26 Ekim 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Ürün tanıtımı
Mobilya endüstrisine yenilikçi fikirleriyle öncülük etmeyi sürdüren Häfele, devrim niteliğinde kayar mekanizma sistemi Mobilus ile mekan algılarını alt üst ediyor; iç mekan tasarımında sınırsız ‘hareket’ olanağını ve ‘özgür alanları’ gündeme getiriyor.

plan1
Hareket kabiliyeti, mobilyanın işlevselliğini artırırken mekanlarda kullanıcıya ek depolama alanı kazandırır. Häfele’nin yenilikçi kayar mekanizması, ‘ağır yüklerin çok hafif bir dokunuşla en iyi biçimde kaydırılması’ fikrinden yola çıkarak geliştirildi. Yüksek ve ağır dolapların içlerindeki eşyayla birlikte çok az güç sarf ederek, sıra dışı bir yöntemle kaydırılabilmesini mümkün kılan ve mobilyaları ‘harekete geçiren’ Mobilus ile yaşam alanlarının daha verimli ve değişken biçimde kullanıldığı, tasarım odaklı mekan konseptleri geliştirilebiliyor: İki ya da üç dolap arka arkaya yerleştirilerek mekan derinliği daha iyi değerlendirilebiliyor; kimi mekanlarda gerektiğinde dolapların yatay eksende dönmesi ya da iki taraflı kullanılması da sağlanabiliyor. Bu kayar sistem teknolojisiyle, döner ve kaydırılabilir mağaza sergilemeleri, yatak odalarında gardırobun ardı sıra yerleştirilmesi ya da duvara monte kayar raflar gibi daha önce benzeri olmayan yaratıcı çözümlere ulaşmak mümkün.

Mobilus Kayar Mekanizma
Koridor tipi alanlarda, yan yana konan dolapların bu mekanizma sayesinde gerektiğinde iki yana kaydırılabilmesiyle yeni geçiş alanları oluşturulabiliyor ya da iki bölümlü dolaplarla her yönde optimum kullanım alanı elde edilebiliyor. Ağır mobilyaların ‘hareketlenmesi’, alanların çok daha verimli kullanıldığı özel ve genel kullanıma açık ortamlarda, tümüyle yeni ve ‘değişken’ mekan ve mobilya fikirlerine sınırsız özgürlük getiriyor.

Plan-2
Dolap üzerine monte edilen bilyeli raylar, basitçe zemine ya da duvara monte edilen taşıyıcı raylar üzerinde hareket ediyor. Kayar mekanizmayı süpürgelik içine gizlemek de mümkün. Hassas işçilikle üretilmiş parçalar, korozyona karşı dayanıklı olduğu için tozlu ya da ıslak mekanlarda da kullanılabiliyor. Häfele’nin yeni kayar mekanizmasını oluşturan taşıyıcı ve bilyeli rayların her biri 600 kg’ye kadar yük taşıyabiliyor. Uzun ömürlü bir kullanımı olan Mobilus kayar mekanizması, sadece 24-33 mm gibi son derece az bir yükseklik içinde çözümlenebiliyor.
Plan 1. Dolapların iki yana kaydırılabilmesini sağlayan Mobilus sayesinde, ek depolama alanı kazanılıyor.
Plan 2. Bu iki örnek plan, hareketli mobilyalarla ne kadar çok alan kazanılabildiğini gösteriyor. Akıllıca bir planlama ile Mobilus kayar mekanizma ile yüzde 36 oranında ek depolama alanı kazanılabiliyor. Üstelik her dolaba her zaman kolaylıkla ulaşılabiliyor. Bir mekanın Mobilus’un sağladığı bu avantaja ulaşabilmesi için 10 kat daha büyük olması gerekiyor.
Etiketler: aksesuar, depolama, dolap, donanım, hafele, kayar mekanizma, mobilus, mobilya | İlk yorumu siz yapın »
22 Ekim 2009 | Yazar: denizayseyazicioglu | Konu: Mimari, Tasarım
Hasta odaları, işlevsellik ve konfor açısından hem hasta hem de ona hizmet ve refakat eden kişiler için tüm beklentileri karşılayabilecek nitelikte olmalıdır. bu nedenle odaya ait donanımların boyut ve yerleşim mesafeleri, odanın rengi ve aydınlatma biçimi gibi birçok bileşen dikkatlice tasarlanmalıdır. ( Yrd.Doç.Dr. Deniz Ayşe Yazıcıoğlu Kadir Has Üniversitesi / Güzel Sanatlar Fakültesi)
İdealde hasta odaları tek yataklı olmasına rağmen, bazı koşullarda iki yatağa da çıkartılabilir. Ancak ister tek kişilik ister iki kişilik olsun hasta odalarında hasta ve ziyaretçiler için en önemli duygusal gereksinim yatağın etrafında konforlu bir biçimde oturulabilmesidir. Bunun için yatakla diğer mobilyalar arasında en az 75 cm bırakılmalıdır. Bu mesafe aynı zamanda yatağın her iki tarafına konulacak olan standart boyutlardaki medikal duvar üniteleri ve komodin için de yeterli olacaktır. Ayrıca bu şekilde yatak çevresinde rahat bir biçimde dolaşılabilecektir.
Hasta odası eğer iki kişilik tasarlanacaksa oda derinliği 500 cm’den az olmamalıdır. Her bir yatak bölümü için asgari 228 cm bırakılmalı, yataklar arasındaki mesafe ise 150 cm tutulmalıdır. İki kişilik oda için hastaların muayenesi esnasında gerekli olan bölücü perde yukarıdan asılacak biçimde, kenara toplanabilir olmalı ve kapatıldığı zaman yatakla arasında en az 45 cm kalmalıdır. Perdenin yerden yüksekliği ise ortalama 40 cm bırakılmalıdır. (Tablo 1)
Eğer alan müsaitse hasta yatak odaları tekerlekli sandalye kullanan bir hastanın ihtiyaçlarına da cevap vermelidir. Bu amaçla mobilyalar yerleştirilirken bırakılacak mesafeler tekerlekli sandalyenin rahatça manevra yapabileceği biçimde olmalıdır. Böyle bir oda içerisinde tuvalet tasarlanacaksa en az 107 x 183 cm’lik alan ayrılmalı ve tuvaletin kapısı dışa doğru açılmalıdır. Klozetten kol mesafesi kadar uzaklıkta ise tek ya da her iki tarafta tutamaklar konulmalıdır. Hasta odasında tuvalet için yeterli yer yoksa en azından el yıkamak için bir lavabo konulmalıdır. Bu lavabo tekerlekli sandalyenin girebilmesi için yerden 75 cm. yükseklikte monte edilmeli, önünde en az 70 cm. mesafe bırakılmalıdır. Lavabonun üzerine ayna ve raf konulacaksa yerden yüksekliği 100 cm olmalıdır. Tuvaletin odada olmadığı bu tür bir durumda hasta genel bir koridor alanına girmeksizin tuvalete ulaşabilmeli ve bir tuvalet en fazla dört yatağa hizmet etmelidir. (Tablo 2)
100 x 220 cm boyutlarındaki standart bir hasta yatağının odaya rahatlıkla sokulabilmesi için oda kapısının genişliği 117 cm’den az olmamalıdır. (Tablo 3) Kapının önünde ise 150 x 150 cm’lik bir alan bırakılmalıdır. Özellikle hijyenin ön planda tutulması gerektiği hasta yatak odalarında mobilyaların boyut ve yerleşim biçimi kadar kullanılacak malzemelerin cinsi de önemlidir. Bu tür mekanlarda mikrobik kirlenmenin kontrol edilmesi ve bütün yüzeylerin tamamen temizlenebilmesi için zemin ve duvarlarda ıslak vakumlama ve yıkamaya dayanıklı malzemeler tercih edilmelidir. Ayrıca bu malzemeler parçacık ya da elyaf döken bileşimde olmamalı, temizlik için kullanılan kimyasal maddelerden etkilenmemelidir. Hatta bu malzemeler mikroorganizma birikimini ve üremesini inhibe edebilmelidir.
Hasta yatak odalarında kullanılan malzemelerin rengiyle ilgili seçim yapılırken ise sert kontrastların yerine yumuşak tonlar tercih edilmeli, koyu olanlardan kaçınılmalıdır. Özellikle doğal elementleri temsil etmeleri nedeniyle mavi-turkuvaz, mavi-yeşil gibi kombinasyonlar bu tür mekanlar için ideal olacaktır. Ayrıca sakinleştirici özelliği nedeniyle açık leylak tonları da kullanılabilir. Islak hacimler ise küçük alanlar olduklarından daha geniş gösteren açık tondaki renkler tercih edilmelidir. Temizliği ve sağlığı çağrıştırması nedeniyle beyaz ve kırık beyaz ise bu tür alanlar için son derece uygundur .
Hasta yatak odalarının aydınlatmasında ise dimmer armatürler, tavandan yansıtılan endirekt ışıklar, başucu lambaları kullanılmalıdır. Özellikle tozu daha az barındırmaları nedeniyle gömme olan armatürler tercih edilmelidir. Islak hacimlerin aydınlatılmasında ise neme ve suya dayanıklı önü camlı ya da kapalı tipte olanlar kullanılmalıdır .
TABLO 1: PANERO, J. VE ZELNIK, M., (1979). HUMAN DIMENSION INTERIOR SPACE: A SOURCE BOOK OF DESİGN REFERENCE STANDARDS, WATSON-GUPTIIL PUBLICATIONS, NEW YORK.
ŞEKİL 2: PANERO, J. VE ZELNIK, M., (1979). HUMAN DIMENSION INTERIOR SPACE: A SOURCE BOOK OF DESIGN REFERENCE STANDARDS, WATSON-GUPTIIL PUBLICATIONS, NEW YORK.
ŞEKİL 3: PANERO, J. VE ZELNIK, M., (1979). HUMAN DIMENSION INTERIOR SPACE: A SOURCE BOOK OF DESIGN REFERENCE STANDARDS, WATSON – GUPTIIL PUBLICATIONS, NEW YORK.
Kaynaklar: [1] Panero, J. ve Zelnik, M., (1979). Human Dimension Interior Space: A Source Book of Design Reference Standards, Watson-Guptiil Publications, New York. [2] Karadayı, A., Aydın, K. Üçüncü, O. (2009) Hastane Riskli Alanları-Ameliyat Odası, Yoğun Bakım Birimi ve Sterilizasyon Birimi-Planlamasının / Tasarımının ve Tıbbi Atık Yönetiminin İnfeksiyon Açısından İrdelenmesi, Ulusal Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongresi. [3] Özbudak, Y. B., Gümüş, B.,Çetin, F. D.(2009) İç Mekan Aydınlatmasında Renk ve Aydınlatma Sistemi İlişkisi
Etiketler: Deniz Ayşe Yazıcıoğlu, hasta odası, işlevsellik, ideal hasta odası | İlk yorumu siz yapın »
14 Ekim 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Hafele'den Haberler, Ürün tanıtımı
Häfele mühendisleri, donanım, teknoloji ve malzeme deneyimlerini, bugün “insan odaklı” bir anlayışla tasarlanan sağlık yapılarının da hizmetine sunuyor. Yüksek sirkülasyonu ve karmaşık işlevleri olan mekanlar arasında iş akışını kolaylaştıran sistemler, hastaların olduğu kadar, personelin ve ziyaretçinin de yaşam kalitesini yükseltiyor. Donanımlar çağdaş hastanelerin yüksek güvenlik, hijyen ve verimlilik gereksinimlerini karşılarken, organizasyonu kolaylaştıran ürünler ergonomik çalışma ortamları yaratıyor.
Hastanelere önerilen tüm donanımlar ve ürünler, sağlık yapılarının gereksinimleri göz önüne alınarak geliştiriliyor. Yangına dayanımlı kapı donanımları, hastanelerde odalar arası ısı, hava ve ses izolasyonu sağlayan kapı altı giyotinleri, röntgen odaları ve tanı merkezlerine özel kilit sistemleri, aydınlatma çözümleri, doktor odaları ve danışma bankolarının ergonomisini artıran ürünler, refakatçi yatağı ve modüler çekmece sistemi bu örnekler arasında yer alıyor.
Doktor odaları ve danışma bankoları için monitör taşıyıcısı
LCD monitör taşıyıcısı Ellipta, polikliniklerde doktor odalarına ve danışma bankolarına uygun ergonomik çalışma ortamı yaratıyor. Ofis masalarında yüzde kırk oranında alandan tasarruf sağlayan Ellipta’nın özel yaylı sistemi sayesinde tek bir dokunuşla monitörün yeri değiştirilebildiğinden, hep aynı açıda oturmaktan kaynaklanan boyun ve sırt ağrıları da son buluyor. Bir adaptör sayesinde her Ellipta ayağına 2 monitör bağlanabiliyor. Ayrıca Ellipta’nın çalışma masasına kelepçelenen masaüstü priz ve iletişim paneline istenilen sayıda monitör bağlanabiliyor.
Dirsek yardımıyla bile açılan kapı kolları
Rozet içine entegre edilmiş, sarkmayı önleyici mekanizmalarıyla, paslanmaz çelik malzemeden üretilen kapı kolları, kapının dirsek yardımıyla bile rahat açılmasını sağlıyor. Özellikle hastanelerde kullanılan yangına dayanımlı kapılar için üretilen kapı kolları, özel normlara göre test edilmiş ve sertifikalandırılmış.
Dolap içi aydınlatma sistemleri
Aydınlatma sistemleri, gardırop açıldığında içindekilerin daha kolay ayırt edilebilmesini sağlıyor. Özellikle hastane odalarında ihtiyaç duyulan farklı seçeneklere sahip ışıklı askı boruları, hem askı hem de aydınlatma işlevini üstleniyor. Sensörlü olarak da kullanılan dolap içi aydınlatma sistemleri günde ortalama 3 saat çalışma ile 30 yıl ömre sahip.
Hastanelere özel kilit
Bu kilit, özellikle tamamen kapatılması gereken kapılar (örneğin röntgen odaları, tanı merkezleri, kayıt stüdyoları) için son derece işlevsel bir ürün. Kilit üzerinde yan yana bulunan iki ayrı barel deliği, iki ayrı yarım barel kullanımına; iki ayrı kol mili yuvası da, tek taraflı kol bağlantı mili yardımıyla 2 ayrı kapı kolu kullanımına olanak sağlıyor. Bu iki yarım barel ve tek taraflı kol sayesinde, bir taraftan diğer tarafa ses ve ışın geçişi de önlenmiş oluyor.
Hastanelerde yalıtım için, kapı altı giyotini
Hastanelerde odalar arası ısı, hava ve ses izolasyonunu sağlayan kapı altı giyotinleri, kapı kapandığında otomatik olarak kapı ile zemin arasındaki boşluğun kapatılmasını sağlayarak hava geçişini ve yangın durumunda hayati tehlike yaratan dumanın içeri girmesini engelliyor. Kapı kanadının altına açılan bir derze monte edilen kapı altı giyotinleri, bu sayede zemindeki eğikliği bile kapatarak güvenli kullanım sunuyor.
Refakatçi yatağı Belitec
Uzaktan kumandalı yataklı koltuk özelliği ile Belitec, hastanelerde refakatçiler için ideal kullanım olanağı sağlıyor. Özel mekanizması sayesinde uzaktan kumandayla açılıp kapanarak konforlu bir atmosfer yaratıyor. Ayrıca kumandada bulunan tek bir düğme ile dolabı yatağa çeviren ve daha sonra tekrar dolap görünüme döndüren sistem sayesinde kullanıldığı alanda ferahlık yaratıyor.
Modüler ve işlevsel bir çekmece sistemi
Modüler bir çekmece sistemi olan Pharma – Org, özellikle eczanelerde ve hastanelerde organizasyonu kolaylaştırarak sınırlı alanların daha efektif kullanılmasına olanak veriyor. İşlevselliğiyle ön plana çıkan bu sistem aranan ürünün hızla bulunabilmesini sağlayarak tasarruflu bir depolama çözümü sunuyor.
Küçük parçaların saklanması ve daha sonra hızlıca bulunabilmesini sağlayan sistemin montaj ve planlaması da basit. Farklı yükseklik seçenekleri ve dört çeşit çekmece derinliği bulunuyor. Çekmecelerin taşıma kapasitesi 25 kg. Mekanın tasarımına göre kullanılan çekmeceler ahşap, cam, kumaş, metal ya da plastikten üretilmiş klapelerle donatılabiliyor ve yine tasarıma ve kullanım amacına uygun, etiketlemeye olanak sağlayan mobilya kulplarıyla da bir bütünlük sağlanıyor.
Etiketler: özel kilit sistemleri, Dolap içi aydınlatma sistemleri, donanım, hastane, kapı donanımları, monitör taşıyıcısı | İlk yorumu siz yapın »
9 Ekim 2009 | Yazar: Benan Kapucu | Konu: Mimari, Söyleşi
“Hastane, tüm dişlilerin birbiriyle uyum içinde çalıştığı işleyen bir mekanizma gibi olmalı” diyor Lina Mimarlık’ın kurucu mimarı Aylin Şensoy. Başta Acıbadem hastaneleri olmak üzere, ağırlıklı olarak hastane projelerine odaklansa da mimarlık şirketi, turizm yapıları, ofis binaları, konut projeleri gibi mimarlığın her ölçeğinde işler üretiyor.
Hastane mimarisi, medikal planlamadan tıp teknolojisine, insan psikolojisinden malzeme ve renk bilgisine birçok farklı katmanı olan, yatayda ve düşeyde karmaşık ilişkiler ağının özel çözümler gerektirdiği bir uzmanlık alanı. Belli bir yapı konsepti üzerine medikal planlamadan başlayan tasarım süreci, iç mekan tasarımından ve detaylandırmaya kadar her aşamada titizlikle yürütülüyor.
Hastane projelerinde uzmanlaşan ve birçok Acıbadem hastanesini hayata geçiren Lina Mimarlık çalışmalarını Acıbadem Proje Yönetim Binası’nda ortak çalışma yöntemiyle sürdürüyor.
Firmanın kurucusu Aylin Şensoy, “Üç H üzerine proje üretmek istedim hep” diyor, “Hastane, hapishane ve havaalanı…” IDGSA Mimarlık Bölümü’nden yüksek mimar olarak mezun olan Şensoy, Vedat Dalokay ve Ertem Ertunga gibi usta mimarların yanında profesyonel yaşama atılmış. Yaklaşık 17 sene hocası olan Ertunga ile birlikte çalıştıktan sonra 2006’da ayrılıp kariyerini Lina Mimarlık olarak sürdürmeye karar vermiş. Aylin Şensoy, hastane mimarisi ve medikal planlama sürecine dair merak ettiklerimizi yanıtlıyor.
Medikal planlamaya nasıl yöneldiniz?
2000 yılının sonunda Acıbadem, hastane projesi için Ertem Ertunga’ya teklif getirmişti. Acıbadem Kadıköy ve Carousel’den sonra üçüncü hastanenin ‘premiere’ hastane olmasını istiyorlardı. Hastane projesi ile böylece tanışmış olduk. Önce araziyi önünüze getiriyorlar, proje istiyorlar tabii. İhtiyaç programı çıktı, bu dönem içinde proje sürerken Amerika’daki etkinlikleri takip etmeye; Amerika’nın mimarlar odasının düzenlediği Healthcare Facilities eğitimlerine katılmaya başladık. O sırada, Acıbadem’in anlaşmalı olduğu Harvard Medical School’dan da planlama konusunda eğitim almaya başladık.
Hasta, doktor ve personelin gereksinimleri, işletme planlaması -ki hastanelerin başarılı olması için o da çok önemli- ile personel sayısı maliyeti, nasıl azaltabilir ya da çoğaltılabileceği gibi… Hemşire bankolarının ve içerideki ekipmanların adetleri, yatak kapasitesine göre istasyon sayısının belirlenmesi ve optimizasyonu çok önemli. Optimizasyon formülünde 18 hastaya bir hemşire bankosu düşer. Hacimler farklı olabiliyor; 500 yataklı, 1000 yataklı.. V şeklinde ya da U şeklinde planlamalar girebiliyor.
Planlama süreci hangi noktadan başlıyor?
Hasta odaları katından, hasta sayısından başlıyor; o da sizin yatak sayınızı belirliyor. Önce hasta odaları yatak katını, servis çekirdeğini, ana sirkülasyon alanlarını, hastayı yormadan odasına götürecek koridor uzunluklarını ya da tur atması için gezi ve dinlenme alanlarının yaratılması gerekir. Refakatçı konusu da ayrı bir proje. Bizim memleketimizde her hastaya üç refakatçi düşüyor. O yüzden refakatçiye de önem vermeye, onlara alanlar yaratmaya başladık. Suit odalarda yatak odaları koyuyoruz refakatçi için. Özellikle, Maslak hastanemizde bu tip odalarımız çok fazla.
Sirkülasyon alanlarını hangi kriterlere göre belirliyorsunuz?
Hastanede görünenin arkasında hiç bilmediğiniz bölümler var. Poliklinik, röntgen, radyoloji bölümünün arkasında müthiş bir sanayi var, örneğin. Ayakta tedavi ile gelmiş olan hastanın, acilden gelen yataklı hasta ile çakıştırılmaması gerekir. Moral bozucu olmaması için… Sıradan bir tetkik yaptırmaya gelmişsiniz, acil servis vakasına tanık oluyorsunuz. Orada, entübe bir hastanın sedyeyle önünüzden geçmesi hiç hoş bir manzara değil. Özellikle buna çok dikkat ediyoruz. Emar merkezinde, ayakta tedavi hastası başka bir koridordan, yatakta tedavi hastası başka bir koridordan ya da acil hastası başka bir koridordan yönlendirilir.
Çakışmayan ya da ayrıştırmamız gereken; hem birbirine yakın hem de birlikte olmaması gereken programlar, medikal planlamanın en önemli noktaları. Acil hastasını da iki tipte planlıyoruz. Ufak düşme, aşı gibi vakalarla, ağır yaralıların, canlandırmaya muhtaç hastaların da girişlerini aynı yerden yapamazsınız. Ayrı bölümlerde teşhisleri konur ama kimse birbirini görmez.
Medikal planlama, matematiksel hesap gerektiriyor anlaşılan…
Yatayda ve düşeyde tamamen matematiksel hesap gerektiriyor, üstteki ve alttaki bağlantıların birbirine yakın olması gerekir. Önce şema balonlarıyla tüm bu ilişkileri kurguluyoruz. Doktorlar için de özel planlama var; doktoru bir yerden sonra görünmez adam haline getirmeniz, onun dinlenme alanlarını yaratmanız lazım. Özellikle ameliyatları saaterce sürebilen beyin cerrahisinde çok mühim bunlar. Genellikle bodrum katlarında düzenlenen ameliyathanelerde doktorların dinlenebileceği bir ışık bantı açmaya çalışıyoruz.
Jinekoloji bölümü de özel bir planlama gerektirebiliyor. Kadın doğum uzmanına muayeneye geldiklerinde görünmek istemeyen, çekinen kadınlarımız var. Buna çare bulmak için jinekoloji bölümünü iki ve üç koridorlu yaptık. İki kapısı olan, aradan muayene odasına açılan görüşme odaları yaptık. Doktor refakatçıyı muayene odasına almıyor, etik olarak burada sadece hastasıyla paylaşması gerektiğini paylaşıyor. Bu gibi şeyler insanların yaşanmışlıklarından yola çıkıyor İki bölümlü bir muayene odası dünyanın hiçbir yerinde yoktur.
Belirlenmiş bir formül var mı, yoksa her yeni hastanede bu ilişkiler ağını yeniden mi kurguluyorsunuz?
Her hastane için yeniden yapılıyor. Sıfırdan planlarken yaptığımız tasarımlarda çok daha serbestiz. Yatay ve düşey platformlarda kriterlerimizi ve kalıplarımızı uygulamak için tecrübelerimizden de yola çıkarak daha rahat oturtuyoruz. Ama mevcut bina içinde planlama yaparken çok zorlanıyoruz. Normalde belli bir kumaşınız vardır, terziye gidersiniz ve dersiniz ki “Benim bedenime göre bu elbiseyi dik.” Ama kimi zaman da işler tersine işliyor. “Bu bedeni bu elbiseye sığdır” deniyor.
Maslak projesi, bunun en iyi örneği. Bu proje aslında 2001’de bitmişti örneğin. O esnada hastanenin kurulacağı arazi üzerinde mikrocerrahi hastanesi olarak yapılmış bir bina vardı ve Anıtlar Kurulu korunmasını öngörüyordu. Biz de kriterlerimizi, oda ebatlarımızı uyarladık; takviyelerle o binayı hastane haline getirdik. Farklı bir cepheyi resmen giydirdik ve projeyi böyle oluşturduk. Anıtlar Kurulu’na sunduğumuz projeyi sit alanının öngördüğü şekilde planlamıştık ama içine konması istenen program ve cihazlar için o bina yeterli olmadı. Radyoterapi bölümünün boyutları 12 metreye 25 metre örneğin, bu da çok büyük bir alan.
Beton dökülerek 2.5 metrelik duvarlarla çevriliyor. Astarı yüzünden pahalı çıkmaya başlayınca “yıkalım” dediler. Ama gelin görün ki bina kontürü öyle onaylanınca, bambaşka prosedürlere girmemesi için yeni binayı o kontürün içine yapmak zorundasınız. Aslında bina aysberg gibidir. Bodrum katları 7500 metrekareden başlar, yukarıda 2000 metrekareye doğru küçülür.
Bu süreçte, iç mekan tasarımı ne zaman devreye giriyor?
Hastaneyi Acıbadem Proje Yönetimi’nin teknik ve mimar danışmanlarıyla beraber avan projede bitiriyoruz, bütün medikal elemanlar da ekilmiş oluyor. Cihazlar da sürekli yeni teknolojiyle birlikte değişiyor, onu da göz önüne almak zorundasınız. Bütün bu bilgiler ekilip avan projeyi çıkardıktan sonra, mekanların adının ne olduğu, kaç metrekare olduğu yazılıyor. İdari birimlerin isteklerini, tecrübeyle sabit bazı bilgileri de projeye ektikten sona kontrol ediliyor, onlarla beraber masaya oturuyoruz.Bazen proje çok ufak revizyonlarla değişiyor, bazen kat değişikliklerine kadar gidiyor. Avan projeden sonra iç mimari, mekanik ve elektrik donanımı devreye girer.
En altta mimari, üstte statik, elektrik aydınlatma planı, döşeme planı, mermer planı, duvar planı bilgisayar çizimlerinde, hepsinin bir ağ şeklinde üst üste gelmesi gerekiyor.
İşleyen bir makina gibi, öyle değil mi?
Hastanenin arkasında tam bir sanayi var, o mekanizmanın bütün dişlilerinin birbirine uyumlu bir şekilde dönmesi lazım. Mimarisinden son detayına insanı kucaklayan bir yapı olmalı.
Röportaj: Benan Kapucu Portre: Mustafa Nurdoğdu
Etiketler: Aylin Şensoy, Hastane mimarisi, iç mekan tasarımı, medikal planlama | İlk yorumu siz yapın »
7 Ekim 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Tasarım
Zaha Hadid Architects, Manchester Sanat Galerisi’nde Johann Sebastian Bach’ın duyarlı müziğinin solo performansları için bir konser salonu tasarladı. Hadid’in tasarımında dev bir kurdele odanın etrafında dönerek, Bach armonilerinin hacimsel ve görsel karşılığı olan bir mekan yaratıyor.
Kurdele sahnedeki sanatçının üzerinde kıvrılıp, zemine doğru alçalıyor; dinleyicileri kuşattıktan sonra, “müzik kutusu” etrafında yükselen, kesişen ve birbirinin üzerinden kayan akışkan alanlar oluşturuyor. “Biçimsel ve strüktürel mantığın bütünleştirilmesiyle ortaya çıkan tasarım, Bach’ın eserlerinin çeşitliliğini anlatıyor” diyor Hadid, “Basit, kumaştan kesintisiz bir kurdele kendi etrafında dönüyor ve katmanlı mekanlarla hem sahnedeki sanatçıyı hem de izleyicileri koza gibi sarıyor.”
Manchester Ulusararası Festivali için özel tasarlanan salon, yapım süreci, ölçeği, akustik ve yapının form ilişkisi açısından oda orkestrası salonu kriterlerine göre tasarlanmış. Kurdelenin sarılmasıyla elde edilen mekanın katmanları küpeşte kalınlığından oda büyüklügüne dek esneyebiliyor.
Geçirgen kumaştan yapılan kurdele, tavandan çelik bir strüktürle asılı; kumaş strüktür çevresinde gerilirken kesintisiz ama değişken bir ritim sergiliyor. Kumaş zarın arkasında kalan şeffaf akrilikten akustik paneller sesi sahne üzerine yansıtıp sonra mekana yayıyor. Kurdele konserin akustik deneyimini yükseltirken, mekansal olarak sahneyi, izleyici bölümünü ve geçiş alanlarını da belirliyor.
www.zaha-architects.com
Etiketler: konser, Manchester Sanat Galerisi, Zaha Hadid Architects | İlk yorumu siz yapın »
5 Ekim 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Tasarım

BMS, ilk kez Milano Triennale Design Museum’da sergilenen “Mezzo terra Mezzo mare” Enstalasyonu’nu İstanbul’a getirdi. Love Dıfference – Akdenizler Arası Politika İçin Sanat Akımı çalışmalarını desteklemek amacıyla, Alias, Michelangelo Pistoletto ve Juan E. Sandoval işbirliği ile gerçekleştirilen “Mezzo terra Mezzo mare” (Kara ve Deniz Arasında) Enstalasyonu, İstanbul Desıgn Weekend kapsamında, BMS’nin Etiler mağazasında sergilendi.
Proje, bir “deniz, sanat ve tasarım” hikâyesi. İtalyan mobilya tasarım şirketi Alias ve Sanatçı Michelangelo Pistoletto gibi iki yaratıcı ilk kez, eşsiz bir projede güçlerini birleştirdiler. Michelangelo Pistoletto ile Sanatçı Juan E. Sandoval, Riccardo Blumer’in Alias için tasarladığı laleggera koleksiyonundan 248 sandalyeyi altı farklı denize boyadı. Su kenarına konumlanmış yarısı suda yarısı karada laleggera sandalyeler, altı denizle ilişkisi olan jeo-kültürel farklılıkları vurgulamak için değişik renklerde el ile boyandı: Farklı kültürler arasındaki entegrasyonun bir sembolü olan Akdeniz, Baltık Denizi, Karayip Denizi, Çin Denizi, Karadeniz ve Kızıldeniz bir araya geldi.
BMS’nin Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Işık sergiyi “Geçmiş ve gelecek arasında Akdeniz tasarımları’ denince İstanbul, akla gelen ilk dünya şehirlerinden biri. ‘Mezzo Terra Mezzo Mare” gibi jeo-kültürel farklılıkların sembolü bir enstalasyonu İtalya’dan sonra ilk kez Türkiye’ye getirdiğimiz için çok mutluyum. İstanbul’un, sanat ve tasarım buluşmalarıyla sürekli bir arada olması gerektiğini, bunu hak ettiğini ve ileride daha büyük ilgi göreceğini düşünüyorum” sözleriyle ifade etti.
Pistoletto’nun projesinde ‘laleggera’ çağdaş bir klasik olmanın ötesinde, doğal bir kanvas görevi üstleniyor. Pistoletto’nun hayal dünyasında bu kült sandalye, deniz kenarında bir kayanın üstündeki çocuklar gibi üzerine oturup ayaklarımızı suya sokacağımız bir objedir; suyun diğer kıyısında ise benzer fakat farklı kültürden biri aynı denize ayaklarını sokar. Sanat ve tasarımı birleştiren bu proje bizi farklı kültürel kıyılarda oturmaya davet ediyor. Toprak ve su arasında sınırı oluşturan bu sandalyeler geleceğe yönelik olumlu duygular hissetmemize yol açıyor.
Projeden elde edilen gelir, kâr amacı gütmeyen “Love Difference, Akdenizler Arası Politika ve Kültürler Arası Diyalog Sanat Akımı” Organizasyonu’nun 2009-10 etkinliklerini desteklemek için kullanılacak.
Etiketler: koleksiyon, proje, sergi | İlk yorumu siz yapın »