Aydınlatma tasarımı olarak adlandırılan bu uzmanlık alanı, tekniğin yanında yaratıcı ve estetik öğeleri de içinde barındırır. Bir profesyonel aydınlatma tasarımcısının bilgileri, iç ve dış mekân olarak ayrıştırılmaz, çünkü onun uğraşı alanı sadece yapay ışık da değildir, aynı zamanda çevremizdeki doğal gün ışığı ile de yakından ilgilenir…

Aydınlatma ve Mimari
Meydanlar, anıtlar, parklar, heykeller vb. kentsel değerlerin aydınlatılması söz konusu olduğunda ‘aydınlatma tasarımı’ kavramının önemi artıyor. Kent dışında kalan yollar, kavşaklar, karayolu tünelleri, uçak pistler gibi yerlerin aydınlatılması bunun dışında kalır. Bir aydınlatma projesi tasarlanırken öncelikle mimari ya da kentsel özelliklerin incelenmesi gerekir. Oluşturulacak aydınlık bir yandan mimari karakter ve kullanışa uyarken, bu aydınlığı sağlayacak ışık kaynakları da olabildiğince mimari ile bütünleşmeli, biçim, gereç, renk ve konum bakımından mimariye uyum sağlamalıdır. Uyum çalışması yapılmadan ileriki aşamalara geçilmemelidir, yapılacak tasarımın temel verilerinin oluşturulmasını yönlendiren ve biçimlendiren bu çalışmadır. Bu bakımdan, mimaride aydınlatma söz konusu olduğunda temel unsurlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

Aydınlatma elemanlarının konumlanmasında işlevselliği açısından gereklilikleri karşılanmalıdır. Işık kaynağının konumu ve gözle ilişkisi hayli önemlidir. Bir yüzeyde girinti ve çıkıntıların algılanması önemlidir. Tüm üç boyutlu alanlarda dokunun hâkim algısı yansıtılmalıdır. Bakılan, odak alan çevre alandan daha aydınlık olmalıdır. Büyük karşıtlıklar, küçük karşıtlıkların görülebilmesini engeller. Bu kural renk konusu için de geçerlidir. Aydınlatmada aydınlatan ışığın rengi ile aydınlanan nesne ve yüzeylerin renkleri arasındaki ilişkiler çok önemlidir. Yapı yüzeyi etüt edilerek, buradaki devingenliği vurgulayacak ve mimari anlatımı belirginleştirebilecek yeterli ışıklılık ayrımları yaratılmalıdır.

Aydınlatma tasarımı, bir anlamda mimari tasarım gibi gerçek gereksinimleri karşılamaya yönelik ve aydınlatma tekniğine dayalı olarak, özgün bir aydınlatma düzeninin oluşturulması şeklinde tanımlanabilir. Bu tanımda, belli bir aydınlatma tasarımında konunun teknik yönü yanında sanatsal ve mimari yönü olmak üzere iki ayrı boyutunun olduğu açıkça ortaya konulmaktadır. Mimari tasarım nasıl belli aşamalarla gerçekleşiyorsa, aydınlatma tasarımı da aynı şekilde onu izlemelidir. Bu aşamalar sırasıyla Ön tasarım, Tasarım ve Uygulama projesi olarak ele alınır. Ön tasarım, mimari açıdan bir hazırlık evresi olup, mimari tasarım konusunun özelliklerine göre doğal ve yapma olarak tüm verilerin, konu ile ilgili yasa ve yönetmeliklerin değerlendirildiği, her yönden belirli ilke ve kararların verildiği bir aşamadır.

Aydınlatma Tasarımcısı Kimdir?
İç mimaride, zamanla önem kazanan aydınlatma sistemleri, mekânla uyumunu artırarak ve günümüz tasarımcılarının yaratıcılıklarıyla aydınlatmanın ötesine geçerek sanatsal birer objeye dönüştü. İç mimari uygulamalarda aydınlatma önemli bir faktördür. Yaşadığımız mekân iyi aydınlanmıyorsa en başta algı zorlaşır, uyku düzeni bozulur ve ayrıntılar yok olur. Aydınlatma sorununa önem veren iç mimarlar, artık mekân-aydınlatma ikilisini birlikte düşünerek proje uygulamaları yapıyor. Aydınlatma tasarımı olarak adlandırılan bu uzmanlık alanı, tekniğin yanında yaratıcı ve estetik öğeleri de içinde barındırır. Bunun yanında, bir profesyonel aydınlatma tasarımcısının bilgileri, iç ve dış mekân olarak ayrıştırılmıyor. Çünkü onun uğraşı alanı sadece yapay ışık da değildir, aynı zamanda çevremizdeki gün ışığı ile de yakından ilgilenir. Bu özelliği ile endüstrinin planlama çalışmalarını bedelsiz olarak hazırladığı yapının her zaman dışında kalır. Tasarımını gerçekleştirirken yegâne amacı doğru ışığı planlamaktır. Dolayısıyla, bu açıdan bakıldığında aydınlatma tasarımcısı aydınlatılan çevrenin bütünüyle ilgilenir.

Görsel olarak amaçlanan yapıyla ve aydınlatma sisteminin bakımıyla ilgili beklentilere yanıt verecek şekilde çalışmalarını yapar. Bir insanın aydınlatma anlamındaki yaşam kalitesini oluşturacak olan görme duyusu ile ilgili fizyolojiyi çok iyi bilerek ve bu bilgileri hep göz önünde tutarak, mimarinin şekline ve işverenin mekânla ilgili fonksiyonel beklentilerine uyan atmosferi gerçekleştirecek şekilde düşünce yapısını kurar. Ayrıca bir aydınlatma tasarımcısının dikkat edeceği diğer önemli noktalar da, aydınlatılan mekânın mimari özelliklerini ortaya çıkarmak, gereken durumlarda enerji tasarrufu sağlayabilmek ve çevrenin korunmasını her zaman ön planda tutmaktır. Mimari aydınlatma tasarımcısı, hem teknik, psikolojik ve fizyolojik araştırmalardaki en son gelişmelerle, hem de kendi planlama amaçlarıyla doğrudan ilişkisi olan alanlardaki yöntemlerle ilgili köklü bilgilere ve ustalığa sahiptir.

Aydınlatma tekniği alanında ise hali hazırdaki çeşitli ışık kaynaklarını ve onların özelliklerini, lambaları, milli yönetmelik ve normları (çevre koruma yönetmelikleri ile birlikte) çok iyi bildiği gibi bir aydınlatma projesi ile ilgili ekonomik beklentiler konusunda da geniş çapta bilgiye sahiptir.

Profesyonel aydınlatma tasarımcıları şüphesiz ki yaratıcı, sanatçı ve hatta kimi zaman şair ruhlu kimselerdir. Çünkü ışık planlamasında başarılı sonuçlar elde etmek için olaya sadece tek yönlü bir eğitimi kullanarak bakmak yeterli olmamaktadır. Aydınlatma tasarımcısı, aydınlatma tekniğindeki birimlerin, ölçülerin ve ölçme usullerinin nasıl kullanılacağını ve bu bilgilerle nasıl çalışılacağını iyi bilir. Bazı tasarımcılar mimari alanda yetişmişlerdir, bunun yanında, bazıları ise eğitimlerini tiyatro alanında ya da elektrik mühendisliği konusunda ya da daha farklı alanlarda almış olabilirler. O, görme olayının psikolojisini ve fizyolojisini anlar; gözün nasıl çalıştığını, insanın çeşitli ışık durumlarına nasıl tepki verdiğini, mekanı algılama ve renk-kontrast efektinin neler sağlayabileceğini iyi bilir.

Bağımsız aydınlatma tasarımcıları, insanların, aydınlatmanın çeşitli tonları oluşurken ışığa, ısıya ve rengin yansıtılmasına verdikleri tepkilerde, kültürel ve coğrafi kökenli faktörlerin rol oynadığının ayırdında olarak sık sık kendi ülkeleri dışındaki ülkelerdeki farklı yaklaşımlardan haberdardır. Bu, tasarımcının aydınlatma konusundaki ufkunun ve algısının daha da genişlemesine neden olur.

Aydınlatma tasarımcısının mesleği şüphesiz ki öncelikle teknik bir meslektir ama bilinen en önemli gerçek şudur ki; mimari planlama, sırf teknik planlama kavramının çok ötesindedir. İçinde yaşanılan ve çalışılan mekânların etkisini daha da kuvvetlendirici tasarım taslaklarını geliştiren aydınlatma tasarımcısının, bu anlamda hem yaratıcı hem de sanatçı bir yönü vardır. Doğaldır ki mimariyi de her zaman göz önünde bulundurur, hatta bunun da ötesine giderek ışığın mimari üzerindeki görsel etkilerini hayal gücüyle canlandırır. Bu arada, ışığın mimarinin dördüncü boyutu olduğu da, akademik anlamda kabul gören geçerli bir görüş. Burada belirli ışık miktarlarının tavsiyelere göre üretilmesinden daha karmaşık bir konu söz konusu.

Aydınlatma tasarımcısı, bu bağlamda, hem ışığın etkilerini ve buna ait materyallere, hem de ışık ve onun kullanılış tarzı hakkında geniş bilgilere sahip bir uzmandır. Eğer hazırlanan projelerin başarılı olması, projeden yararlanacak kimselerin kendilerini yaşadıkları ve çalıştıkları ortamda iyi hissetmeleri ve mimarinin en etkileyici şekilde yansıtılması ve gösterilmesi gerekiyorsa, aydınlatma tasarımcısının projenin başlangıcından itibaren mutlaka projelere katılması gereklidir.