İnsancıl Mekanların İzini Süren İki Ortak
Yalın Tan – Jeyan Ülkü

27 Mayıs 2010 | Yazar: Benan Kapucu | Konu: Söyleşi

Küresel markaların mağaza uygulamalarından yenilikçi ofis çözümlerine, özel konutlardan otellere birçok farklı alanda iç mekan projelerine imza atan Yalın Tan ve Jeyan Ülkü, tasarım ve uygulama deneyimini aynı potada eritiyor. İki yönlü çalışma tarzının getirdiği avantajla, müşteriye tek elden hizmet veriyor ve ayağı yere sağlam basan projeler üretiyorlar.

Yaklaşık on yıldır, perakende, ofis ve konut projeleri gerçekleştiren Yalın Tan &Jeyan Ülkü İç Mimarlık, proje ve uygulamanın yanı sıra yerli ve yabancı markalara yenilikçi mekan konseptleri geliştiriyor. İki ortak Abdi İpekçi caddesindeki yeni ofislerinde bugünün çalışma kültürüne dair sorularımızı yanıtlıyor.

Yalın Tan – Jeyan Ülkü iç mimarlık ofisi olarak daha çok ne tip projelere yoğunlaşıyorsunuz?
Jeyan Ülkü-Mango, Levis ve Diesel gibi belli global markaların uygulama projelerini, proje yönetimini ve inşaat yönetimini yapıyoruz. Bu markaların global tasarımlarını buranın mekan ölçeğine uyarlıyoruz. Uygulama projeleri arasına şimdi yeni bir ofis konsepti geliştirme işi de katıldı. Yeni Bosna’da, Hong Konglu bir mümessillik firması olan Lee&Pung’un 8000 met-rekarelik ofis projesini tamamladık. Projenin konsepti yurt dışından geldi ama belirli noktalarda bizim de katkımız oldu. İki plan, bir kesit, bir de aydınlatma projesi vardı elimizde sadece. Projeyi epeyce geliştirdik; iç mimari haricinde deprem güçlendirme çalışmasını da gerçekleştirdik. Yaklaşık 17000 metrekarelik bir arazide, binadan geriye kalan 9000 metrekarelik alanda altyapı çalışması yaptık.

Sadece tasarım değil, uygulama aşamasında da işe dahil oluyorsunuz, öyle mi?
JÜ-Son zamanlarda özellikle ofis projelerinde – daha çok İngiliz firmaların ortaya attığı bir kavram bu – ‘design&build’ tarzı çalışıyoruz. Onun dışında ister istemez bazen uygulama işinin içinde de oluyoruz. Bunun iki sebebi var: İlki, müşteri işi tek bir muhatapla bitirmek istiyor. İkinci neden ise, kendi yarattığınız projede hiçbir şeyi yanlış uygulamayacağınızdan müşteriniz de emin oluyor. Bu da firma olarak en büyük avantajlarımızdan biri.

İkinizin uzmanlaştığı farklı alanlar var mı yoksa, her projeyi birlikte mi çözümlüyorsunuz?
Yalın Tan- Biz iki ortağız ama iki ayrı firma gibi çalışıyoruz. Bizde bir tasarım ekibi vardır, bir de uygulama ekibi… Proje çözümlendikten sonra iş diğer tarafa, uygulama bölümüne aktarılır. Bu sistemin bize faydası olduğu kadar müşteriye de faydası var. Çünkü tasarım yaparken ayağınız yere basmasa bile uygulama bölümünde ayağı yere basmak zorunda. Öte yandan, tasarlama aşamasında özellikle yapabileceğinizi bildiğiniz projeler üzerine gidiyorsunuz. Bizim işlerde müşterimiz üç boyutlu prezentasyonlarda ne görüyorsa, fotoğraflarda da aynısını alır. Bu sonuç elbette uygulama tecrübemizin yüksek olmasından kaynaklanıyor. Bazı müşterilerimiz uygulamayı kendileri üstlenmeyi tercih ederse, onlara proje danışmanlığı paketi de sunuyoruz.

JÜ- Tabii proje danışmanlığı bir ihale halinde sunuluyor. Mimari, elektrik, mekanik, şartnamesini içeren, müşterinin teklif alabileceği formatta bir dosya hazırlıyoruz.

YT- Kavacık’taki Novartis Genel Müdürlüğü’nün proje danışmanlığı, konseptin yaratılması, oradaki yönlendirme uygulama için de bir ihale sunduk örneğin. O ihaleye katılan farklı bir firmayla işlerini yürüttüler; biz yine servisimizi sürdürdük. Ortaya da olumlu bir netice çıktı. Tasarımı biz yapıyorsak, kontrolünü de bizim üstlenmemiz gerekir. Müşteriye de o şekilde empoze etmeye çalışıyoruz. Yeni ürünleri de böylece daha yakından takip edebiliyoruz.


Etiketler: , , | İlk yorumu siz yapın »

Dönmedolap

24 Mayıs 2010 | Yazar: Gateway | Konu: Tasarım

lab::istanbul ekibi tarafından tasarlanan dönmedolap, dvd, cd, kitap, ne istenirse depolayan bir sistem. Kutularını bir dokunuşla 90 derece döndürebileceğiniz, ister içindekileri ister yüzeyindeki grafikleri gösteren, tekli, ikili, üçlü ve akla gelen gelebilecek her renkte seçenekleriyle, ofislerin, evlerin her yerinde, her şekilde kullanılabilen bir tasarım.
www.labistanbul.com


Etiketler: , , | İlk yorumu siz yapın »

Google Ofisleri
Küresel Renkler, Yerel Dokular

18 Mayıs 2010 | Yazar: Benan Kapucu | Konu: Mimari

‘Dünyanın bilgisine kolay erişim sağlama’ fikriyle yola çıkan arama motorlarının devi Google, dünyanın farklı noktalarındaki ofislerinde de şirket kültürüne uygun bir yol izliyor. İngiliz mimarlık şirketi DEGW’nun Kaliforniya’daki yönetim merkezi ve Londra, Münih, Amsterdam, Milano, Paris Ve Madrid ofisleri için hayata geçirdiği çözüm, özellikle ‘sosyalleşme’ düşüncesini esas alıyor.

2000’lerden sonra baş döndürücü bir hızla en büyük arama motoruna dönüşen Google, dünyanın en çok bilinen markaları arasına katılmanın ötesinde, iş organizasyonu açısından da diğer uluslararası firmalardan ayrılıyor. Tüm dünyada 100 binin üzerinde çalışanı olan Google, bu büyüklükle gelen çıkmazları da aşmak durumunda.

Büyümeye devam eden Google, 2004 yılında DEGW’dan kendine özgü organizasyonel yapısını en iyi biçimde yansıtacak yaratıcı düşünceyi, deneyimi ve verimli takım çalışmasını destekleyen çalışma ortamları oluşturmasını istemiş. Ofislerin Google kültürünü ve ‘feel Googley’ (kendini Google’a ait hissetme) anlayışını vurgulayan, yerelliği ve insanların bireyselliğini de yansıtan bir yapı beklentisini karşılamak amacıyla DEGW, Kaliforniya Mountain View’deki yönetim merkezi ile Avrupa’daki satış ve mühendislik ofisleri için farklı ölçeklerde stratejik ve sürdürülebilir tasarım çözümleri geliştirmiş.

Ortaklaşa yürütülen geliştirme sürecinde DEGW ekibi, New York, Londra, Amsterdam, Paris, Münih, Madrid ve Milano ofislerinin yanı sıra yönetim merkezi kampüsünde, kullanıcılar ve birim yöneticilerinin olduğu fokus grup-lar yoluyla veriler elde etmiş. “Time utilization survey” (zaman kullanma ölçümü) adı altında bütünsel bir plan oluşturmak için farklı iş kategorilerinin liderleri ve çalışanlarla röportajlar gerçekleşirilmiş. Bir yıllık bir çalışmadan sonra DEGW bu süreç boyunca elde ettiği veriler ve uygulamalardan yola çıkarak tüm dünyadaki Googlecıların uyması gereken temel kuralları ortaya koymuş. ‘Google Global Design Guidelines’ denen küresel kurallar, tasarımdan güvenliğe, IT’den akustik ve malzeme kullanım tarzına tüm ölçeklere ve özel bölümleri olan tüm lokasyonlara uyarlanabilen çalışma yerleşimleri, birimler arasındaki komşuluk ilişkilerini, zeminler, binalar ve kampüsleri biçimlendirecek anahtar kavramları ve ilkeleri içeriyor.

Tüm araştırmaların ışığında Google’ın organizasyonel yapısına uygun, kurum ilkelerini ve kültürünü yansıtan, ortak çalışma alanlarının olduğu ve sosyal etkileşimi yüksek mekanlar yaratılmış. Google ofislerinde bireysel ve takım çalışmasına yönelik istasyonların yanı sıra minigolf, playstation ya da masa tenisi oynanabilen dinlenme alanları, sohbet mekanları olarak ‘mikro mutfaklar’ ve oturma grupları oluşturulmuş.

Google’ın karakterisitik renklerini taşıyan, küresel tasarım kurallarının ötesinde ofislerin yerel unsurlar da taşıması önemsenmiş. Esnek ortamların güzel bir örneği olan Amsterdam ofisinde, sirkülasyon alanları sokak esprisinde tasarlanmış. Çalışanlar bisikletiyle ya da evcil hayvanıyla iş ortamına gelme olanağına sahip. Çalıştığı ortamı kişiselleştirme eğiliminde olan insana aidiyet duygusunu kazandırmak ve ofisi ‘evcilleştirme’ amacıyla yapılan bir uygulama.

Londra ofisinde de sokak espirisi İngilizlerin tipik telefon kulübesiyle kendini gösteriyor; yine Google renklerini yansıtan bu ofiste ise ‘hareket kabiliyeti’ ön planda; personelin dizüstü bilgisayarlarla istenen yerde çalışılabilmesi sağlanmış. Münih ofisi, aydınatlmalarında ünlü Alman tasarımcı Ingo Maurer’in ikonik aydınlatmaları ve bisiklet gibi yerel unsurlar eklemiş. Madrid ofisinde çalışma istasyonlarının yakınına konan rahat oturma alanı, çalışana evindeymiş hissini veriyor ve sosyalleşmeyi destekliyor.

DEGW
1973 yılında İngiliz Mimar Frank Dufy’nin Luigi Giffone, John Worthingthon ve Peter Eley ortaklığıyla kurduğu DEGW, 11 ülkede ve toplam 13 noktada ofisleri olan uluslararası bir mimarlık, tasarım ve danışmanlık şirketi. Müşteri portföyünde Google, Philips, BBC, IBM, Intel, British Airways, Deutsche Bank, Shell, Le Monde, Shell, Bp gibi önemli markalar olan şirket, araştırmaya, tasarıma ve artı değer yaratmaya odaklanıyor. Şirketlere, kurumsal yapısına uygun ve çalışanıyla özdeşleşmiş, ihtiyaçları iyi anlaşılmış kendine özgün görsel dili yaratabilmiş çözümler sunan DEGW bankalar, finans kuruluşları, teknoloji şirketleri, medya ve otellerden oluşan geniş bir portföye sahip.

“Google ofisleri sosyalleşme yoluyla yaratıcılığı geliştirme fikrine dayanıyor.”
“Google ofisleri aslında insanların eksiksiz iletişim ve etkileşim kuracacağı, konfor içinde çalışacağı ve sosyalleşeceği bir ortam yaratma, yani sosyal bir mekan oluşturma ihtiyacından doğuyor. İnsan sosyal bir yaratık. Oysa biz günün büyük bölümünü kapalı mekanlarda, masa başında ya da toplantı odasında çalışarak ve iş üretmekle geçirmek durumundayız. Siz eğer bireye onun sosyal yönünü ön plana çıkaracak, keyifli, renkli, esnek ve ortak etkileşime açık mekanlar sunarsanız insanların verimliliği, üretkenliği ve yaratıcılığı da artar. ‘Değişim için tasarım’ mottosunu benimseyen DEGW, araştırma ve strateji geliştirme evrelerinden başlayarak tasarıma ve uygulamaya uzanan bir projelendirme süreci izliyor. Projelerde DEGW olarak estetik kaygılardan ziyade projeye nasıl artı değer katabileceğimizi düşünüyoruz. Bu yeni değerler yaratma çabasına en iyi örneklerden biri de dünyadaki Google projeleridir.

İş kültürü değişiyor; firmalar da artık bunu benimsemek zorunda. Ofislerde farklı birimler arasındaki sınırlar ortadan kalkıyor, hiyerarşi tanımı değişiyor, çalışma saatleri daha esnek. Zaman odaklı değil, performans ve verim odaklı bakmak gerekiyor. Sadece konfordan bahsetmiyorum, insanların performansını, verimini artırarak sosyalleşebileceği, insan odaklı ve aidiyet duygusunu güçlendirecek ortamlar yaratmak zorundasınız.

Londra kökenli DEGW mimarlık şirketinin çalışma yöntemi benzerlerinden farklı. Kapsamlı bir araştırma sürecinden sonra tasarım ve uygulama aşamasına geçiliyor. Psikologların ve sosyologların bulunduğu ekip araştırmayı yapıp strateji belirlendikten sonra gelen veriler değerlendirilerek tasarım aşamasına geçiliyor.”

DEGW’nun Türkiye’de ofis açma kararıyla, ofisin yönetimine geçen Ekrem Parmaksız, iç mimarlık ve çevre tasarımı eğitiminden sonra Domus Academy’de endüstriyel tasarım konusunda yüksek lisans yapmış. 12 seneyi aşkın süredir yurt içinde ve dışında meslek yaşamını sürdüren mimar, DEGW mimarlık şirketinin ‘değişim için tasarım’ düşüncesini tasarımdan uygulamaya yenilikçi projelerle yaygınlaştırmayı hedefliyor.


Etiketler: , , , | İlk yorumu siz yapın »

Sınırları Olmayan Bir Bilim Yuvası: Rolex Öğrenim Merkezi

7 Mayıs 2010 | Yazar: Eren Başağan | Konu: Mimari

Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne (EPFL) kampüsünde yerini alan Rolex Öğrenim Merkezi, Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa’nın mimarlık şirketi SANAA’nın sıra dışı mimari tasarımlarının son örneklerinden biri. 21. yüzyılda öğrenmenin ve bilimsel etkileşimin yeni biçimlerine göre tasarlanan merkez, radikal ve son derece deneysel bir bina olarak karşımıza çıkıyor.

EPFL kampüsünün yeni odağında yer alan bina, 88 bin metrekarelik bir alana yayılan süreğen bir strüktüre sahip. Çatı ve zeminin birbirine daima paralel gittiği dikdörtgen bir planı olmasına karşın nazikçe dalgalanan bir biçimde tasarlanması, yapıya organik bir biçim kazandırıyor. Bina birkaç görsel destekle, insanları bütün yönlerden merkezi girişe çeken açık alanın altında bir boşluk bırakılarak yere hafifçe dokunacak biçimde oturtulmuş.

Rolex Öğrenim Merkezi’nin içinde tasarımın dalgalı yapısı tarafından biçimlendirilen tepeler, vadiler ve platolar oluşturularak, binanın köşeleri görünmez kılınmış; mekânlar arasındaki bölünme de bu eğimlerle sağlanmış. Yapıda bir mekânla diğer bir mekân arasında hiçbir görsel bariyer bulunmuyor. Merdivenlerin yerini ise hafif rampa ve teraslar alıyor. Böylece farklı işlevlere sahip alanlar, açıkça ama duvarlarla bölünmeksizin bir diğerine yol veriyor. Ziyaretçiler, hafif dönemeçler, yokuşlar, kıvrımlar, dalgalar arasında geziniyor ya da gündelik asansör mantığında ama özel olarak tasarlanmış zarif şeffaf kutulardan oluşan “yatay asansör”lerden biriyle etrafı dolaşıyorlar.

Sosyal alanlar ve etkileyici bir oditoryuma sahip olan merkez, yükseklik farklarıyla yaratılan akustik açıdan ayrı, sessiz, sakin bölümler de sunuyor. Sınırlardan, bariyerlerden bağımsız olarak tanımlanan yapıda, yalnızca camdan hücreler ve duvarlı “baloncuklar”, küçük grupların bir araya gelmesi ve birlikte çalışması için bölmeler oluşturuyor.

Topografya, binanın esnek, açık planına stürüktürden kaynaklanan farklı büyüklüklerdeki boşluklarla sıra dışı bir akışkanlık kazandırmış. Bu boşluklar, camla kaplanarak yumuşak bir şekilde daireselleşen bir dizi terasa dönüşmüş. Sosyal alanları oluşturan teraslar, dışarıyla içeri arasında görsel bir bağ da sağlıyorlar. Yapının yüksek kısımlarından ziyaretçiler, yalnız kampüs alanını değil, Cenevre Gölü’nü ve Alp Dağları’nı da izleyebiliyor.

Rolex Öğrenim Merkezi’nde; 500 bin cilt ve 860 oturma ünitesini kapsayan Multimedya Kütüphane, 600 kişilik Çok Amaçlı Salon “Forum Rolex, 53 kişilik oturma ünitesi ve dış mekânıyla kafe-bar, 128 kişilik oturma ünitesi ve dış mekânıyla yemek alanı, ayrıca 80 kişilik restoran, Kariyer Merkezi, kütüphane görevlilerinin ofisleri, EPFL değerli kitap koleksiyonunu içeren bir bölüm, Öğrenci Birliği Ofisi (AGEPoly), Mezunlar Birliği Ofisi (A3), Eğitim Bilimi Araştırma Ofisi (CRAFT), Basım Yayın Ofisi (PPUR), banka (Credit Suisse), kitapçı (Lafontaine) ve 500 kişilik park alanı yer alıyor.

Bugün ve gelecekte binanın pek çok farklı biçimde kullanılmasına olanak sağlayacak bir esnekliğe sahip olan tasarımıyla Rolex Öğrenim Merkezi, insanların ziyaret etmek isteyecekleri bir mekan, bir nirengi noktası olarak ortaya çıkıyor. Bütün birlik ve çeşitliliğiyle Merkez, SANAA’nın proje yarışmasını kazandığı duyurulduğunda Kazuyo Sejima’nın söylediği gibi “sımsıcak bir kamusal alan” sunuyor.

Projenin Adı : Rolex Öğrenim Merkezi
Projenin Yeri: EPFL (Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne)
Proje Başlama- Bitiş Tarihi: 2007-2009
Açılış Tarihi: Şubat 2010
İnşaat Maliyeti: 110 Milyon İsviçre Frangı
İşveren: EPFL (Ecole Polytechnique Fédérale de Lausanne)
Proje Yöneticileri: Patrick Aebischer (EPFL Başkanı), Francis-Luc Perret (EPFL Planlama ve Lojistik Bölümü Başkan Yardımcısı), Vincent Joliat (Proje Yöneticisi)
Mimari Tasarım: SANAA- Kazuyo Sejima/ Ryue Nishizawa Yumiko Yamada, Rikiya Yamamoto, Osamu Kato, Naoto Noguchi, Mizuko Kaji, Takayuki Hasegawa,Louis-Antoine Grego
Arsa alanı: 88.000 m²
Taban Alanı: 20.200 m²
Kat Alanı: 37.000 m²
Kat Adedi: 2 (1 Bodrum kat ve 1 Zemin kat)
Müteahhitlik Hizmetleri: Losinger Construction SA (Bussigny, İsviçre)
Proje Yönetimi: Botta Management Group AG (Baar, İsviçre), Charles R. Botta (Başkan, CEO), Pierre Eller (Proje Müdürü)
Yerel Mimarlık Ofisi: Architram SA (Renens, İsviçre)
İnşaat Mühendisliği: B+G Ingenieure Bollinger ve Grohmann GmbH (Frankfurt am Main, Almanya), Walther Mory Maier Bauingenieure AG (Münchenstein, İsviçre), BG Ingénieurs Conseils SA (Lozan, İsviçre), Losinger İnşaat SA (Bussigny, İsviçre)
Mekanik Mühendisliği: Enerconom AG, HVAC Engineer (Bern, İsviçre)- Rolf Moser
Elektrik Mühendisliği: Scherler Ingénieurs-Conseils SA (Lozan, İsviçre)-Jacques Mühlestein
Cephe Danışmanlığı: Emmer Pfenninger Partner AG (Münchenstein, İsviçre)-Steffi Neubert
Akustik Danışmanlığı: EcoAcoustique SA (Lozan, İsviçre)-Victor Desarnaulds

SANAA ARCHITECTURE
Japon mimarlık firması SANAA (Sejima ve Nishizawa ve Ortakları), 1995 yılında Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa tarafından kuruldu. SANAA, başta Japonya olmak üzere, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda, İsviçre, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde birçok projeyi hayata geçirdi. Özellikle Nagano Japonya’daki O-Museum, Almere Hollanda’daki Stadstheater Almere “De Kunstlinie”, Kanazawa Japonya’daki 21. Yüzyıl Çağdaş Sanat Müzesi, Toledo ABD’deki Toledo Müzesi Cam Sanat Pavyonu, Essen Almanya’daki Zollverein School ve New York’taki New Museum gibi projeleriyle SANAA, Japon estetiğinin zarafeti ile alçakgönüllü, berrak ve sade ancak bir o kadar da görkemli tasarımlarıyla mimarlık dünyasına adlarını yazdırdılar. Mart 2010’da firmanın kurucuları Kazuyo Sejima ve Ryue Nishizawa, mimarlık alanındaki en prestijli ödül olarak kabul edilen Pritzker Mimarlık Ödülü’nü kazandılar.

www.rolexlearningcenter.ch


Etiketler: | İlk yorumu siz yapın »

Yeni Nesil Mutfaklarda Yaşam

7 Mayıs 2010 | Yazar: Selmin Ünver Eser | Konu: Dekorasyon Fikirleri

Artık yemek pişirme alanı olmanın yanı sıra farklı görevleri de üstlenen mutfaklar, günlük yaşamın her anına lezzet katıyor. Kimi zaman bir sohbet alanı olarak karşımıza çıkarken kimi zaman ise ufak aile davetlerine ev sahipliği yapan çağdaş mutfaklar, fonksiyonel dolap sistemlerinden saklama çözümlerine, oturma düzenlerinden malzeme ve renk seçimlerine kadar her detayı ile mutfak sanatını ritüele dönüştürüyor.

Farklı metrekarelere sıra dışı çözümler sunan yeni nesil mutfaklar, artık günümüz şartlarına uygun bir biçimde tasarlanarak kullanıcının tüm ihtiyacını karşılayacak mükemmellikle karşımıza çıkıyor. Eskiden sadece yemek yenilmek üzere kurgulanan bu mekanlar günümüzde metrekareleri büyüdükçe artık kahvaltı köşeleri, bistro oturma grupları ve daha birçok sıra dışı dekoratif detay ile aile bireylerinin birlikte keyifle zaman geçirdiği alanlara dönüşüyor.

Yaratım anlayışındaki fonksiyonellik ile dikkat çeken tasarımların yanı sıra minimal çizgilerin şık aksesuar kombinasyonları ile buluştuğu yeni nesil mutfaklarda yalın hatlar ön planda yer alıyor. Doğallığın ön planda tutulduğu günümüz mutfaklarında, ağırlıklı olarak tercih edilen yüksek kaliteli malzemeler arasında paslanmaz çelik ve alüminyumun yanı sıra meşe, kayın, ceviz ve kiraz gibi birçok ağaç çeşidi önde geliyor. Modern dolap içi kurguları ile kullanışlılığı da beraberinde getiren yeni nesil tasarımlar ile günümüz mutfaklarının belki de en önemli özelliği, mutfak gereçlerinin her an elimizin altında bulunabiliyor olması ve her biri için özel düşünülmüş yüksek teknoloji ürünü aksesuarlar. Kullanım alanının genişliğine göre biçimlendirilen mutfak tezgahlarında ise laminat, mermer, mermerit ve granit malzeme seçenekleri kullanıcıya geniş bir çeşitlilik sunuyor.

Depolama ünitelerinin önemli bir saklama çözümü halinde karşımıza çıktığı günümüz mutfaklarında tavana kadar yükselen tezgah üstü dolaplar artık her mutfağın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Eğer mutfağınız metrekare açısından uygunsa boy dolapları da kullanıcıya ideal bir kullanım fırsatı sunuyor. Mekana dekoratif objelerle renk katmak istiyorsanız bazı duvarlara açık raflar da monte edebilirsiniz. Büyük bir mutfağınız varsa yemek masasının üzerine modern hatlı sallantılı bir avize asarak mutfağınıza alışılagelmişin dışında bir görüntü kazandırabilirsiniz. Ancak ince uzun bir mutfağa sahipseniz tavana monte edilen karpuz avizeler kullanım açısından daha uygun olacaktır.

Eğer mutfakta zaman geçirmeyi sevmiyorsanız, mekanı dekore ederken işlevsel özelliklere sahip olmasına dikkat edin. Raylı kiler dolaplar ve döner sepet gibi dolap içi sistemler tercih edebileceğiniz ideal çözümler arasında yer alıyor. Eğer tercihiniz ahşabın ağırlıklı olduğu koyu tonlarda bir mutfaktan yana ise mekana canlılık katmak için açık renk raflar ve tencere ya da kupaları asabileceğiniz metal askılar ile mekanı hareketlendirebilir, tezgah ve tavan bölümündeki dolapların arasında açık tonlu seramikler kullanarak mekana canlılık katabilirsiniz.

Feng Shui ile mutfağınıza yön verin
Feng Shui’yi sembolize eden pratik yöntemler ile mutfak dekorasyonunuzdaki verimi arttırabilir ve ana hatları ile huzuru ve dengeyi evinize taşıyabilirsiniz.

Mutfak insanların şansını doğrudan etkileyen bir mekandır. Bu mekanı düzenlerken dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri ise elementlerin dengesidir. Örneğin; ocak veya fırın; su lavabo, buzdolabı ve bulaşık makineleri ile yan yana veya karşılıklı bulunmamalıdır. Mutfak kapısı tuvalet kapısı karşısında olmamalı, ocağın bulunduğu duvarın üzerinde pencere boşluğu yer almamalıdır. Yemek pişirirken ise arkanız mutfak kapısına dönük pozisyonda olmamalı ve mutfak salon veya yemek odasından aşağı seviyede bulunmamalıdır.

Yemek ve yiyecek, bereketi sembolize eder. Dolayısıyla mutfak, asla giriş kapısı yönünde yer almamalıdır, aksi takdirde bu bereketin kolayca kaybolmasını sağlayacaktır. Mutfağınızın, evinizin hangi cephesine baktığı da yine dikkat edilmesi gereken noktalar arasında yer alır. Mutfağınız evinizin arka cephesine bakmamalı ve Feng Shui’ye göre mutfak kapısı veya ocak karşısında merdiven bulunmamalıdır.


Etiketler: , , , | İlk yorumu siz yapın »