31 Mart 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Hafele'den Haberler, Ürün tanıtımı

Häfele mobilya tekerlekleri
Mobilya, kapı aksesuar ve donanımları alanında 1923 yılından bu yana faaliyet gösteren Häfele, yüksek kaliteli mobilya tekerlekleriyle mobilyalara işlevsel detaylar sunuyor. Modern tasarımlarıyla mobilyalara şıklık katan bu tekerlekler farklı renk ve modelleriyle sınırsız yaratıcılık da sunuyor.
Mobilya üreticilerinin güncel ihtiyaçlarını yakından takip eden ve ergonomik detaylara önem veren Häfele’nin işlevsel mobilyalar için sunduğu farklı malzemelerden üretilen ve farklı hareket kabiliyetine sahip mobilya tekerlekleri sayesinde mobilyalarınızı bir noktadan diğer noktaya taşımak artık çok kolay!
Tasarımlarıyla mobilyalarda fark yaratan bu tekerleklerin frenli ve frensiz olmak üzere uygulanan alana özel birçok seçeneği mevcut. Bu tekerleklerin gömme, bilyalı, karyolalar için özel, ikiz mobilyalar için özel ve yüksek ağırlıklara dayanımlı gibi çeşitlerini Häfele ürün çeşidi içerisinde bulmak mümkün. Ayrıca hem ahşap hem de cam uygulamalar için birbirinden şık alternatifleri mevcut olan mobilya tekerleklerinin mobilyalar üzerindeki işlevsel etkileri tartışılmaz…
85 yıllık deneyimi ve güvenirliği ile müşterilerinin ihtiyaçlarına yönelik tasarlanan ve geliştirilen ürünler sunan Häfele, İstanbul Dudullu’da bulunan merkez mağaza ve stok alanlarını içeren tesisleri ve yurt çapında konumlanan bayi ağıyla iş ortaklarına daha hızlı ve verimli hizmet sunmayı hedefliyor. Häfele, uzman kadrosu ve sektörde eşi bulunmayan 100 bin farklı üründen oluşan geniş ürün yelpazesi ile iş ortaklarının ihtiyaçlarını karşılayacak en uygun çözümleri tek elden sunuyor.
Etiketler: işlevsel, mobilya tekerlekleri | İlk yorumu siz yapın »
20 Mart 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Tasarım
Çalışma hayatı, hızlı bir tempodan ve sıkıcı toplantılardan ibaret sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Vaktinizin büyük bir bölümünü geçirdiğiniz ofisi biraz renkli ve neşeli hale getirerek çalışma hayatınızı sıkıcı olmaktan kurtarabilirsiniz. Işte size birkaç güzel ve ilginç alternatif.

GLOBO/BOYANABILIR DÜNYA MAKETİ VE BOYA SETİ
Çalışırken bunaldığınızda biraz eğlenmek sizin de hakkınız. Bunu çocukluğunuza dönerek yapmaya ne dersiniz. O zaman alın elinize bu rengarenk kalemleri ve dünyayı kendi zevkinize göre renklendirin.
Tasarımcı: habitat tasarım ekibi
KAKTÜS KALEM
Siz de masamdaki tüm kalemler bir şekilde yok oluyor diye sızlanıyorsanız artık buna çözüm var. Kaktüs şeklinde masanızda duran bu kaleme kimse elini süremeyecek. Böylelikle sizin önünüzde her zaman bir kaleminiz olacak.
Üretici firma: fred
Conof Kağıt ve CD Kıyıcı
2008 Red dot tasarım ödüllü conof kağıt kıyıcı, kullanılmayan cd’lerin de kesilerek daha az yer kaplamalarına olanak sağlıyor. Renk ve estetikle göz dolduran kıyıcılar, işlevsellikleri ile de ofislerin vazgeçilmezleri.

DAMLAYAN ATAÇLAR
Damlayan ataçlar siz onlara ihtiyaç duyana kadar muslukta sallanır şekilde hazır duruyor. Ofisler için şık ve eğlenceli bir üretici firma: fred
Plastik cd’lik
Hafif plastik materyalden üretilmiş renkli cd’likler ofisinize eğlenceli ve sıcak bir hava katacak. Çeşitli renklerde üretilmiş olan bu cd’lik duvara asıldığı için yer de kaplamıyor.
Tasarımcı: habitat tasarım ekibi
Tommy lamba
Sevimli ve renkli bir aydınlatmanın altında çalıştığınızda sizin de yaratıcılığınız ve çalışma isteğiniz artacak.
Tasarımcı: habitat tasarım ekibi
Mini Cube USB HDD
“Mini cube, usb hdd” alüminyum üst yüzeyi ile, usb’ye koruma sağlıyor. 180 Derece dönebilen usb, pc’lerde ve diz üstü bilgisayarlarda rahatça kullanılabilir. Alüminyum yüzeydeki daireler, usb’yi çıkartıp takmada kaymayı engellerken, renkli daire, kullanıcının beğenisini gösterir. Farklı renklere sahip olan disk, 12 gb hafızaya sahip.
Üretici firma: a-data
Özel günler gözünüzün önünde…
“Happy b” ile doğum günlerini, evlilik ve diğer özel günlerin yanı sıra önemli iş toplantılarını unutmanın. 365 Halkadan oluşan “happy b” planlı takvim sayesinde, ofislerinizde şıklık yaratırken yıllık planlarınızı da unutmamış oluyorsunuz.
Tasarımcı: alexander schenell-waltenberg
BUDUN ÇERÇEVELI SAAT
“Sevdiklerinize zaman ayırın.” Cümlesini her an hatırlamanız için budun’un resim çerçevelerinden yapılmış esprili duvar saatine ofisinizde yer verin. Yoğun çalışma temposunda onları özlediğinizi hissettiğinizde de saate bakmanız yeterli olacak.
Üretici firma: bun design
TULIP AJANDA
Koşuşturmayla dolu iş hayatında aklınızı bir de gereksiz bilgilerle yormayın. Özel tasarımıyla ofisinize de şıklık katacak bu ajandalardan biri mutlaka sizin zevkinize hitap edecektir.
Tasarımcı: murat başoğlu
NUXX KALEMLIK…
Eğer siz de ofisinizde her şeyin düzenli ve elin altında olmasını sevenlerdenseniz bu kalemlik sizin için tasarlanmış. Kırmızı rengi de kendinizi yorgun hissettiğinizde canlandırıcı bir etki yapacak.
Tasarımcı : hatice armağan
Üretici firma: mas
2009 Muhul Goyal Ofis Serisi
Hindistan’lı ünlü tasarımcı muhul goyal, günlük yaşamdan etkilenerek yarattığı tasarımlarında geleneksel olanı çağdaş çizgilerle harmanlamakta. Goyal’ın tasarımlarında bir hikaye anlattığı ilk bakışta göze çarpıyor.
Tasarımcı: muhul goyal
ICONOCLASPS
Ataç ve ayraçların yeni modası!
Artık ataç ve ayraçlar eskisi gibi sıkıcı olmayacak. Iconoclasplar modern ve esprili özelliği ile yazılarınızı birer şahesere dönüştürüyor. Iconoclaspsı ayrıca ayraç ve yer imi olarak da kullanabilir, bir daha asla kaldığınız sayfayı unutmazsınız. Iconoclaspsın turuncu ve mavi renkteki insan tiplemeleri, mavi ve kırmızı renkteki el işaretleri, gri ve yeşil renkteki duygu çeşitleri ile toplam 6 farklı türü var.
Tasarımcı: luke boggia, üretici firma: fred
Moss Pencil
Bu süslü yosun kurşunkalemi, geleneksel olmayan bir tarzın duygusal etkisini gösterir. Ilgi çekici dokusuyla yazma keyfini güçlendiren ve yumuşak bir biçimde yazan “moss pencil” yosun örtüsü ile kullanıcının parmaklarında ergonomik bir hal alıyor.
Tasarımcı: sirampuch samumpai
Etiketler: eğlenceli tasarımlar, ofis, Tasarım | 1 Yorum yapılmış »
20 Mart 2009 | Yazar: Gateway | Konu: Mimari

Tehlike anında hayat kurtaran panik barlı kilit mekanizmaları
Häfele, binalardaki yangın, duman gibi paniğe yol açabilecek durumlarda, insan hayatını korumaya yönelik ürünleriyle otelden iş merkezine, hastaneden toplu konuta kadar her türlü projeye hizmet veriyor.
Ürün yelpazesinde insan hayatını korumaya yönelik özel amaçlı kapı donanımları ve aksesuarları, kapı kapatıcıları, panik barlar, manyetik tutucular, yangın duman detektörleri ve duman tahliye sistemleri gibi birçok çözüm sunan Häfele, mimari projelerin ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor.
Yangını önceden algılayıp, uyarı veren duman detektörleri
Häfele’nin sunduğu duman detektörleri, yanma sürecini en başından algılayarak binada bulunan insanlara uyarı verip, yangın güvenliği için önemli olan diğer ekipmanların çalışmasını sağlıyor.
Kapının yanmasını engelleyen koruma levhaları
Häfele’nin geliştirdiği koruma levhaları, kapılar üzerinde kullanılan menteşe, gizli kapı kapatıcı ve gömme kilit gibi metalden üretilen kapı donanımlarının yangın sırasında fazla ısınarak kapının yanmasına neden olmasını engelliyor.
Zehirli havayı tahliye eden RWA sistemi
Yangın süreci boyunca yanan materyallerin çıkarttığı yoğun ve zehirli duman, sahip olduğu ısı nedeniyle, ortamda sürekli yükselerek yukarıdan aşağıya doğru yoğunlaşır. Häfele’nin sunduğu RWA tahliye sistemleri sayesinde bu duman dışarı atılır.

Zehirli dumanın içeri sızmasını engelleyen yangın ve duman fitilleri
Yangın anında kapı kanadı ve kasası arasındaki boşluğu içlerinde bulunan ısıya karşı duyarlı bir kimyasal madde sayesinde şişerek dolduran yangın/duman fitilleri sonsuz güvenlik sağlıyor. Kapının detayına göre kanat veya kasaya takılan bu fitillerin ayrıca üzerinde bulunan tüyler sayesinde zehirli dumanın diğer odalara geçişini engelleyen modelleri de mevcut.
Yangına karşı kapı altı giyotinleri
Häfele’nin sunduğu kapı altı giyotinleri, kapı kapandığında otomatik olarak kapı ile zemin arasındaki boşluğun kapatılmasını sağlayarak hava geçişini ve yangın durumunda hayati tehlike yaratan dumanın içeri girmesini engelliyor. Kapı kanadının altına açılan bir derze monte edilen kapı altı giyotinleri, bu sayede zemindeki eğikliği bile kapatarak güvenli kullanım sunuyor. Bu ürün aynı zamanda ısı, ses ve haşerata karşı bir izolasyon da sağlayarak ekonomik ve bir o kadar da konforlu bir çözüm olmasıyla dikkat çekiyor.
Yangın anında yangının büyümesini engelleyen kapı kapatıcıları
Yangın anında, Kapıların geçiş yapıldıktan sonra kapalı halde kalması yangın anında içeriye oksijen girişini engeller ve yangının kontrol altına alınmasını kolaylaştırır. Yangın bölgesine hava, dolayısıyla oksijen girişini engelleyen kapı kapatıcıların Hãfele’nin ürün çeşidi içerisinde projeye uygun birçok farklı tipini bulmak mümkün.
Tehlike anında hayat kurtaran panik barlı kilit mekanizmaları
Alışveriş merkezi, otel, hastane ve konut projeleri gibi kalabalık mekanlarda oluşan acil durumlarda bina içerisindeki kişilerin en hızlı ve emniyetli şekilde kaçış yolları üzerinden tahliye edilmesi için, Häfele’nin sunduğu panik çıkış donanımları, kaçış istikametine doğru açılıyor ve yaralanma, kalabalıkta ezilme gibi tehlikeler ortadan kalkıyor.
Etiketler: duman fitili, Güvenlik, giyotin, kaoı, kilit, yangın | İlk yorumu siz yapın »
19 Mart 2009 | Yazar: Eda Başar Uytun | Konu: Söyleşi

Bir söyleşinizde “her çağın kendi mimarisi olması gerekir” diyorsunuz. Bu çağın mimarisini gökdelenlerle bütünleştirebilir miyiz?
Modern mimarinin katıcılığı ve tekdüze yapısı yüzünden çağımız mimarisinde yeni bir üslup olan post modern mimari ortaya çıktı ve buna bağlı olarak da mimaride çok değerlilik başladı. Sonuçta herkes kendi mimarisini savunmak için bir ideoloji, bir söylem geliştirdi ve artık tek bir söylem yok. Bu çağın mimarisi kendini daha çok bu değişimle ve yeni teknolojilerle gösteriyor. Aslında bu çok sesliliğin mimariyi biraz çığırından çıkardığını da düşünmüyor değilim. Post modern mimari düşüncesi genel bir tepki olarak ortaya çıkmıştı ancak şimdiki durum da sıkıntı verici. Birçok mimar daha farklı ve şaşırtıcı olanı üretmeye çalışırken tüketim ekonomisine hizmet eden bir anlayış ortaya çıktı. Mimari çabuk tüketilen bir hale gelmeye başladı ki bundan kurtulduğumuzda yeniden sakin bir mimamimariye geçiş dönemi yaşayacağız diye düşünüyorum. Tüm bunların ışığında bu çağın mimarisi sadece gökdelenlerden ibarettir demek doğru olmaz. Gökdelenler tabii ki teknolojinin de getirdiği olanaklarla bu çağın mimarisinin bir karakteristiğini yansıtır ancak esasen kentleşmenin ve kent nüfusunun yoğunlaşmasının getirdiği olanaksızlıkların şekillendirdiği yapılardır.
Gökdelenler günümüz mimarisinde adeta bir gereksinimdir. 11 Eylül saldırılarından sonra gökdelenlerin güvenliği çok tartışılır oldu. Gökdelen projelerini hayata geçirirken güvenlik anlamında diğer yapılardan farklı olarak uyguladığınız teknikler nelerdir?
Yapılardaki güvenlik kriterleri mimarların dışında inşaat, elektrik ve makine mühendisleri tarafından tespit ediliyor. Örneğin 11 Eylül saldırısını da göz önünde bulundurarak Amerika’nın ünlü yangın yönetmeliğini ele alırsak, binanın hızla boşaltılabilmesi, yangının bir birimden diğerine sirayet etmemesi konusunda katı önlemler içerdiğini görüyoruz.
Yangına dayanımlı camlar, insanların yangın durumunda dışarı çıkabilmesi için birçok alternatif yol oluşturulması gibi daha sayamadığım çok önlem var. Bu önlemler mimarlara da araştırmacılar tarafından kurallar olarak veriliyor ve bunun dışında bizler ancak sezgisel olarak hareket ediyoruz. Yani diyelim bir gökdelen yaparken, tüm işlerimizde olduğu gibi, dayanıklı bir yapı oluşturmaya, kabil olduğu kadar denenmemiş yapı malzemesinden kaçınmaya çalışıyoruz.
Çağımızda çok büyük yapıları hızlıca ortaya çıkarma zorunluluğu güvenlik önlemlerinin de önemini artırıyor. Türkiye’de bu önlemler henüz gerektiği gibi ele alınmıyor ve yeterli yaptırımları yok ancak sevindirici gelişmeler de oluyor. Mesela son üç aydır Amerika’daki yangın yönetmeliğinin standartları göz önüne alınarak yeni bir yangın yönetmeliği çıktı. Bu önemli bir adım…

Tasarlayıp, tamamladığınız projeler içerisinde birçok büyük ölçekli, insan kalabalığının yoğun olduğu yapıya rastlıyoruz. Bu projelerin tasarım sürecinde, acil bir durum karşısında yapı içerisindeki kişilerin tahliyesi ve dışarıdan güvenlik kuvvetlerinin yapıya müdahalesini kolaylaştıran önlemler alıyor musunuz?
Bizim şu anda yapmakta olduğumuz Sabiha Gökçen Havaalanı projesinde, yılda ortalama 20 milyon yolcunun bulunacağı ve bir saat içerisindeki yolcu kapasitesinin ise 5 bin yolcu olacağı tahmin ediliyor. Demek ki, binanın içerisinde her saat 5 bin yolcu ve bunlara hizmet eden 2500 personel bulunacak. Rakamı düşündüğünüzde bu havalimanı kompleksinin küçük bir kasabadan farkı olmadığını görüyorsunuz. Böyle bir yapının yangına, depreme dayanımı, güvenliği ve acil bir durumda tahliyesi çok önemli. Havaalanlarının ayrıca, örneğin deprem anında, kente yardım ulaştırılabilmesi açısından da büyük bir stratejik ve hayati önemi var. Uluslararası kurallara baktığımızda depremden en geç iki saat sonra, bir havaalanı bütün fonksiyonlarıyla çalışabilir halde olmalı.

Sabiha Göçken projesinde birlikte çalıştığımız bir yangın danışmanımız var. Bu kişinin de yön göstermesiyle örneğin projede yangın merdivenlerinin genişlikleri iki metre. Böylece bir yangın durumunda bina kolaylıkla tahliye edilebilecek.
Gökdelenlerin yapılandırılacağı çevrenin fiziksel koşulları nasıl olmalıdır?
Gökdelenlerin yapılandırılacağı çevrenin fiziksel koşullarında zemin, hava koşulları ve gölgelendirme çok önemli. Gökdelenlerin etrafındaki yapılarla ilişkileri hakkında, birbirlerine olan uzaklık ve yükseklik ile ilgili belli kurallar var. Türkiye’de ise böyle bir uygulama yok. Bizde arsa büyüklüğüne göre yapı katsayısı veriliyor ki bu uygulamada yapıyı istediğiniz kadar yükseltebiliyorsunuz. Burada bence dikkate alınması gereken unsurlar zemin güvenliği ve temel sisteminin güvenliğe uygun olacak şekilde tayin edilmesi. Yapının komşu binalara vereceği etkiler de önemli. Gökdelenden önce güneş alan çevre binaların üzerine gökdelenin gölgesi düşmemeli. Binalar üzerinde gölge ve rüzgâr etkilerinin doğru tespit edilmesi lazım. Yüksek yapıların çevrelerine yapacağı rüzgâr tesirleri rüzgâr tünelinde etüt edilmeli.
Gökdelenlerin İstanbul’un bazı bölgelerinde hava koşullarını etkilediği söyleniyor? Konuyla ilgili siz ne düşünüyorsunuz?
İstanbul’daki büyük yapıların özellikle Büyükdere Caddesi’nin iklimini değiştirdiği söyleniyor ancak ben katılmıyorum. Şimdilik yüksek yapıların oranı Büyükdere Caddesi’nin tümü düşünülürse fazla bir alan kaplamıyor dolayısıyla bence henüz böyle bir etkiden bahsedilemez. Bu bölgedeki gökdelenler çok büyük aralıklarla mevcutlar. Yalnızca Metrocity’nin kuzeye bakan cephesinde çok yoğun bir rüzgar olduğunu biliyorum, şimdi tentelerle cam bölmelerle kapatılıp tedbir alınmaya çalışılıyor. Türkiye’nin en yüksek gökdeleni olarak gösterilen

İş Kule’de yangın güvenlik önlemi olarak yangına dayanıklı kablolar kullanıldığını biliyoruz. Bunun dışında alınan güvenlik önlemlerinden bahsedebilir misiniz?
İş Kuleleri’nin avam projeleri, tasarımları, uygulama ve ruhsat projeleri bize ait ama uygulama projelerini bir Amerikan firması yaptı. Dolayısıyla orada kullanılan malzemeyi ve nasıl kullanıldığını biz yakinen bilmiyoruz. Umuyorum ki orada da Amerikan yangın yönetmeliğinin tedbirleri alınmıştır. Meslek hayatınız boyunca 60’ı aşkın ödül kazandığınızı biliyoruz.
Çalışma hayatınızda dönüm noktası olarak adlandırabileceğiniz ödülleriniz var mı?
Büroyu 1953 yılında ilk kurduğumuzda çok küçük işlerden başlayarak ayakta kalmaya çalıştık. O yıllarda Bayındırlık Bakanlığı ve Belediyeler tarafından yoğun şekilde proje yarışmaları açılıyordu. Biz de bu proje yarışmalarına katıldık ve oldukça şanslı olduk. İlk 10 yıl içinde 60 kadar yarışmada ödül kazandık. Bu ödüllerin 20’den fazlası da birincilikti. O zaman kazandığımız bu ödüllerin hepsi bizim için çok kıymetli ancak unutamadıklarımdan birini sorarsanız Manifaturacılar Çarşısı derim. O yarışma çok önemliydi. O dönem Türkiye’deki en büyük uygulamaydı, bu bakımdan hayatımızda bir dönüm noktası olmuştur. Ankara’daki Halk Bankası binaları da bir dönüm noktasıdır. İş Bankası da öyle… Bize meslek hayatımızda çoğunlukla büyük, karmaşık yapılar yapmak kısmet oldu. Şimdi bitirilmiş 110 kadar büyük yapımız var ve bunların hepsi meslek hayatımızda hep bir adım ileriye gitmemize olanak veren işler oldu. Tabii bunların içerisinde Mimarlar Odası’nın büyük ödülünün bize verilmesi, mesleki başarımızdan ötürü fahri doktora alan bir mimar olmam da benim için dönüm noktası sayılabilir.
Mimari bir tasarım yaparken, yapıtlarınızın bulunduğu şehrin mimari dokusuna uyumlu olması gerektiğini düşünüyor musunuz? Bu konuda tasarımlarınızı yönlendiren temel unsurlar nelerdir?
Keşke herkes daha güvenli, doğayla ve şehirlerin mimari dokusuyla daha uyumlu olan 3 – 4 katlı yapılarda yaşama imkanı bulabilse ancak özellikle bizim gibi ülkelerde kamunun arsa üretememesinden dolayı özellikle merkezi yerlerdeki arsalar kıymetleniyor ve o bölgede daha yoğun bir yapılanma oluyor. Tabii bu ekonomik gelişme mimarideki gelişmeleri ve tercihleri de şekillendiriyor
Türkiye’de birçok gökdelen projesine imza atarak, mimari anlamda devrimci bir tavır yansıttığınızı söyleyebilir miyiz?
İş Bankası, Metro City ve Halk Bankası gibi yapıları tasarlarken gerek yapı teknolojisi gerekse malzeme kullanımı açısından bir yabancı mimardan kopya çekmemeye çok özen gösterdik çünkü mimari tavrınızı devrimci kılacak niteliklerden biri özgün olmaktır.
Yapılarımızın düşünce olarak da bir Amerikan ya da Alman yapısının benzeri olmaması, tam anlamıyla bir Türk yapısı olması bizim için her zaman önemliydi. Bu konuda ne kadar başarılı olduk, ne kadar olamadık onu bilmiyorum ama hareket noktamız buydu. Benim kastettiğim tarihselcilik değil yalnız, lütfen yanlış anlaşılmasın. Hep söylediğim gibi her çağın kendi mimarisi olmalı. Ama taklit işin içine karıştırılmamalı.
Türkiye’de mimari alanda özel bir yere sahipsiniz. Deneyimlerinizden yola çıkarak genç mimar adaylarının nerelerden beslenmesini tavsiye edersiniz?
Ben tavsiye vermeyi pek sevmiyorum. Bir insanın gerçekten bir bilgiye ihtiyacı varsa ve gelip bunu bende ararsa ona tavsiyelerde bulunur, yol göstermeye çalışırım ama bunun dışındaki bir müdahalenin verimli olmadığını düşünüyorum. Katıldığımız kongre ve davetlerde bazen gençler, o an ellerinde ne iş varsa onunla yaklaşıp bana işleriyle ilgili bir şeyler soruyor, tavsiye istiyorlar. İşte ben o zaman cevaplıyorum. Öğrenmenin verilen tavsiyelerden ziyade gezerek, özellikle yurtdışındaki işleri inceleyerek, kongre ve toplantılara katılarak, sosyalleşerek, pratik yaparak ve okuyarak olacağına inanıyorum.
Ben de bu şekilde birçok şey öğrenme fırsatı buldum. Mimarlar kendi kabuklarında kalmamalı, sosyalleşmeli, temaslarda bulunmalılar. Sanatı da kendi eğitimleri ve beğenileri doğrultusunda hayatlarına katmalılar. Bir sanat eserindeki mükemmelliği okuyabildiklerinde, kendilerini bununla beslediklerinde bu mükemmelliği mimaride de yakalamaya gayret edeceklerdir. İşlerine çok daha farklı bir gözle bakacaklardır.
Son olarak bu bölümde söyleşi yaptığımız kişilerden son zamanlarda okudukları veya hayat boyu çok etkilendikleri bir kitap tavsiyesinde bulunmalarını rica ediyoruz. Sizin tavsiyeniz ne olur?
İnsana hayattaki davranış biçimi hakkında çok bilgi verdiğini düşündüğüm otobiyografik kitapları okumaya özen gösteriyorum. İdil Biret’in kitabı da bunlardan biri. Hemen hemen her gün birkaç sayfası okunacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Fazıl Say’ın “Uçak Notları” adlı kitabı ise yazarın bu kadar genç olmasına rağmen böyle bir bilgi birikimine ve olgunluğa sahip olmasından dolayı beni çok etkiledi. Onun dışında her tür kitabı okumaya gayret ederim. Mimari yayınları da doğal olarak takip ediyorum.
Etiketler: İş kuleleri, Doğan Tekeli, Halk Bankası, Metro City, Mimar, Sabiha Gökçen | İlk yorumu siz yapın »