Türkiye’de giderek yükselen bir sektör haline gelen yat tasarım ve üretimi, Türk tasarım ve üreticilerin Avrupa ülkeleri içerisinde konumlarını güçlendiriyor. Avrupa’ya olan coğrafi yakınlığı, üretim kalitesi ve el işçiliğinin diğer Avrupa ülkelerine göre daha düşük maliyette olması Türk üreticilerin avantajlarından bazıları. Buna karşın sektörde yetişmiş eleman eksikliği ve malzeme açısından dışa bağımlılık bu sektörün gelişmesine engel olan faktörler arasında.

Scaro Design’ın sahibi tasarımcı Selçuk Koçak’ın da söylediği gibi, yat tasarımı konusunda bir kişinin yetişmesi yaklaşık 2 sene sürebiliyor Türkiye’de bu sektörde faaliyet gösteren birkaç firma var ve eleman yetiştirmenin zorluklarından dolayı da bu sayının pek de hızlı artacağı söylenemez. Yat alanında ise bugün başta Tuzla olmak üzere, Gebze, Bodrum, Antalya ve Bursa’da dünya çapında üretim yapılıyor. Antalya’da üretilen ve sergilendiğinde tüm dünyanın bakışını üzerinde toplayan Peri Yacht’ın Quantum adlı yatı, Tuzla tersaneler bölgesinde bulunan Yıldız Tersanesi’nde üretilen Malta Şahini adından söz ettiren yat tasarımları arasında. Sanko Holding’e bağlı Vicem Yacht ise, tümüyle müşteri isteğine göre tasarlanan yatlarıyla ultra lüks yat fuarlarında ilgi ile karşılanıyor.

Tuzla bölgesinin en büyük kızaklarından birine sahip, RMK Marine, 30 bin DWT ve 180 metreye kadar ticari gemiler, 80 metreye kadar süper yatlar inşa ediyor. İşadamı Ömer Malazlar’ın İspanya Kralı ve Cavalli’nin tasarımcısıyla çalışıp ‘Numarine’ markasıyla ürettiği yatlar, köklü birçok firmayı geçerek Avrupa’nın en iyileri arasına girdi bile.

Tasarlanan yatlar keyif, lüks ve eğlence amaçlı olmalarıyla birlikte sahiplerine güç ve iktidar hislerini de yaşatıyor. Bazılarına göre bir deniz tutkusuyla başlayan bu hikaye zenginliğin simgesine dönüştü. Teknolojinin tasarımla bütünleştiği bu alanlarda, tasarım özellikleri ise kullanım amaçlarına ve hangi denizlerde yol alacağına göre değişebiliyor. Örneğin Boğaz gezintisi tasarlanan bir teknede, rahat manevra kabiliyeti göz önünde bulunduruluyor; seyre izin veren geniş camlar tercih ediliyor.

Yat tasarımlarını şekillendiren bütçenin yanında boyut, sürat isteği ve müşterilerin beklentileri. Selçuk Koçak söyleşimizde, “Yat satın alabileceğiniz en büyük oyuncak ve lüksün son noktası” derken aslında müşteri beklentilerinin sınırsızlığını da özetliyor bu sözlerle. Güneşlenmek, jet ski yapmak veya partiler vermek amacıyla tasarlanan teknelerin bu ihtiyaçlara cevap verebilecek detaylara sahip olması gerekiyor. Bununla birlikte uluslar arası düzeyde kabul görmüş bazı standartlar da var elbette. İç mekanda kullanılan mobilyaların köşeli hatlara sahip olmaması, yerlerin kaymasını önleyen malzemelerin kullanılması, değişikliğe gereksinim duymayan yatak, gardırop gibi eşyaların sabitlenmesi ve tekne içindeki dar alanlarda duvarların yumuşak bir malzemeyle kaplanması gibi.

Tasarım ve projelendirme süreci ise bir hayli detaylı ve uzun. 30 metre bir teknenin tasarımı ve üretimi ortalama 1-2 yıl sürebiliyor. Müşterinin verdiği brief üzerine tasarım eskizleri ortaya çıkıyor ve bu süreci takiben teknik ve üretim ekibi tasarıma işlev katarak projeyi ortaya çıkarıyor. Örneğin 70 metrelikbir teknenin sadece tasarımı 1 senede tamamlanabiliyor.

Her geçen gün artan ilgi ile izlenen yatlar, pahalı oyuncaklar arasında ilk sırada yer alıyor. Türkiye’de her geçen gün artan ilgi, ülkemizde çok yeni olmasına rağmen, bu konuda çalışan tasarımcılarımızın aldığı ödüller genç tasarımcıları giderek bu alana çekiyor. Özellikle son yıllarda dünyada adından söz ettiren Türk üretimi yatlar, Avrupa’ya yakın konumu itibari ile Türkiye’yi çekim merkezi haline getiriyor. Bu talep ister istemez yat tasarımına olan ilginin artmasına ve bu konuda özgün işlerin üretilmesine ön ayak olacak, belki de üniversitelerin iç mimarlık, mimarlık, endüstriyel tasarım bölümleri yanı sıra tekne tasarımı bölümü, en azından yüksek lisans bölümleri açılmasına ön ayak olacaktır.

Yat tasarımı alanında özgün işler üreten tasarımcılardan aldığımız cevaplar, yat tasarımının Türkiye’deki gelişimini ve konumunu belirleyici nitelikte olmasa da bu alanda önemli bir yoğunlaşma olduğunu gösteriyor. Bu yoğunlaşma da üretimde ve yatırımda yaşanan canlılığın başarı olarak geri dönüşü ve motivasyonunun bir sonucu.