Sürdürülebilir tasarım alanında hizmet veren mimarlık firması HOK, Londra ofisinin çevreye duyarlılığını, adına yaraşır bir sertifikayla (LEED-CI Gold) tescil etti. Çalışanların kendi masalarının dışında bağımsız ya da grup halinde çalışabilmelerine olanak verecek biçimde tasarlanan ofis, verimlilik ve işbirliğini artıran bir esnekliğe sahip.

Sürdürülebilir çevre planlama, tasarım, taahhüt ve danışmanlık alanında hizmet veren HOK, dünyanın farklı ülkelerindeki 23 ofisinde çalışmalarını sürdüren bir tasarım ve danışmanlık şirketi. Dünyanın dörtbir yanında projeler gerçekleştiren HOK’un müşterilerinin çoğu ticari, kamu ve akademik alandaki büyük kuruluşlar. Kurulduğu 1955 yılından bu yana gerçekleştirdiği projelerle pek çok ödül alan HOK’un geçtiğimiz yıl tamamlanan Londra ofisi de, enerji, doğal kaynak kullanımı, karbondioksit salınımı ve sürdürülebilir çevrecilik yaklaşımı bakımından binalara verilen LEED sertifikası aldı. Dünya genelindeki ofislerinden 11 tanesinin bu sertifikaya sahip olması nedeniyle bu durum sürpriz değil, ancak Londra’nın merkezindeki Qube binası içinde yer alan HOK ofisi, bu sertifika ile İngiltere’de ilk kez bir ticari yapının çevreci yaklaşımının tescil edilmesini sağladı.

Londra’nın merkezindeki Fitzrovia, eski binaların yenilenerek yeni işlevler kazandırıldığı hızla gelişen bir iş ve ticaret bölgesi. Soho, Bloomsbury ve Mayfair’e komşu olan Fitzrovia’da küçüklü büyüklü pek çok şirketin artan ofis ihtiyacını karşılayan yeni yapılardan biri de Qube. EPR Architects tarafından tasarlanan beş katlı Qube, kent merkezindeki bir 21. yüzyıl yapısı. Arazinin çok değerli olduğu bir bölgede yer almakla birlikte, geniş pencereleri ve tüm katların içinden geçerek çatıya ulaşan atriumuyla aydınlık, havadar ve doğa dostu bir yapı. Günümüz yapılarında gittikçe yaygınlaşan düşük enerji ihtiyacı olan ısıtma ve havalandırma sistemleri, yaz aylarında soğutma ihtiyacını azaltan reflektif filmler, elektrik sarfiyatını azaltan aydınlatma elemanları yapının mimari projesinde yer alan temel çözümler arasında. Qube’un birinci katına taşınan HOK firmasının gerçekleştirdiği yeşil ofis tasarımı ise bu yazının asıl konusu.


Tasarım ve uygulama çalışmaları 2009 yılında tamamlanan HOK Londra ofisi, firmanın çevre duyarlılığı ve sürdürülebilirlik felsefesinin tasarıma yansımış pek çok özelliğini taşıyor. 1800 metrekarelik açık ofisin içinde dağılan toplantı odaları ve mola köşeleri çalışanları masaları dışına taşıyarak birbirleriyle etkileşim olanağı sunuyor ve birlikte çalışmayı kolaylaştırıyor.

Tasarımda ustalıkla kullanılan malzeme ve enerji tasarrufu çözümleri ise, ilk bakışta görülmese de, bu ofisin “yeşil” yanını oluşturuyor. Örneğin ofisin planlama aşamasında dönüştürülmüş malzeme kullanılması ve nakliye sırasında oluşabilecek karbon salınımının düşürülmesi için yerel malzemelerin tercih edilmesi kararlaştırılmış. Ofiste kullanılan ahşap ürünlerinin %72’si FSC (Fo-rest Stewardship Council – Orman Gözetim Konseyi) onaylı. Ayrıca iç mekanlarda yün gibi yenilenebilir malzemelerin kullanılması da tasarımda çevreye duyarlılık kriteri sayılıyor. Ofiste günlük işlerde kullanılan her bir cihazın en az enerji tüketenler arasından seçilmesi yine bu ofisin yeşil olarak adlandırılmasında rol oynuyor. Mobilya ve kaplamaların düşük oranda formaldehit içeren türden olması ya da havaya karışabilen kim-yasallar içermeyenler arasından seçil-mesi de iç mekanlarda çevresel kaliteyi arttıran kriterler arasında yer alıyor.

HOK Londra ofisinde Sürdürülebilir Mimarlık Bölümü Başkanı Shashi Narayanan ticari yapıların olağan bütçeleri içinde de yüksek LEED standardına ulaşabilen ofis ortamı yaratmayı başar-dıklarını söylüyor ve “Kendi ofisimizi LEED sertifikasyonuna uygun biçimde düzenleyerek ticari yapılarda da çevre bilinci yüksek tasarım uygulamalarının ekonomik olabileceğini, ek bütçe ge-rektirmeden yapılabileceğini kanıtladık” diye açıklıyor.

1990’lı yıllarda mimari çalışmalarının temel odağına sürdürülebilir tasarımı yerleştiren HOK, bu alanda en uzmanlaşmış firmalardan biri kabul ediliyor. HOK’un bu yaklaşımı ve uzmanlığı ile gerçekleştirdiği projelerden 68’i yüksek LEED sertifikasyonlarına sahip. Bu projeler arasında Suudi Arabistan’da Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Boston Logan Uluslararası Havaalanı A Terminali (ilk LEED sertifikalı havaalanı) gibi yenilikçi yapılar.

Leed Sertifikasyon Sistemi Nedir?
LEED, U.S. Green Building Council (Birleşik Devletler Yeşil Bina Konseyi) tarafından geliştirilmis bir sertifikasyon sistemidir. Bina sahipleri, işletmecileri ve tasarımcılarına daha çevreci binalar tasarlama, kaynakları etkin kullanma ve sürdürülebilir bir çevre yaratma konusunda belli bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor. Uluslararası alanda kabul görmüş bu sistem, enerji tasarrufu, suyun etkin kullanımı, karbon salınımının azaltılması, nitelikli iç mekanlar oluşturulması ve çevre duyarlılığı yaratması kriterlerine göre bağımsız denetçilerin raporları doğrultusunda yapıları inceliyor ve derecelendiriyor.

Altın, Platin ve Gümüş LEED sertifikaları ticari veya konut yapılarına verilebiliyor. Sertifika, binanın tüm yaşamdöngüsünü kapsadığından, derecelendirme yapılırken inşaat aşamalarında kullanılan tekniklerden kiracıların yapacağı eklemelere kadar pek çok unsur göz önünde bulunduruluyor.