Camın mimaride kullanımı bin yıldan fazla bir zamana dayanır. Ortaçağ Avrupa’sında sadece kiliselerde kullanılırken daha sonra 17. ve 18. yüzyıllarda yerini cam evlere, 19. yüzyılda da kristal saraylara bıraktı. 20. yüzyıla gelindiğinde ise kamuya açık binalarda kullanılmaya başlandı ve ilk örneklerinden birini 1938’de Peutz tarafından Hollanda Heerlen’de inşa edilen Cam Saray’da görebiliriz.

Mimari bilimsel olarak kesin sonuçlarla tanımlanamaz. Mimarinin temel olan ve onu ölçülemez, kesin bilgilerle tanımlanamaz kılan özelliği ise yapının hem tek tek ve ayrı parçalardan hem de ortak parçalardan oluşan bir bütün olarak ifade edilmesinden kaynaklanır.

hafele3
Yeni mimari yaklaşımlar endüstriyi kışkırtarak yeni malzeme ve ürünlere yöneltmiş, böylece tasarımcıları da mimari olanaklar ve potansiyeller konusunda biraz daha cesaretlendirilmiştir.Bu mimari hayal gücünün sınırları konusunda kayda değer bir aşamadır. Öyle ki, tasarımcıyı daha da cesaretlendiren ve özgür kılan bu dönüm noktasının ana teması saydamlık ve onun en baskın imgesi camdır.

Yirminci yüzyılın son çeyreği içerisinde cam kullanılarak gerçekleştirilen çatı ve cephe sistemleri göz önüne alınırsa birçok değişikliğin yaşandığını fark ederiz. Şu da bir gerçek ki, camın yoğunlukla ana eleman olarak kullanıldığı yapı sistemleri gelişecek ve modern mimarideki bugünkü etkisini daha da arttırarak sürdürecektir. Mimaride böylesi bir karakter değişiminin öncelikli olarak değerlendireceği unsurlar ise birkaç başlıkta toplanabilir.

hafele-13

Enerji tüketiminde tasarruf, ışık, radyasyon ve gürültü konularının değerlendirilmesinde kontrolü biraz daha elde tutarak konfor sınırlarını daha yukarıya taşımak ve en son bina cephelerinde bütünsel bir saydamlığı sağlayacak olan minimalizm.

Saydam teknoloji, camın yapısını yumuşatarak ve yaratıcı bir mühendislik tekniği kullanarak binanın yapısını, kablo düzenini doğrusal olmayan bir metotla birleştirmekten oluşur. Hem tasarımcılar hem de bu endüstrinin içinde olanlar kendilerini bu yeni tekniğe adapte etmeye çoktan başladılar bile.