“Her yatın özgün bir karakteri olması için çalışıyoruz. Bir tasarım ofisini farklılaştıran da budur.”

Selçuk Koçak, Türkiye’de henüz gelişim sürecinde olan yat sektöründe tasarım yapan ender isimlerden biri. ODTÜ’de makine mühendisliği okurken endüstriyel tasarım bölümüne geçen tasarımcı, bir tasarım yarışması için Tuzla’da bir tersanede epoksi malzemeyle otomobil gövdesi yaparken teknelerin dünyasına girmiş. Tekne çizimleriyle Tuzla çevresinde geçen iki yıldan sonra, kendi tasarımlarını yapmaya başlayan tasarımcı, bugün Scaro Design bünyesinde çalışmalarını sürdürüyor. Selçuk Koçak’a göre yat, “satın alınabilecek en büyük oyuncak ve lüksün son noktası.”

Türkiye tekne tasarım ve üretiminde son 10 yılda büyük gelişim kaydetti. Bunun devamı gelir mi sizce? Çin’in yüzde 50 pazar payına sahip olduğu bir pazarda Türk üreticiler başarılarını kanıtlayabilecekler mi?
Türkiye’nin tekne sektöründe başarılı olmasının birçok nedeni var. 25-30 metre üstü teknelerde imalatın yüzde 60’a yakın bölümü insan gücüne dayanıyor. Türkiye’de işgücü Avrupa’ya kıyasla daha ucuz olduğu için rekabet şansımız artıyor. Avrupa’da ağır sektör olarak kabul edilen yat imalatında kimse çalışmak istemediği için bu sektör, Avrupa’dan Türkiye gibi ülkelere kayıyor. Bizim bu alanda başarılı olmamızın bir diğer nedeni de Avrupa’ya yakın olan coğrafi konumumuz. Teknelerini kendi oyuncakları gibi gören müşteriler, genellikle bu “oyuncağın” yapım sürecini takip etmek, üretimine tanıklık etmek istiyorlar. Süreci yakından izlemek için 16 saatlik uçuşla Çin’e gidip gelmek fiziksel şartları zorlayan bir iş. Oysa Türkiye, 2-3 saat mesafede… Avrupa’dan müşterimiz geliyor, teknenin yapım aşamasını takip ediyor, bizimle birlikte çalışıyor ve çok fazla vakit kaybetmeden geri gidebiliyor. Bu sektörün Türkiye’de gelişme kaydetmesindeki bir diğer neden de imalat kalitesi. Biz bu işi en iyi kalitede yapıyoruz ve işlerimizin kalitesi günden güne, başta Avrupa olmak üzere, dünyaya yayılıyor. Bu gelişmelerin giderek ivme kazanacağını öngörüyorum.

Sizce Türk tekne tasarımcıları kendilerini yurtdışında nasıl konumlandırıyorlar? Scaro Design’a en çok hangi ülkelerden talep geliyor?
Türkiye’de tekne tasarımı terimi henüz yeni oluştu ve az önce bahsettiğim gibi yavaş yavaş yurt dışında tanınırlığımız artıyor. Biz yaklaşık 12 yıldır yurtdışında Türkiye’yi temsil ediyoruz ve Avrupa listesinde kendimizi ilk 20’nin içinde görüyorum. Yurtdışında kendinizi iyi konumlandırmak için çok zamana ihtiyaç duyuyorsunuz. Bizim müşterilerimizin yüzde 70’i yurtdışından İtalya, İspanya gibi ülkelerden geliyorlar. Tabii bunlar genelde tersaneler. Fuar ya da başka bir tanıtım şekliyle gelen bireysel müşterilerin üretimlerini Türkiye’ye çekmeye çalışıyoruz. Bu hem bizim hem de müşterilerimiz için daha avantajlı oluyor ve kaliteli iş çıkardığımız oranda da yurtdışında Türk tekne tasarımının yeri sağlamlaşmış oluyor.

Bizde tekne tasarımı kültürü oluştu mu?
Türkiye’de henüz tekne tasarım kültüründen bahsetmek pek mümkün değil. Yelken kültürü iyi özümsenmiş durumda ama motor yatın henüz Türkiye’de tarihi de yok, tasarım kültürü de… Çok kısa bir süre önce tek motor ve iki odanın bir tekne için yeterli olduğu düşünülüyordu ama bu bakış açısı günümüzde yavaş yavaş değişiyor.

Müşterilerin beklentilerini kendi tasarım dilinizle nasıl harmanlıyorsunuz? Ne gibi talep veya isteklerle karşılaşıyorsunuz?
Bazı Türk müşterilerimiz teknelerinin tasarımının evleri gibi olmasını bekliyorlar ya da başka teknelerde gördükleri bir özelliğin kendi teknelerinde de olması için diretiyorlar. Bizim için her proje farklı ve orijinal olmalıdır. Her yatın özgün bir karakteri olması için çalışıyoruz. Bir tasarım ofisini farklılaştıran da budur. İnsanlar tasarımla farklılaşmak istiyorlar. Müşterinin istekleri tasarımı şekillendirirken yeni ortaya çıkan proje içerisinde bu istekleri karşılamaya çalışıyoruz. İyi tasarımcı, bileği ya da hayal gücü iyi olan değil, “iyi satabilen”, müşteriyi doğru bildiği konusunda ikna edip yönlendirebilen tasarımcıdır. Proje sürecinde, bir süre sonra öyle bir yere geliyorsunuz ki, müşteri size tamamen güven duymaya başlıyor.


Bir tekne tasarımının ana hatlarını hangi kriterler belirliyor?
Bir teknenin ana hatlarını bu tekneye ayrılan bütçeden, kat edeceği mesafe, boyutu, kullanım amacı ve müşterinin beklentileri gibi etkenler belirliyor.

Bir tekne tasarımında dikkat gerektiren, olmazsa olmaz detaylar nelerdir?
Her şeyden önce teknelerin hareket eden alanlar olduğunu düşünerek detayları şekillendirmek gerekiyor. Nasıl bir otomobil tasarımının örneğin yumuşak hatlı olmak gibi kendine has özellikleri varsa teknelerin de gün geçtikçe, yaşanmışlıklar arttıkça ortaya çıkan bazı özellikleri var. Yatak kenarlarının köşeli olmaması, yerlerin kaymama özelliği, koridor geçişlerinin yumuşak bir malzeme ile kaplanması ve bazı duvarların çarpmalara karşı önlem olarak yumuşak malzemelerle kaplanması dikkat edilmesi gereken bu detaylardan bazıları.

İYİ TASARIMCI BİLEĞİ YA DA HAYAL GÜCÜ İYİ OLAN DEĞİL “İYİ SATABİLEN”, MÜŞTERİYİ DOĞRU BİLDİĞİ KONUSUNDA İKNA EDİP YÖNLENDİREBİLEN TASARIMCIDIR. PROJE SÜRECİNDE BİR SÜRE SONRA ÖYLE BİR YERE GELİYORSUNUZ Kİ, MÜŞTERİ SİZE TAMAMEN GÜVEN DUYMAYA BAŞLIYOR.

Peri 29 serisi, Eylül 2008’de düzenlenen Cannes Boat & Yacht Show’da “Best Interior” ödülünü aldı. Bu teknenin tasarımcısı olarak tekneyi özel yapan tasarım unsurlarından bahseder misiniz?
Peri serisinin, bu tekneleri diğerlerinden farklılaştıran kendine özgü bir çizgisi var. Peri Yachts’ın Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Çambol çok açık fikirli, tasarıma önem veren ve tasarımcıya güvenen bir kişi. Kendisiyle ve ekibin bütünüyle uzun uzun brief toplantıları ve fikir paylaşımı toplantıları yaptık. Tasarımın her noktasında çok titiz çalışıldı.

Peri 29’un özelliği iç tasarımının kişilere konforlu ve sıcak bir atmosfer sunması. Bu duygunun vurgulanması için renkler ve eşyalar tümde bir uyumu yansıtmak için özel olarak seçildi. Gölge vuran yerlerde açık tonlar seçilirken, ışık gelen yerlere daha farklı renkler seçildi.

Bu alanları en verimli ve işlevsel şekilde kullanabilmek için tasarımda dikkat ettiğiniz özellikler var mı?
Kapının boyu, eni, yüksekliğini her tekneye göre yeniden düşünmeniz gerekiyor. Standardı yok bu işin. Normal mimaride bunların standartları vardır. Minimal kurallar geçerlidir genelde. Büyük tekne yaptığımız için alanlar sanıldığı kadar küçük değil, dolaplar genelde normal bir dolaptan pek küçük değil.

Tekne tasarımında en çok hangi malzemeler tercih ediliyor?
Denizlere özel paslanmaz ve su geçirmez malzemeleri tercih ediyoruz.

Bir açıklamanızda tekne tasarımında “lüksü minimal bir şekilde yansıtmaktan” bahsediyorsunuz. Biraz açar mısınız bu yorumu?
Lüks derken, abartıyı ve gösterişi kastetmiyorum. En yalın çizgiyle, en çok şeyi anlatabiliyorsanız, iyi tasarımcısınız demektir.

Yat tasarımlarını şekillendiren bütçenin yanında boyut, sürat isteği ve müşterilerin beklentileri. Selçuk Koçak söyleşimizde, “Yat satın alabileceğiniz en büyük oyuncak ve lüksün son noktası” derken aslında müşteri beklentilerinin sınırsızlığını da özetliyor bu sözlerle. Güneşlenmek, jet ski yapmak veya partiler vermek amacıyla tasarlanan teknelerin bu ihtiyaçlara cevap verebilecek detaylara sahip olması gerekiyor. Bununla birlikte uluslar arası düzeyde kabul görmüş bazı standartlar da var elbette. İç mekanda kullanılan mobilyaların köşeli hatlara sahip olmaması, yerlerin kaymasını önleyen malzemelerin kullanılması, değişikliğe gereksinim duymayan yatak, gardırop gibi eşyaların sabitlenmesi ve tekne içindeki dar alanlarda duvarların yumuşak bir malzemeyle kaplanması gibi.

Tasarım ve projelendirme süreci ise bir hayli detaylı ve uzun. 30 metre bir teknenin tasarımı ve üretimi ortalama 1-2 yıl sürebiliyor. Müşterinin verdiği brief üzerine tasarım eskizleri ortaya çıkıyor ve bu süreci takiben teknik ve üretim ekibi tasarıma işlev katarak projeyi ortaya çıkarıyor. Örneğin 70 metrelikbir teknenin sadece tasarımı 1 senede tamamlanabiliyor.

Her geçen gün artan ilgi ile izlenen yatlar, pahalı oyuncaklar arasında ilk sırada yer alıyor. Türkiye’de her geçen gün artan ilgi, ülkemizde çok yeni olmasına rağmen, bu konuda çalışan tasarımcılarımızın aldığı ödüller genç tasarımcıları giderek bu alana çekiyor. Özellikle son yıllarda dünyada adından söz ettiren Türk üretimi yatlar, Avrupa’ya yakın konumu itibari ile Türkiye’yi çekim merkezi haline getiriyor. Bu talep ister istemez yat tasarımına olan ilginin artmasına ve bu konuda özgün işlerin üretilmesine ön ayak olacak, belki de üniversitelerin iç mimarlık, mimarlık, endüstriyel tasarım bölümleri yanı sıra tekne tasarımı bölümü, en azından yüksek lisans bölümleri açılmasına ön ayak olacaktır.

Yat tasarımı alanında özgün işler üreten tasarımcılardan aldığımız cevaplar, yat tasarımının Türkiye’deki gelişimini ve konumunu belirleyici nitelikte olmasa da bu alanda önemli bir yoğunlaşma olduğunu gösteriyor. Bu yoğunlaşma da üretimde ve yatırımda yaşanan canlılığın başarı olarak geri dönüşü ve motivasyonunun bir sonucu.