Küresel markaların mağaza uygulamalarından yenilikçi ofis çözümlerine, özel konutlardan otellere birçok farklı alanda iç mekan projelerine imza atan Yalın Tan ve Jeyan Ülkü, tasarım ve uygulama deneyimini aynı potada eritiyor. İki yönlü çalışma tarzının getirdiği avantajla, müşteriye tek elden hizmet veriyor ve ayağı yere sağlam basan projeler üretiyorlar.

Yaklaşık on yıldır, perakende, ofis ve konut projeleri gerçekleştiren Yalın Tan &Jeyan Ülkü İç Mimarlık, proje ve uygulamanın yanı sıra yerli ve yabancı markalara yenilikçi mekan konseptleri geliştiriyor. İki ortak Abdi İpekçi caddesindeki yeni ofislerinde bugünün çalışma kültürüne dair sorularımızı yanıtlıyor.

Yalın Tan – Jeyan Ülkü iç mimarlık ofisi olarak daha çok ne tip projelere yoğunlaşıyorsunuz?
Jeyan Ülkü-Mango, Levis ve Diesel gibi belli global markaların uygulama projelerini, proje yönetimini ve inşaat yönetimini yapıyoruz. Bu markaların global tasarımlarını buranın mekan ölçeğine uyarlıyoruz. Uygulama projeleri arasına şimdi yeni bir ofis konsepti geliştirme işi de katıldı. Yeni Bosna’da, Hong Konglu bir mümessillik firması olan Lee&Pung’un 8000 met-rekarelik ofis projesini tamamladık. Projenin konsepti yurt dışından geldi ama belirli noktalarda bizim de katkımız oldu. İki plan, bir kesit, bir de aydınlatma projesi vardı elimizde sadece. Projeyi epeyce geliştirdik; iç mimari haricinde deprem güçlendirme çalışmasını da gerçekleştirdik. Yaklaşık 17000 metrekarelik bir arazide, binadan geriye kalan 9000 metrekarelik alanda altyapı çalışması yaptık.

Sadece tasarım değil, uygulama aşamasında da işe dahil oluyorsunuz, öyle mi?
JÜ-Son zamanlarda özellikle ofis projelerinde – daha çok İngiliz firmaların ortaya attığı bir kavram bu – ‘design&build’ tarzı çalışıyoruz. Onun dışında ister istemez bazen uygulama işinin içinde de oluyoruz. Bunun iki sebebi var: İlki, müşteri işi tek bir muhatapla bitirmek istiyor. İkinci neden ise, kendi yarattığınız projede hiçbir şeyi yanlış uygulamayacağınızdan müşteriniz de emin oluyor. Bu da firma olarak en büyük avantajlarımızdan biri.

İkinizin uzmanlaştığı farklı alanlar var mı yoksa, her projeyi birlikte mi çözümlüyorsunuz?
Yalın Tan- Biz iki ortağız ama iki ayrı firma gibi çalışıyoruz. Bizde bir tasarım ekibi vardır, bir de uygulama ekibi… Proje çözümlendikten sonra iş diğer tarafa, uygulama bölümüne aktarılır. Bu sistemin bize faydası olduğu kadar müşteriye de faydası var. Çünkü tasarım yaparken ayağınız yere basmasa bile uygulama bölümünde ayağı yere basmak zorunda. Öte yandan, tasarlama aşamasında özellikle yapabileceğinizi bildiğiniz projeler üzerine gidiyorsunuz. Bizim işlerde müşterimiz üç boyutlu prezentasyonlarda ne görüyorsa, fotoğraflarda da aynısını alır. Bu sonuç elbette uygulama tecrübemizin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Bazı müşterilerimiz uygulamayı kendileri üstlenmeyi tercih ederse, onlara proje danışmanlığı paketi de sunuyoruz.

JÜ- Tabii proje danışmanlığı bir ihale halinde sunuluyor. Mimari, elektrik, mekanik, şartnamesini içeren, müşterinin teklif alabileceği formatta bir dosya hazırlıyoruz.

YT- Kavacık’taki Novartis Genel Müdürlüğü’nün proje danışmanlığı, konseptin yaratılması, oradaki yönlendirme uygulama için de bir ihale sunduk örneğin. O ihaleye katılan farklı bir firmayla işlerini yürüttüler; biz yine servisimizi sürdürdük. Ortaya da olumlu bir netice çıktı. Tasarımı biz yapıyorsak, kontrolünü de bizim üstlenmemiz gerekir. Müşteriye de o şekilde empoze etmeye çalışıyoruz. Yeni ürünleri de böylece daha yakından takip edebiliyoruz.