23 Temmuz 2010 | Yazar: Gateway | Konu: Mimari
Japon mimarlık şirketi SANAA’nın ortakları Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa, bu yıl Pritzker Mimarlık Ödülü’nün sahibi oldu. Pritzker Mimarlık Ödülü her sene; yetenek, vizyon ve mesleğe adanmışlığın bir bileşimi olan yapılar üreten, hayattaki mimarlara veriliyor. Hyatt Vakfı tarafından “bir sanat dalı olarak mimarlık aracılığı ile insanlığa ve yapılı çevreye önemli katkıları bulunan” isimlere verilen Pritzker Ödülü, meşhur bronz Pritzker madalyasının dışında 100 bin Amerikan Doları değerindeki nakit para ödülünü de kapsıyor. SANAA ekibine bu ödüller, 17 Mayıs’ta New York’taki tarihi Ellis Adası’nda düzenlenen bir törenle verilecek.
Seçici Kurulu Başkanı Lord Palumbo’nun jüri değerlendirme metninden yaptığı alıntıda SANAA’nın mimarlık anlayışı şu sözlerle dile getiriliyor: “Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa, hem duyarlı hem de güçlü, net ve akışkan, abartılı veya aleni biçimde kurnaz olmayan, fakat ustaca bir mimarlık ortaya koydukları için, barındırdığı faaliyetler ve bağlamları ile başarılı bir şekilde entegre olabilen, doluluk ve deneysel zenginlik gösteren yapılar ürettikleri; özgün ve ilham verici bir mimarlık diline sahip oldukları için 2010 Pritzker Ödülü’nün sahibi olmuşlardır.”
İşlerinin çoğu Japonya’da olsa da Sejima ve Nishizawa Almanya, İngiltere, İspanya, Fransa, Hollanda ve ABD’de proje ürettiler. ABD’deki ilk SANAA projesi Ohio’daki Toledo Sanat Müzesi Cam Pavyonu’nun yapımına 2004 yılında başlandı. 2006 yılında tamamlanan müze, en büyük cam üretim merkezle-rinden biri olan kentin tarihsel geçmişini yansıtan geniş cam sanat eserleri koleksiyonuna evsahipliği ediyor. Bu bina yapım aşamasındayken SANAA, 2007’de New York City’deki New Museum projesini gerçekleştirdi. Binanın temel özelliği, ‘merkezi çekirdek etrafında döndürülen dikdörtgen prizmalarla yaratılan heykelsi bir biçime’ sahip olması. www.pritkzer-prize.com
Etiketler: Hyatt Vakfı, Lord Palumbo, mimarlık ödülü, Pritzker Mimarlık Ödülü, SANAA | İlk yorumu siz yapın »
19 Temmuz 2010 | Yazar: Eren Başağan | Konu: Mimari
Kazakistan’ın başkenti Astana’nın zorlu ikliminde bir “vaha” olarak hayat bulan dünyanın en yüksek gergili yapısı Han Çadırı, en sonunda kapılarını açtı. 100 bin metrekare genişliği, 150 metre yüksekliği ve elips yüzeyi ile Astana göklerinin en yüksek noktasına ulaşan Han Çadırı, farklı strüktürüyle yeni başkentin kuzey bitiş aksında yerini aldı.
Foster & Partners’ın tasarladığı Han Çadırı, bütün yıl boyunca rahat iklim koşulları sunan korunaklı bir muhafaza içinde Astanalılar’a büyük ve yepyeni bir kentsel, kültürel ve toplumsal mekân sağlıyor. Yapı, yıllar boyunca kullanılabilecek, yaşayan bir halk merkezi konseptine sahip.
Kazakistan’ın sert hava koşullarına meydan okuyabilmesi için Han Çadırı’nın dış yüzeyi ETFE adında bir malzeme ile kaplanmış. Yazın aşırı sıcak, kışın ise aşırı soğuk hava koşullarından iç mekanı koruyan ve aynı zamanda doğal ışığın içeriyi tam anlamıyla aydınlatmasına olanak sağlayan bu malzeme, 150 metre yüksekliği ve geniş çadır şeklindeki kablo ağı ile 3 direkten meydana gelen yapıya örtülmüş. Transparan özelliği, kentin ve arkasındaki bozkırların etkileyici manzarasını da yapının önemli bir parçası haline getirmiş. Isı kontrolü ve malzemenin iç yüzeyine verilen doğrudan sıcak hava dalgalarıyla kışın buzlanmanın önüne geçilirken, yazın da güneş ışınlarını önleyen varak katmanlarıyla korunuyor.
Yapının yüksekliği boyunca kamusal alanlar ve yeşil vahalarla dalgalanan sarmal teraslarıyla gerçek anlamda bir vaha yaratılmış. Sonuçta tasarımla mükemmel bir şekilde örtüşen dış aydınlatmanın tropik su parkından yeşilliklere doğru akan ve dalga havuzları, nehir ve şelaleyi aydınlattığı masalsı bir yapı ortaya çıkmış. Yapının çekirdeğinde segilerin düzenlenmesi, çeşitli farklı programların yapılabilmesi için kültürel bir merkez olarak tasarlanmış geniş ve işlevsel açıdan esnek bir alan bulunuyor. Bu giriş bölümünün hemen üstünde dünyanın en ünlü markalarını barındıran alışveriş mekânları ve sinema, kafe gibi kamusal eğlence alanları yer alıyor. Bir hipermarketin de yer aldığı Han Çadırı’nda 40 bin metrekarelik ticaret alanı bulunuyor.
Spa, wellness merkezi ve fitness alanları ile çocuk oyun alanları ve bu devasa eğlence merkezini eşsiz bir mimari deneyime dönüştüren yapay nehir ise sarmal yapının bir üst bölümünde konuşlanmış. Bu alanları gökyüzüne doğru, park ve minigolf alanı, denizi aratmayan devasa havuz ve plaj bölümü, botanik park, yunus havuzu, restaurantlar, konser ve parti alanları, disko ve bir güverte gibi tasarlanmış manzara platformu izliyor. Han Çadırı’nın en önemli özelliklerinden birini, günlük yaşamın tüm ihtiyaçlarına cevap veren ve hayatı daha eğlenceli kılan hobi ve aktivite merkezlerinin 30 bin metrekarelik bir alanda konumlandırılması oluşturuyor.
Projenin Adı: Han Çadırı Eğlence Merkezi
Konum: Kazakistan- Astana
Proje Tarihi: 2006-2010
Mimar: Foster&Partners
Yardımcı Mimarlar: Linea Tusavul Architecture, Gültekin Mimarlık
Danışmanlar: Buro Happold, Charles Funke Ortaklığı, Claude Engle , Alkaş Danışmanlık, İstanbul Teknik Üniversitesi, Mechanical -Vemeks Mühendislik Ltd, Electrical – Hb Teknik, Montage Services , Özün Proje Ltd + Arce , Samko, Vector-Foiltec
Etiketler: Astana, Han Çadırı, Han Çadırı Eğlence Merkezi, Kazakistan, Linea Tusavul Architecture, proje | İlk yorumu siz yapın »
12 Temmuz 2010 | Yazar: Aysel Bozan Yılmaz | Konu: Dekorasyon Fikirleri
Büyük ve düzenli bir ev, hepimizin ortak hayali; tabii şartların elverdiği ölçüde. Şu an için büyük bir eve sahip olmanız mümkün olmayabilir; ama bu düzenli bir ev hayalinden de vazgeçmeniz anlamına gelmiyor. Mekanın küçüklüğüne rağmen fonksiyonel, pratik bir tasarım ve ergonomik ürünlerle içinizi geniş tutabilecek, dekoratif bir mekan elde edebilirsiniz. Ayrıca yapacağınız ufak dokunuşlarla mekanı daha geniş ve ferah da gösterebilirsiniz.
Bir alanın birden fazla işe yaramasını istiyorsanız, büyük parça mobilyaları küçük parçalarla tamamlayıp daha fonksiyonel bir alan yaratabilirsiniz. Mesela, misafirlerinizi yuvarlak bir masa etrafında ağırlayacaksanız, kullanılmadığı zamanlarda küçültülerek bir konsol görevi de görebilecek bir yemek odası takımı alın. Aynı şekilde katlanabilen sandalyeleri tercih ederek, ekstraları dolap içlerinde veya balkonunuzda saklayabilirsiniz.
Gömme dolaplar hemen hemen hiç yer kaplamamalarına rağmen çok geniş saklama alanı yaratırlar ve bu da küçük bir ev için mükemmel bir özelliktir. Oturma odanızdaki gömme kitaplığa birden fazla görev verebilirsiniz: Sadece kitapları veya bibloları koymak yerine mini bar görevini de gömme kitaplığınız üstlenebilir.
Daha geniş ve rahat salonlar-odalar için, her şeyden önce açık renkleri tercih etmelisiniz. Duvarlarınızı daha sade ve açık renklere boyamalısınız. Duvardan duvara halı kaplatmakta sorunlarınıza çözüm olabilir çünkü bu sayede kesintisiz bir algı yaratmış olursunuz.
Farklı alanları belirgin şekilde ayırmak önemlidir ama bitişik odalar arasında bazı açıklıklar olması hepsinin daha büyük görünmesini sağlar. Tıka basa dolu mutfağınızı, yemek odasından tamamen ayırmak yerine büyük bir geçiş alanı ile bu iki mekanı birbirine bağlayabilirsiniz. Yine aynı şekilde, ofisinizi camlı bir kapıyla oturma odasına bağlayarak, iki odanın da aynı ışığı almasını ve hatta tasarıma göre aynı manzarayı görmesini de sağlayabilirsiniz.
Aksesuar seçimi mekânın büyüklüğüne göre yapılmalıdır. Örneğin büyük mekanlar yaratmak istiyorsanız büyük çerçeveler kullanmak yerine küçük ama fazla sayıda çerçeveler kullanarak alanın derinliğini arttırabilirsiniz. Koltuk takımlarında küçük olan salonunuza doğru orantılı parçalar seçmek yararınıza olacaktır. Ayrıca çok parçalı seçenekler kullanmaktan kesinlikle uzak durun, zigon sehpalar, büfeler gibi parçalar sizin için çok uygun değildir.
Stüdyo tipi bir evde yaşıyorsanız ve yaşam alanınızın bir köşesi aynı zamanda yatak odanızsa, dört kenarı dikmeli bir yatak tam size göre. Dikmelerine şık perdeler asarak uyku ve dinlenme alanınızı dilediğiniz gibi ayırabilirsiniz. Ayrıca perdelerini kapatarak yatak bölümünü oturma alanından kolayca gizleyebilirsiniz. Açık renkte perdeler mekanı daha ferah gösterir.Odalarınızdaki perdeleri duvarın en üst noktasına yerleştirin(Örneğin kartonpiyerin hemen altına). Perdeleri yüksek bir yere asmak kumaşın özgürce sallanmasına izin verir ve gözleri yukarı çeker. Ayrıca dikey kartonpiyerler odanızda daha fazla hacim illüzyonu yaratır.
Havlu ve nevresim takımlarınız için yatak altına kaydırılabilen tekerlekli çekmece ve kutular işinize yarayabilir. Ancak bunların kapaklı olanlarından tercih ederseniz eşyanızı temiz tutmuş olursunuz. Ayakkabılarınız için kapaklı ayakkabı kutularını kullanabilirsiniz. Özellikle çizme kutularına birden fazla ayakkabı sığabiliyor. Tüm kutularınız aynı renk olursa daha dekoratif durabilir. Evinizin hiç ummadığınız bir köşesinde nefis bir depolama alanı keşfedebilirsiniz. Bir nişin içine raflar asmak; koridor kapısının üzerine kapaklı bir dolap monte etmek, merdiven kenarlarında göme kitaplıklar oluşturmak gibi.
Duvarlara asacağınız açık raf üniteleri kitap, dergi, kutu ve aksesuarlarınız için en uygun çözüm. Montajı kolay olanlarından seçerseniz zaman içinde ihtiyaçlarınıza göre yerlerini siz de değiştirebilir ya da ilave rafları kendiniz de asabilirsiniz. Raflarınızı daha verimli kullanmak için raf bölücüler ve dosyalıklar kullanırsanız dağınıklığı da önlersiniz. Değişik ve lokal aydınlatmalar mekanda çeşitlilik hissi uyandırır. Çalışma köşesinde bir aydınlatma, oturma köşesinde ayrı bir aydınlatma, oturduğunuz kanepe yanında bir lambader; tek mekanda farklı kullanım şekilleri yaratarak ferahlık ve genişlik hissi verecektir. Ayrı ayrı aydınlattığınız her yer farklı karakter olarak karşınıza çıkacaktır.
Zeminde parke kullanıyorsanız; açık meşe, kayın gibi açık ahşap tonlarını, mermer ya da seramik kullanıyorsanız; krem rengi tonları tercih etmemiz ve duvarlarınızı, kırık beyaz ve fildişi gibi beyazın tonlarında boyamanız mekanı hem büyütür hem de mekana ferah bir görüntü sağlar. Zeminde seramik ya da mermer karo kullanıyorsanız; mekanı her zaman daha geniş göstereceğinden küçük ebattaki karoları tercih etmelisiniz.
Aynalar ve cam bölmeler, stratejik olarak yerleştirildiğinde, alanı daha geniş göstermeye yarar. Hatta aynanızı yansıtmasını istediğiniz alan ve objelere göre yerleştirirseniz odanıza ferahlık yanında çok hoş da bir hava katabilirsiniz. Büyük aynalar yanında küçük aynalarda özellikle objelerin yansıtılması konusunda çok stratejiktirler. Örneğin oturma odasındaki gömme kitaplığın yanına yerleştireceğiniz küçük bir ayna buraya yerleştirmiş olduğunuz biblo, bardak vb hoşunuza giden görüntüleri ikiye katlayabilir.
Büyük camlar güneş ışığının duvarlardan yansımasını sağlar ve en korkunç odayı bile aydınlatır. Banyo ya da yatak odası gibi mahremiyet gereken alanlarda, güneş ışığının içeriye dolmasına izin verecek şekilde, kolayca ayarlanabilir perdeler yerleştirin. Örneğin yatak odanızda, pencerelerden gelen ışık mafsallı panjurlarla azaltılabilir. Güneşin sıcak ışıklarından korunmak için onları kapalı tutabilir ya da güneş ışığı almak için hepsini açabilirsiniz. Oturma alanınızı genişletmek için, eğer varsa, dış alanlardan faydalanabilirsiniz.
Müzik CD’leriniz ve DVD’lerinizi darmadağınık, kendi hallerinde bırakmaktansa şık bir kutu sepet ya da rafı depolama çözümü olarak deneyebilirsiniz. Raf sistemini tercih ediyorsanız üzerini ağzına kadar doldurmak, mekanı olduğundan dağınık gösterir. CD’leri raflara, DVD’leri kutulara koymak gibi bir paylaştırma biçimi işinizi kolaylaştırabilir. Tamamen farklı duvar renkleri ya da döşemeler seçmeden bir odayı diğerinden ayırın. Yemek odasında kullanabileceğiniz döşemenin dama tahtası deseni, hem mutfakla arada tanımlayıcı bir alan yaratılmasına hem de fazla yer kaplamayan bir halı gibi gözükmesine yarayabilir. Oturma odasını yemek odasından ayırmak için duvarlara desen çalışması yapabilirsiniz; Benzer tonlarda, örneğin biri düz, biri fitilli dokunun kullanılması, mekanlarını tanımlamanın yanında zengin bir görüntü de sağlar. Bu tonlar hem birleştirici bir etki yapar, hem de mekanlarda bir süreklilik havası vererek hissedilen toplam hacmi arttırır. Renk kurallarından biri de açık tonların ileriye doğru gidip odayı daha geniş göstermesi, koyu renklerin ise geriye giderek alanı daraltmasıdır. Mutfağınızda havadar beyaz dolaplarla ferah bir görüntü sağlayabilir, aynı etkiyi yatak odanızda beyaz nevresimlerle verebilirsiniz.

Mutfakta asma dolaplar kullanmak dağınıklığa bir son vermenize yardımcı olur. Bu dolapların altına takacağınız şık kancalara kahve fincanlarınızı asabilirsiniz. Ayrıca duvara asılan giysi askılarını da fincan asmak için kullanabilirsiniz. Tekerlekli mutfak sepetlerinin sadece mutfaklara hapsolan bir eşya olduğunu düşünmeyin. Banyonuzda da alandan kazanma fırsatı vererek dağınıklığı ortadan kaldırmaya yardımcı olur. Hatta bu sepetleri çalışma odanızda bile kullanabilirsiniz. Kırtasiye malzemelerinizi ve diğer ıvır zıvırlarınızı sepetlere yerleştirerek aradığınız her şeyi bir arada bulabilirsiniz. Çalışma masanız için sepetinizin renk ve tarzına uygun kalemlik ve dosyalıklar da seçerek odada bütünlük yaratabilirsiniz. Böylece gözünüzü yoran her şeyden kurtulmuş olursunuz.
Gardırop içlerinin de bir düzene ihtiyacı olduğunu unutmayın. Yani sadece her şeyi bir dolaba tıkmakla iş bitmiyor. Yazlık ya da kışlıkları kaldırmak için odanız müsait değilse tek dolap içinde asansör askı sistemi ile bunu çözümleyebilirsiniz. Kutular, kemer ve kravat bölücüler, ayakkabı askıları ve hareketli raf sistemleri kullanışlı çözüm önerileri olabilir.Avlu, balkon, kış bahçesi gibi mekanlar, çok fazla masraf çıkarmadan, kullanılabilir alanı çok fazla arttırır. Veranda içerideki bir odanın tüm konforunu sağlayabilir: Böcekleri uzakta tutmak için perdeler, kızgın güneşten koruma sağlamak için bir tente veya rahatınızı sağlayacak sıcak ve davetkar mobilyalar.
Karanlık bir holünüz varsa; tavan ve koridorlara loş ışıklar yerleştirebilir ya da ayarlanabilir anahtar takarak gece boyunca düşük ayarda kullanabileceğiniz bir aydınlatma oluşturabilirsiniz. Karanlık köşelere spot ışıkları takabilirsiniz.
Etiketler: masa donanımı, mobilya, mobilya donanımları, raf taşıyıcı | 2 Yorum yapılmış »
1 Temmuz 2010 | Yazar: Gateway | Konu: Mimari
Arkitera Mimarlık Merkezi’nin düzenlediği Arkimeet konferanslarının 24’üncüsü, İranlı mimar Pouya Khazaeli Parsa’nın katılımıyla Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
Mimar Pouya Khazaeli Parsa, 1950-1979 arası İran mimarlığına odaklanan konuşmasının ilk bölümünde, İran kültürünün izlerini taşıyan Kamran Diba eseri Tahran Modern Sanat Müzesi, İran Parlamentosu Binası ile Paris’te İranlı öğrenciler için yapılan öğrenci yurdu binasını anlattı ve 1979 yılında İran’da İslami Devrim’in başlamasıyla bu kuşağın yalnızca öğrencilerinin Tah-ran’da kaldığını anlattı.
1979’dan savaşın bitişi olan 1988 yılına kadar İran’da özel bir mimari üretim yapılmadığını söyleyen Parsa, savaş bitiminde ülkenin yeniden yapılanmasına hızla başlandığını ama tecrübeli mimarların olmaması, insanların mimari kültüre çok aşina olmamaları, imar ve inşaat sektörü ile ilgili sorunlarla karşılaştıklarını dile getirdi. Hadi Mirmiran’ın devreye girmesiyle tecrübe sorunu aşılarak İran mimarisine özgü merdiven ve kubbelerin kullanıldığı siyah taban üzerine altın rengi İran Ulusal Kütüphanesi ve Bangkok İran Büyükelçiliği örneklerini anlattı. “İran mimarisi pozitif objeler olmadan işe yaramaz, diyen ve antik şehirlerde obje değil, duvarlar ve boşluk duygusunu yapılarına yansıtan mimarın, savaş sonrası İran mimarlığının iki kahramanından biri olduğunu söyledi.
30 yıl boyunca İran dışında yaşayan diğer kahraman Bahram Shridel Japon tapınaklarının sadece içi ve dışı değil, arasındaki boşluğun da anlam ifade ettiğini belirten mimar, bu mesafeyi kat kat yüzeylerle dolduran ve pozitif obje-ler arasındaki ilişkiye odaklanan Japon Konsey Binası tasarımını anlattı. Kendi mimarlığına değinen Parsa, kendini jenerasyonun bir parçası olarak görmediğini söyledi ve “Gerçekten bir şey yapmak istiyorsak geçmişimizi ve kültürümüzü göz önüne almalıyız. Benim yapılarımın en basit iki özelliği İran avlularını ve modern mimariyi bir arada kullanmaya çalışmam” dedi. Zemin katta, modern mimaride olduğu gibi açık, boşluklu bir alan bırakan, yapıyı bir koni gibi düşünerek üst katları içe dönük ve dışa kapalı olarak tasarlayan mimar, odalar arasındaki ilişkiyi de benzer şekilde kurmuş.
Kullandığı yapı tekniklerinden de söz eden mimar, İran’ın güneybatısının yüzde 60’ının derme çatma yapılardan oluştuğunu için, mimar sorumluluğuyla tasarladığı çok ucuz ve yapımı çok kolay bambu yapı tekniğini gösterdi. Yapının temelini oluşturan gaz borularına sarılan bambunun kıvrılarak iç içe iki daire biçimindeki bu strüktürün hızlı bir şekilde sertleşerek yapının iskeletine dönüştüğünü, İran’ın güneydoğusunda “Gali” adı verilen yerel bir malzemeyle bu strüktürü sararak hem çok ucuz hem de çok sağlam yapılar hazırladıklarını anlattı. “Dünyanın her yerinde kullanılacak yerel malzemelerle birbirinden çok farklı, ucuz konut üretimi gerçekleştirilebilir. Gelecekte yapmayı ümit ettiğim şey, bu tür yeni fikirlerle inşaat teknolojisi ve açık alan kalitesine katkıda bulunmak” diyerek sözlerini tamamladı.
www.arkimeet.com, www.mimdap.org
Etiketler: Arkitera Mimarlık Merkezi, Bahçeşehir Üniversitesi, Mimar, Pouya Khazaeli Parsa | İlk yorumu siz yapın »