Bir masa, iki koltuk, bir sehpa ve bir de telefon. Geçmişte bir yere ofis demek için bunların olması yeterliydi. Bu yüzden de birçok ofis birbirine benzerdi. Değişiklik, olsa olsa mobilya renklerinde olurdu. Sanayi devrimi ile birlikte artan iş hacmi ofislerin değişmesini zorunlu kılsa da, ofislerin yapısında ciddi bir değişikliğe yol açmadı. Ofislerin asıl değişimi, hızla artan rekabet ortamında, artan markalaşma çabaları ile başladı.

Markaların iletişim çalışmaları, dekorasyondan hizmet kalitesine kadar kurumsal standartları birlikte getirdi. Firmalar sundukları ürün ve hizmetler doğrultusunda markaları ile özdeşleşen ofis tasarımlarına yönelmeye başladılar. Ofisler şirketlerin kartviziti haline geldi. Dekorasyonda kullanılan bir simge tüm basılı işlere, çalışanların giyimine ve kullanılan bardaklara kadar iş alanlarının her noktasına taşındı.

Üstelik bu yeni ofis biçimleri sadece müşterileri hesap ederek değil aynı zamanda firmalarda çalışankişilerde marka bilinirliği ve markaya olan güveni, sadakati artırmak için de kullanıldı.