteliğinden çok, zihinsel iş bölümü, kaynakların orga-nizasyonu ve yönetimiydi,” diyor.