25 Haziran 2010 | Yazar: Selmin Ünver Eser | Konu: Dekorasyon Fikirleri
Değişen mevsim her geçen gün giysilerimize yansımakla kalmayıp evlerimizde de kendini hissettiriyor. Yaz mevsimiyle birlikte gardırobunuzun yanı sıra evinizin de çok renkli bir yeniliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız sizin için araştırdığımız püf noktaları ile evinizi baştan yaratmaya hazır olun. İşte, evini mevsime ve trendlere uygun bir hale getirmek isteyenlere renkli ipuçları…
Yeni mevsimde evin her alanı için farklı trendlerden ve kültürlerden söz etmek mümkün. 2010 yazında etnik öğelerin etkisinin hissedildiği ev dekorasyonunda çok uzak coğrafyalarda bile Güney Fransa, Fas, Hawaii ya da Yunan etkilerine rastlıyoruz. Bu temaları böylesine popüler kılan ise yaza, güneşe ve denize ait olmaları. Geçmiş yılların dekorasyon çizgilerinin yeniden karşımıza çıktığı ve minimalizmin etkisinin iyice zayıfladığı 2010 yaz dekorasyonunda, canlı renkler evlere ağırlığını koyarken hızlı bir geriye dönüş eğiliminin de görüldüğü bir gerçek. Bu sezonda da 70’lerin plastik objeleri yine evlerimizin başköşesini kapmakla kalmayıp doğal malzemeler, ahşap aksesuarlar ve pastel renkler ile kusursuz bir birliktelik sergiliyor. Duvar rengi olarak kese kağıdı tonları, bej ve açık kahverenginin ön planda olduğu yaz evlerinde, farklı odaları renkli duvar kağıtları ile kaplamak da uzun ömürlü ve kolay temizlenebilen seçenekler arasında yer alıyor. Sezonun tarzını yakalayacak en büyük püf noktası ise eski ve yeni eşyaları bir arada kullanarak eşya sayısını mümkün olduğunca aza indirgemek.
Salon
Mobilyalarda değişik geometrik şekillerin ve tek renkli kaplamaların çok moda olduğu yeni sezonda büyük minderli, geniş ve uzun kanepelerde açık renkler hala sıklıkla tercih ediliyor. Yaz mevsimine uygun canlı renkleri bir arada kullanmak evinize ve size iyi gelecektir. Modüler tasarımları ile farklı kombinasyonlar yaratmanın mümkün olduğu L koltuklar da, yine pastel tonlardaki aydınlatma ve floral desenlerde kaplanmış yastık gibi aksesuarlarla yaz mevsimini yaşam alanınıza taşıyacak ana öğeler arasında yer alıyor. Bol detaylı, aksesuarlı ve rengarenk yaz dekorasyonunda iç mekanlarda sıklıkla karşılaştığımız retro tarzdaki küçük aksesuarlar ile salonunuza hareket katabilir, bütçenizin sınırlarını aşmadan evinizi eğlenceli, neşeli ve enerjik bir ortama dönüştürebilirsiniz. Sezonun lolipop görünümünü andıran rengarenk pleksiler ise son yılların vazgeçilmezleri arasındaki yerini koruyor. Siz de şeffaf bir sandalye veya transparan bir gazetelik ile evinizin en neşeli köşesini oluşturabilirsiniz. Geçen yaz kıyafetlerimizi ele geçiren puantiye deseni ise bu yaz kimi zaman bir yastık kılıfını giydirirken kimi zaman yuvarlak bir puf bazen de duvara asılacak ayna setleri halinde kendini fark ettiren detaylar arasında yer alıyor.
Oturma odası
Her evin en konforlu köşeleri arasında ön sırada yerini alan oturma odaları günün büyük bir kısmının ve özellikle televizyon karşısında geçirilen saatlerin vazgeçilmez mekanı arasında dikkat çekiyor. Fonksiyonelliği ile bir evin olmazsa olmazı haline gelen televizyon ünitelerinin, kusursuz rahatlığı karşısında içine gömüleceğiniz tv kanepeleri ile yarıştığı oturma odanızda yaz koleksiyonlarının cıvıltısını taşıyan ipek kadife yer yastıkları ve koltuk şalları, floral desenlerinin yanı sıra mavi, yeşil, turkuvaz ve fuşya gibi renkleri ile de bu yıl çok moda. Kanepenizin eskiyen yüzünü yenilemek için ise kese kağıdı rengindeki ham ketenler ile doğal elyaf ve lifli kumaşlar yeni sezonun gözdelerinden.
Mutfak
Mutfağınızdaki yenilenme rüzgarına doğallığı ile her sezonun gözdesi olan keten perdeler ile başlayabilirsiniz. Yaz sezonuna uygun olarak diktirebileceğiniz veya artık yapı marketlerde bile dikilmiş olarak bulabilmenin mümkün olduğu keten perdeler her yıl sandığınızdan çıkacak olan değişimin ilk adımı. Perdelerinizle benzer tonlarda dikilmiş olan sandalye minderlerinizi ise sakladığınız yerden çıkartmayı unutmayın. Çocuklarınız için hazırlanmış meyve sepetleri ve pencerenizin önünü neşelendirecek olan renkli saksılar içerisindeki yaz çiçekleri de mutfağınızı hareketlendirecek detaylardan.

Banyo
Genellikle banyoların istediğimiz kadar geniş olmadığından şikayet ederiz. Son yıllarda banyonun her metrekaresinin değerlendirilmesine yönelik tasarımlar yapılırken köşelerin ve kolon yanlarının kullanım alanına dahil edilmesi için yeniden tasarlanan armatürler, küvet ve lavabolar da asimetrik şekiller ağırlıkta. Ana malzeme olarak tercih edilen materyallerin başında gelen ahşap, her malzeme ile kolaylıkla uyum sağlayabiliyor. Diş fırçalığı, sabunluk, havluluk ve tuvalet kağıtlığı gibi aksesuarlarda çoğunlukla buzlu cam ve gümüş veya altın gibi malzemeler ile karşılaşsak da yaz mevsiminde olduğumuz şu günlerde metalin soğukluğunu sıra dışı renk kombinasyonları ile de kırmak mümkün. Eğer banyonuzun dekorasyonu ile ilgili çok büyük değişimler sizin için mümkün değilse sezonun popüler desenlerini kullanarak kendi kullanım alanınızı oluşturabilirsiniz. Bu sezonun kumaşlarında sıklıkla görülen horoz, zeytin, ayçiçeği, üzüm ve lavanta desenlerini büyük bir hasır sepetin içerisinde kullanarak hem günlük banyo eşyalarınızı ve bakım malzemelerinizi bir arada toplamış hem de doğallığı yakalayarak sizi yansıtan rahat, zarif ve özgün bir stil yaratmış olursunuz. Size yazı anımsatan bol çiçekli seramik banyo takımları, birbirinden renkli el havluları ve aromaterapik yağlar ise yaz bakımınızı tamamlayıcı unsurlar olduğu kadar banyonuzun görüntüsüne de neşe katacak.

Çocuk odası
Pastel tonlar; huzur verici, sakin ortamlar yaratmayı sağlar. Günümüzde sıklıkla tercih edilen materyallerden olan doğal malzemeler ile ahşabın akla getirdiği renk olan yeşil ve mavi, sezonun en çok tercih edilen renkleri arasında çocuk odalarındaki yerini alıyor. Eğer çocuğunuzun odasını yeşile veya maviye boyamak istemiyorsanız mobilya veya yatak örtüsü üzerinde kullanabileceğiniz yastıklarda veya çocuğunuzun oyuncaklarını yerleştirmek için bir marangoza yaptırabileceğiniz oyuncak kutularında da aynı tonları kullanabilir, üzerini sevdiği karakterlerin sticker’ları ile süsleyebilirsiniz.
Bahçe, balkon ve teras
Doğal malzemelerden yapılmış objeler özellikle bahçeli, müstakil evlere çok yakışıyor. Hasır sepetler, hasır koltuklar, ahşap sandalyeler, vazolar, küllükler yazlık evlerde olduğu kadar, evde doğallık ve rahatlık isteyen şehir insanlarının da tercihi. Cilasız bile kullanılan ahşap bahçe mobilyalarına bu yıl metal veya cam malzemeler eşlik ediyor. Şezlonglar ve daybed’ler yine bahçe, balkon ve teraslarınızın en konforlu köşelerini oluşturacak dış mekan mobilyaları arasında yer alıyor. Bahçeniz yoksa balkonunuza alacağınız bu tarz bir masa ve sandalye takımı veya küçük ahşap objelerle de deniz kıyısında bir yazlık etkisi yaratabilirsiniz. Sofra dekorlarında peçeteden Amerikan servisine kadar kullanılabilen keten ve bambu gibi doğal malzemeleri de sıkça göreceğiniz yeni sezonda bahçenizi, balkonunuzu veya terasınızı renkli yer ve iskemle minderleri ve kağıttan fenerler ile tamamlamayı unutmayın.
Etiketler: ev dekorasyonu, mobilya, modüller tasarım, yaz dekorasyonu | İlk yorumu siz yapın »
18 Haziran 2010 | Yazar: Benan Kapucu | Konu: Tasarım
Milyonlarca insana giderek büyüyen devasa bir iletişim ağı yaratan Facebook, Studio O+A imzasını taşıyan Palo Alto’daki yeni yönetim merkezinde çalışmalarını sürdürüyor. Sosyal iletişim ağı sağlama misyonundan yola çıkarak herkesin aynı düzlemde ve eşit ilişkiler içinde olduğu dinamik yapıyı ofislerine de taşıyan tasarım ekibi, tarihselliği ve etkileşim gücü yüksek, bağlantıları kolaylaştıran ve çalışanı motive eden esin dolu mekanlar ortaya çıkarmış.
Daha önce yüksek teknoloji üreticisi Agilent Technologies’in laboratuvarı olarak kullandığı, taban alanı 14.000 metrekare olan Stanford Araştırma Parkı, Palo Alto ve dışındaki 10 Facebook lokasyonundan gelen 700’den fazla çalışanı bir araya getiriyor. Her çalışanın görüşünün eşit önemde olduğu aynı düzeyde örgütlenen bir firmaya yakışır bir şekilde, mekanın tasarımı da ağırlıklı olarak kullanıcılardan gelen verilere dayanarak kurgulanmış.
O+A tasarım ekibi, Google örneğinde de olduğu gibi yeni yönetim merkezinden beklentilerini öğrenmek amacıyla çalışanlarla söyleşiler gerçek-leştirmiş; tasarım kararları alınırken Facebook platformu da firma çalışanları arasında oylamaları yürütmek, sürekli güncellenen fotoğraflarla herkesi projenin arkasındaki düşünce süreci hakkında bilgilendirmek amacıyla kullanılmış. Her departmandan çalışanların yer aldığı danışma kurulu, mekan planlamadan bitişlere ve hareket koordinasyonuna tüm tasarım sürecinde tasarım ekibiyle birlikte çalışmış.
O+A tasarımcıları ofisin mekan kurgusunda esinlerini, kullanıcı ya da çalışan olsun, birbirinden ayrı görünen kişilerin biraraya geldiğinde bütünsel bir desen oluşturduğu Facebook’un patchwork benzeri yapısından alıyor. Bu patchwork’te renk kullanımı ve farklı birimler arasındaki komşuluk ilişkileri, mekan kurgusunu da belirliyor: Firmanın yönetim birimi, tüm çalışanlara kolayca ulaşabilecekleri merkezi bir alanda düzenlenmiş. Büyük dinlenme alanları ve açık alanlar insanların biraraya gelebileceği toplantı mekanları olarak işlev görüyor. Bir mutfak ve kafe Facebook’un personele günün her saati gurme yemekler sağlıyor; içecekler ve atıştırmalıklara da tüm yönetim binasındaki mikro mutfaklarda ulaşılabiliyor.
Çalışanların yeşil yönetim binası beklentilerini karşılarken var olan mimari hatların, orijinal laboratuvardan kalan izlerin korunduğu, post endüstriyel kullanım için endüstriyel elemanların yeni amaçlar yüklendiği bu yapı, Palo Alto’nun 2008 Green Building Ordinance (Yeşil Bina Yönet-meliği) ile tamamlanan ilk ticari proje. Yüksek oranda dönüşümü olan halı ve enerji kazanımlı aydınlatma tasarımı da projenin diğer sürdürülebilir özellikleri arasında.
Binanın endüstriyel estetiğine referans veren gölgelik duvar boyunca uzanıyor ve bir toplantı alanını tanımlıyor. Belli aralıklarda tavan aydınlatmaları da yerleştirilen gölgelik, akustik bir özelliğe sahip. Dışarıda basketbol sahası ve içeride pinpon masası çalışanlar için dinlenme olanakları sağlıyor. Çalışanların kaykaylarla beton zemin üzerinde kayması da bu ofiste çok alışılan bir görüntü.
STUDIO O+A
Teknik uzmanlığıyla yaratıcılık ile esnekliği biraraya getiren Studio O+A, müşteriye uygun çözümler gerçekleştiren bir mimarlık şirketi. Kurumsal planlama ve tasarım alanında tüm donanıma sahip olan şirket, kavram geliştirmeden uygulamaya özellikle ofis ve mağaza alanında işler üretiyor. Levi Strauss & Co., Facebook, Speck Design, eBay, SuccessFactors müşterileri arasında. Primo Orpilla ve Verda Alexander’ın 1991 yılında kurduğu planlama, uygulama kurumsal çalışma alanı planlama müşteri listesi finans enstitüleri, devlet kurumları, teknoloji ve iletişim firmaları, çok uluslu kuruluşlar yüzlerce metrekareyi bulan uygulamalar bulunuyor.
Etiketler: facebook, google, Palo Alto, Sosyal iletişim ağı, Studio O+A | İlk yorumu siz yapın »
11 Haziran 2010 | Yazar: Nahide Mutlu | Konu: Mimari
Sürdürülebilir tasarım alanında hizmet veren mimarlık firması HOK, Londra ofisinin çevreye duyarlılığını, adına yaraşır bir sertifikayla (LEED-CI Gold) tescil etti. Çalışanların kendi masalarının dışında bağımsız ya da grup halinde çalışabilmelerine olanak verecek biçimde tasarlanan ofis, verimlilik ve işbirliğini artıran bir esnekliğe sahip.
Sürdürülebilir çevre planlama, tasarım, taahhüt ve danışmanlık alanında hizmet veren HOK, dünyanın farklı ülkelerindeki 23 ofisinde çalışmalarını sürdüren bir tasarım ve danışmanlık şirketi. Dünyanın dörtbir yanında projeler gerçekleştiren HOK’un müşterilerinin çoğu ticari, kamu ve akademik alandaki büyük kuruluşlar. Kurulduğu 1955 yılından bu yana gerçekleştirdiği projelerle pek çok ödül alan HOK’un geçtiğimiz yıl tamamlanan Londra ofisi de, enerji, doğal kaynak kullanımı, karbondioksit salınımı ve sürdürülebilir çevrecilik yaklaşımı bakımından binalara verilen LEED sertifikası aldı. Dünya genelindeki ofislerinden 11 tanesinin bu sertifikaya sahip olması nedeniyle bu durum sürpriz değil, ancak Londra’nın merkezindeki Qube binası içinde yer alan HOK ofisi, bu sertifika ile İngiltere’de ilk kez bir ticari yapının çevreci yaklaşımının tescil edilmesini sağladı.
Londra’nın merkezindeki Fitzrovia, eski binaların yenilenerek yeni işlevler kazandırıldığı hızla gelişen bir iş ve ticaret bölgesi. Soho, Bloomsbury ve Mayfair’e komşu olan Fitzrovia’da küçüklü büyüklü pek çok şirketin artan ofis ihtiyacını karşılayan yeni yapılardan biri de Qube. EPR Architects tarafından tasarlanan beş katlı Qube, kent merkezindeki bir 21. yüzyıl yapısı. Arazinin çok değerli olduğu bir bölgede yer almakla birlikte, geniş pencereleri ve tüm katların içinden geçerek çatıya ulaşan atriumuyla aydınlık, havadar ve doğa dostu bir yapı. Günümüz yapılarında gittikçe yaygınlaşan düşük enerji ihtiyacı olan ısıtma ve havalandırma sistemleri, yaz aylarında soğutma ihtiyacını azaltan reflektif filmler, elektrik sarfiyatını azaltan aydınlatma elemanları yapının mimari projesinde yer alan temel çözümler arasında. Qube’un birinci katına taşınan HOK firmasının gerçekleştirdiği yeşil ofis tasarımı ise bu yazının asıl konusu.
Tasarım ve uygulama çalışmaları 2009 yılında tamamlanan HOK Londra ofisi, firmanın çevre duyarlılığı ve sürdürülebilirlik felsefesinin tasarıma yansımış pek çok özelliğini taşıyor. 1800 metrekarelik açık ofisin içinde dağılan toplantı odaları ve mola köşeleri çalışanları masaları dışına taşıyarak birbirleriyle etkileşim olanağı sunuyor ve birlikte çalışmayı kolaylaştırıyor.
Tasarımda ustalıkla kullanılan malzeme ve enerji tasarrufu çözümleri ise, ilk bakışta görülmese de, bu ofisin “yeşil” yanını oluşturuyor. Örneğin ofisin planlama aşamasında dönüştürülmüş malzeme kullanılması ve nakliye sırasında oluşabilecek karbon salınımının düşürülmesi için yerel malzemelerin tercih edilmesi kararlaştırılmış. Ofiste kullanılan ahşap ürünlerinin %72’si FSC (Fo-rest Stewardship Council – Orman Gözetim Konseyi) onaylı. Ayrıca iç mekanlarda yün gibi yenilenebilir malzemelerin kullanılması da tasarımda çevreye duyarlılık kriteri sayılıyor. Ofiste günlük işlerde kullanılan her bir cihazın en az enerji tüketenler arasından seçilmesi yine bu ofisin yeşil olarak adlandırılmasında rol oynuyor. Mobilya ve kaplamaların düşük oranda formaldehit içeren türden olması ya da havaya karışabilen kim-yasallar içermeyenler arasından seçil-mesi de iç mekanlarda çevresel kaliteyi arttıran kriterler arasında yer alıyor.
HOK Londra ofisinde Sürdürülebilir Mimarlık Bölümü Başkanı Shashi Narayanan ticari yapıların olağan bütçeleri içinde de yüksek LEED standardına ulaşabilen ofis ortamı yaratmayı başar-dıklarını söylüyor ve “Kendi ofisimizi LEED sertifikasyonuna uygun biçimde düzenleyerek ticari yapılarda da çevre bilinci yüksek tasarım uygulamalarının ekonomik olabileceğini, ek bütçe ge-rektirmeden yapılabileceğini kanıtladık” diye açıklıyor.
1990’lı yıllarda mimari çalışmalarının temel odağına sürdürülebilir tasarımı yerleştiren HOK, bu alanda en uzmanlaşmış firmalardan biri kabul ediliyor. HOK’un bu yaklaşımı ve uzmanlığı ile gerçekleştirdiği projelerden 68’i yüksek LEED sertifikasyonlarına sahip. Bu projeler arasında Suudi Arabistan’da Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Boston Logan Uluslararası Havaalanı A Terminali (ilk LEED sertifikalı havaalanı) gibi yenilikçi yapılar.
Leed Sertifikasyon Sistemi Nedir?
LEED, U.S. Green Building Council (Birleşik Devletler Yeşil Bina Konseyi) tarafından geliştirilmis bir sertifikasyon sistemidir. Bina sahipleri, işletmecileri ve tasarımcılarına daha çevreci binalar tasarlama, kaynakları etkin kullanma ve sürdürülebilir bir çevre yaratma konusunda belli bir bakış açısı kazandırmayı amaçlıyor. Uluslararası alanda kabul görmüş bu sistem, enerji tasarrufu, suyun etkin kullanımı, karbon salınımının azaltılması, nitelikli iç mekanlar oluşturulması ve çevre duyarlılığı yaratması kriterlerine göre bağımsız denetçilerin raporları doğrultusunda yapıları inceliyor ve derecelendiriyor.
Altın, Platin ve Gümüş LEED sertifikaları ticari veya konut yapılarına verilebiliyor. Sertifika, binanın tüm yaşamdöngüsünü kapsadığından, derecelendirme yapılırken inşaat aşamalarında kullanılan tekniklerden kiracıların yapacağı eklemelere kadar pek çok unsur göz önünde bulunduruluyor.
Etiketler: Hok Londra ofisi | İlk yorumu siz yapın »